Unutulanlar kitap kapağı

7. bölüm / 19

Unutulanlar

Babam

Vaveyla Yazarı: Eymen Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: Babam

Mert o gece uzun süre uyuyamadı.
Gün boyunca yaşadıklarını düşündükçe kafasının içi daha da karışıyordu. Bahçenin kenarında bulduğu mezar, isimsiz taş, o yırtık kâğıt...

Kâğıdı cebinden çıkarıp tekrar masanın üzerine koydu.

Üzerindeki kelimelere baktı.

İMDAT

Altındaki yırtık bölüm.

K

Ve hemen altında okunabilen tek kelime:

ÖLDÜRDÜM.

Mert kâğıdı birkaç saniye daha inceledi.

Sonra katlayıp komodinin çekmecesine koydu.

Bunu ailesine anlatmak istemiyordu.

Özellikle de babasına.

Nedenini kendisi de tam olarak bilmiyordu.

Belki de son birkaç gündür Mehmet'in davranışları yüzünden böyle hissediyordu. Babası eskiden de çok konuşkan biri değildi. Ama son zamanlarda başka bir hâli vardı. Mert ne zaman geçmişten bahsetse Mehmet konuyu değiştiriyor, eski fotoğraflardan söz edildiğinde huzursuz oluyordu.

Mert yatağa uzandı.

Gözlerini kapattı.

Tam uykuya dalacakken dışarıdan hafif bir ses geldi.

İlk başta önemsemedi.

Sonra tekrar duydu.

Tak.

Bir süre sessizlik oldu.

Ardından:

Tak... tak...

Mert gözlerini açtı.

Yataktan doğruldu.

Ses bahçeden geliyordu.

Pencereden dışarı baktı.

Hava karanlıktı. Sokak lambasının ışığı bahçenin bir kısmına vuruyordu.

Hiç kimse görünmüyordu.

Mert perdeyi kapatıp tekrar yatağa döndü.

Birkaç dakika sonra ses yeniden geldi.

Bu kez daha belirgindi.

Toprak kazma sesi.

Mert'in içi sıkıldı.

Yavaşça yataktan kalktı.

Pencereye tekrar yaklaştı.

Bahçenin kenarında bir insan vardı.

Karanlıkta sadece silueti görünüyordu.

Elinde uzun bir şey tutuyordu.

Adam eğiliyor, toprağa vuruyor, sonra birkaç saniye bekleyip tekrar kazıyordu.

Mert'in kalbi hızlandı.

Mezar.

Aklına ilk gelen şey buydu.

Adam mezarın olduğu yerdeydi.

Mert birkaç saniye boyunca ne yapacağını bilemedi.

Sonra odasının kapısına yöneldi.

Tam kapı koluna uzanmıştı ki arkasından bir ses duydu.

“Mert?”

Dondu.

Yavaşça arkasını döndü.

Mehmet koridorda duruyordu.

Üzerinde pijamaları vardı. Saçları dağılmıştı. Sanki yeni uyanmış gibiydi.

“Nereye gidiyorsun?”

Mert babasına baktı.

“Dışarıdan ses geliyor.”

Mehmet birkaç saniye sessiz kaldı.

“Ne sesi?”

“Bilmiyorum. Bahçeden geliyor.”

Mehmet pencereye doğru yürüdü.

Perdeyi araladı.

Dışarı baktı.

Mert onun yüzünü izliyordu.

Babası bir süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra perdeyi kapattı.

“Bir şey yok.”

“Baba, biri var.”

“Görmedim.”

“Ama ben gördüm.”

Mehmet bu kez Mert'e döndü.

“Gece gece dışarı çıkma.”

Ses tonu sert değildi.

Hatta sakindi.

Ama Mert'in hoşuna gitmeyen bir şey vardı.

Babası sanki korkmuştu.

Mert bunu ilk kez bu kadar açık fark etmişti.

“Sen de gördün mü?”

Mehmet cevap vermedi.

“Mert, yat.”

Sonra arkasını dönüp odasına doğru yürüdü.

Mert birkaç saniye olduğu yerde kaldı.

Pencereye tekrar baktı.

Bahçedeki kişi artık yoktu.

Sanki hiç orada olmamıştı.

---

Sabah olduğunda bahçeye ilk çıkan Mert oldu.

Gece gördüğü yere doğru yürüdü.

Toprak gerçekten kazılmıştı.

Mezarın bulunduğu yerin birkaç metre yanında küçük bir çukur vardı.

Mert eğilip içine baktı.

Boştu.

