Unutulanlar kitap kapağı

4. bölüm / 19

Unutulanlar

Eve dönüş

Vaveyla Yazarı: Eymen Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: Eve dönüş

Mert son birkaç gündür doğru düzgün uyumuyordu.

İş yerinde otururken bile aklı başka yerdeydi.

Eski fotoğraf.

Eski bina.

Öğretmeninin söyledikleri.

Ve toprağın altından çıkan kemikler.

Bunların hiçbirinin birbirinden bağımsız olduğuna artık inanmıyordu.

Ama nasıl bir bağlantı olduğunu da çözemiyordu.

O sabah işe giderken cebinde sadece birkaç lira vardı.

Maaşına daha birkaç gün vardı.

Kirası da yaklaşıyordu.

Telefonunun ekranına baktı.

Ev sahibinden gelen mesaj hâlâ duruyordu.

“Mert Bey, kira bu hafta içinde yatacak değil mi?”

Mert cevap yazmamıştı.

Yazacak bir şeyi yoktu.

İşler zaten son zamanlarda iyi gitmiyordu.

İş yerinde de birkaç haftadır herkes gergindi.

Mert içeri girdiğinde bunu yine hissetti.

Masasına oturdu.

Bilgisayarını açtı.

Yaklaşık yarım saat sonra müdürü yanına geldi.

“Mert, benimle gelir misin?”

Mert başını kaldırdı.

“Tabii.”

Odaya girdiler.

Müdür kapıyı kapattı.

Bir süre konuşmadı.

Sonra sandalyesine oturdu.

“Mert, biliyorsun son dönemde işler biraz sıkıntılı.”

Mert bekledi.

“Şirket küçülmeye gidiyor.”

Mert'in içi sıkıştı.

“Benimle mi ilgili?”

Müdür gözlerini kaçırdı.

“Doğrudan değil.”

Mert hafifçe güldü.

“Dolaylı yani.”

Müdür cevap vermedi.

Mert o sessizlikten anlamıştı.

“Ne zaman?”

“Bugün.”

Mert birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

“Bugün mü?”

“Üzgünüm.”

Mert başını salladı.

“Tamam.”

O kadar.

Bağırmadı.

Tartışmadı.

Sadece masasına döndü.

Eşyalarını toplamaya başladığında ellerinin titrediğini fark etti.

Kalemlerini çantasına koydu.

Bir defter.

Şarj aleti.

Kulaklık.

Masasının çekmecesinde unutulmuş bir sakız.

Hepsini aldı.

Son kez bilgisayar ekranına baktı.

Sonra çıktı.

---

Eve geldiğinde saat öğleden sonra ikiyi geçiyordu.

Kapıyı açtı.

Evin sessizliği bu kez farklı geldi.

Normalde sevdiği sessizlikti.

Şimdi üzerine geliyordu.

Çantasını yere bıraktı.

Koltukta oturdu.

Telefonunu çıkardı.

Banka hesabına baktı.

Sonra kira mesajına.

Sonra tekrar hesabına.

Rakam değişmiyordu.

Kirasını ödeyemiyordu.

Bir süre öylece oturdu.

Sonunda ev sahibini aradı.

“Merhaba.”

Karşı tarafın sesi sertti.

“Mert Bey, kira ne oldu?”

“Bu ay birkaç gün gecikecek.”

“Kaç gün?”

“Bilmiyorum.”

“Nasıl bilmiyorsunuz?”

Mert sustu.

“İşimden çıkarıldım.”

Karşı taraf birkaç saniye sessiz kaldı.

“Bunun benimle ilgisi yok.”

“Biliyorum.”

“Benim de ödemelerim var.”

“Ödeyeceğim.”

“Ne zaman?”

Mert cevap veremedi.

Ev sahibi sesini yükseltti.

“Ben size kaç kere söyledim, zamanında ödeyin diye?”

Mert'in sabrı taştı.

“Ödemeyeceğim demiyorum!”

“Şu an ödeyemiyorsunuz.”

“Evet!”

Bir sessizlik oldu.

Sonra karşı taraf:

“Eşyalarınızı ne zaman çıkarıyorsunuz?”

