2. bölüm / 25
Vebal-i AhmerSebepsiz bayılmalar
Bölümler 25Şu an: Sebepsiz bayılmalar
- 1 İhanetin ilk tohumu712 kelime
- 2 Sebepsiz bayılmalar1.017 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Beklenmedik yolculuk2.488 kelime
- 4 Kanatlı Hançer1.164 kelime
- 5 Kalbin iyi mi?1.801 kelime
- 6 Alaric Vane Hediyyesi2.309 kelime
- 7 Tilki ve Kuzu1.707 kelime
- 8 Kalbe serpilen şüphe2.599 kelime
- 9 Mortem Mührü2.027 kelime
- 10 Planlar ve kuklalar3.672 kelime
- 11 İhanetin katlettiği masumluk2.054 kelime
- 12 Safkan616 kelime
- 13 İhanetin vadettiği öfke2.337 kelime
- 14 Bir şarap gecesi2.326 kelime
- 15 Filizlenen tohum I1.007 kelime
- 16 Çığlık Mahzeni3.845 kelime
- 17 Ölümün kıyısı4.650 kelime
- 18 Son safkan3.290 kelime
- 19 Filizlenen tohum (2)1.560 kelime
- 20 Mortem Kıskançlığı2.743 kelime
- 21 Sebep bulan bayılmalar2.346 kelime
- 22 Kuzey Işıkları2.244 kelime
- 23 Tempus est eskitandi2.206 kelime
- 24 Nilüfer çiçeği2.906 kelime
- 25 Ölüm Kartı2.545 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Medya: Alçin Aeterna
Gözler kiminin ruhunu, kiminin kırıklıklarını taşır. -evaysn
Günümüz
Gözlerimi açtığım an hemen geri kapattım. Hastane odasının berbat göz ağrıtan beyaz rengi hiç yabancı gelmemişti, bir süre daha gözlerimi kapalı tutmak istiyordum başım zonkluyor ve şu an hiç taburcu olmak istemiyordum.
Bayılmalarım son bir aydır artmaya başlamıştı, artık haftada üçü görüyordum. Kapı arkasında hareketlenme olduğunda sessiz kalmayı tercih ettim içeriye hemşirenin girdiğine emindim. Yine yanımda ki cihazlara bakarak bir kaç not alıp çıkacaktı, her zaman olduğu gibi işte.
Uyanık olduğum zaman "Turp gibisiniz" diyerek sıcak bir gülümseme gösterir, taburcu olabileceğimi söyleyerek odadan çıkardı. Bu iki seçenek asla değişmezdi ve bu beni daha tedirgin ederdi.
Vücudum bir şeye tepki veriyordu, ama kimse ne olduğunu bilemiyor ve aksini 'çok iyi' olduğumu söylüyorlardı. Bir insan sebepsiz yere haftada üç kere bayılır mı? Sizce bu normal mi?
Kendimle savaş veriyordum. Düşüncelerim isyan çıkarmak üzereyken hemşirenin sesini duydum.
"Aslında hiçbir sorunu yok, aksine çok iyi" işte tam olarak bunu söylüyordum, kapalı göz kapaklarımın ardından gözlerimi devirdim.
"Ama yine de haftada üç kere bayılma sebebiyle hastaneye getiriliyor?" Diye imalı bir soru yönlendirdi bir başkası.
O zamana kadar oda da üçüncü bir kişi olduğunu fark etmemiştim. İşte bu beni heyecanlandırmıştı çünkü başka biri sonunda beni görmüştü.
"Evet" dedi hemşire, sanki çok normal bir durum gibi.
"Çıkabilirsin" dedi doktor olduğunu düşündüğüm kişi, kapının açılma ve kapanma sesini duyunca gözlerimi açtım ve karşımda durduğuna zaten emin olduğum doktora baktım.
"Merhaba" dedi gülümseyerek ama bana değil hemşirenin bıraktığı notlara bakıyordu.
