Vebal-i Ahmer kitap kapağı

20. bölüm / 25

Vebal-i Ahmer

Mortem Kıskançlığı

Vaveyla Yazarı: Evaysn 🪷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Mortem Kıskançlığı

Gözlerim el yazısı satırlarda gezinirken okuduğum isim kalbimin sıkışmasına neden oluyordu, kitabı hızlıca kapattım. Bu benimle kalacaktı. Parmak uçlarımla kütüphaneden çıkıp sessizce odama girdim, kitabı ağzı hâlâ açık olan bavulumun derinlerine sakladım. Üzerini kıyafetlerimle kamufle ettikten sonra bavulun fermuarını çekerek kapattım.

Gitmek için can atıyordum ama her seferinde bir olay çıkarak beni bu kasabaya çiviliyordu. Bir yerden sonra artık bende ne istediğimin farkında değildim, değişken tavırlarım ruh halimi zorluyordu. Perdenin arasından içeriye sızan ay ışığı sinirlerimi bozuyordu. Normalde bu ambiyansı çok severdim, ama şimdi rahatsız oluyordum.

Sinirle perdeleri çekiştirerek arada kalan boşlukları kapattım. Oda tamamen karanlığa bürünmüştü, tıpkı Valerius'un gözleri gibiydi.

Dikkatlice yatağıma uzandım, sanki bu kadar karanlık yetmezmiş gibi battaniyemi başıma kadar çektim. Mümkünmüş gibi daha çok karanlık olmuştu. Yarın ilk iş Leydi'yi ziyaret edecektim, öğrendiklerimi onunla paylaşmak istiyordum ve Lavi Aeterna'nın kim olduğunu soracaktım.

Soy isimlerimiz aynıydı, acaba bu bir tesadüf müydü yoksa altında başka bir şey mi vardı? Peki başka bir şey olsaydı ben nasıl tepki verecektim? Esas sorumuz başka ne olabilirdi ki?

Sadece tesadüf. Evet, kesinlikle tesadüf. Daha fazla düşünmeye devam edersem güneşin doğuşunu izlemeye başlayacaktım, bir kaç dakikamı alan zihin susturma çabalarımdan sonra uyuyabilmiştim.

Sabah yine erken saatlerde uyanmıştım, güzel duşun ardından saçlarımı yukardan dağınık topuz yapmıştım. hafif makyajla hazırlanma aşamasına noktamı koymuştum. Daha sonra mutfaktan kendime yemek yaparak afiyetle yedim, ben bunları yaparken Valerius ortalarda yine yoktu.

Üst kata çıkarken Meva'ya Caspian'ı nerede bulacağımı sorduğuma dair mesaj attım cevap gelene kadar dolaptan kıyafetler seçmeye başlamıştım bile.

Üzerime vücudumu saran siyah kare yakalı body geçirdim, altıma ise siyah- beyaz ekoseli asimetrik kesim eteğimi giyindim. Telefonuma gelen bildirim seslerinin kaynağının Meva olduğunu biliyordum, soruma karşılık bir sürü soru sormuştu. Biraz daha zorladıktan sonra Caspian'ın adresini alabilmiştim.

Düşündüğüm gibi merkezden kenar bir yerde değildi, aksine merkezin tam ortasında insanların hareketli olduğu yerde yaşıyordu. diz altımda biten ince uzun topuklu çizmelerimi ayağıma geçirdikten sonra üzerime siyah suni deri ceketimi aldım. Aynaya baktığım an gülümsemeden yapamamıştım, tek kelime ile harika görünüyordum. Açık kahve rengi glosumu sürdükten sonra parmaklarıma bir kaç vintage tarzı yüzükler taktım. Her ne kadar sık sık kullanmasam da aksesuarları çok seviyordum.

Topuklularımın sesi koridoru doldururken içimde tarif edilemez güç patlaması yaşıyordum, sanki yeni hayatımın ilk günündeydim ve diğer hayatıma kıyasla daha cesur, daha gözü karaydım. En önemlisi kendime çok güveniyordum. Bu kasabaya geldiğimden beri düşündüğüm tek şey kime güveneceğimdi, hep bunu sorguladım hep bunun üzerinde kafa yordum ancak şimdi anlıyordum, herkes yaralar ve herkes arkandan bıçaklar bir tek kişi sana zarar vermez, senin iyiliğini düşünür. Kendin.

