6. bölüm / 25
Vebal-i AhmerAlaric Vane Hediyyesi
Bölümler 25Şu an: Alaric Vane Hediyyesi
- 1 İhanetin ilk tohumu712 kelime
- 2 Sebepsiz bayılmalar1.017 kelime
- 3 Beklenmedik yolculuk2.488 kelime
- 4 Kanatlı Hançer1.164 kelime
- 5 Kalbin iyi mi?1.801 kelime
- 6 Alaric Vane Hediyyesi2.309 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Tilki ve Kuzu1.707 kelime
- 8 Kalbe serpilen şüphe2.599 kelime
- 9 Mortem Mührü2.027 kelime
- 10 Planlar ve kuklalar3.672 kelime
- 11 İhanetin katlettiği masumluk2.054 kelime
- 12 Safkan616 kelime
- 13 İhanetin vadettiği öfke2.337 kelime
- 14 Bir şarap gecesi2.326 kelime
- 15 Filizlenen tohum I1.007 kelime
- 16 Çığlık Mahzeni3.845 kelime
- 17 Ölümün kıyısı4.650 kelime
- 18 Son safkan3.290 kelime
- 19 Filizlenen tohum (2)1.560 kelime
- 20 Mortem Kıskançlığı2.743 kelime
- 21 Sebep bulan bayılmalar2.346 kelime
- 22 Kuzey Işıkları2.244 kelime
- 23 Tempus est eskitandi2.206 kelime
- 24 Nilüfer çiçeği2.906 kelime
- 25 Ölüm Kartı2.545 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Medya: Alaric Vane
"Alçin" kulaklarıma dolan sesle gözlerimi araladım "Uyan hadi geldik"
Arabanın camına yasladığım kafamı kaldırdım önce Meva'ya daha sonra etrafa baktım. "Geldik mi?"
Meva kapısını açarken "Evet" diye mırıldandı hemen arkasından bende indim arabadan. Etrafımız büyük beton duvarlarla kaplanmıştı, duvarların üzerinden uzanan sarmaşıklar burayı daha canlı gösterirdi ama şu an hava yağmurlu ve kasvetli olduğu için içimi bunaltıyordu. Binaya yaklaştığımız zaman Meva büyük kocaman kapıyı iki eliyle iterek açtı, sanki buraya bir çok defa gelmiş gibi yapması gerekenleri ve gitmesi gereken yönü biliyordu.
İçerisi daha karanlık auraya sahipti, sadece duvarlara yerleştirilen meşaleler etrafı aydınlatıyordu. Meva sağa dönünce hemen onu takip ettim. Daha iç acıcı modern bir odaya geçmiştik.
Oturma salonu olduğu belliydi, içerisi normal ışıklandırılma ile aydınlatılmıştı. Gözüme ilk şömine takıldı daha sonra tam karşısında olan koyu yeşil rengine sahip kanepeyi gördüm. Sağ ve sol yanında aynı renk ve modele sahip tek kişilik koltuklar vardı, ortalarında ahşap sehba duruyordu. Sehbanın üzerinde büyük kitaplar vardı veya defterdi.
Meva merdivenlere yöneldi, anlaşılan daha yolumuz vardı. Merdivenleri çıkarken sessizdik, neden aramıza bir an sessizlik girmişti anlamıyordum.
Bunu çok saçma buluyordum, zaten gergindim ve bu durum beni daha çok geriyordu "Meva"
"Şş" dedi hemen "varıncaya kadar konuşma"
Başımı salladım ama o bunu görmedi, ikinci kata vardığımız zaman Meva durmadı ve merdivenleri çıkmaya devam etti. Üçüncü kat ve dördüncü katıda geçtikten sonra beşinci katta durduk. Önümüzde büyük bir kapı vardı. Meva kapıya üç kez tıkladı daha sonra üç saniye bekledi ve dördüncü tıklamasını yaptı. Sağ kenarda dekor olarak görünen orta boylu sütundan mekanizma sesi gelince irkildim.
