7. bölüm / 25
Vebal-i AhmerTilki ve Kuzu
Bölümler 25Şu an: Tilki ve Kuzu
- 1 İhanetin ilk tohumu712 kelime
- 2 Sebepsiz bayılmalar1.017 kelime
- 3 Beklenmedik yolculuk2.488 kelime
- 4 Kanatlı Hançer1.164 kelime
- 5 Kalbin iyi mi?1.801 kelime
- 6 Alaric Vane Hediyyesi2.309 kelime
- 7 Tilki ve Kuzu1.707 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Kalbe serpilen şüphe2.599 kelime
- 9 Mortem Mührü2.027 kelime
- 10 Planlar ve kuklalar3.672 kelime
- 11 İhanetin katlettiği masumluk2.054 kelime
- 12 Safkan616 kelime
- 13 İhanetin vadettiği öfke2.337 kelime
- 14 Bir şarap gecesi2.326 kelime
- 15 Filizlenen tohum I1.007 kelime
- 16 Çığlık Mahzeni3.845 kelime
- 17 Ölümün kıyısı4.650 kelime
- 18 Son safkan3.290 kelime
- 19 Filizlenen tohum (2)1.560 kelime
- 20 Mortem Kıskançlığı2.743 kelime
- 21 Sebep bulan bayılmalar2.346 kelime
- 22 Kuzey Işıkları2.244 kelime
- 23 Tempus est eskitandi2.206 kelime
- 24 Nilüfer çiçeği2.906 kelime
- 25 Ölüm Kartı2.545 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Medya: Valerius Mortem
Balo günü saat 17:30
"Açi hazır mısın?"
Saçlarımın uçlarına maşa ile dalga verirken aynı Meva gibi bağırarak cevap verdim "Hayır"
Merdivenlerde adım sesi duyunca buraya geleceğini anladım. Sol tarafım bitmişti şimdi saçımın sağ tarafından bir tutam aldım ve maşaya sarmaya başladım bu sırada kapı açıldı.
"Sargon ge-" beni görünce sırıttı "Benimle bir gece bebeğim" dediğinde kahkaha attım
Saçımın diğer tutamını maşaya sararken ona baktım. Gece mavisi elbisesi o kadar mükemmel durmuştu ki üzerinde hayran olmamak elde değildi.
Meva onu süzdüğümü farkedip kendi etrafında döndü "Nasılım?"
"Kaltak gibi olmuşsun" dedim sırıtarak. Bizim dilimizde bu harika olmuşsun anlamına gelirdi.
"Bunun için çok çabaladım" daha sonra aklına gelen şeyle elini alnına çırptı "Sargon geldi, benlik bir şey var mı?"
Diğer tutama geçtim "Hayır, hayır" dedim telaşla "Bekletme Sargon'u git sen birazdan ben de çıkarım"
Öpücük gönderdi ve hemen kapıyı kapattı, son tutamıda maşaladıktan sonra işim bitmişti. Sadece saçlarımın uçlarını yaptığım için çok zamanımı almamıştı. Makyajım nerdeyse hazırdı, çilekli nemlendiricimi sürdüm daha sonra kahverengi tonlarında olan rujumu sürdüm. İşte şimdi hazırdım.
Aynada kendime baktığımda elbiseyi inceledim. Elbise, tül ve dantelin kusursuz birleşimiydi, göğüs kısmındaki o karmaşık dantel işlemeleri, sanki tenime dövme gibi işlenmişti. Omzu düşük bir modele sahipti. Üst kısmı vücuduma tam otururken bel kısmım genişlemeye başlamıştı. Kabul ediyorum gerçekten bu elbise harikaydı.
Siyah tüylü maskemi aldım daha sonra küçük siyah çantamın içine nemlendiricimi ve rujumu atdım. Arabamın anahtarını da alıp evden çıktım. Elbiseyle arabaya sıkışmak biraz zordu, küfürler yağdırırken bir an duraksadım. Üzerimde ki asil elbiseye baktım, daha sonra az önce küfürler yağdıran yabani kendime baktım. Arada dağ kadar fark vardı.
Daha çok oyalanmadan yola koyuldum, çıtırından bir şarkı açtım ve eşlik etmeye başladım. Meva'nın gönderdiği konum sayesinde yolumu rahat buluyordum. Uzun süredir şarkı dinlemiyordum ve ben şarkıları çok severdim. Sahi neden hiç dinlemiyordum ki? Şarkı zevkim bile buraya gelince ölmüştü.
"Ölü kasaba" diye mırıldandım. Aklım dün balkonda gördüğüm o silüete gitti, beyaz ve ya gri saçları vardı uzakta olduğu için tam inceleyememiştim ama merak içimi kemiriyordu.