Çukurun kenarında eski, paslanmış bir anahtar duruyordu.

Mert anahtarı eline aldı.

Üzerinde küçük harflerle:

M.K.

yazıyordu.

Mert'in aklına babasının odasındaki eski kutu geldi.

Anahtarı cebine koydu.

Kahvaltıya girdiğinde Mehmet masada oturuyordu.

Münevver çay koyuyordu.

“Gece ses duydun mu?” diye sordu Mert.

Mehmet başını kaldırdı.

“Ne sesi?”

“Bahçeden.”

“Duymadım.”

Mert babasının yüzüne baktı.

“Ben duydum.”

Mehmet çayından bir yudum aldı.

“Rüzgârdır.”

Mert cevap vermedi.

---

Öğleden sonra Mert eski belgeleri tekrar incelemeye başladı.

Aras'ın babasının adı birkaç belgede karşısına çıktı.

Adam yıllar önce o bölgede çalışmıştı.

Daha da ilginci, bazı tarihlerde Mehmet'in adı da aynı belgelerin kenarında bulunuyordu.

İki isim.

Aynı yer.

Aynı dönem.

Mert sandalyesine yaslandı.

Bunu daha önce nasıl fark etmediğini düşündü.

Dosyalardan birinin arasında eski bir fotoğraf buldu.

Fotoğrafı eline aldı.

Fotoğrafta üç kişi vardı.

Aras'ın babası.

Mehmet.

Ve yüzü fotoğraftan kesilmiş başka biri.

Mert fotoğrafı çevirdi.

Arkasında tek bir tarih vardı.

14 Haziran.

Mert'in içi ürperdi.

Çünkü daha önce bulduğu belgelerde de aynı tarihle ilgili bir tutarsızlık vardı.

Tam o sırada kapının açıldığını duydu.

Mehmet eve gelmişti.

Mert fotoğrafı hemen kapattı.

Babası odaya girdi.

“Ne yapıyorsun?”

“Hiç.”

Mehmet birkaç saniye oğluna baktı.

Sonra masadaki dosyaları gördü.

Yüzündeki ifade değişti.

“Onları nereden buldun?”

“Eski şeyler işte.”

Mehmet yaklaşarak dosyaları eline aldı.

“Bunlara dokunma.”

Mert ilk kez babasının bu kadar ciddi konuştuğunu görüyordu.

“Neden?”

Mehmet cevap vermedi.

Dosyaları kapattı.

“Bazı şeyleri kurcalamak iyi değildir.”

Mert babasına baktı.

“Sen ne biliyorsun?”

Mehmet'in eli bir an durdu.

Sonra:

“Hiçbir şey.”

deyip odadan çıktı.

Mert arkasından baktı.

İçinde daha önce hissetmediği bir şey vardı.

Şüpheden biraz daha fazlası.

Korkuya benzeyen bir şey.

---

Gece olduğunda Mert yine uyuyamadı.

Komodinin çekmecesindeki kâğıdı çıkardı.

Bir kez daha açtı.

İMDAT

K...

ÖLDÜRDÜM.

Sonra sabah bulduğu anahtarı çıkardı.

M.K.

İkisini yan yana koydu.

Bir süre öylece baktı.

Tam anahtarı masaya bırakacakken koridordan bir ses geldi.

Ayak sesi.

Yavaş.

Bir adım.

Sonra bir adım daha.

Mert başını kaldırdı.

Ayak sesleri odasının önünde durdu.

Kapının altından koridorun ışığı görünüyordu.

Mert nefesini tuttu.

Kapı kolu hafifçe aşağı indi.

Ama kapı açılmadı.

Birkaç saniye sonra ayak sesleri uzaklaştı.

Mert yataktan kalktı.

Kapıyı açtı.

Koridor boştu.

Tam kapıyı kapatacakken yerde küçük bir kâğıt parçası gördü.

Eğilip aldı.

Kâğıtta tek bir cümle vardı.

“Baban da biliyor.”

Mert'in elleri soğudu.

Arkasından bir ses geldi.

“Ne buldun?”

Mert yavaşça döndü.

Mehmet koridorun diğer ucunda duruyordu.

Bir süre birbirlerine baktılar.

Mert'in gözleri babasının eline kaydı.

Mehmet'in elinde eski bir kazma vardı.

Mert hiçbir şey söylemedi.

Mehmet de söylemedi.

Sadece elindeki kazmaya baktı.

Sonra oğluna.

Ve o gece Mert, babasına ilk kez gerçekten korkarak baktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.