En başından kendime güvenmem gerekti, en büyük hatalarımdan biriydi bu. Bir diğer büyük hatam Valerius'a tutulmamdı. Ona aşık olmamam gerekiyordu ama oluyordum, kaçtığımı sanıyordum meğer farkında bile olmadan daha çok yaklaşmışım, nefret ettiğimi sanarken aşık oluyormuşum.

Araba yolculuğum hep bu düşüncelerle, bu aydınlanmalar ile geçti. En başından böyle bir düşüncede olsaydım nasıl olurdu diye düşündüm? Belki hiç buraya gelmeme bile gerek kalmazdı ama o zaman bunlar yaşanmazdı ve ben yine aynı düşünce tarzıyla yaşamaya devam ederdim.

Sonunda varmıştım, camdan boylanarak apartmana baktıktan sonra ayaklarımdaki ince uzun topuklu çizmelerime bakış attım. Bunlarla merdivenleri çıkmak mı? Asla. Tamam Asansör olabilirdi ama onun ayağına gitmek istemiyordum, hele bu ayakkabılarla...Kesinlikle olmazdı.

Camı sonuna kadar indirdim, elimi kornanın üzerine yerleştirip tüm sokağı inleten tiz sesi başlattım. Çevredeki birkaç kişi durup bana baksa bile istifimi bozmadım hatta kafamı camdan çıkarıp yukarıya, o lüks apartmana doğru bağırdım.

"Caspian Vaspera" alaycı sesimle kelimeleri uzatarak vurguluyordum "İki dakika içinde aşağıda olunuz" bu halime kıkırdamadan edememiştim, çok geçmeden üçüncü katın penceresi sertçe açıldı. Oradaydı, yine dağınık siyah saçlarıyla aşağıya bakıyordu. Bakışları beni bulunca "Ne işin var burada?" diye seslendi.

Sırıtarak "Küçük bir ayna buluşmamız var diye hatırlıyorum. Hazırlanmadın mı yok?"

Tabii ki önceden bir buluşma belirlememiştik, bu tamamen benim fikrimdi. Ağzımdan çıkan cümleyle birlikte pencere sertçe kapandı, daha gözümü kırpmaya fırsat bulamadan yolcu koltuğunun kapısı açıldı. Vampir hızı... Gerçekten bazen çok gösterişli olabiliyordu.

Kapıyı kapatırken yüzünde o çarpık, alaycı gülümsemesi vardı. "Evin adresini nereden buldun?" diye sordu, arkasına yaslanıp beni süzerek "Yoksa gizli sapığım falan mı oldun Alçin? Eğer öyleyse söyle, ona göre önlem alayım. Malum, hayran kitlem bazen fazla saldırgan olabiliyor"

Onun bu tavrına kocaman bir kahkaha attım "Seni mi takip edeceğim? Lütfen Caspian, egonu biraz indir de arabaya sığsın. Meva sağ olsun, isteğimi geri çevirmedi" Gaza basıp kalabalığın arasından geçerken sırıtmaya devam ediyordum.

Caspian kollarını göğsünde kavuşturup dışarıyı izlemeye başladı ama yüzündeki o pislik gülümsemesi hala oradaydı. "sür hadi, bu teneke yığını bizi yolda bırakmadan beni oraya ulaştır."

"Arabama teneke deme" diye kızdım yapmacık sinirle, bir elimle direksiyona yön verirken diğer elimle arabayı okşuyordum "Sen ona aldırma kızım, ne söylediğini bilmiyor." Bu hareketime karşılık onun tiksinen bakışlarıyla karşılaştım, sanki dehşet bir şey görmüş gibi gözlerini irice açmıştı. Yalandan midesi bulanıyormuş gibi yaptıktan sonra camdan dışarıyı izlemeye devam etti.

