19. bölüm / 25
Vebal-i AhmerFilizlenen tohum (2)
Bölümler 25Şu an: Filizlenen tohum (2)
- 1 İhanetin ilk tohumu712 kelime
- 2 Sebepsiz bayılmalar1.017 kelime
- 3 Beklenmedik yolculuk2.488 kelime
- 4 Kanatlı Hançer1.164 kelime
- 5 Kalbin iyi mi?1.801 kelime
- 6 Alaric Vane Hediyyesi2.309 kelime
- 7 Tilki ve Kuzu1.707 kelime
- 8 Kalbe serpilen şüphe2.599 kelime
- 9 Mortem Mührü2.027 kelime
- 10 Planlar ve kuklalar3.672 kelime
- 11 İhanetin katlettiği masumluk2.054 kelime
- 12 Safkan616 kelime
- 13 İhanetin vadettiği öfke2.337 kelime
- 14 Bir şarap gecesi2.326 kelime
- 15 Filizlenen tohum I1.007 kelime
- 16 Çığlık Mahzeni3.845 kelime
- 17 Ölümün kıyısı4.650 kelime
- 18 Son safkan3.290 kelime
- 19 Filizlenen tohum (2)1.560 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 Mortem Kıskançlığı2.743 kelime
- 21 Sebep bulan bayılmalar2.346 kelime
- 22 Kuzey Işıkları2.244 kelime
- 23 Tempus est eskitandi2.206 kelime
- 24 Nilüfer çiçeği2.906 kelime
- 25 Ölüm Kartı2.545 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Büyük söğüt ağacının altında oturan iki genç acı itirafın ardından yine de birlikte olmaya karar vermiştiler. Ve bu kararın üzerinden iki sene geçmişti. Alaric içerden aldığı bilgileri Lavi ile bölüşüyor olası tuzaklara karşı onu uyarıyordu. Aşk gözünü öyle kör etmişti ki, eskiden hali hazırda olduğu statüyü kazanmak için kanlar döken Alaric, şimdi Lavi için her şeyi feda etmeye hazırdı.
"Biraz tebessüm et, gözlerin neden bu kadar hüzünlü?" Alaric genç kadının eşsiz yüzünü kara kalemle parşömene çizerken onu yönlendirmeden duramıyordu.
"Korkuyorum Alaric." diye itiraf etti genç kadın "her şey o kadar güzel ilerliyor ki, bu beni çok korkutuyor" hüzünlü sesi adamın kalbini sızlatıyordu.
Parşömeni bir kenara bırakarak sevgilisinin yanına oturdu, ince naif yüzünü büyük ellerinin arasına aldı "Sana bir şey olmasına asla izin vermem" kendinden emin ses tonu, kadına güven veriyordu. Minik burnuna öptü "Şimdi güzel bir poz ver ki seni ölümsüzleştire bileyim sevgilim"
Şimdi kadının yüzünde ki tebessüm büyük gülümsemeye çevrilmişti, adamın dudaklarına kısa süren öpücük bıraktı. "Bırak şimdi resmi, ben gerçek gülücüğümü sadece senin görmeni istiyorum"
Kısa öpücüğün etkisinde kalan vampir kadının dudaklarına şehvetli öpücüğünü bırakmadan önce fısıldayarak "Seni seviyorum Lavi Aeterna" dedi
Aynı ses tonuyla "Seni seviyorum Alaric Vane" dedi genç kadın ve geri kalan sohbetlerine şehvetli öpüşleriyle devam ettiler.
Her güzel şeyin sonu olduğu gibi, ne yazık ki bu huzurunda bir sonu vardı. Lavi endişelerinde haklıydı, hayat daha çok zorlaşacaktı... zorlaştı da
Vakit çatmış vampirlere haber salınmıştı, safkanların son taşıyıcısı her bucakta, her delikte aranıyordu. Uzun arayışlar sonucu hâlâ bulunamayan taşıyıcının, son çare olarak tüm ihtiyaçları kesilmeye başlandı. Büyü için kullanılan malzemeler pazar alanlarından kaldırıldı, bitkilerin yetiştiği her alana vampir nöbetçiler yerleştirildi.
Durumların ciddileştiğini fark eden Alaric, aylarca gizli gizli malzemeleri toplayıp sevdiği kadına veriyordu. Lakin her şeyin sonu olduğu gibi, bununda sonu gelmişti. Bu kadar süredir ortaya çıkmayan safkan şüphe doğururken, mahzende azalan ürünler içlerinde hain olduğunun göstergesiydi.
