5. bölüm / 40
SON OYUNŞüphe (K)
Bölümler 40Şu an: Şüphe (K)
- 1 Giriş ve Karakterler42 kelime
- 2 KIZIL485 kelime
- 3 Av ve Avcı526 kelime
- 4 Gizli Numara771 kelime
- 5 Şüphe (K)512 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 İhanet608 kelime
- 7 Gerçek Rüya933 kelime
- 8 Aslan ve Sürüsü807 kelime
- 9 O İçimizde1.219 kelime
- 10 Hain (K)561 kelime
- 11 Müsait Değil.549 kelime
- 12 Kardeşin Gölgesi (S)485 kelime
- 13 Soğuk Demir (Y)423 kelime
- 14 Pusu505 kelime
- 15 Bir Saniye486 kelime
- 16 Kurşun Kovanı435 kelime
- 17 Kaçan Gölge529 kelime
- 18 Kırık Yüzük (B)509 kelime
- 19 Çatlayan Güven504 kelime
- 20 Kanlı Sargı499 kelime
- 21 Son Bağ518 kelime
- 22 Cehennem319 kelime
- 23 Geri Dönüş412 kelime
- 24 Feniks Operasyonu571 kelime
- 25 Gizli Dosya538 kelime
- 26 Geç Kaldık406 kelime
- 27 Sahte Belge457 kelime
- 28 Gölgenin Sesi531 kelime
- 29 Yanmamıza Rağmen545 kelime
- 30 Flortöz Ajan525 kelime
- 31 Mezarlık463 kelime
- 32 Mezarlıktaki Yemin500 kelime
- 33 Tepsi (K)435 kelime
- 34 Komutan469 kelime
- 35 Dikiş Tutmaz397 kelime
- 36 Black Eyes278 kelime
- 37 Kırmızı Kadeh425 kelime
- 38 Karanlığın Sonu363 kelime
- 39 2070.717 kelime
- 40 TEŞEKKÜRLER511 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kızıl'dan...
Banktan kalktıktan sonra birkaç adım attım ve kaldırımın kenarında durup limuzinin gelmesini bekledim. Gece şehrin üzerine ağır ağır çökmüştü. Sokak lambalarının sarı ışıkları yere düşüyor, rüzgâr kızıl saçlarımı usulca savuruyordu.
Ama içimde garip bir huzursuzluk vardı.
Sanki görünmeyen bir çift göz üzerimdeydi.
Omzumun üzerinden arkamı kontrol ettim. Sokak boştu. İnsanlar kendi telaşlarına gömülmüş yürüyordu. Yine de his geçmedi.
Acaba biri beni mi izliyor?
Dakikalar sonra siyah limuzin sessizce önümde durdu. Şoför kapıyı açarken tek kelime etmedim. Arabaya bindim ve soğuk bir sesle emri verdim:
“Çeteye götür.”
Araba ağır ağır hareket etti. Şehir ışıkları camdan akıp giderken yorgunluk göz kapaklarıma çöktü. Başımı koltuğa yasladım ve fark etmeden uyuyakaldım.
Uyandığımda Black Eyes’ın demir kapıları önümüzde yükseliyordu.
İnsanlar burayı yalnızca bir çete sanır. Oysa burası bir gölge imparatorluğudur. Koridorlarında beyaz önlük giyen çaylak cerrahlar dolaşır, ameliyathanelerinde ülkenin en ünlü profesörleri çalışır. Dışarıdan bakıldığında saygın doktorlar gibi görünürler. İçeri girdiklerinde ise başka bir dünyanın parçası olurlar.
Biz ne mi yaparız?
Organ kaçakçılığı.
Hem de kusursuz bir titizlikle. Yıllardır tek bir hata yapmadan çalıştık. Ameliyat masasına yatan insanların çoğu neyin eksildiğini bile anlamadan hayatlarına devam etti.
Ta ki beş yıl önceye kadar…
O yıl David Slovya’nın kız kardeşi Maria Slovya hastaneye getirildi. Ameliyatına biz girdik. Her zamanki gibi temiz çalıştık, iz bırakmadık. Maria taburcu edildiğinde kimse şüphelenmedi.
Bir hafta sonra ani bir kalp krizi geçirdi ve öldü.
Herkes bunu talihsiz bir ölüm sandı. Ama David inanmadı. Kardeşinin ölümünde bir tuhaflık olduğunu hissetti. Yaptırdığı inceleme sonunda bazı organlarının yerinde olmadığını öğrendi.
Ve işte o gün, bize karşı savaş başladı.
David gerçeği aramaya koyulduğunda bu haber çoktan babama ulaşmıştı. Babam, Black Eyes’ın lideri Taylan Keskin, ameliyatta görev alan doktoru ortadan kaldırdı. Deliller yok edildi.
Fakat David pes etmedi. Aylar süren araştırmaların sonunda babama ulaştı. Ona doğrudan dokunamadı, ama arabasının frenleriyle oynadı. O gece babamın aracı uçurumdan aşağı yuvarlandı.
Taylan Keskin öldü.
Ve onun yerine ben geçtim,
Sahra Vera Keskin.
Babamın ölümünün arkasında David’in olduğundan adım kadar emindim. Ben bu dünyanın içine doğdum. Kan kokusunu çocukken öğrendim. Black Eyes’ın karanlığı bana yabancı değildi. İnsanlar adapte olmamın zor olduğunu düşündü; oysa ben zaten karanlığın içindeydim.
Babam yıllar önce güvendiği bir adamı bana bırakmıştı. O adam her hafta aynı gün, aynı saatte gelir ve bana bir mektup verirdi. Mektupların hepsini babam yazmıştı. Büyük ihtimalle öleceğini önceden biliyordu. Sırlarını, düşmanlarını, korkularını ve planlarını o satırlara saklamıştı.
Ben de babamı ölümünden sonra o mektuplarda tanımaya başladım.
Geçen hafta okuduğum mektupta bir isim vardı.
Aras Ege Aslan.
Babam ondan çok az bahsetmişti. Sadece tek bir cümle yazmıştı:
“Ondan uzak dur, ve dikkatli ol.”
Bu kadar.
Bir isim neden babamı korkutsun ki?
Kimdi bu Aras Aslan?
Bana ne kadar zarar verebilirdi?
Kendime gülümsedim. Bana ulaşması imkânsızdı. Dış dünya beni tanımazdı. Babamın eski lakabı Gölge’ydi. O öldükten sonra o lakap bana geçti. Ben görünmeden yürümeyi öğrendim. İnsanların arasından geçer, iz bırakmadan kaybolurum.
Kimse beni yakalayamazdı.
Ama ya babam haklıysa?
Ya Aras sandığımdan daha zekiyse?
Black Eyes’ın kapısından içeri girerken içimde ilk kez küçücük bir merak kıpırdadı.
Belki de bu hikâyede avcıyla avın yerini zaman gösterecekti.
Ve ben, Sahra Vera Keskin, o zamanı sabırla beklemeye karar verdim.
Bölüm etkileşimi
