9. bölüm / 19
UnutulanlarGünler
Bölümler 19Şu an: Günler
- 1 Başlangıç309 kelime
- 2 Hatırla515 kelime
- 3 Kara toprak706 kelime
- 4 Eve dönüş1.070 kelime
- 5 Gariplik985 kelime
- 6 Ne ki239 kelime
- 7 Babam825 kelime
- 8 Arşiv803 kelime
- 9 Günler1.077 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Annem2.172 kelime
- 11 Münevver in defteri2.397 kelime
- 12 İş2.747 kelime
- 13 Hayat1.991 kelime
- 14 Cinayet1.728 kelime
- 15 Büro1.728 kelime
- 16 Merkez1.486 kelime
- 17 Kayıtlar1.712 kelime
- 18 Tanık1.946 kelime
- 19 Hatıralar898 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mert yeni evine taşındığından beri sabahları saat kaçta uyandığını önemsememeye başlamıştı.
Eskiden alarm çalmadan birkaç dakika önce gözlerini açar, işe geç kalmamak için yataktan kalkardı. Şimdi ise alarm çaldığında telefonu susturup bir süre daha yatakta kalıyordu.
İlk birkaç gün bunu dinlenmek sandı.
Sonra bunun alışkanlığa dönüştüğünü fark etti.
O sabah saat dokuzu geçerken kalktı. Yatağını toplamadı. Önce mutfağa gidip su içti, sonra pencereyi açtı.
Sokaktan simitçinin sesi geliyordu.
Karşı apartmanın önünde bir kadın arabasının camını siliyor, kaldırımda iki çocuk birbirini bekliyordu.
Mert birkaç dakika onları izledi.
Sonra mutfağa dönüp dolabı açtı.
İki yumurta, biraz peynir ve yarım ekmek vardı.
Kahvaltısını hazırlarken telefonu çaldı.
Arayan annesiydi.
“Uyandın mı?”
“Uyandım.”
“Bir şey yedin mi?”
Mert tavaya baktı.
“Yiyorum.”
“Ne yiyorsun?”
Mert kısa bir sessizlikten sonra:
“Yumurta.”
“İyi. Akşam uğrayacak mısın?”
“Bilmiyorum. İş bakacağım.”
Annesi bir şey demedi.
Mert onun ne düşündüğünü tahmin edebiliyordu.
“Merak etme,” dedi. “İş bulacağım.”
“Ben onu demedim.”
“Biliyorum.”
Telefon kapandı.
Mert kahvaltısını bitirdi.
Masayı toplarken annesinin sesindeki endişe aklına takıldı. Son zamanlarda herkes ona aynı şekilde bakıyordu. Sanki bir şeyleri yoluna koyması için biraz zamana değil, bir mucizeye ihtiyacı varmış gibi.
Oysa onun istediği yalnızca düzenli bir iş bulmak ve ay sonunu düşünmeden yaşayabilmekti.
---
Bilgisayarın başına oturdu.
Önündeki birkaç ilana başvurdu.
Bir mağaza.
Bir depo.
Bir ofis.
Bir tanesinde önceki iş deneyimi soruluyordu. Mert bilgileri doldururken eski iş yerini düşündü. Daha birkaç hafta önce orada çalışıyor, akşam eve döndüğünde ertesi günün ne kadar yorucu olacağını hesaplıyordu.
Şimdi o hayatı özlediğini fark etti.
İşi değil.
Düzeni.
Ne zaman kalkacağını, ne zaman yemek yiyeceğini, ne zaman eve döneceğini bilmenin verdiği rahatlığı.
Başvurusunu gönderdi.
Bilgisayarı kapattı.
Bir süre odanın ortasında öylece durdu.
Sonra yerde duran boş koliyi aldı.
Taşınırken açmaya üşendiği son kutulardan biriydi.
İçinden eski kitapları, birkaç mutfak eşyası ve bir çift kışlık ayakkabı çıktı.
Kitapları rafa dizdi.
Ayakkabıları dolabın altına koydu.
Kutuyu katlayıp kapının yanına bıraktı.
Ev yavaş yavaş ona aitmiş gibi görünmeye başlıyordu.