Artık Alaric'te tehlike altındaydı ve o da bunun farkındaydı, yine de tek derdi sevgilisini bir ay daha saklamak, onunla bir ay daha hayatı yaşamaktı.
Yağmurlu bir günün gecesinden bahsediyorum sizlere. Alaric eksik olan son malzemeyi bulma sevinci ile kulübenin kapısına dayanmıştı "Aç Lavi, benim." açılan kapıdan hızlıca içeri giren vampir cebinden üç parça halinde ezildiği için şeklini kaybeden nilüfer çiçeğini çıkardı.
"Anlayacaklar Alaric, bu çiçekler senin himayen altında saklanıyor" genç kadın dolmuş gözleriyle bir çiçeğe bir sevgilisine bakıyordu.
"şşş" sevgilisini sakinleştirmek için yüzünü elleri arasına aldı "Sen bunları düşünme, ben halledeceğim" istemeyerek ellerini geri çekti ve çiçeği uzattı "Zamanımız az, hadi yap ritüelini."
Göz yaşları içinde kafasını iki yana sallayarak "Hayır" dedi "Yapamam"
"Bebeğimiz için Lavi" Alaric'in titreyen sesi kadının canını daha çok yakıyordu, doğmasına bir kaç günden daha az vakit vardı. Bu son ritüel bebeği doğurması için yeterli bir süreydi, lakin hep sonrasını düşünürdü kadın, doğduktan sonra ne olacaktı?
Kendisini bile zar zor koruyordu, bebeği nasıl koruyacaktı? Alaric zaten her şeyini feda ediyordu, ama doğacak olan bebekle beraber daha fazla güç harcaması ve daha çok direnç göstermesi gerekecekti
Genç kadın ellerini karnına koydu, bebeğini hissediyordu. Orada bir şekilde hayata tutunuyordu.
"Alaric, bu bebek bizim sonumuz olacak. Unuttun mu? Karnımda bir laneti taşıyorum"
Bilindik olarak vampirler bir kadını hamile bırakamazdı ve yine bilindik olarak her tür kendisiyle ilişki halinde olmalıydı. Alaric ve Lavi bu kuralı çiğneyen tarihin ikinci çiftleriydi.
Lavi devamlı olarak haberci rüyalar ile atalarından uyarılar alıyordu. Baştakiler bu duruma çok sinirliydi lakin defalarca yapılan uyarılara rağmen onları dinlemeyerek ilişkisine devam etmişti.
Bir gece rüyasında, kaybettiği ablası ve abisini görmüştü. Her ikisinin eli genç kadının karnındaydı, bir şeyler mırıldanıyordular. Yaşanılan bu şeyin rüya olmadığını anlaması çok uzun sürmemişti ancak abisi ve ablası tarafından çoktan lanetlenerek rahmine sonunu getirecek o tohum yerleştirilmişti.
"Aşık mı oldun kardeşim" demişti abisi Lord "O zaman size aşkınız gibi lanetli bir can armağan ediyorum" diyerek son koymuştu cümlesine.
Gözlerindeki kin ve nefret çok bariz seçiliyordu, bu kadar gaddar bir ailenin içinden masum çıkmak tam da Lavi'nin başaracağı şeydi.
"Kız kardeşim" bu sefer söze giren ablası Viola olmuştu. Lavi, dolmuş gözleri ve hayal kırıklığına uğradığını belli eden yüz ifadesiyle ablasına baktı.
"Neden?" Diye sordu çaresizce, titreyen sesiyle "Görmüyor musunuz? Alaric beni yaşatmaya çalışıyor. Benim türüm için kendi türüne ihanet ediyor."
"Alaric sana yardım ediyor kız kardeşim, senin türüne değil. Zira hançerinin altında can vermiş biri olarak söylüyorum bunu"
Gözlerinden süzülen yaşlarla başını iki yana sallayarak inkar etti "Hayır, lütfen yapmayın"
"Atalarımız sana çok sinirli" eliyle karnını gösterdi "Ve bu bebek sizin lanetiniz"
Hayır çığlıkları eşliğinde kan ter içerisinde uyanmıştı, karnında hissettiği baskıyla gözlerini kapattı ve sabaha kadar feryat ederek ağladı.
