23. bölüm · SON OYUN

Geri Dönüş

Hilal Sâre

Hastane koridorundaki sessizlik hâlâ üzerimizdeydi.

Yağmur’un ölümünün üzerinden birkaç saat geçmişti ama zaman ilerlemiyor gibiydi. Bulut morg kapısının önünde oturuyor, boş gözlerle zemine bakıyordu. Şahin telefon görüşmeleri yapıyor, ben ise elimdeki soğumuş kahveyi fark etmeden tutuyordum.

Tam o sırada telsizim cızırdadı.

“Aras! Acil durum!”

Ayağa fırladım.

“Ne oldu?”

Şahin bir anda bana döndü.

“Eski merkezden sinyal geldi. Sarp yeniden bağlantı kurmuş.”

Kalbim sertçe çarptı.

“Saka?”

Karşı taraftaki ses titriyordu.

“Canlı görüntü var… ama durum kötü.”

Hepimiz kontrol odasına koştuk.

Ekran açıldığında nefesim kesildi.

Saka yerde diz çökmüştü. Ellerini bağlamışlardı. Yüzü morluk içindeydi ama hâlâ bilinci açıktı.

Kameranın önünde Sarp duruyordu.

Gözleri… tanıdığım gözler değildi.

Sanki içindeki bütün ışık sönmüş gibiydi.

“Sarp,” dedim ekrana yaklaşarak. “Bunu yapma.”

Gülümsedi.

O gülümsemede kardeşimden hiçbir iz yoktu.

“Artık bana o isimle seslenme.”

“Ne istiyorsun?”

“Geç kalmış bir adalet.”

Şahin küfür etti.

“Bağlantının yerini bulun!”

Dark, Kerem ve teknik ekip çalışmaya başladı.

Saka başını kaldırdı.

“Aras…” dedi güçlükle. “Dinleme onu…”

Sarp bir adım attı.

“Sus.”

“Bunu sen değilsin yapan,” dedim. “Sahra seni kullanıyor.”

Sarp’ın yüzü sertleşti.

“Hayır. İlk kez kendi kararımı veriyorum.”

Bulut ekrana baktı.

“Yağmur öldü, Sarp.”

Bir anlık sessizlik oldu.

Gözlerinde küçücük bir çatlak gördüm sandım.

Sonra kayboldu.

"Yağmur güzeldi ve iyi birisiydi ancak zayıftı,” dedi buz gibi bir sesle.
“Bu oyunda zayıf olanlar ölür.”

Bulut öfkeyle masaya vurdu.

“LANET OLSUN SANAAA!”

Ben ekrana daha da yaklaştım.

“Sarp, bak bana. Çocukken beni uçurumdan çeken sendin. Bana ateş etmeyi öğreten sendin. Sen katil değilsin.”

Gözlerini kaçırdı.

İşte o an hâlâ bir parçasının beni duyduğunu anladım.

“Saka’yı bırak,” dedim yavaşça. “Ben geleceğim. Tek başıma.”

Sarp başını kaldırdı.

“Her zamanki gibi kahraman olacaksın, değil mi?”

Saka bir anda bağırdı.

“GELME ARAS!”

Sarp öfkeyle ona döndü.

“Yeter!”

Telsizden teknik ekibin sesi geldi.

“Konum bulundu! Eski gemi bakım hangarı!”

Şahin silahını kaptı.

“Gidiyoruz!”

Tam kapıya yönelecekken ekrandaki görüntü titredi. Sarp tekrar bana baktı.

Ve ilk kez gerçekten korktum.

Çünkü gözlerinde hiçbir duygu kalmamıştı.

“Sen hep beni geçtin, Aras,” dedi sakin bir sesle. “Ama bu sefer ben geçicem.”

“Sarp—”

Geç kaldım.

Ekranda ani bir hareket oldu.

Saka’nın sesi yarıda kesildi.

Bir kurşun sesi.

Sonra sessizlik çöktü.

Ben donup kaldım.

“Saka?” dedim.

Cevap gelmedi.

Ekranın kenarında Sarp’ın ağır nefesi duyuluyordu.

Şahin fısıldadı sesi kırılmıştı:

“Hayır…”

Sarp kameraya yaklaştı. Yüzü karanlığın yarısında kalmıştı.

“Artık geri dönüş yok Aras .”

"Bazen aslanlar ormanını koruyamaz."
Bağlantı kesildi.

Ekran siyaha döndü.

Odadaki herkes hareketsiz kaldı.

Dizlerimin bağı çözüldü. Sandalyeye tutunmasam düşecektim.

Sarp… Saka’yı öldürmüştü.

Kardeşim o an tamamen kayboldu.

Ve ben onu kurtaramayacağımı zorda olsa anladım.