---
Öğleye doğru dışarı çıktı.
Mahalledeki fırından ekmek aldı.
Kasada duran çocuk onu görünce:
“Abi yine mi yarım?”
dedi.
Mert gülümsedi.
“Bugün tam alayım.”
“Evde misafir mi var?”
“Yok.”
“İyi, o zaman iki gün bayat ekmek yersin.”
Mert güldü.
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Tek yaşayanların hepsi aynı.”
Ekmekleri aldı.
Fırından çıkarken nedense hoşuna gitti bu konuşma.
Kimse ona geçmişini sormamıştı.
Kimsenin ondan açıklama beklediği yoktu.
Sadece ekmek almıştı.
Bazen normal bir şey yapmak, düşündüğünden daha iyi geliyordu.
---
Öğleden sonra iki iş yerine uğradı.
İlkinde kısa bir görüşme yaptılar.
İkincisinde sırada beklerken yaklaşık kırk dakika oturdu.
Sıra ona geldiğinde görevli özgeçmişine baktı.
“Önceki işinizden neden ayrıldınız?”
“Şirket küçülmeye gitti.”
Adam başını salladı.
“Size dönüş yaparız.”
Mert teşekkür edip çıktı.
Sokağa geldiğinde telefonuna baktı.
Elif'ten mesaj vardı.
Akşam müsait misin?
Mert:
Müsaitim.
Cevap hemen geldi.
Yemek getiriyorum. İtiraz yok.
Mert telefonuna bakıp başını salladı.
“Tamam,” dedi kendi kendine.
---
Elif akşam geldiğinde yanında yemek vardı.
Mert kapıyı açtı.
“Annem mi yaptı?”
“Elbette.”
“Bana güvenmiyor.”
“Elbette.”
Mert poşetleri aldı.
“Sen niye geldin?”
“Annem gönderdi.”
“Yemek için mi?”
“Elbette.”
Mert güldü.
“Üç kere aynı cevabı verdin.”
“Çünkü soruların çok yaratıcı.”
Mutfağa geçtiler.
Yemek yerken Elif yeni ev hakkında konuştu.
“Üst kattaki komşuları tanıyor musun?”
“Hayır.”
“Alt kattakileri?”
“Hayır.”
“Kimseyi tanımıyorsun yani.”
“Yeni taşındım.”
“Elbette.”
Mert çatalını bıraktı.
“Bir gün bu kelimeyi kullanmayı bırakırsan rahat edeceğim.”
Elif güldü.
Bir süre sonra sessizleşti.
Mert onun kendisini izlediğini fark etti.
“Ne oldu?”
“Bir şey yok.”
“Belli.”
Elif gözlerini kaçırdı.
“İyi misin gerçekten?”
Mert cevap vermeden önce düşündü.
“İyiyim.”
Bu kez Elif üstelemedi.
Onun en sevdiği tarafı buydu.
Mert bir şey söylemek istemediğinde bunu anlıyordu.
Yemekten sonra birlikte bulaşıkları yıkadılar.
Elif giderken kapının önünde durdu.
“Yarın görüşmen vardı, değil mi?”
“Evet.”
“Geç kalma.”
“Kalırım.”
“Şaşırtmadın.”
Elif merdivenlerden inerken Mert kapıda kaldı.
Sonra kapıyı kapattı.
Ev yeniden sessizleşti.
Ama bu kez sessizlik yalnızlık gibi gelmedi.
---
Ertesi gün görüşmeye gitti.
İş iyi değildi.
Maaş ortalamaydı.
Çalışma saatleri uzundu.
Ama Mert yine de işi istiyordu.
Çünkü iş bulmak onun için yalnızca para meselesi olmaktan çıkmıştı.
Evde geçirdiği boş saatler arttıkça kendi düşüncelerinin içinde fazla kalıyordu.
Görüşmeden çıktıktan sonra yürüyerek eve döndü.
Yolda markete uğradı.
Alışveriş yaparken fiyatlara tek tek baktı.
Bir ürünü eline aldı.
Fiyat etiketini görünce geri bıraktı.
Başka bir marka aldı.