Havanın aydınlanmaya başladığı saatlerde bebeği öldürmek için bitkiler toplamaya karışımlar yapmaya başlamıştı.
Lakin yaptığı her eylem sonucu başarısızlıkla neticeleniyordu, laneti bozamıyor ve rahminde her geçen gün büyüyen tohumu söküp alamıyordu.
Zamanla kabullenmişti bu gerçeği, çaresizce olanları sevgilisine anlatmıştı. Alaric'in sevinci Lavi'yi heyecanlandırıyor ve bebeğe daha çok bağlanmasına neden oluyordu.
Geçen haftaların ardından bebeğe zarar vermekten vazgeçmişti, aksine laneti çözerek bebeğini kurtarmaya çalışıyordu.
Eski hatıralar gözünde canlanırken bir damla yaş süzüldü yanağına "Zırhını giyin Alaric, bizi buldular" dedi titreyen sesiyle.
Alaric söylediklerini ilk anlamasa da dışarıya kulak kabarttığı an gelenlerin olduğunu duymuştu "Seni saklamamız lazım" dedi aceleyle. Yorgundu, bitkin düşmüştü ama yine de sevgilisini kurtarmak için son nefesine kadar savaşacaktı.
Alaric zaten ölmüştü, sevdiği kadın için yine ölürdü. Ve yine ve binlerce kez ölürdü.
Lavi, Alaric'in ellerini tutarak onu durdurdu, sona geldiklerini gösteren bakışlarıyla avucuna öpücük bıraktı ve fısıltıyla emri verdi "Hançerini çıkar ve kalbime sapla"
Bu nasıl acıydı? Bu nasıl istekti? Vampirin canı yanar mı? Alaric'in canı yanmıştı. Sevdiği kadını öldürmek mi? Hemde kendi elleriyle öyle mi?
"Lavi" diye fısıldadı, inkar etmek kabul etmediğini bağırmak istiyordu.
"Zırhını giyin" sesi her saniye daha çok titriyordu "Ve görevini yap"
Her ikisi için çok zor karardı, kadın canını sevdiği adama severek teslim etmişti ama kendisini kızgın şekilde bekleyen ataları onu ürkütüyordu.
Alaric ise canını bile vereceği kadının canını alacaktı. Yalpalayan adımlarla zırhını giyinmeye başladı, dudaklarını sıkıca bastırarak hıçkırıklarını susturmaya çalışıyordu.
"Laneti bozamadım" diye söze girdi Lavi "Ama bir şey yaptım, başka bir lanet ile bebeğin hayatta kalmasını sağladım" bebeğine veda etmek için elini karnına doladı.
Derin bir nefesin ardından devam etti "Ben öldükten sonra, bedenimi yak"
Alaric buna daha fazla dayanamıyordu, demir zırhlı eldiveniyle Lavi'nin göz yaşını sildi. Burnunu çekerek devam etti "Sonra, küllerimi bir tabutun içerisine dök. Bir sonraki dolunayda bebeğimiz küllerden can bulacak"
"Böyle bir şey mümkün mü?" Dedi Alaric, onun için şu an her şey mantıksız geliyordu.
"Mümkün, buna anka laneti diyorlar. Şimdilik bebeği yaşatmalıyız ama daha sonra bu laneti üzerinden kaldırman gerek. Çok ama çok tehlikeli bir lanet, mutlaka bozulmalı"
Alaric sadece başını sallayarak onaylamıştı. Zorlukla ayakta duruyordu ve daha fazla konuşursa gücünü kaybedeceğini biliyordu.
"Son olarak" burnunu çekti yeniden "Her gün buraya, söğüt ağacının altına gel. Bana bebeğimden bahset. Cinsiyetini söyle bana, ismini söyle. Onunla ilgili anılarını anlat, seni ne kadar yorduğunu. Hangimize daha çok benzediğini"
Daha fazlasına dayanamayan Alaric hıçkırıklarını serbest bırakarak ıslak yüzünü Lavi'nin boynuna gömdü.
"Sensiz bir gelecek istemiyorum" diye fısıldadı Alaric, gözyaşları Lavi'nin boynunu ıslatırken "Duydun mu beni? Sen olmazsan ben yolu bulamam."
