5. bölüm / 25
Vebal-i AhmerKalbin iyi mi?
Bölümler 25Şu an: Kalbin iyi mi?
- 1 İhanetin ilk tohumu712 kelime
- 2 Sebepsiz bayılmalar1.017 kelime
- 3 Beklenmedik yolculuk2.488 kelime
- 4 Kanatlı Hançer1.164 kelime
- 5 Kalbin iyi mi?1.801 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Alaric Vane Hediyyesi2.309 kelime
- 7 Tilki ve Kuzu1.707 kelime
- 8 Kalbe serpilen şüphe2.599 kelime
- 9 Mortem Mührü2.027 kelime
- 10 Planlar ve kuklalar3.672 kelime
- 11 İhanetin katlettiği masumluk2.054 kelime
- 12 Safkan616 kelime
- 13 İhanetin vadettiği öfke2.337 kelime
- 14 Bir şarap gecesi2.326 kelime
- 15 Filizlenen tohum I1.007 kelime
- 16 Çığlık Mahzeni3.845 kelime
- 17 Ölümün kıyısı4.650 kelime
- 18 Son safkan3.290 kelime
- 19 Filizlenen tohum (2)1.560 kelime
- 20 Mortem Kıskançlığı2.743 kelime
- 21 Sebep bulan bayılmalar2.346 kelime
- 22 Kuzey Işıkları2.244 kelime
- 23 Tempus est eskitandi2.206 kelime
- 24 Nilüfer çiçeği2.906 kelime
- 25 Ölüm Kartı2.545 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Medya: Sargon Draco
Hayatınızın en önemli iki günü; doğduğunuz gün ve neden doğduğunuzu anladığınız gündür. -Mark Twain
Uyandığım zaman Meva yanımda değildi, gözüm komidin üzerine kaydığın an bir kahkaha attım "Salak"
Meva para bırakmıştı, hayır bu düşündüğü için değildi. Aramızda bir durum vardı, ne zaman bir birimizi desteklerken aynı yatakta uyursak destekleyen kişi komidinin üzerine para bırakırdı.
Bu bizim aramızda bir şakaydı. Parayı aldım ve çekmecenin içine attım, eminim ki bir gün Meva'nın komodinin de olacaktı bu paralar.
Hızlıca banyoya girdim rutin işlerimi gördüm ve güzel bir duş aldım, daha sonra üzerime değiştirmek için dolabımın önünde durdum, biraz bakındıktan sonra kar beyazı renginde olan kısa tulumu tercih ettim. Aynı renkte olan kemerimi de taktım, aynaya baktığımda gayet iyi görünüyordum. Saçlarımı taradıktan sonra öylece açık bırakmak istedim. Pofuduk tüylü siyah terliklerimi giyindikten sonra telefonu cebime atıb odadan çıktım.
"Günaydın" merdivenleri inerken sesim çok enerjikti, işte şimdi özüme dönüyordum.
"Mutfaktayım, bahçede kahvaltı yaparız diye düşündüm hava çok güzel"
Mutfağa geçtim ve yardım etmek için işe koyuldum, söğüt agacının altında olan masada oturacaktık.
Zeytinlerin olduğu tabağı elime tutuşturan Meva "Hemen kahvaltıyı yapalım sonra alışverişe gidelim" dedi
"Ne alacaksın ki"
Çayları tepsiye koydu "sana balo için elbise bakacağız"
Zeytinden birini ağzıma attım "ben gelmiyorum"
"Sebep?" diye sordu sahte sinirle ama gerçek bir ciddilik vardı yüzünde.
"Çünkü davet edilmedim" zeytinin çekirdeğini dilimin yardımı ile dudaklarıma yaklaştırıb elimle alıp çöpe attım.
"Ne kadar saçma bir sebep" yüzüme benden iğreniyormuş gibi baktı.
"Davetiye aldın mı?" Sesim umursamaz çıkıyordu
"Tabii ki evet" dedi, sesi 'e zatenn' gibi eminlik taşıyordu.