Resmen zorbaydı, gerçek anlamda zorba. Ormanlık alana girerken arabayı durdurdum, patika yolculuğu için arabam uygun değildi "Bundan sonrası yürüyüş" dedim arabadan inerken. Keyifliydim ve saçma bir şekilde mutluydum.

"Bu ayakkabılarla zor olacak" kaşlarını kaldırmış çizmelerime bakıyordu. "Hayır..." dedim kelimeyi uzatarak, dikkatli adımlarımla yanına yaklaştım "Beni kucağına al ve vampir hızını sergile"

"Bana asılıyor musun?" Derken son derece ciddi duruyordu. Gülümsemem yüzümden silinirken çatılan kaşlarımla yavaşça geriye adım attım "Hayır sa-" cümlemi tamamlamadan Caspian'dan büyük kahkaha sesi duyuldu. Benimle uğraşıyordu, bilerek öyle söylemişti.

Sırıtmaya devam ederken "Gel bakalım kuzucuk. Leydi'yi ziyarete gidelim" sesindeki heyecan tınısını yakalamıştım, yüz ifadem değişirken bir adımla yeniden yanına yaklaştım. Eli dostane şekilde belime sarıldı, biraz güç uygulayarak ayaklarımı yerden kesti ve etraf bulanıklaştı.

İşte orada, mahzenin önündeydik. Beni yere indirirken eteğimi düzlettim, zaman kaybetmeden ahşap kapının önünde durdum. "Önce siz konuşun, sonra ben" dedim, cevap vermesini beklemeden ahşap kapıyı açarak karanlığa dahil oldum. Kapı arkamdan sertçe kapanırken "Işıklar" dedim ve yine etraf aydınlanmıştı.

Ayna aynı yerinde asılı duruyordu, vakit kaybetmeden önüne geçtim "Leydi" diye seslendim. Aynanın görüntüsü dağılırken, oluşan silüet gülümsememe neden olmuştu. "Merhaba" dedim sevecen tavırla.

Gözleri bugün daha çok parlıyordu, yüzünde her zaman bulunan hafif tebessüm bu gün daha bir genişlemişti. Acaba Caspian ile görüşmesi neden olmuş olabilir mi? Bilemeyiz.

"Merhaba Alçin, bu gün daha iyi görünüyorsun"

"Evet. Sana birini getirdim" Konuyu uzatmak istemiyordum, aşıkları hızlıca buluşturup esas meseleye dönmek istiyordum. Elleri saçlarına giderken, gözlerinden bir pus gelip geçmişti. Sadece kafasını sallamakla yetindi. Fikrini değiştirmemesi için hızlı hareketlerle ahşap kapıyı açtım. Caspian odaya girerken ben de dışarı çıkmıştım.

"Fazla yakınsınız" gelen sese irkilerek baktım. Valerius ağacın gövdesine yaslanmış ellerini göğsünün altında birleştirerek bana bakıyordu.

"Beni takip mi ediyorsun?" Belki gereksiz bir tepkiydi ama bu durum beni sinirlendiriyordu. Özel alan diye bir şey bırakmamıştı. Evet, kesinlikle gerekli bir tepkiydi.

Kafasını sallayarak "Güvende olduğuna emin olmaya çalışıyorum diyelim" dedi. Bir kaç adımımla dibine kadar sokulmuştum, işaret parmağımı göğsüne bastırırken vücudumu saran elektirik akımını umursamadım.

"Bay Mortem, benim güvenliğimi kolaçan etmek size kalmadı" sesim son derece ciddiydi, bakışları parmağım ve yüzüm arasında git gel yapıyorken bu durumun onu eğlendirdiği bariz belliydi.

Sırıtarak sırtını ağaç gövdesinden ayırdı, bu hareketiyle bana daha çok yaklaşmıştı. Giydiğim uzun topuklulara rağmen hâlâ başımı yukarı kaldırarak bakıyordum ona.

"Ayrıca gidiyorum ben" dedim tek celsede, tek bir nefeste. Bunu neden söyledim bilmiyorum, onun bilmesini istemiyordum ama söylemiştim işte.

