17. bölüm / 40
SON OYUNKaçan Gölge
Bölümler 40Şu an: Kaçan Gölge
- 1 Giriş ve Karakterler42 kelime
- 2 KIZIL485 kelime
- 3 Av ve Avcı526 kelime
- 4 Gizli Numara771 kelime
- 5 Şüphe (K)512 kelime
- 6 İhanet608 kelime
- 7 Gerçek Rüya933 kelime
- 8 Aslan ve Sürüsü807 kelime
- 9 O İçimizde1.219 kelime
- 10 Hain (K)561 kelime
- 11 Müsait Değil.549 kelime
- 12 Kardeşin Gölgesi (S)485 kelime
- 13 Soğuk Demir (Y)423 kelime
- 14 Pusu505 kelime
- 15 Bir Saniye486 kelime
- 16 Kurşun Kovanı435 kelime
- 17 Kaçan Gölge529 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 Kırık Yüzük (B)509 kelime
- 19 Çatlayan Güven504 kelime
- 20 Kanlı Sargı499 kelime
- 21 Son Bağ518 kelime
- 22 Cehennem319 kelime
- 23 Geri Dönüş412 kelime
- 24 Feniks Operasyonu571 kelime
- 25 Gizli Dosya538 kelime
- 26 Geç Kaldık406 kelime
- 27 Sahte Belge457 kelime
- 28 Gölgenin Sesi531 kelime
- 29 Yanmamıza Rağmen545 kelime
- 30 Flortöz Ajan525 kelime
- 31 Mezarlık463 kelime
- 32 Mezarlıktaki Yemin500 kelime
- 33 Tepsi (K)435 kelime
- 34 Komutan469 kelime
- 35 Dikiş Tutmaz397 kelime
- 36 Black Eyes278 kelime
- 37 Kırmızı Kadeh425 kelime
- 38 Karanlığın Sonu363 kelime
- 39 2070.717 kelime
- 40 TEŞEKKÜRLER511 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sis dağıldığında liman mezarlık gibiydi.
Mermilerin açtığı delikler metal konteynerlerin üzerinde siyah yaralar bırakmıştı. Denizden gelen rüzgâr barut kokusunu dağıtmaya çalışıyor ama başaramıyordu.
Sarp gitmişti.
Bu cümle zihnimde dönüp duruyordu.
Şahin yerdeki izleri inceliyordu. Bulut ise ambulans görevlilerinin koluna sardığı bandajla ilgilenmiyordu bile. Gözleri hâlâ Yağmur’un kaybolduğu noktadaydı.
“Kan izleri kuzey yönüne gidiyor,” dedi Şahin.
Başımı salladım ama hareket etmedim.
Sarp’ın bana baktığı son an gözümün önünden gitmiyordu. O bakışta öfke vardı, kırgınlık vardı, yılların birikmiş yalnızlığı vardı.
Ve ben bunların hiçbirini fark etmemiştim.
“Aras.” Şahin omzuma dokundu. “Gitmemiz lazım.”
Elimdeki boş kovanı cebime koydum. Kardeşimi vurduğum kurşunun izi hâlâ sıcak gibiydi.
Araca bindiğimizde kimse konuşmadı.
Üsse dönüş yolu hayatımın en uzun yoluydu.
Camdan dışarı bakarken şehrin ışıkları bulanıklaşıyordu. Her köşe başında Sarp’ı görecekmişim gibi hissediyordum.
Bulut sonunda sessizliği bozdu.
“Yağmur bilerek yaptı.”
Sesi boştu.
“Biliyorum.”
“Ben yine de onu kurtarmaya çalıştım.”
Cevap veremedim.
Çünkü ben de Sarp’ı kurtarmaya çalışıyordum.
Üsse vardığımızda gece çoktan sabaha dönmüştü. Koridorlar sessizdi. Operasyon raporu isteyen görevlileri görmezden gelip doğrudan arşiv odasına indim.
Kapıyı açtığım anda içime kötü bir his çöktü.
Çekmeceler açıktı.
Dosyalar dağılmıştı.