"Ben almadım" dedim gülerek. İyice sinirlenmişti.
Çay tepsisiyle önüme geçti, bahçeye doğru giderken ben de arkasından ilerledim.
"Alışverişe gidiyoruz dedim nokta" çayları masaya koydu bende zeytin tabağını ortaya yerleştirince sandalyeme oturdum.
Omuz silktim "Bakarız"
Meva'da kendinden emin bir ses tonuyla "Bakıcaz" dedi.
Tabağımı doldurmaya başladım
"Bugün kasabayı gezeriz seninle" Meva domatesleri tabağına özenle yerleştiriyordu
"Olur"
"Sonra da davet işini hallederiz" çayını yudumladı
"Bakarız"
"Kalbin nasıl" dediğinde gözlerim anlam veremeyerek onu buldu. Karşımda Meva'yı beklerken o silüeti gördüm. Elinde yine aynı hançer vardı.
"Alçin"
"N-ne" ellerini yüzümün önünde sallayarak dikatimi ona vermem için çaba gösteriyordu "efendim"
"Aklın nerde senin? Telefonun çalıyor"
Hemen telefonu elime aldım "pardon" dedim dalgınlıkla.
"Efendim Yazkı, bir sorun mu var?" Telefonu kulağıma koymuş pür dikkat onu dinliyordum
"Evet evet, kabul et ve para alma lütfen. Benim için önemli biri. Tamam. Tamam teşekkürler, kolay gelsin"
"Noluyor" dedi Meva
"Hiç, sadece bir müşteri durumu halledildi" çayımı bitirdim ve masayı toplamak için ayağa kalktım.
"Az önce" diye söze başladı Meva. "Dalgınken elin kalbine gitti, rüyanın etkisinden çıkamadın mı?"
Gördüğüm silüeti ona söylemek istedim ama sonra bunu yaparsam benimle daha çok ilgileneceğini farkettim. Bu yüzden susacaktım, buraya iyi olmak için gelmiştim. Meva'nın ilgi odağı olmak ve onun gününü mahvetmek için değil.
"Sadece bir an kalbim hızlandı, iyiyim merak etme" yanağına sulu öpücük bıraktım.
Meva'nın susması işime gelmişti, ona yalan söylemek istemiyordum ama bazen mecbur kalıyordum. Keşke hiç mecbur kalmasaydım.
Masa toparlanmış, bulaşıklar makineye yerleştirilmişti ve şimdi kasabayı gezmek için dışarı çıkıyorduk.
Meva çok iyi bir kafenin olduğunu ve oraya gitmemiz gerektiğini söylemişti, bugün tamamen ona aittim. Ne derse yapacaktım.
Kırmızı ve mor renklerin hakim olduğu bir kafe tabelası bizi karşıladı. Normal bir kafe gibi görünmüyordu ama gece kulübüne gelmek için de çok erkendi.
Soran gözlerle Meva'ya baktım. "Seveceksin" dedi sessizce.
İçeri girdiğimiz zaman değişen bir şey yoktu mor ve kırmızı tonları hâlâ hakimdi odaya.
"Vampir ve insanlar rahatca burda takıla bilir" dedi
Bara yaklaşıb içkilerimizi söyledik, arkamı bar masasına yasladıktan sonra etrafı incelemeye başladım, garip hiçbir şey yoktu. Her şey çok normal görünüyordu, insanlar ve vampirler bir birilerine karışmış dans ediyor eğleniyordu.
"Alçin hanım" gelen sese baktım. 1.80 belki daha uzun boyda, siyah saçları ve bal rengi gözleri vardı.
"Evet?"
Vampir olduğu belliydi, her halinden belliydi.
"Bu size" uzattığı mektuba kaydı gözüm
"Bu ne?"
"Açarsanız, görürsünüz" hafif tebessüm etmişti konuşurken.
"Sargon" Meva'nın heycanlı sesini duyunca, mektubu adının Sargon olduğunu öğrendiğim şahsın elinden aldım.