"Kimsin sen" diye mırıldandım kendi kendime. Kimdi? Onu tanımıyordum ama fazlasıyla tanıyormuş gibi hissediyordum. Onu gördüğüm zaman korkmak yerine heyecanlanmıştım, bu yanlıştı... Korkmalıydım. Bir kaç dakika daha süren yolculuğun sonunda gelmem gereken köşke varmıştım.
Söylenildiği kadar eski bir yapıta benzemiyordu tabii demek istedikleri yıllardır köşkün var olması ve modern çağa kadar ayakta kalması ise bu konuda haklılardı. Üç kattan ibaretdi bahçesinde büyük fıskiye yerleşiyordu. Krem renginden ibaretdi köşk ama üçüncü katından itibaren çatıda dahil olarak renk koyu maviye çevrilmişti.
Merdivenleri çıkıp köşkün kapısını açtığım zaman içerisinin tamam başka bir alem olduğunu gördüm. Altın ve sarı renklerle dekore edilmişti içeri. Tavana harika işçilikle eski dönem görselleri resmedilmişti. Garsonlar ellerinde şampanyalar dolu tepsilerle dolanıyordu.
"Maske" dedim telaşla, elimde tutduğum maskeni hemen yüzüme yerleştirdim görüş açımı bozmadığına emin olduktan sonra arkadan bağladım. Nasıl unutmuştum bunu. Daha sonra Meva'yı gördüm onlara doğru ilerlerken heycanımı bastırması için bir kadeh şampanya aldım.
Meva'nın yanında Sargon ve Alaric'de vardı. Beni gördükleri zaman gülümsediler aynı gülümseyle onlara karşılık vererek yaklaştım
"Merhaba" dedim muhteşem üçlüye yaklaşırken
Sargon hiçbir şey demeden elimi tuttu ve dudaklarına yaklaştırıp minik dostca bir öpücük kondurdu.
Meva'ya baktım "Aşkım sen olaysın ama enişte de adam çıktı" dedim kıkırdayarak
Meva kahkaha attığında Sargon'da gülümsüyordu. İlişkilerini çok hızlı kabul etmiştim ki bu durum onlarıda şaşırtmışdı. Doğrusu sadece Meva'yı şaşırtmışdı Sargon'un hiç umurunda değildi. Her türlü bu ilişkiye devam edecekleri zaten çok barizdi.
"Teşekkürler" Alaric'in sesini duyunca ona yöneldim, gözleri şefkat ile bana bakıyordu. Yüzünde hafif bir tebessüm vardı.
"Asıl ben teşekkür ederim, bir türlü elbise bulamıyordum. Hayatımı kurtardın" gülümsedim "İkinci kere hayatımı kurtardın" diyerek düzelttim kendimi.
Alaric erkeksi ağır bir kahkaha attı. Siyah takım giyinmişti ve ceketinin cebinde beyaz bir mendil vardı. İnsana güven veriyordu, kim bilir belki de vakti ile bir çok kişinin korkulu rüyasıydı ama şimdi bir insana güven veriyordu.
"Dün neden gergindin?" diye sordu meraklı gözlerle.
"Değildim ki" gülümsemem hala yüzümdeyken kaşlarım hafif çatılmıştı. Neyi kastetdiğini anlamıyordum.
"Emin misin? Akşama doğru gerginlik hissettim tamamen sana aitdi" ellerini pantolonunun ceplerine yerleştirdi, artık yüz ifadesi hiçbir şey ifade etmiyordu kısılan gözleri vereceğim cevabı bekliyordu.
Balkonda olan olay aklıma gelince "Haa" diye mırıldandım hatırladığımı belli ettirmek için "Gereksiz bir şeydi sadece fazla tepki verdim"
"Anladım"
"Sargon'dan bu konuda yardım almalısınız" önerime kaşlarını çatmıştı
"Niçin?"
"Bir insana bağlanmak, insani duyguları yaşatır. Sargon Meva'yı koruma altına aldığı için hiss açısından ona bağlı yani bu konuda deneyimli. Size yardımcı olacaktır"
"Ha" dedi beni taklit ederek "Güzel öneri, değerlendireceğim"
Işıklar biraz kısıldığında daha çok rahatlamıştım, herkes kendi için eğleniyordu aslında. Bir grup kenarda kahkalarla sohbet ederken bende gülümsemiştim. Şarkı değiştiği zaman partner halinde dansa kalkanları gördüm. Şarabımdan büyük bir yudum aldım, biten şişeye baktım. Hemen arkamdan geçen garsonun tepsisinden dolu bir kadeh alıb yerine boş kadehi bıraktım.