Durgun bakışları yüzümde oyalanırken "nereye?" Diye sordu. Nefesi tenimi okşuyordu, işte yine başlıyorduk ondan etkileniyordum. Bu yakınlaşma, konumuza mani olacaktı. Bunun farkındaydım iki adım arkaya doğru yavaşca adımlayarak aramıza mesafe bıraktım.

"Kasabadan gidiyorum, evime dönme zamanım geldi" kalbim çok hızlı atarken merakla yüzünü inceledim. Bir tepki yakalamak istiyordum, sadece bir tepki.

"Anladım" ifadesi düşünceli bir hal almıştı artık bana değil yere bakıyordu, bir şeyler düşünüyordu. Mutsuz görünüyordu. Evet, tam olarak böyle tasvir edebilirim onu. Mutsuz ve düşünceli.

Bir süre konuşmadık, bakışları toprakta bir şeyler arar gibi dolanıyordu. Mesafemizi tamamen açmış, karşısında duran ağaca yaslanmıştım. Gökyüzüne, yeşeren ağaçlara bakıyordum.

"Mühür kalktı tabii" dedi, sesinde sorgulama vardı ama beni değil kendisini sorguluyordu. ona baktığımda bakışları hâlâ yerdeydi. Üzülüyordum, neden üzülüyordum ki? Zaten belli bir sondu, yaşamak için gitmem lazımdı.

"Evet" diye mırıldandım, iyi hissetmiyordum kendimi. Utanıyordum, verdiğim bu karar utanmama neden oluyordu. Yanlış bir şey yapmışım veya yapacakmışım gibi hissediyordum. Suçluluk duygusuydu bu. Evet, evet ismini bulmuştum: Suçluluk duygusu.

Caspian kapıdan çıkarken ikimiz de ona baktık, bakışları Valerius ve benim aramda git gel yaparken yüzünde piç bir sırıtış belirdi. İtiraf etmeliyim, bu sırıtış tam olarak Caspian'a ait bir ifadeydi. Sadece onun yüzüne bu kadar yakışabilirdi, karakterinin bir yansımasıydı bu sırıtış. Hiçbir şey söylemeden hızlıca içeri girdim, kapının kendiliğinden kapanacağını bildiğim için zaman kaybetmeden aynanın önünde durdum.

Leydi göz yaşlarını siliyordu, mutlu görünüyordu. Onu ilk gördüğüm âna kıyasla daha canlı görünüyordu ve daha mutlu. Aşk insanı iyileştirirdi, ölü bile olsan...

"Teşekkür ederim Alçin, onu gerçekten çok özlüyorum. Bizim sevgimiz çok erken bitti, çok eksik kaldık biz" burnunu çekti ve gülümsemeye devam etti. Söylediklerini hafif tebessüm ile dinliyordum.

"Leydi, sizi daha iyi bir sonla görmek isterdim." Elimi aynaya dokundurdum, sanki ona dokunuyormuşum gibi hissediyordum "Bana yardım etmen gerek" dedim fısıltıyla. Kimsenin beni duyamayacağını biliyordum ama zihnim fısıldamamı istemişti.

Hızla kafasını salladı "Tabii, ne istersen" o da benim gibi elini aynaya dokundurdu. Dudaklarımı araladım, sonra kapattım. Hazır hissetmiyordum kendimi, titreyen vücudum bana bir şeyin haberini veriyordu ama neyin? Tekrar dudaklarımı araladım, yüzümü aynaya yaklaştırdım daha sessiz bir fısıltıyla "Lavi Aeterna" dedim. Devamını getirmeden sustum, yüz ifadesini incelemeye başladım ama tepki vermiyordu, aynı ifade ile yüzüme bakıyor devamını getirmemi bekliyordu.

Öyle de yaptım, devamını getirdim
"Tanıyor musun?"

"Evet, kendisi son safkandı." gözlerini kırpmadan yüzüme bakıyordu, doğrudan gözlerimin içine bakıyordu. Bu durum beni ürkütüyordu ama daha fazlasına ihtiyacım vardı, içimdeki bu dürtü daha fazla soru sor diye beni darlıyordu. "Soyadlarımız aynı, bu bir tesadüf mü yoksa?" tıkanıp kalmıştım, devamını bir türlü getiremiyordum.