Sargon'un yüzünde oluşan tebessüm büyük bir gülüşe çevrildi "Meva"
İkisi kenarda sırıtarak konuşurken ben mektubu açmaya başladım, içinden altın renginde sert karton kağıtdan yapılma davetname çıktı. Gözlerim yazılan kelimelerin üzerinde dolaştı.
Sayın Alçin Aeterna, sizleri eski malikanede düzenlenen balo etkinliğimize davet ediyoruz. -Sargon Draco
Meva ne ara davet işini halletmişti ki. Gerçekten tuttuğunu koparan bir kızdı. Sohbetlerini bölmek istemediğim için barmene yeni bir içki yapmasını rica ettim.
"Kalbin iyi mi?" Kulağıma fısıldayan ses irkilmeme sebep oldu, hemen arkama baktığımda eğlenen insanlardan başka kimse yoktu.
"Kalbin iyi mi Alçin?" Yine fısıltı kulaklarıma dolarken arkama baktım ama bu seferde bana içki uzatan barmenden başka kimse yoktu.
"Çık kafamdan" diye mırıldandım sessizce, ışıklar daha parlak olmuştu sanki sesler bir anda daha baskın ve rahatsız edici bir hal almaya başlamıştı. Kanımın çekildiğini hissediyordum, ayaklarım uyuşmaya başlarken hemen tabureye oturdum. Barmenin verdiği içkiyi kafama diktim "bir tane daha" diye bildim.
Ellerim titriyordu, sıcaklık basıyor nabzım artıyordu. Ellerim boynuma gitti, sanki bir el onu sıkıyor gibiydi.
"Alçin" fısıltı kulaklarıma dolarken başımı masaya yasladım "Alçinn" fısıltı melodiye dönüşüyor kanıma karışıyordu
"Lütfen kafamdan çık artık" diye yalvarmaya başladım.
"Alçin!" Meva'nın sesiyle başımı masadan kaldırıp ona baktım. Korkmuş gözlerle bana bakıyordu.
Mekanın sakin oluşu dikkatimi çekti, etrafı incelerken kimsenin olmadığını farkettim şarkı bile susmuştu. Elim kalbime giderken acıdan yüzümü buruşturdum.
"Neler oluyor?" Dedim acı içinde.
"Anlaşılan kalbine iz koyulmuş" dedi Sargon
"Anlamıyorum" nabzım normalleşmişti, ellerim artık titremiyordu.
"Bağırıyordun Alçin" dedi Meva "Sesin o kadar yüksek çıkıyordu ki şarkıyı bastırdın sanki hipnoz olmuştun, kalbin iyi mi diye bağırıp duruyordun. Sargon mekanı boşalttı"
Sargon'a minnet dolu bakışlarımı gösterdim ama hâlâ anlamıyordum ben sadece kafamın içinden çıkmasını söylüyordum.
"Emin misin Meva?" Dedim gerilerek "Ben sadece o seslerin kafamdan çıkması için yalvarıyordum" sonra Sargon'a baktım "sessizce" dedim.
"Burdan gitmesi lazım" dedi Meva telaşla
"Hayır, daha tehlikeli" Sargon bir şeyler düşünüyordu "Kokusunu aldı asla bırakmaz"
"Kimden bahsediyorsunuz?" Anlamıyordum. Tanrım salak olmak için harika bir günü seçmiştim.
"Burda tehlikede Sargon" Meva gözlerini Sargon'a dikmişti
"Anlamıyorsun Meva" bizim aksimize sakindi, bir sandalye çekip oturdu "Aksine burada güvende"
"Eve geri dönerim" dediğimde ikisi de bana baktı "Yaşadığım yer sadece insanlara açık, başka varlıklar giremez yasak" böylece güvende olurdum.
Sargon sadece burnundan gülümsedi. Mantıklı bulmamıştı hatta gülünç bir karar olarak görüyordu.