Kasada toplamı görünce hesabını tekrar yaptı.
Eve geldiğinde aldığı şeyleri mutfağa yerleştirdi.
Sonra masaya oturup küçük defterini çıkardı.
Kirasını yazdı.
Faturaları yazdı.
Elinde kalan parayı hesapladı.
Bir süre sayfaya baktı.
Sonra defteri kapattı.
İş bulana kadar böyle idare etmesi gerekiyordu.
Başka seçeneği yoktu.
---
Akşam hava karardığında dışarı çıkıp biraz yürüdü.
Mahalle gündüzden farklı görünüyordu.
Dükkanların çoğu kapanmıştı.
Kaldırımda insanlar daha azdı.
Mert eve dönmek yerine biraz daha yürüdü.
Bir parkın kenarındaki banka oturdu.
Çocuk sesleri yoktu.
Sadece uzaktan geçen arabaların sesi duyuluyordu.
Telefonunu çıkardı.
Yeni bir iş ilanına baktı.
Başvur butonuna bastı.
Sonra telefonu kapattı.
Başını kaldırdığında karşı kaldırımda bir adam gördü.
Adam apartmanların önünden geçiyordu.
Mert onu daha önce görmüş gibi oldu.
Nerede gördüğünü çıkaramadı.
Adam bir apartmanın girişinde kısa süre durdu.
Sonra yürüyüp gözden kayboldu.
Mert birkaç saniye daha baktı.
Üzerinde durmadı.
---
O gece saat on bir gibi eve döndü.
Kapıyı açtığında içerisi soğuktu.
Kombiyi açtı.
Üzerini değiştirdi.
Mutfakta kendine çay yaptı.
Sonra salondaki koltuğa oturup televizyonu açtı.
Bir süre kanalları değiştirdi.
Hiçbir şey ilgisini çekmedi.
Televizyonu kapattı.
Evde buzdolabının sesi duyuluyordu.
Mert koltuğa uzandı.
Bir süre sonra telefonu çaldı.
İş görüşmesi yaptığı yerlerden biriydi.
“Yarın tekrar görüşebilir miyiz?”
Mert doğruldu.
“Tabii.”
Telefon kapandığında yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Belki gerçekten düzelecekti.
Belki birkaç hafta sonra başka şeyler düşünmeye başlayacaktı.
Bu düşünceyle odasına geçti.
---
Gece yarısından sonra uyandı.
Apartmandan gelen bir sese.
Önce ne olduğunu anlamadı.
Sonra merdivenlerden ayak sesleri geldi.
Bir kat.
Sessizlik.
Bir kat daha.
Mert yatağın içinde doğruldu.
Ayak sesleri üçüncü kata geldiğinde durdu.
Tam kapısının önünde.
Mert birkaç saniye bekledi.
Kapı çalmadı.
Sonra ayak sesleri yeniden başladı.
Bu kez aşağı doğru ilerledi.
Mert yatağından kalkmadı.
Sesler girişe kadar indi.
Apartmanın kapısı açıldı.
Kısa bir rüzgâr sesi geldi.
Kapı kapandı.
Sessizlik geri döndü.
Mert saate baktı.
03.12.
Telefonunu bırakmak üzereyken ekran aydınlandı.
Bilinmeyen bir numara.
Tek mesaj.
“Yeni evine alıştın mı?”
Mert'in yüzündeki ifade değişti.
Mesaja uzun süre dokunmadan baktı.
Sonra ekranı kapattı.
Telefonu yatağın yanına bıraktı.
Bir dakika kadar bekledi.
Hiçbir şey olmadı.
Tam yeniden uzanacakken dışarıdan çok hafif bir ses duyuldu.
Kapının önünden.
Mert kıpırdamadı.
Ses tekrar geldi.
Bu kez daha belirgindi.
Birinin kapının hemen önünde durduğu belliydi.
Ardından kapı kolu çok yavaş bir şekilde aşağı indi.
Mert nefesini tuttu.
Kol eski yerine döndü.
Kapı açılmadı.
Ama artık Mert, o gece kapının arkasında kimin olduğunu düşünmeden uyuyamayacağını biliyordu.
Bölüm etkileşimi