"Neden bu kadar korkuyorsun?" Sorusu karşısında afallamıştım, o söyleyene kadar korktuğumun farkında bile değildim.
"K-korkmuyorum" Lanet olsun! Kekelemiştim. Kesinlikle korkuyordum.

"Korkuyorsun" sesi naif ve yumuşaktı "Lavi Aeterna" dedi gururla, başını dikleştirdi gözleri daha çok parladı "O harika biri, kendisini burada tanıdım" söylemek istediği şeyi anlamıştım, ölünce tanışmıştılar. Öldükten sonra bir hayatın olması çok garipti.

"Benimle ilgisi ne?" Sorumla beraber ayna buğulanmaya balamıştı, gidiyordu ama daha cevabımı almamıştım. "Leydi" diye bağırdım aynaya doğru "Cevap vermelisin bana" vermeliydi ama vermedi. Ayna kendi yansımamı bana sunarken sinirle ellerimi yumruk yaparak sıktım, ayağımı sertçe yere vurarak kapıya döndüm ve buradan çıktım.

Söylemiyor mu? Tamam. O halde ben öğrenmesini bilirdim. İnatçı tarafımı uyandırmanın zamanı gelmişti, sinirle mahzenden çıkarken ikisi de bana bakıyordu. Her birinin yüzüne sinirle baktıktan sonra topuklarımı yere vurarak patikadan ilerledim, küçük taşlar dengemi bozuyordu bir kaç kere düşmek üzere gibi oldum ama son anda dengemi koruyordum ve daha yirmi adım bile atmamıştım. Felaket, resmen rezil oluyordum.

Çalan telefonumu umursamayarak küçük adımlarla devam ettim. Caspian çoktan gitmişti ama Valerius yavaş adımlarla arkamdan geliyordu.

İşime geldiği için onu terslemiyordum, olası bir tehlike anında bu topuklularla kaçmak neredeyse imkansızdı. Yine düşer gibi olunca Valerius tarafından bileğimden yakalandım

"Hangi akılla bunları giyindin?" kucağına alırken aksilik çıkarmadım, hatta yerimi rahatlatarak ona daha çok gömüldüm. Yorulmuştum ve ayaklarımı ağrıyordu. Telefonum ikinci defa çalarken redettim Meva bugün ısrarcıydı.

"Şarap gecesine ne dersin?" teklifini duyunca yüzüne baktım, bana bakıyordu "Olur" diye karşılık verdim. Hafif tebessümlü dudaklarımla başımı göğsüne yasladım, gitmeye yakınken son bir şarap gecesi fena olmazdı.

"Beni Meva'ya götürür müsün?" dedim göğsündeyken sorumu cevaplamamıştı ama etraf bulanıklaştığı an cevabın evet olduğunu anlamak zor değildi, bahçenin önüne vardığımız zaman Meva ile Asır'ı ev kapısının girişinde gördüm. Yavaşca beni indiren Valerius'a teşekkür ettim ve onların yanına gittim, geldiğimi duyan Meva bana kocaman gülümsemeyle baktı.

"Neredesin sen? Neden açmıyorsun telefonları?" Asırla selamlaşırken Meva'nın yanağına öpücük bıraktım.
"Buralardaydım, zaten yanına geldiğim için açmadım"

"Burada ne işi var?" Meva'nın başta ne söylediğini anlamamıştım, çatık kaşlarıyla bakışlarının sabitlendiği yere baktım, arkama... orada durmuş bizi izliyordu.

"Onunla geldim" dedim aceleyle, niye gitmediğini bilmiyordum ama daha fazla ona bakarsam şarap gecesini erken saatlerde yapacağımızın farkındaydım. Bakışlarımı onlara çevirdim, Asır bu durumdan hoşnut görünmüyor olacaktı ki dik dik Valerius'a bakıyordu.

Yapma guzum o seni parçalar diye uyarmak istedim ama sonra omuz silktim, hangi devirde yaşıyorduk ki? Kanun diye bir şey vardı. Yapamazdı.

