2. bölüm / 19
UnutulanlarHatırla
Bölümler 19Şu an: Hatırla
- 1 Başlangıç309 kelime
- 2 Hatırla515 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Kara toprak706 kelime
- 4 Eve dönüş1.070 kelime
- 5 Gariplik985 kelime
- 6 Ne ki239 kelime
- 7 Babam825 kelime
- 8 Arşiv803 kelime
- 9 Günler1.077 kelime
- 10 Annem2.172 kelime
- 11 Münevver in defteri2.397 kelime
- 12 İş2.747 kelime
- 13 Hayat1.991 kelime
- 14 Cinayet1.728 kelime
- 15 Büro1.728 kelime
- 16 Merkez1.486 kelime
- 17 Kayıtlar1.712 kelime
- 18 Tanık1.946 kelime
- 19 Hatıralar898 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mert eve geldiğinde hava kararmıştı.
Kapıyı açtı, içeri girdi ve anahtarı her zamanki gibi girişteki küçük tabağın içine bıraktı.
Ev sessizdi.
Çantasını yere bıraktı. Ayakkabılarını çıkardıktan sonra mutfağa geçti. Buzdolabını açıp bir süre ne alacağını düşündü. Sonra vazgeçip kapattı.
Canı hiçbir şey istemiyordu.
Son birkaç gündür böyleydi.
Bir şeylerin yolunda olmadığını hissediyordu ama ne olduğunu tam olarak söyleyemiyordu. Belki de sadece kafasında büyütüyordu.
Odana geçip yatağın üzerine oturdu.
Telefonunu çıkardı.
Birkaç mesaja baktı, cevap vermeden kapattı. Sonra tavana bakarak birkaç dakika öylece kaldı.
Gözleri yavaş yavaş kapanıyordu ki masanın üzerindeki kalem kutusu dikkatini çekti.
Normalde pencerenin yanında duruyordu.
Şimdi masanın diğer tarafındaydı.
Mert bir süre baktı.
Sonra omuzlarını silkti.
Belki kendisi koymuştu.
Hatırlamıyordu.
Ayağa kalkıp kutuyu eski yerine bıraktı.
Tam yatağa dönecekti ki masasının çekmecesinin biraz açık olduğunu fark etti.
Kaşlarını çattı.
Çekmeceyi kapattığından emindi.
Ama emin olmakla gerçekten hatırlamak arasında bazen insanın canını sıkan küçük bir fark vardı.
Çekmeceyi açtı.
İçeride eski defterleri, birkaç kalem ve kullanılmayan kablolar vardı.
En altta kahverengi bir zarf duruyordu.
Mert zarfı eline aldı.
Üzerinde sadece adı vardı.
Mert.
Yazıyı tanımıyordu.
Zarfı çevirdi.
Arkasında hiçbir şey yoktu.
Bir süre açmadan tuttu.
Sonra merakı ağır bastı.
Yavaşça açtı.
İçinden eski bir gazete kupürü ve birkaç kâğıt çıktı.
Mert önce gazete parçasına baktı.
Tarihi görünce durdu.
Yıllar önceydi.
Haberi okumaya başladı.
Kısa bir haberdi. Bir olaydan, kaybolan bir kişiden ve devam eden soruşturmadan bahsediyordu.
Mert ilk başta bunun kendisiyle ne ilgisi olduğunu anlayamadı.
Sonra fotoğrafı gördü.
Fotoğrafa biraz daha yaklaştı.
Birkaç kişi bir binanın önünde duruyordu.
Fotoğraf eski ve bulanıktı.
Mert gözlerini kıstı.
Fotoğrafın kenarında küçük bir çocuk vardı.
Mert'in eli kâğıdın üzerinde kaldı.
Çocuğun yüzü tam seçilmiyordu.
Ama bir şekilde tanıdık geliyordu.
Fotoğrafı biraz daha yaklaştırdı.
Sonra gazetenin tarihine baktı.
Tekrar fotoğrafa baktı.
İçinde garip bir his oluştu.
Çocuğun kim olduğunu bilmiyordu.
Ama sanki biliyordu.
Gazeteyi masaya bıraktı.
Diğer kâğıtlara geçti.
Bir ifade tutanağıydı.
Bazı yerler okunmuyordu.
Mert birkaç satır ilerledi.
Sonra bir cümlede durdu.
“Olay gecesi binanın önünde bir çocuk gördüm.”
Mert okumaya devam etti.
Tanık çocuğun yaşını tahmin etmişti.
Yaklaşık on yaşındaydı.
Mert'in o zamanki yaşı.
Mert kâğıdı elinden bıraktı.
Sandalyeye oturdu.
Bir süre hiçbir şey yapmadı.
“Tesadüftür.”
Bunu yüksek sesle söyledi.
Kendi sesini duyunca biraz rahatladı.
Sonra tekrar gazeteye baktı.
Fotoğraftaki çocuğa.
Bu kez daha uzun baktı.
Yüzünü seçemiyordu.
Ama içindeki o garip his geçmiyordu.
Mert kâğıtları tekrar zarfa koydu.
Zarfı çekmeceye bırakmak üzereydi.
Sonra vazgeçti.
Masasının üzerine koydu.
Neden yaptığını kendisi de bilmiyordu.
Belki sabah her şey daha mantıklı gelecekti.
Belki de bu sadece eski bir dosyaydı.
Ve kendisi, son günlerde yaşadığı birkaç garip olay yüzünden her şeyi birbirine bağlıyordu.
Yatağa uzandı.
Işığı kapattı.
Oda karanlığa gömüldü.
Mert gözlerini kapattı.
Bir süre sonra aklına fotoğraf geldi.
Binanın önü.
İnsanlar.
Ve o çocuk.
Sonra, çok kısa bir an için başka bir görüntü belirdi.
Bir kapı.
Mert gözlerini açtı.
Karanlık tavana baktı.
Nefesini tuttu.
Görüntü gitmişti.
Ne olduğunu hatırlamaya çalıştı.
Hiçbir şey gelmedi.
Telefonunu alıp saate baktı.
02.17.
Telefonu tekrar bıraktı.
Sabaha kadar uyuyup unutacağını düşündü.
Ama o gece ilk kez şunu fark etti:
Belki de bazı şeyler gerçekten unutulmuyordu.
Sadece insan, onları hatırlamamak için elinden geleni yapıyordu.
Bölüm etkileşimi