Sütundan bir kadeh ve bıçak çıktı. Meva bıçağı kavradı ve ucunu diğer elinin işaret parmağına bastırdı. Onun yüzü ifadesizdi ama onun yerine ben yüzümü buruşturmuştum. Bıçağı yerine koydu, deldiği parmağının kenarlarından baskı yaptı çıkan bir damla kanı kadehin içine sürdü. Kadeh geri sütunun içine girerken kapı kendiliğinden açıldı.
Önümde kocaman bahçe vardı. Evet kocaman bahçe. Nasıl olduğuna anlam veremiyordum, etrafı şaşkınlık ve hayranlıkla incelerken dalgınlığım yüzünden hızla üzerime uçan kargayı faketmem zaman almıştı. Bir adım geri çekilince, hızını bozmadan yüzümün önünden geçip gitti ve az önce içeri girdiğimiz kapalı kapıya kendini çarptı. Çarpmanın etkisiyle bahçeye yayılan tok sesi kalbimi sızlatmıştı.
Yüzümü buruştururken "Ah" diye mırıldandım. Karganın durumunu öğrenmek için ona yaklaşırken Meva "Gerçek değil" dedi.
Yine de kargayı görmek istiyordum, eğer gerçek değilse bile kendim görmeliydim. Eğildim yerde yatan kargaya dokunmak için elimi uzattığım sırada elim boşluğa gitti, görüntü vardı ama hayali bir görüntüydü, evet bu şey gerçek değildi.
"Gel Alçin" Meva sahte bahçenin ortasında olan beyaz üzeri işlemeli eski dökük çardağa doğru ilerliyordu.
Çardağın altına girince beklemeye başladık, neyi ve ya kimi bekliyorduk bilmiyorum. Çatlama çıtırtı sesleri duyulunca etrafa bakındım, sesler arttığı zaman çardağın sütunlarının çatlamaya başladığını gördüm. Meva'nın rahatlığı her şeyin yolunda olduğunu gösteriyordu.
Ayaklarımın altında gıdıklanma hissiyle aşağı baktım, toprak kaynar su edasıyla fokurduyordu. Aniden yerin ayrılmasıyla çardak aşağı düşerken dudaklarımdan bir çığlık firar etti. Neyse ki birkaç saniye sonra durmuştu.
Dağılan saçlarımı düzeltirken önümüzde beliren ahşap iki kanatlı kapı kendiliğinden açılmaya başladı, kapı eşiğinde görünen ilk Sargon olmuştu. Hemen yanında hiç görmediğim biri vardı, bu düşünceme gözlerimi devirdim. Zaten onu görmemiş olmam çok normaldi.
Sargon iki elini birbirine çırptı "Tebrikler, sınavı geçtin Alçin"
Anlamayan gözlerle ona bakıyordum "Ne sınavı"
"Geçtiğimiz yolların birinde sınav vardı Alçin" söze giren Meva olmuştu "Başarılı oldun, ama hangisi olduğunu kurallar gereği söyleyemeyiz"
Meva'nın dik ve ciddi duruşu beni hayran ediyordu, burada çok farklı bir insan oluyordu. Gerçekten statü kadınıydı.
"Ne içindi bu?" Diye sordum gerginlikle.
"Korunmaya layık mısın diye anlamak için" Bu sefer konuşan yabancıydı, gözlerini hafifce kısarak beni incelemeye devam ederken "Malzemeleri getirin ritüel başlasın" dedi.
Sargon "Seve seve Alaric" diyerek başka bir odaya girdi.
Ve işte... yabancı, bir isim buldu hayatımda. Bu oydu, beni üç aylık sürede koruması altına alacak o büyük vampir.
Otuzlu yaşlarında görünüyordu yüz hatları zamanın ve deneyimlerinin izlerini taşıyordu sanki bu da çok maskülen bir derinlik katıyordu. Elmacık kemikleri belirgindi, çene hattı kirli sakallarla gölgelenmişti. Bu sakal, onun aristokratik duruşuna dizginlenemez bir hava katarken, bir vampirin o kusursuz soğukluğunu daha 'yaşayan' bir gizeme dönüştürüyordu.
Evet kabul ediyorum, bu adama kanım kaynamıştı.
Sırtımda hissettiğim el Meva'ya aitdi "Hadi Alçin, seni hazırlayalım"
İtaatkar adımlarla onu takip ettim, odaya girdiğimiz an etrafı inceledim yatak ve dolap vardı sadece. Kocaman oda bu iki nesne ile yetiniyordu.