"Neden bana elbise gönderdiniz?" Alaric'in gözleri dans edenlerin üzerinde dolanırken bana bakmadı.
"Sadece yardımcı olmak istedim" dedi
"Yardıma ihtiyacım olduğunu nereden çıkardınız?" Kaşlarını çatarak bana baktı dudaklarını aralarken önce davranıp konuşmasına engel oldum "Sakın bana yalandan hissetdim demeyin"
Çatılan kaşları havaya kalktı "Peki küçük hanım" dedi gülerek "Ne söylememi istersiniz?"
Şarabımdan bir yudum aldıktan sonra acele etmeden sorusunu cevapladım "Gerçeği" dudağımın bir kenarı yukarı kıvrılmıştı
"Gerçeği bilmenizi istemiyorum, küçük hanım"
Moralim bozulmuştu gülüşüm düz bir çizgi haline geldiği sırada Meva ile Sargon'u izlemeye başladım. Sanki etrafta kimse yokmuş gibi dans ediyorlar bazen kısa bir süreliğine öpüşüyor sonra yeniden dansa devam ediyorlardı. Meva'nın kahkahası tüm salonu dolduruyordu ama şarkının aniden artan sesi kahkahaları duyulmaz hale getiriyordu.
Alaric'in telefonu çaldığında müsade isteyerek yanımdan ayrıldı, çıkış kapısına doğru ilerken geri döndü dans eden çifte bir şeyler söyledi ve üçüde çıkış kapısına ilerledi bu sırada bende ikinci kadehimi bitirdim. Gözlerim yeni bir garsonu aramaya başlamıştı bile.
Tam o anda, kalabalığın arasından sıyrılıp önümde duran o maskeli yabancıyla göz göze geldim. Kendinden emin adımlarla bana yaklaştığı sırada göğsümde ince bir sızıltı hissettim. Hiçbir şey söylemeden elini uzattı, bu bir davetdi. Önce eline daha sonra maskenin ardında saklanan o siyah gözlere baktım.
Parmaklarım avucuna değdiği an, içimden bir tel koptu. Bu temas, bir yabancının nezaketinden çok daha fazlaydı sanki. Yakıcıydı, otoriterdi ve sanki yıllardır bu anı bekliyormuş gibi kararlıydı. Beni dans pistinin tam kalbine çektiğinde bir çok göz bizi izliyor hatta fısıltılar duyuluyordu.
Belimi saran o güçlü eller, beni tanıdık dünyadan uzaklaştırıyor, eski benliğimi geride bırakıyordu. Fısıltıları ve üzerimizde olan gözleri böylece umursamadım. Beni kendine her çektiğinde, maskesinin ardındaki o maskülen, sert hatları ve keskin bakışları seçmeye çalışıyordum. Kimdi bu adam? Neden her hareketi ruhumda bir deprem yaratıyordu? Neden tanıdıklık hissi her hücremde cilt atıyordu?
Müzik hızlandıkça, dünya etrafımızda silikleşmeye başladı. Yabancı beni kendi eksenimde döndürdüğünde, kızıl saçlarım yüzüme çarptı. Hipnotize olmuştum sanki, bu dansı istiyordum ama yaptığım eylemler benim iradem altında değildi.
Beni sert bir hamleyle geriye doğru yatırdığında, salonun altın varaklı tavanı görüş alanımdan çıktı şimdi sadece siyah maskenin ardında bana delici bakışlar atan siyah gözler kaldı.
Doğrulup tekrar göğsüne yaslandığımda, kalbimin ritmini duydum. O an anladım bu gece sadece bir balo değildi, bu bir avdı ve ben, avcıyla dans eden bir kurbandım. Ama en tuhafı, bu tehlikenin içinde kendimi hiç olmadığım kadar güvende hissediyordum. Hissetmemeliydim ama hissediyordum.
Dansın o baş döndürücü son dönüşü bittiğinde tanıdık yabancı beni bırakmadı. Aksine, bir kolunu belime daha sıkı dolayarak beni göğsüne yasladı. Temas sevmezdim, temasdan nefret ederdim ama onun temasları rahatsız etmiyordu. Bu durum kafamı daha çok karıştırırken dudakları kulağımın hemen arkasına, saçlarımın kızıllığına dokunacak kadar yaklaştı. Nefesi tenimi yakarken, o soğuk sesiyle sadece birkaç kelime fısıldadı.
"Ben, senin kaçtığın ama her adımda yaklaştığın o sonum" vücuduma anlamsız bir üşüme gelirken son noktayı koymuştu "Valerius Mortem"
Duyduğum isimle birlikte kanımın çekildiğini hissettim. Kalbim göğüs kafesime çarparken, şaşkınlıkla geri çekildim, maskesinin ardındaki o gerçek yüzü görmek için hamle yaptım. Ancak ellerim boşluğa kapandı.