"Alçin haklı" dedi Meva. Gözleri bir benim bir Sargon'nun üzerinde git gel yapıyordu.
Sargon sakin bir tavırla "Kokuyu ya çok önceden aldıysa?"
Meva donmuştu, kanı çekilmiş gibi bir süre bana baktı daha sonra o da bir sandalye çekip yenildiğini kabul eden edayla kendini sandalyeye bıraktı. "O mu getirdi buraya?" çaresiz çıkan sesi gözlerimin dolmasına neden oluyordu.
"Evet" dedi
"Hey hey" tabureden indim ve ellerimi ben burdayım dercesine salladım "Buraya doktorumun önerisi sayesinde geldim"
Soru Sargon'dan gelmişti "Hangi doktor?"
"Şey" ismini öğrenmemiştim ki "ismini bilmiyorum, yani hiç sormadım"
"Daha önce o doktoru gördün mü?" İkinci sorusunu ok gibi yönlendirince ayaklanarak bar tezgahına yaklaştı.
Gözlerimle onu takip ederken "Hayır, yeni atandığını söyledi"
Viskiyi bardağına doldururken "Bir kere gördüğün, ismini bile bilmediğin doktorun önerisini dinledin ve buraya mı geldin?" diye sordu. Sesinde alay yoktu, normal bir soru soruyordu ama ben çoktan kendimi aşağılamaya başlamıştım.
dudağımı içeriden ısırdım "O an bana çok doğru geldi" diye mırıldandım.
"Kafeyi kimseye emanet edemediğin için hiçbir yere seyahet etmiyordun" dedi bir anda. Bunu nerden biliyordu? Meva'ya baktım ama o hiç oralı değildi. Sargon'nun söylediklerini beyninde tartıyordu.
"Evet" Sanırım bir sandalyede ben çekecektim.
"Bir günün içinde, kime emanet ettin kafeyi Alçin?" sorusunu bana yönlendirirken sandalyesine oturdu.
"Siktir" dedi Meva. Gözlerim onu bulduğu zaman artık anlamaya başlıyordum.
"Ben" diye bildim sadece "Bilmiyorum, söylesem de zaten inanmayacaksın" sesim titremişti.
"En başından biliyordu" Meva ellerine saçlarına geçirmiş kendi kendine konuşuyordu
"Alçin'in olduğu yer sadece insanları kabul ediyordu, bu yüzden oraya gidemezdi. O da Alçin'i buraya getirdi" Sargon rahatlığından taviz vermeyerek viskisiden yudumlayıp dudaklarını bir birine bastırdı.
Sandelyeyi çektim ve tükenmiş şekilde oturdum. "Harika plan" diye bilmiştim.
"Bu yüzden burada kalmalısın Alçin" bir şeyler düşündü "Seni bizim korumamız altına alacağım"
"Yapamazsın" diye itiraz etti Meva "Unuttun mu koruman altında ben varım"
"İkinci bir kişi olamıyor mu?" Merakla ikisine baktım.
Meva hemen sorumu cevaplamaya başlarken Sargon kaşları hafif çatık ifadeyle onu izliyordu. "Sargon vampir kanunları birliğinde lider durumunda olan 3 büyük vampirden biri ve bu rütbede olduğu için sadece bir kişiyi koruması altına alabilir"
viskisini bitirirken boş bardağı masaya sertçe bıraktı "Alaric ile konuşurum, yardımcı olacaktır"
Bu sefer konuşan bendim "Neden öyle bir şey yapsın ki? Ya ilerleyen zamanlarda başka birini koruma altına almak isterse"
Aferin kızım, yavaş yavaş beynin çalışmaya başladı tebrikler. Kendime kocaman bir alkış.
"Süreli" diye omuz silkti Meva "Süreler üç gün, üç ay ve üç sene olarak tertip edildi." Dedi Sargon "Her sürenin kendine has ritüeli vardır. Süre tamamlandıktan sonra koruma hükmü düşer. Bir ay normal yaşantını yaşadıktan sonra yeniden korunma altına alınabilirsin"
Kafamı sallamakla yetindim sadece. Alaric denilen kişi anlaşılan başlarda olan ikinci vampirdi. Acaba beni koruması altına alır mı?