Dolabı açtı Meva, içerisinden uzun beyaz elbise çıkarıp bana uzattı. "Korkma sakın bebik" dedi
Sonunda ayarlarına dönmüştü, derin bir nefes aldım. Güvenli alanımdaydım artık.
"Biliyorum, şu an her şey çok karışık. İş gereği ciddi olmam lazım, biliyorsun statü benim için önemli. Eve vardığımız zaman eskisi gibi olacağız"
Elbiseyi elinden aldım ve incelemeden üzerime geçirdim daha sonra ayakkabılarımı çıkardım.
"Gel benimle" dedi Meva "Sakın korkma, bende bu ritüelden geçtim suya uzandığın an gözlerini kapa ve asla açma"
"Su mu?" Bu nerden çıkmıştı şimdi, hani tütsüler olacaktı.
"Korkma Alçin" yine statü kadın imajını almıştı "Sadece gözlerini kapalı tut"
Ayaklarım çıplak zemine dokunurken içimi titreme sarıyordu. Korkudan mı yoksa gerçekten mi üşüyordum işte onu bilmiyordum. Az önceki salona geçtiğimizde kimse yoktu Meva başka bir odaya girdiğinde takip ettim onu.
Sanırım burası büyülüydü, beni karşılayan bir oda olmamıştı koca bir göldü. Üzeri nilüferlerle dolu koca bir göl. Gölün kenarında Sargon ve Alaric vardı.
"Kız hazır" Meva Sargon'un yanına geçti.
Alaric bana baktığında kendimi çıplak hissetmiştim, ki zaten öyleydim üzerimde sadece ince parçadan oluşan beyaz elbise vardı. İç çamaşırlarımı bile çıkarmıştım. Suya girme düşüncesi aklıma gelince utandım, bu parça vücudumun her ayrıntısını gösterebilirdi.
Alaric'in uzanan eli beni düşüncelerden uzaklaştıran şey oldu, titreyerek parmak uçlarımla elini tutdum ve suya doğru yürümeye başladık.
Hiçbir şey düşünme Alçin, hiçbir şey düşünme...
Ayak parmaklarımın ucu, karanlık suyun ürpertici yüzeyine değdi. Su beklediğimden daha soğuktu, artık geri dönüşü yoktu bundan sonrası için ilerlemeye mahkumdum. İçimde hem bir ürperti hem de tarifsiz bir teslimiyet duygusu kabardı.
Bir adım daha attım, elbisenin etekleri suyla buluştuğu için kumaşın hafifliği artık ağırlaşmıştı. Bir adım daha attım kumaş suyu emdikçe tenime yapışıyordu ve bu soğukluğun daha da yayılmasına neden oluyordu. Nefesim daraldı, uzun süredir tutduğum nefesimi dudaklarımı açarak serbest bıraktım.
Alaric'in tutuşu daha sıkılaşmıştı, sanki bana destek oluyordu. Ya da benim desteğe ihtiyacım olduğu için kendimi kandırıyordum.
Artık belime kadar suyun içindeydim. Alaric bir eli hâlâ elimdeyken diğer elini belime yerleştirdi.
"Elime yaslan ve ayaklarını yerden kaldır"
Dediğini yaptım, belimde olan eline bütün ağırlığımı verdim ve ayaklarımı yerden kaldırdım bu sırada Alaric elimi bıraktı ve aynı eli ile dizlerimin altından ayaklarımı kavrıyarak suyun yüzeyine kadar kaldırmam için yardım etti. Başımı geriye attığımda saçlarımda ıslanmıştı ama sonuç başarılıydı suyun yüzeyinde uzanıyordum.
Alaric ellerini çektiği zaman batmadım, su beni benimsemişti sanki. Onun bir parçasıymışım gibi beni sarmalamıştı. Alaric'in gözleri benimle buluştuğunda "Gözlerini kapat ve tekrar ellerimi hissedinceye kadar açma" dedi
Hemen gözlerimi kapattım, neler olacağını bilmiyordum, başıma bundan sonra ne tür belalar gelecekti onuda bilmiyordum ama bu üç ay benim için çok önemliydi. İlerleyen hayatım için çok önemli bir süreçti.