"Eee" dedim konuyu değiştirmek için "Planımız ne?"

"Aslında kafede otururuz diye düşünmüştük" teklif Asır'dan gelmişti, hızla kafamı salladım "Olur, çok iyi fikir" daha çok oyalanmadan yola koyulduk. Asır daha önce ikimizin tesadüfen buluştuğu kafeye gitmemiz için çok ısrar etmişti ama orası sadece insanları ağırladığı için Meva giremezdi ve bundan haberi olmayan Asır'ı fikrinden caydırmak zor olmuştu ama olmuştu.

"Anlamıyorum" diye mızmızlandı arabadan inerken, gözlerimi devirdim başlıyorduk yine "Neden böyle bir kafeye geliyoruz ki? Çok ürkütücü" duymasını umut ederek sesli bir şekilde ofladım. Arabaya bindiğimizden beri durmadan deyiniyordu, neden orası? Neden vampirler? Çok korkutucu? bla bla bla...

Masaya geçerken kapıya bakacak şekilde oturdum, ikisi de önümdeki sandalyelere kuruldu siparişlerimizi verdikten sonra çıtırından muhabbete başladık. Asır çok eski antika bir parçayı almak için gelmiş, şirketi tarafından gönderilmiş ve tüm masrafları şirket tarafından karşılanıyormuş. Ara sıra Meva ile bakışıyorduk, ikimiz de sıkılıyorduk ama ortama uyum sağlamak için kendimizi zorluyorduk.

İlk denk gelişimizde, buluşmak isteğine evet derken ciddi değildim. Anlarsınız ya mütevazilik gereği öyle söylemiştim ama anlaşılan Asır ciddi anlamıştı. Ne ara bu kadar salak oldu bu çocuk? Eskiden çok akıllıydı.

"Doğrusu senden bunu beklemiyordum Alçin" dediğinde dudaklarıma yaklaştırdığım kahveyi içmeden geri masaya bıraktım
"Anlamadım, neyi?"

"Bir vampirle ne işin var senin?" kaşlarım hafif çatılmaya başlamışken artık bir sınır çizmem gerektiğini anlıyordum, tamam eskiye dayanan bir arkadaşlığımız olabilirdi ama özelime karışmak haddi değildi. Kapının açılma sesiyle beraber burnuma dolan tanıdık toprak kokusu bakışlarımı sahibine yönlendirdi.

Valerius elleri cebinde karizmatik duruşuyla kapıya yakın olan masalardan birine geçti, sandalyesine yerleşirken bir saniye bile gözlerini gözlerimden ayırmadı. Dudaklarım kıvrılırken kendimi zar zor durdurdum, hoşuma gittiğini belli ettirmek istemiyorum.

Meva kafasını hafif döndürerek gözünün kenarıyla baktığım yere baktı ve benim aksime o sırıtmaya başladı. Ona bakmak istiyordum ama bakamazdım, ayrıca arkadaşlarımlayım ve güzel bir vakit geçiyorum (Şüpheli) dikkatimin onda olması anlamsız değil mi? Hayır değil.

Yine de dikkatimi kontrol altına alarak arkadaşlarımla ilgilenmeyi başarmıştım. Bakışlarını üzerimde hissediyordum ve bu vücudumun alev alev yanmasına sebep oluyordu. Masanın üzerinde olan buz gibi suyu bardağa doldurup tekte bitirdim, olayın farkında olan Meva büyük bir kahkaha atarken Asır afallamış suratıyla bize bakıyordu.

Daha sonra konular konuyu değiştirdi, bazen çok sıkıldığımı iliklerime kadar hissediyordum ama bazı konuşmalarımız beni o kadar çok güldürüyordu ki yanaklarım ağrıyordu. Bu süre içerisinde Valerius aynı yerinde oturmaya devam ediyordu, çaktırmadan bakmaya çalışırken bile gözlerinin benim üzerimde olduğunu görüyordum. Gözlerini hiç ayırmadı, bir saniye bile ayırmadı.

"Alçin ve sen gerçekten harikaydın" Meva neden bu konuyu açtı bilmiyordum ama Valerius masaya daha çok eğilince, konu bir anda hoşuma gitmişti.