Bilgisayar ekranı kırılmıştı.
Şahin arkamdan geldi.
“Lanet olsun…”
Masaya yaklaştım. Gizli operasyon dosyalarının bulunduğu bölüm tamamen boşaltılmıştı.
Sarp sadece kaçmamıştı.
Yanında ek bilgi de götürmüştü.
Parmaklarımı masanın kenarına bastırdım.
“Ne almış?”
Şahin hızlıca listeyi kontrol etti.
“Kuzey üslerinin koordinatları… ajan kimlikleri… gizli sevkiyat kayıtları…”
Her kelime yumruk gibiydi.
Bulut kapıda durdu.
“Demek bütün bu süre boyunca bizi içeriden izlediler Allah'ım aklıma mukayyet ol.”
İçimden bir ses evet dedi.
Ve o ses kardeşimin sesine benziyordu.
Masada küçük bir kâğıt parçası dikkatimi çekti. Katlanmıştı. Açtım.
Tek satır yazıyordu:
“Gölgen sonunda karanlığı seçti.”
Yazı Sarp’ındı.
Boğazım düğümlendi.
Şahin kâğıdı elimden aldı.
“Bu psikolojik oyun.”
Ama ben biliyordum. Bu bir mesajdı.
Bana.
O sırada alarm sesi koridoru doldurdu.
Kırmızı ışıklar yanıp sönmeye başladı.
Telsizden panik dolu bir ses yükseldi:
“Merkez sunucularına izinsiz erişim! Biri iç ağa bağlandı!”
Şahin küfür etti.
“Şimdi mi?”
Kontrol odasına koşarken içimde tek bir düşünce vardı.
Sarp.
Ekranlara ulaştığımızda sistem çoktan kırılmıştı. Haritalar açılıyor, dosyalar kopyalanıyor, güvenlik katmanları tek tek devre dışı kalıyordu.
Teknik uzman bağırdı:
“Bağlantı dışarıdan değil! İçeriden kurulmuş!”
Kanım çekildi.
“Ne demek içeriden?”
Adam ekrana işaret etti.
Aktif terminal numarası yanıp sönüyordu.
A-17.
Bu terminal yıllardır kullanılmıyordu.
Sarp’ın eski çalışma odası.
Koşmaya başladım.
Koridorları geçip kapıyı tekmeyle açtım.
Oda karanlıktı.
Bilgisayar ekranı açıktı.
Ve ekranda canlı bağlantı vardı.
Görüntü titredi.
Sonra Sarp’ın yüzü belirdi.
Omzundaki bandaj kana bulanmıştı ama gülümsüyordu.
“Merhaba, kardeşim.”
Nefesim kesildi.
“Bu yaptığın delilik.”
“Hayır,” dedi sakin bir sesle. “Bu benim ilk doğru kararım.”
Ekrana doğru yaklaştım.
“Neredesin?”
Sarp başını hafifçe eğdi.
“Beni bulamayacaksın.”
Arka planda bir gölge hareket etti.
Sahra.
Yeşil gözleri kısa bir an kameraya yansıdı.
Kalbim hızlandı.
“Saka nerede?” diye bağırdım.
Sarp’ın gülümsemesi kayboldu.
“Yaşıyor.”
Bir an rahatladığımı hissettim.
Sonra devam etti:
“Şimdilik.”
Öfkeyle masaya vurup ekranı salladım.
“Ona zarar verirsen seni ben öldürürüm.”
Sarp uzun süre bana baktı.
İlk kez gözlerinde pişmanlık gördüm sandım.
Belki yanılmıştım.
“Beni öldürmek istiyorsan önce neden gittiğimi anlamalısın, Aras.”
Bağlantı cızırdadı.
“Ve şunu unutma…”
Ekran kararmadan önce son sözlerini duyabildim.
“Bu oyunda en tehlikeli kişi Sahra değil.”
Bağlantı kesildi.
Oda sessizliğe gömüldü.
Ekranın siyah yansımasında kendi yüzümü gördüm.
Ve ilk kez gerçekten kardeşimden korktum.
Bölüm etkileşimi