Mırıltılar duydum, birer melodi gibi mırıldanmalardı. Ardından burnuma lavanta kokusu doldu, sanırım tütsüleri yakıyordular. Gözlerim kapalıydı ama üzerimde tütsünün dolaştığını gölgelerden görebiliyordum.
Sonra değişik sesler duymaya başladım, bu Alaric'in sesiydi. Farklı dilde bir şeyler söylüyordu her geçen saniye sesi yükseliyor ve nefret ile doluyordu.
Bir elin beni boğduğunu hissedince kıpırdandım Alaric bunu anlamış olacak ki daha yüksek sesle bağırarak kelimeleri söylemeye devam etti. Eller boğazımdan çekildiğinde kalbim sancmaya başladı.
"Alçinn" diye bir fısıltı duydum
'Lütfen' dedim 'yapma'
Alaric'in sesi daha öfkeli ve daha yüksek çıktı
"Bana yardım etmelisin Alçin"
'Sana yardım etmeyeceğim' dedim
Gök gürledi Alaric'in sesi ile birlikte Sargon'un sesinide duymaya başlamıştım. Ters giden bir şeyler vardı.
"Kalbin acıyor mu Alçin?" Dedi fısıltı
'Acımıyor' dedim
Sargon ve Alaric'in sesleri en yüksek tonda olabilirdi.
"Benimle savaşmak mı istiyorsun"
"Hayır" dedim "Seni öldürmek istiyorum"
Büyük bir gök gürültüsünün ardından Alaric'in elleri belimi bulunca hemen gözlerimi açtım.
Nefes nefese kalmıştım, elim göğsüme gittiğinde o acı hâlâ ordaydı. Taze ve yeniydi.
Beklemediğim bir şekilde Alaric bana sarıldı, başımı göğsüne yasladım ve nefesimi dizginlemeye çalıştım.
"Cadı kabul etti" dedi Alaric "Benim korumam altında"
Başım hala Alaric'in göğsündeyken gözlerim Sargon'a kaydı. Suyun içinden çıkıyordu daha sonra Meva'ya baktım endişeliydi bunu gizlemeye çalışıyordu ama ben görebiliyordum korkmuştu.
Alaric ayaklarıma sarılıb beni kaldırdığında ellerimi boynuna doladım hemen, kucağındayken sudan çıkıyordu.
"Çok büyük acı çekiyordun Alçin" dedi Alaric, sessiz tında konuşuyordu. Anlamayan gözlerle ona baktım "Korumam altındasın, acı çektiğin ve korktuğun zaman hissederim"
"Canını acıtmak istemezdim" dedim mahcubiyetle. Burnundan gülmüştü.
"Hoşuma gitti" dedi sadece
"Neden?"
"Yaşadığımı hissetdim"
"Bir insana hi-" lafımı tamamlayamadan cevap verdi
"Hayır" bana baktı "Koruma altına aldıklarımdan ilk insan sensin, daha önce olmadı"
Gülümsedim "üç aylık serüvene hoş geldin o zaman"
Gülmüştü. Bir vampiri güldürmüştüm hemde büyük olanlardan. Tanrım, ne kadar komik bir kız yaratmışsın böyle.
"Fısıltı sana ne diyordu" Kaşlarını çatmış ciddileşmişti, bu sürede sudan çıkmış kapıya doğru ilerliyorduk
"Ona yardım etmemi söyledi, ben de onu öldüreceğimi söyledim"
Durdu, bana baktı. Gözlerinden bir parıltı geçti "Aferin sana" dudağının bir kenarı kıvrılmıştı.
Gülümsedim ve başımı tekrar göğsüne yasladım. Salona vardığımızda beni yere bıraktı.
"Üstünü değiştirelim" Meva yanıma hızlıca yaklaşarak beni odaya yönlendirdi. Üşüme hissi bütün bedenimi sarmaya başlamıştı ve ben tir-tir titriyordum.
"Eve geçince sana güzel bir bitki çayı yapalım, için ısınır" Mevanın teklifine sadece başımı salladım.