"Ahh" iç çekti Asır, içtiği alkölün etkisi yavaş yavaş kendini gösteriyordu "Biz gerçekten harikaydık" elini elimin üzerine dokundurdu, bakışlarım Valerius'a kaydı. Buraya geldiğinden beri ilk kez bana bakmıyordu, kasılan çenesiyle birlikte koyulaşan gözleri elimize odaklanmıştı.

"Eskiden" Aceleyle elimi geri çektim "Artık harika arkadaşız" yüzüme yerleştirdiğim sahte gülücük daha çok acı çekiyormuşum gibi görünüyordu.

Asır işaret parmağını iki yana salladı diğer eliyle viskisini bir yudumla bitirince "Hayır" dedi. Harika sarhoş olmuştu, bir bu eksikti.

"Biz asla arkadaş kalamayız" Peki günün sonuna gelmiştik, zar zor dengede tuttuğu kafası masaya düşünce irkilerek gözlerimi kırpıştırdım. Meva ile bir birimize baktık, yüzünde iğreniyor ifadesi vardı benim ifademinde ondan kalır yanı yoktu. Karşılıklı bakışmamızdan sonra kahkaha atmaya başlamıştık.

"Sızmış" dedi kahkahalarının arasında. "Şimdi kim uğraşacak bununla" derken ağlamak isteyen ifadeye büründü yüzü.

"Sanırım bununla sen ilgilene bilirsin Meva" Valerius arkamda ayakta duruyordu, az önce eski yerinde oturuyordu diye düşünürken hep unuttuğum vampir hızını hatırladım. Meva'nın cevabını beklemeden belime sarılarak oturduğum yerden kaldırıldım, bakışlarım arkadaşımdayken gülümseyerek başını salladı

"Hallederim" dedi kelimeyi uzatarak. Keyfi iyi görünüyordu. Vedalaştıktan sonra belimde olan elini sıkılaştırarak beni kucağına aldı, ne yapcağını bildiğim için ellerimi boynuna daha sıkı doladım ve olağanüstü hızıyla etraftaki renkler birbirine karıştı, nesneler görüntüsünü kaybetmiş birer renk olmuştu.

Sırtım yumuşaklık ile buluşunca oturma odasında olduğumuzu gördüm, geçen seferki gibi şarapları hazırlamaya başlamıştı bile. İçeriye süzülen gün batımının ışıkları odaya loş hava veriyordu ama bu kadar aydın olması hoşuma gitmiyordu. Ayaklanıp ışıkları kapattım etraf biraz daha karanlıklaşırken daha fazlasını istedim, perdeleri kapatarak odayı karanlık bir hale getirdim. Bir kaç mum yaktıktan sonra istediğim ortamı yaratmıştım.

Kanepeye otururken "Neden oradaydın?" diye sordum, kafeyi kastettiğimi biliyordu. Doldurduğu kadehi önüme koyarken kendi şarabını aldı. "İçeceklerini merak ettim" dedi ağırca omuz silkti.

"Sen normal besinler kullanmazsın Valerius, damardan akan taze kan seversin" sesim eğleniyormuşum gibi çıkmıştı, ben sırıtırken onun burnundan güldüğünü duydum. Kadehini benimkinin yanına bıraktığında ayaklarını masaya uzatarak yanımda oturdu. "Kullanmaya karar verdim" dedi.

"Başka neye karar verdin?" diye sordum nazikce, bakışları beni bulunca içerden yanağımı ısırdım. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı, kıpırdanmamam ona daha çok özgüven veriyordu ve ben daha çok cesurlanmasını istiyordum. Çenemi nazikce kavrayıp baş parmağıyla okşamaya başladı. Bakışları gözlerimden dudaklarıma kaydı sonra yeniden gözlerime ve yine dudaklarıma, derin nefes alırken kabaran göğsüm onun göğsüne çarpıyordu. Bakışları boynuma odaklanınca dudaklarını diliyle ıslattı, verdiği başka bir kararı fısıltılı bir edayla kulağıma üfledi "Sarhoş olmaya"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18