"Peki" dedim aklıma gelen soruyu yönlendirmek için dikkatleri üzerime çektim "Koruma altında olduğum zaman tam olarak ne oluyor? Görünmez bir bariyer falan mı var?"
Meva kıkırdadı "Hayır tabii ki, işte bu yüzden ritüel yapılıyor. Sana zarar vermek için yaklaşan kişi korunduğunu anlar. Bedenine bazı karışık bitkilerin tütsülerini mühürlüyorlar, gerçekten zarar vermek için sana yaklaşan şahıs o kokuyu alır."
"Eğer" Sargon konuşmaya başlamıştı "Korunduğunu bildiği halde bile sana zarar vermek isterse bu zaman sana uygulamak için harakete geçtiği her eylem ona geri döner"
Ağzım açık kalmıştı "Yani düşünmesi bile yeterli mi?"
"Kesinlikle" dedi Sargon "Mükemmel dimi? Bu kanunu ben getirdim işte" gururla gülümsemişti
Meva sakince "Alaric ile konuşalım, hemen korunma altına alınmalı" dedi
Sargon telefonu çıkardı bir kaç tuşa bastıktan sonra kulağına yaklaştırdı.
"Bunu yapan kim?" Diye sordum Meva'ya
"Merhaba Alaric, yardımına ihtiyacım var" Sargon ayaklanıp bizden biraz uzağa giderek, telefon görüşmesine devam etti.
"Bunu sonra konuşuruz" diye fısıldadı Meva
"Hadi ama" dudaklarımı büzüp şirinlik yaparak öğrenmek vardı hedefimde ama ne yazik ki Meva kanmadı.
Gözüm Sargon'a kaydı, sakin sakin konuşuyordu. Ne kadar kulak kabartsamda ne konuştuğunu duymak imkansızdı.
Bir kaç dakika sessiz geçerken sonunda telefon görüşmesini bitiren Sargon yanımıza geldi.
"Alaric kabul etdi, sadece üç ayımız var"
Ayağa kalkarken "üç aydan sonra ne olacak peki?" Diye sordum
"Yanlış soru" dedi Sargon "Bu üç ay içerisinde neler olacak diye sormalıydın"
Endişeyle Meva'ya baktım, kolumu sıvazladı. Mekandan çıkarken Sargon'un arabasına bindik. Söylediklerine göre gideceğimiz kuruma sadece çalışanları girebiliyormuş, eğer misafirin varsa ikinizde beraber girmelisiniz aksi halde izin verilmiyormuş.
"Çok uzakta değil" dedi Meva önde sürücü koltuğunun yanında oturmuştu.
"İyiyim" dedim sadece, başımı cama yaslayıp dışarı bakmaya başladım.
"Laneti kırmamız lazım" diyordu Meva
"Onu da halledeceğiz güzelim" dedi Sargon
"Ya üç ay içerisinde kıramazsak? Alaric yeniden koruması altına alacak mı?"
"Hayır" dedi Sargon
Uyku bedenimi ele alırken bir isim doldu kulaklarıma
Meva ellerini hayali boğazı sıkıyormuş gibi yaparak söylendi "Valerius'u kendi ellerimle yakacağım"
Valerius...
Demek ruhuma izini koyan sensin.
Konuşma zamanıııı
Çok şükür yarabbimmm ben de bölüm atarmışım gkgfgklidhj
Çalıştığım için bazen bölüm atmakta zorlana biliyorum, şu an bayramdan dolayı işler zayıfladı vaktim olduğu için size bölüm atmakla değerlendirmek istedim💕
Bayram nasıl geçiyor? Kesildi mi bağ kurduğumuz koyunlar? Dünya gerçekten hassas kalpliler için cehennem :(
Seviliyorsunuz muahh
Bölüm etkileşimi