Islak elbiseden kurtuldum hemen havluyla kurulandıktan sonra üzerimi giyindim. Islak saçlarımı havluyla nemini aldım ve odadan çıktım. Eve varınca zaten banyo yapacaktım.
Sargon ve Alaric karşılıklı tek kişilik koltuklarda oturmuştular ellerinde birer altın kadeh vardı.
"Hazır" dedi Meva. İkiside bize baktı ama sadece Sargon ayağa kalktı.
"O zaman gidiyoruz" dedi gülerek
Alaric'e bakıp sadece başımı salladım o da aynı şekilde bana karşılık verince merdivenlere yöneldik. Kimse konuşmadı, bende zaten çok yorgundum. Arabaya yerleşince başımı cama yasladım, gözlerim kapanıyordu.
"Alaric'in bakışları değişmişti" dedi Meva
"Çünkü bir insana bağlandı" diye cevapladı Sargon
"Gölde ne oldu?" Sorusu karşısında dikkatimi onlara verdim
"Valerius engel oluyordu" Meva'ya baktı "Beklediğimiz bir şeydi. Alçinin zihnine girip onun gözlerini açtıracaktı ama beklenmedik bir şekilde Alçin ona savaş açtı."
"Cadı kızmadı dimi? Senin ritüele dahil olmana" Meva'nın sesi endişeliydi
"Hayır, olmadı. Garip biliyor musun? Aksine takdir alırsam şaşırırım" Sargon gülüyordu
Meva'da gülmeye başladı "Neden?"
"Çünkü dahil olmam için bana fısıldayan Cadının ta kendisiydi, ritüele engel olmadım hatta kenardan güçlendirmem için izin verdi"
Meva başını salladı "evet, garipmiş" Daha sonra sustular bende uyudum.
Koruma altına alınmamın üzerinden 2 gün geçmişti. O günden sonra Alaric ve Sargon'u hiç görmemiştim. Normal yaşantıma devam ediyordum.
"Bunu dene" Meva mor renkli bir elbiseyi gösterdi bana, yarın balo vardı giyinecek uygun bir şeylerim olmadığından alışverişe çıkmıştık ama artık yorulmaya balmıştım.
Tam üç saatdir elbise seçiyorduk "Hayır" dedim yüzümü buruşturarak "Modeli iyi değil"
Saat 14:00'da evden çıkmıştık ve şu an saat 17:10'a geliyordu elde var sıfır.
Meva'da yorulmuştu buda bana mızmızlanma hakkı veriyordu.
"Eve gidelim, biraz dinlenelim sonra diğer butiklere bakarız" dedim
"Harika!" Meva elbiseyi askılığa yerleştirdi ve koşar adımlarla mağazadan çıktı, onu ilk defa bu kadar yorgun görüyordum. İki gündür eve geç geliyordu, işlerin yoğun olduğunu söylüyor saatlerce uyuyordu.
Arabaya bindiğim an kafamı cama yasladım, bunu adet edinmiştim artık. Başım fena zonkluyordu.
Yola çıktığımızda eve çok uzak değildik, iki gündür sesler ve kabuslar yoktu. Çok sakin bir hayat yaşıyordum. Yazkı ile konuşuyor kafenin durumunu öğreniyordum, dürüst olmak gerekirse kafeyle çok iyi ilgileniyordu.
Bir kaç tanıdığı göndermiştim kafeye, hizmetin ve kafenin durumunun nasıl olduğuna çaktırmadan bakıp bana söylemeleri için. Hepsinden olumlu dönüşler alıyordum. Yazkı'nın çok nazik olduğunu ve bir kaç bitkimin çiçek açtığını bile söylüyolardı.
Evin bahçesine girdiğimizde kafamı camdan kaldırdım, ikimizde arabadan inerken kapının ağzında duran kocaman pakete baktım.
"Kargomu bekliyordun?" Elimle paketi gösterdim Meva'ya
"Hayır" dedi "Acaba yanlış teslimat mı?" Kutuyu alıb üzerine baktı "E bu sana" dedi gülerek
"Bana mı?" Kaşlarım çatılmıştı "ben kargo beklemiyordum ki"
Meva kutuyu elime tutuşturdu ve hızla kapıyı açtı "Hadi bakalım içinde ne var"
İçeri girdiğimde salona geçtim ve kutuyu koltuğa bıraktım "Ya bomba varsa öyle pat diye açamayız"
Meva göz devirdi "Saçmala Alçin, aç şunu hadi"
Kutunun kapağını açtığımda kaşlarım şaşkınlıktan havaya kalktı.