"Bulacaksın sevgilim, bebeğimiz için bulacaksın" çok az zamanlarının kaldığını fark eden Lavi kendisini geri çekerek Alaric'in kollarından ayrıldı.
Göz yaşını elinin tersiyle sertce sildi, dolu bakışlarıyla onu izleyen sevgilisine hüzünle tebessüm etti "Şimdi" dedi burnunu yeniden çekerek "Bağırarak kulübenin kapısından kaçacağım, sen de beni yakalayıp hançerini kalbime saplayacaksın"
Alaric'in gücünü kaybettiğini görüyordu, hırpalanmıştı ve çok çaresizdi "Onların önünde yapmalısın, statünü kaybetmemen lazım"
Alaric dişlerinin arasında derin nefesler alarak gözlerini sertce sildi, büyük adımlarla Lavi'ye yaklaşıp yüzünü ellerinin arasına aldı.
"Seni seviyorum Lavi Aeterna"
Lavi ağlamamak için dudaklarını bir birine bastırarak başını salladı "Seni seviyorum Alaric Vane" dedi titrek sesiyle. Yeniden dolan gözlerini bu sefer silmedi, dudaklarını ıslatan göz yaşlarıyla sevgilisinin dudaklarına son tuzlu öpücüğünü bıraktı.
İki saniye bile sürmeyen öpüşmenin ardından Lavi isteksiz bir şekilde ayrıldı dudaklarından, son kez bakışlarıyla veda etti ona ve daha çok zorlaştırmamak için imdat bağırışlarıyla bir hışınla çıktı kulübeden. Alaric titreyen elleriyle kaskını kafasına geçirdi ve yalancı koşar adımlarla sevgilisinin eceli olmaya gitti.
Doğru zamanlamayla içeriden çıkmıştılar, duydukları çığlıktan dolayı gizlice onları izleyen vampirleri fark etti Alaric, bu sebeple hızını artırarak sevgilisinin kolundan yakaladı.
Lavi ağlamaktan kızarmış gözleriyle ona baktı.
Güçlü görünümlü zırhının ardında göz yaşı döken Alaric kanatlı hançeri çıkardı.
Dolunay tepeye varınca efsunlu koku sardı etrafı, kadın gözlerini zamanın geldiğini bildirmek istercesine kırptı.
Hançeri kavrayan parmakları sıkılaştı, havaya kaldırdığında ayın saçtığı ışık hançerin uç kısmında parlamaya sebep oldu.
Lavi gözlerini kapattı ve hançer saf kalbini parçaladı. Gökyüzü gürledi, yağmur hiddetini artırdı. Oracıkta ruhunu teslim etti göklere. Bu dünya için geriye sadece bedeni kalmıştı. Alaric kollarında ağırlaşan cansız bedeni dikkatlice yere bıraktı.
Dizleri üzerinde çökerken demir zırhının çıkardığı seslerden iğreniyordu, oysa bir zamanlar zevk aldığı seslerden biriydi.
Öldüğüne emin olmak için yakınlaşan vampirlere "Son safkan öldü. Ritüeli için mahzenden hırsızlık yaparken gördüm onu, sonra takip ettim. Başkaları var mı diye aylarca bekledim, hırsızlık etmesine izin verdim. Son taşıyıcı olduğuna karar verince onu avladım"
Birkaç saniyede uydurduğu yalanı anlatırken sesi asla titrememişti, gözünü yerde yatan sevgilisinden bir dakika olsun ayırmamıştı.
"Ödülün seni masanda bekliyor olacak, bedeni yok et" dedi vampirlerden biri ve çok geçmeden oradan ayrıldılar.
Herkesin gittiğine emin olan Alaric, sığdıramadığı acısıyla beraber sevgilisini kollarının arasına aldı, onu öyle göğsüne bastırdı ki, kalp atışlarının birbirine karışmasını, kendi canının ona akmasını istedi.
Olmayan kalp atışlarının...
Alaric'in eli, Lavi'nin yanağına doğru yükseldi ama dokunamadan parmakları güçsüzce yere düştü.
Sevgilisinin ağırlaşan bedenini daha da sıkı kucakladı. Saatlerce, dünya etraflarında tamamen kararana kadar, soğumaya başlayan o bedene daha sıkı sarılarak, gitmesine izin vermeyecekmiş gibi ağlamaya devam etti.
Alaric sevgilisine ağladı, gökyüzü onlara ağladı...
Bölüm etkileşimi