Mert ayağa kalktı.

“Ne?”

“Bu evde kalamazsınız.”

“Ben sizi mağdur etmedim.”

“Ben de sizi kovmuyorum. Kiranızı ödemediğiniz için sözleşmeye göre işlem yapıyorum.”

Mert telefonu kapattı.

Birkaç saniye sonra tekrar aradı.

Bu kez öfkesi daha fazlaydı.

“Ben size borcumu ödeyeceğim dedim.”

“Ben de evimi boşaltmanızı söylüyorum.”

“Birkaç gün istedim.”

“Veremem.”

Mert'in sesi yükseldi.

“İnsan gibi konuşuyorum sizinle!”

“Ben de insan gibi söylüyorum. Evden çıkın.”

Mert telefonu kapattı.

Elindeki telefonu koltuğa fırlatmadı.

Bağırmadı.

Sadece duvara baktı.

Sonra sessizce:

“Ne güzel.”

dedi.

---

Akşam olduğunda Mert eşyalarını toplamaya başlamıştı.

Çok fazla eşyası yoktu.

Zaten yıllardır aynı evde yaşasa da hiçbir zaman kendini oraya tamamen ait hissetmemişti.

Birkaç koli.

Kıyafetler.

Kitaplar.

Mutfak eşyaları.

Bilgisayar.

Ve geçmişten kalan birkaç küçük şey.

Bir kutunun içinde çocukluk fotoğrafları vardı.

Mert kutuyu açtı.

Bir süre baktı.

Eski fotoğraflardan birini eline aldı.

Sonra onu yerine koydu.

Ama diğer fotoğrafı ayrı tuttu.

M. K.

Onu çantasına koydu.

---

Ertesi gün ailesinin evine gitti.

Kapıyı annesi Münevver açtı.

Mert'in elindeki koliyi görünce yüzü değişti.

“Ne oldu?”

Mert içeri girdi.

“İşten çıktım.”

Münevver birkaç saniye konuşamadı.

“Nasıl?”

“Çıkardılar.”

“Niye?”

“Şirket küçülüyormuş.”

Münevver oğlunun yüzüne baktı.

“Sen iyi misin?”

“İyiyim.”

Annesi bu cevabı duyunca daha da endişelendi.

“Yalan söyleme.”

Mert hafifçe gülümsedi.

“Gerçekten iyiyim.”

Münevver koliyi aldı.

“Eşyalarını bırak.”

Mert:

“Bir süre burada kalacağım.”

dedi.

Münevver'in yüzü yumuşadı.

“Ne kadar istersen.”

Mehmet salonda oturuyordu.

Mert içeri girdiğinde babası ayağa kalktı.

“Mert.”

“Baba.”

Mehmet oğluna baktı.

Sonra kolilere.

“Ne oldu?”

“Evden çıkmam gerekti.”

Mehmet'in yüzü bir anlığına değişti.

Çok kısa sürdü.

Ama Mert fark etti.

“Niye?”

“Kira.”

Mehmet bir şey söylemedi.

Sonra:

“Babanın evinde kalırsın.”

dedi.

Mert başını salladı.

“Sağ ol.”

Mehmet:

“İş bulursun.”

dedi.

“Bulurum.”

“Bulursun.”

Aynı cümleyi tekrar etmişti.

Mert bunu garip buldu.

Ama üzerinde durmadı.

---

Akşam yemeğinde fazla konuşulmadı.

Münevver sürekli Mert'in tabağına yemek koyuyordu.

“Yeter anne.”

“Biraz daha ye.”

“Doydum.”

“Sen iyice zayıflamışsın.”

Mert itiraz edecek oldu.

Sonra vazgeçti.

Mehmet sessizce yemeğini yiyordu.

Bir ara Mert:

“Yarın iş bakacağım.”

dedi.

Mehmet başını kaldırdı.

“Ne işi?”

“Ne bulursam.”

“Düzgün bir iş bul.”

Mert:

“Bulacağım.”

Mehmet birkaç saniye ona baktı.

“Eski işine dönmeye çalışma.”

Mert kaşlarını çattı.

“Neden?”

Mehmet hemen cevap vermedi.