"Anlamışsın" yerimden doğrulurken koluma baktım. Yine serum vardı. Asla bir işe yaramayan bu serum, sadece çişimi getiriyordu.
"Acemi değilim" gözleri kapıyı işaret etti, hemşirenin acemiliğini ima ettiğini anladığım an burnumdan hafifce güldüm.
"Nasıl hissediyorsun" şimdi gözleri beni bulmuştu
Derin bir nefes aldım, boğazım ve göğsümde bir ağırlık... sanki bir yumruk vardı. Aldığım her nefes yarım kalıyordu, tamamlanmıyordu.
Eksiktim...
"Yorgun, halsiz ve nefes alamıyorum doktor bey" 'doktor bey' kelimesini daha baskın söylemiştim onun dışında sitemli çıkan sesim beni kızdırıyordu, oysa çok pozitif biriydim ben. Cıvıl cıvıldım, ışığım diğer öteden görünürdü tabii şu sıralar bayılma durumları arttığı için fiziksel olarak çökmüştüm ve ışıltımı kaybetmiş gibi hissediyordum.
"Değerlerin aksini söylüyor"
Duyduklarım karşısında elimi seruma doğru uzattım, hafif güç uygulayarak çekiştirip damarımdan iğneyi çıkardım. Aptaldım, bu doktorun beni anlayacağını düşünmüştüm, hâlâ umut edecek kadar aptaldım.
"Turp gibiyim" dedim doktora bakmadan, odanın bir köşesinde olan dolaba yaklaştım ve içerisinden beyaz elbisemi alıp hızla banyoya geçtim.
Üzerimi çabucak değiştirib aynada yüzüme bir avuc dolu su çırptım, kızıl saçlarımla harika görünüyordum. Beyaz elbisemin üst kısmı korseli olduğundan vücuduma tam oturuyordu ve göğüslerimi olduğundan daha fazla dolgun göstermişti. Dizlerimin üzerinde biten elbiseme daha dikkatle baktım, şanslıydım hiç kirlenmemişti. Aynadan kendime bir öpücük gönderdikten sonra banyodan çıktım.
Doktor az önce kolumdan çıkardığım serumu askılıktan çıkarmakla meşguldü. Kapıya yönelirken doktorun sesi adımlarımı durdurdu.
"Raporlarınızla ilgileneceğim Alçin hanım"
İçimde oluşan yeni kelebek, yeşeren umutlar ve bunları yok etmeye çalışan, içimde mesken kurmuş benim kötü huylu diğer tarafım savaş vermeye başladı.
"Rapolarımın temiz olduğunu söylediniz" sesim umursamaz çıkmıştı yani en azından ben öyle çıkması için çok çaba göstermişdim. Gururum incindi tamam mı? Buradaki herkes benim ilgi odaklı bir manyak olduğumu düşünüyordu ve bu gururumu kırıyordu.
Keşke milyonda bir görülen hastalığa yakalansaydım, işte o zaman buradakilere 'ohh, bakın gördünüz mü hastaymışım işte' diye kanıtlasaydım kendimi.
"Evet öyle dedim" kapıya baktığında gülümsedi ve gözleri tekrar beni buldu "Ama acemi olmadığımı da söylemiştim"
Hafif kıvrılan dudaklarım, kötü huylu beni yenmişti. İçimde uçuşan umut kelebeğini yakalayamamıştı ve hatta çok kovaladığından yorulmuş olacak ki bir kenara çekilmişti.
"Şimdi ilgimi çektiniz doktor bey" ve yine baskın tonda ona 'doktor bey' demiştim.
Biraz daha konuştuktan sonra benimle iletişime geçeceğini söylemişti ve daha sonra hastaneden ayrılmıştım.
Meva ile konuşmam lazımdı, onu gerçekten çok özlemiştim. Üniversite bittikten sonra ikimiz de iş hayatlarına odaklanmıştık, sık sık konuşsak bile eskisi gibi olamamak canımı sıkıyordu.