Sadece bir saniye sürmüştü. Gözlerimi kırptığım o kısacık anda, az önce beni sımsıkı tutan o devasa güç, kalabalığın maskeli yüzleri arasında eriyip gitmişti. Sanki hiç orada olmamış, az önce tenime değen o el benim hayal gücümün bir oyunuymuş gibi.
Etrafa bakındım, onu aradım ama yoktu. Benim için balo burada bitmişti, eve gitmek uyumak ve bu ânı unutmak istiyordum.
"Aptal" dedim kendi kendime "Unutursan hiç yaşanmamış mı olacak?" Harika şimdi de akıl sağlığımı kaybediyordum, kendimle tartışmadığım kalmıştı bunuda yaptım.
Çıkış kapısını açtığım sırada önümde Meva belirdi, endişeli ve heycanlı görünüyordu "Valerius burada hemen gitmeliyiz" bileğimi tutub çekiştirmeye başladığında elimi çekerek ondan kurtardım.
"Gerek yok" dedim düz bir sesle, bu sırada Sargon ve Alaric'te gelmişti yanımıza. "Kendisiyle az önce içerde dans ettim"
Meva'nın ağzı şaşkınlıktan açılırken Alaric içeriye girmek için adım attı. Elimi göğsüne yerleştirerek onu durdurdum "İçeride yok, gitti"
"Ne dedi sana" Sargon'a baktım "Hiç" dedim sadece
"Alçin, ne dedi sana?" Bu sefer daha baskılayarak sormuştu. Olayın ciddiyetinin farkında olmadığımı sanıyordu ama farkındaydım, az önce hipnotize olan bendim ve farkında olmamam mümkün değildi.
"Kendini tanıttı" diyerek kısa kestim, beni kurtarması için Meva'ya baktım ama yanlış bir seçim olduğunu anlayınca bu işte tek olduğumu farkettim. "Yorgunum" dedim "İnanın bana, korkulacak bir şey söylemedi" söylemişti "Biraz dinlenmem lazım, daha sonra konuşuruz" konuşmayacaktım
Arabama yaklaştım, zorlu bir arabaya yerleşme sürecimden sonra yola koyuldum. Saçları çok farklı bir renge sahipti, beyazdı ama sarıya yöneliyordu ama sarıda değildi beyazdı. Yoksa gri mi? Hayır gri değildi ama o tonada kaçıyordu. Soğuk sarı rengi peki? Ah bilmiyorum. Balkonda gördüğüm o silüte benziyordu, yoksa o silüet?
"Hayır, hayır" bu düşünceden kurtulmak için başımı salladım.
Siyah gözleri vardı, düz bir burun ve maskülen bir yüz ifadesi. Çene hattı çok belirgindi. Dans ederken bir kaç kez süzmüştüm. Dans bittiği zaman fısıldadığı kelimeleri hatırladım, kim olduğunu anlatıyordu.
Balkonda ona 'kimsin sen' diye sorduğum anı hatırladım, taşlar yerine oturmuşdu. Mantıksız olan kısımlarda vardı mesela sırf sorumu cevaplamak için baloya gelmiş olamazdı. Eve daha hızlı varmak için gaza yüklendim. Zihnimi susturamıyordum, daha iki gün önce ona karşı savaş ilanı ederken bu neydi şimdi? Neden dikkatim dağılıyordu?
Kendimi toparlamam ve bir yol çizmem gerekiyordu, vakit azdı ve savaş açtığım kişi çok tehlikeliydi. Ecelimle dans etmiştim ben, az önce hikayenin sonunda beni öldürecek olan o kişinin kollarında dans etmiştim.
Düşüncelerden düşüncelere atlarken eve varmıştım, hızlıca odama girdim, elbiseden kurtuldum. Beyaz yumuşak parçalı şort ve tişört takımımı üzerime geçirdim. Daha sonra uzun acı kahverengi hırkamı giyindim. Saat 19:25'i gösteriyordu.
Telefonuma gelen bildirime baktım, bu sırada spor ayakkabılarımı giyiniyordum.
Meva: Sargon ile beraberim, biraz gec geleceğim ama iyi değilsen hemen eve gelebilirim.
Ben: Eğlenmene bak, marketden bir şeyler almaya gidiyorum.
Meva: 💖
Evin kapısını açmamla birlikte üzerime yığılan ağırlık gözlerimi korku ve dehşetle açmama neden olmuştu.
"Valerius"
Bölüm etkileşimi