“Çünkü kapandı o konu.”

Mert babasına baktı.

“Ne kapandı?”

Mehmet çatalını tabağa bıraktı.

“İş.”

Münevver araya girdi.

“Baban demek istiyor ki yeni bir başlangıç yap.”

Mert başını salladı.

Ama babasının yüzündeki ifadeyi unutmadı.

Sanki Mehmet'in söylediği şey işten daha fazlasıyla ilgiliydi.

---

Gece Mert'e eski odası verildi.

Çocukken kullandığı oda değildi aslında.

Evde onun için ayrılan küçük bir odaydı.

Kutularını duvarın kenarına dizdi.

Yatağa oturdu.

Telefonundan iş ilanlarına bakmaya başladı.

Garson.

Depo görevlisi.

Satış danışmanı.

Teknik servis.

Birçok ilana baktı.

Birkaçına başvurdu.

Sonra telefonu bıraktı.

Tam ışığı kapatacakken kapı hafifçe tıklandı.

Münevver içeri girdi.

“Uyumadın mı?”

“Birazdan.”

Annesi yatağın kenarına oturdu.

“Her şey düzelecek.”

Mert gülümsedi.

“İnşallah.”

Münevver oğlunun saçını düzeltti.

“Sen yeter ki kendini bırakma.”

Mert başını salladı.

Annesi çıktı.

Kapı kapandı.

Mert karanlıkta kaldı.

Birkaç dakika sonra salondan babasının sesi geldi.

Münevver'le konuşuyordu.

Sesleri tam anlaşılmıyordu.

Sonra Mehmet'in sesi yükseldi.

“Onun hiçbir şey hatırlamaması daha iyi.”

Mert yatağında doğruldu.

Kalbi hızlandı.

Ama devamını duyamadı.

Birkaç saniye sonra sessizlik oldu.

Mert kapıya baktı.

Ayağa kalkmadı.

Belki yanlış duymuştu.

Belki babası başka bir şeyden bahsediyordu.

Ama içindeki küçük bir ses bunun tesadüf olmadığını söylüyordu.

---

Ertesi sabah kapı yeniden çaldı.

Mert açtığında karşısında Elif Begüm vardı.

Elinde kahve ve poşetler vardı.

“Günaydın.”

Mert gülümsedi.

“Sen nereden çıktın?”

“Annem aradı.”

“Ne söyledi?”

“Senin işsiz kaldığını.”

Mert iç çekti.

“Bir günde bütün aileye haber gitmiş.”

Elif içeri girdi.

“Senin ailen bu konuda hızlıdır.”

Mert güldü.

Elif kolileri gördü.

“Gerçekten taşındın.”

“Evet.”

Bir süre sessizce baktı.

Sonra Mert'e sarıldı.

Bu kez Mert hiçbir şey söylemedi.

Elif de söylemedi.

Sadece birkaç saniye öyle kaldılar.

Sonra Elif geri çekildi.

“İş bulursun.”

Mert:

“Umarım.”

“Bulursun.”

Mert ona baktı.

“Babam da aynısını söyledi.”

Elif'in yüzündeki gülümseme bir an kayboldu.

“Babam ne dedi?”

“İş bulursun dedi.”

Elif birkaç saniye sustu.

“Başka?”

Mert:

“Yok.”

Elif başını salladı.

Ama yüzündeki ifade değişmişti.

Mert bunu fark etti.

“Ne oldu?”

“Hiç.”

“Sen de annem gibi 'hiç' diyorsun.”

Elif gülümsemeye çalıştı.

“Belki aileden geliyor.”

Mert de gülümsedi.

Fakat Elif'in gözleri salondaki Mehmet'in kapalı odasına kaymıştı.

Sanki o odanın arkasında, kimsenin konuşmadığı bir şey vardı.

Ve Mert henüz bunu bilmiyordu.

Henüz kimse ona anlatmayacaktı.

Çünkü bazı gerçekler, ortaya çıktıkları anda her şeyi değiştirmez.

Bazıları, yıllarca sessizce bekler.

Sonra bir gün insanın hayatına girip bütün geçmişini başka bir anlamla yeniden kurar.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.