"Ohaa!" Meva'nın dudaklarından küçük çığlık çıktı "Harika bir parça!"
Kutunun içinde siyah elbise vardı ve elbisenin üzerinde bir maske.
"Evet, güzel parça ama kimden" Gözüme ilişen not kartını görünce hemen alıp üzerini okudum.
Şaşkınlığını gizleyemeyen Meva heycanla "Kim?" Dedi
"Sevgili Alçin Aeterna, bu eşsiz elbisenin bir sandıkta çürümesine içim el vermedi. Size çok yakışacağına eminim, umarım beni kırmazsınız zira baloda sizi bu elbise ile görmeyi çok isterim. Saygılarımla Alaric Vane."
"Oha!" Dedi yine Meva "Alaric'den hiç beklemezdim"
"Sadece bir jest yapmış" dedim, içimde çok garip bir hiss vardı. Neden bu kutunun Valerius'dan geldiğini düşünmüştüm ki.
"Hemen Sargon'a söylemem lazım"
Kıkırdadım "Sevgilisiniz dimi?" Diye sordum bir anda.
Meva'nın gülüşü solmuştu, anlam veremiyordum neden benden saklıyordu ki.
"Meva, inan bana sizi desteklerim" koltuğa oturdum ve dizlerimi kendime çektim.
"Evet, sevgiliyiz" dedi "Çok mu belli oluyordu?"
"Evet" dedim gülerek "Çok belli ediyordunuz"
Kıkırdadı "Bana iyi geliyor, bilmiyorum Alçin." O da benim gibi koltuğa oturub dizlerini kendine çekti.
"İnsan ve Vampir sevgili olamaz" dediklerim üzerine Meva sadece başını sallamıştı. "Eşitlik şartdır ve vampirler insan olamayacağı için..." sustum devamını getiremedim.
"Biliyorum" dedi Meva, düşünceliydi. Bir şeyleri ölçüp tartıyordu. Saçlarını elleriyle geriye atarken "Vampir olmak istemem" dedi.
"Olsan bile" diye söze girdim "Benim için aynı Meva olarak kalacaksın"
Meva'nın dudaklarından bir hıçkırık çıktı, yanıma gelip bana sarılınca ağlamaya başladı.
"Meva" dedim endişeyle "Yanlış bir şey mi dedim?"
"Hayır" dedi ağlak sesiyle burnunu çekti "Aksine, bana destek olduğun için duygulandım"
Kıkırdadım "Aptal" dedim gülerek sıkıca sarıldım ve saçlarını öptüm "bacılar bunun için vardır" dediğimde bu sefer kıkırdayan o olmuştu.
Bir süre böyle sarılı kaldık, saçlarını okşadım ve bir kaç kez saçlarını öptüm. Daha sonra uyumak için ayaklandık ve odalarımıza dağıldık. Saat daha erkendi, hava kararmamıştı ama yorgunduk.
Balkondan ormana baktığım zaman bir karartı takıldı gözüme. Ağacın arkasında bir şeyler vardı, gözlerimi kısıp daha dikkatli baktığımda silüet sanki bunu farketmiş gibi bir adım öne çıktı.
Kalbim hızlı çarpmaya başlayınca elim göğsüme gitti, buraya bakıyordu doğrudan gözlerimin içine bakıyordu.
"Kimsin sen?" Diye fısıldadım elim göğsümdeyken, sanki beni duymuş gibi geri dönüp ağaçların içerisinde yok olurken kalbim normale dönmüş nabzım sakinleşmişti.
Acaba Alaric hissetmişmidir, kafamı iki yana salladım. Düşüncelerden kurtulmak ve uyumak istiyordum. Balkonun kapısını kapattıktan sonra perdeleri tamamen çekip yatağıma girdim.
Uyu Alçin, uyu ve bugün bitsin.
Bölüm etkileşimi