Taksi çağırmak istemedim, biraz yürümek bana iyi gelecekti. Telefonumu çıkarıp hızlıca bildirimlere baktım, tabii ki Meva yazmıştı.
Sanki bana bir şey olduğu an hemen hissediyordu, hızlıca görüntülü aradım ve adımlarımı bayıldığım avm doğru yönlendirdim. Arabam oradaydı, onu hemen almam gerekti.
İkinci çalışta telefon açıldığında Meva sorulara başlamıştı bile.
"Neredesin sen? Niye cevap vermiyorsun? Arabada niye değilsin? Yine mi bayıldın? Yoksa başka bir bacı mı buldun kendine?"
"Sana da merhaba Meva" dedim gülerek.
"Sorularım askıda kaldı" sesi üzgün çıkmıştı daha sonra yalancı üzgünlüğünü yüzünden silip gülümsemeye başladı "Seni çok özledim"
"Bende" derin bir nefes aldım. Tabii ki eksik bir nefes. "Hastanede-"
"Yine mi?!" Elini alnına vurduğu an yüzümü buruşturdum, teni kızaracağı için kendine çok kızacaktı. "Tanrım!" Diye söylendi sinirle "ve hâlâ hiç bir sorun olmadığını mı söylüyorlar?"
"Hayır" dedim bir anda "yani, bir şey oldu Meva" Şaşkın gözleriyle bana bakarken ona her şeyi anlatmaya başladım. Doktoru, benimle ilgilenmek istediğini ve beni arayacağını söyledim. Biraz da olsa Meva rahatlamış görünüyordu.
"Buraya niye gelmiyorsun ki?" Sitem ediyordu yine, her hastane serüvenimde bunu yapardı.
"Burada düzenim var Meva. Kafeyi kime emanet edeceğimi bilmiyorum, ailemden bana kalan tek yer biliyorsun'
Yüzü asılmıştı "biliyorum" diye mırıldandı. "Yine de düşün, bacın burada ve ben sana bakarım" yeniden sırıtmaya başlamıştı bile
"Hmm" yalandan düşünüyormuş gibi yaptım "benimle bir gece geçirirsen tabii ki kabul ederim"
Kahkaha attığında bende gülmeye başladım, çok yakındık ve asla rahatsız olmuyorduk bu durumdan. Belaltı şakalarımız ve imalarımızı asla ciddiye almazdık. Bacıydık işte.
Çişim geldi dediğimde 'ıyy' diyen değil, avcunu açandı Meva.
"Seni seviyorum bebik ama kapatmalıyım. Alışverişe gitmem lazım, bu hafta sonu parti var"
"Ne partisi" bu haberle beraber ben de heycanlanmıştım "kıyafet seçeneklerini bana da at birlikte seçeriz"
"Eski malikanede parti var, bilirsin vampirler falan" sırıtıyordu
"Ah" hoşnut olduğumu söyleyemezdim "Tek takılma" endişelendiğim sesimden belli oluyordu.
"İşte bu yüzden burada olmalısın, artık bu ön yargını yok etmeliyiz. Bize zarar vermiyorlar, hepimizin üstünlükleri var"
"Teşekkürler, ben almayayım. Seni seviyorum dikkat et" karşılıklı öpücük gönderdikten sonra telefonu kapattım. Park edilmiş halde olan siyah arabam görüş açıma girince koşar adımlarla yanına yaklaştım, bu benim ilk arabamdı ve Meva kadar kıymetliydi.
Tanrım bunu düşündüğümü bilseydi bana çok pis trip atardı. Gülümsemem yüzümde büyürken arabama yerleştim ve çalıştırıp yola koyuldum. Bugün tembellik yapmak için harika bir gündü. Bu yüzden yolumu kafeye değil eve doğru çevirdim.
Eve vardığım an hemen kendimi yatağa atacaktım, önce uyku daha sonra güzel bir banyo ile günümü bitirecektim.
Bölüm etkileşimi
