3. bölüm / 40
SON OYUNAv ve Avcı
Bölümler 40Şu an: Av ve Avcı
- 1 Giriş ve Karakterler42 kelime
- 2 KIZIL485 kelime
- 3 Av ve Avcı526 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Gizli Numara771 kelime
- 5 Şüphe (K)512 kelime
- 6 İhanet608 kelime
- 7 Gerçek Rüya933 kelime
- 8 Aslan ve Sürüsü807 kelime
- 9 O İçimizde1.219 kelime
- 10 Hain (K)561 kelime
- 11 Müsait Değil.549 kelime
- 12 Kardeşin Gölgesi (S)485 kelime
- 13 Soğuk Demir (Y)423 kelime
- 14 Pusu505 kelime
- 15 Bir Saniye486 kelime
- 16 Kurşun Kovanı435 kelime
- 17 Kaçan Gölge529 kelime
- 18 Kırık Yüzük (B)509 kelime
- 19 Çatlayan Güven504 kelime
- 20 Kanlı Sargı499 kelime
- 21 Son Bağ518 kelime
- 22 Cehennem319 kelime
- 23 Geri Dönüş412 kelime
- 24 Feniks Operasyonu571 kelime
- 25 Gizli Dosya538 kelime
- 26 Geç Kaldık406 kelime
- 27 Sahte Belge457 kelime
- 28 Gölgenin Sesi531 kelime
- 29 Yanmamıza Rağmen545 kelime
- 30 Flortöz Ajan525 kelime
- 31 Mezarlık463 kelime
- 32 Mezarlıktaki Yemin500 kelime
- 33 Tepsi (K)435 kelime
- 34 Komutan469 kelime
- 35 Dikiş Tutmaz397 kelime
- 36 Black Eyes278 kelime
- 37 Kırmızı Kadeh425 kelime
- 38 Karanlığın Sonu363 kelime
- 39 2070.717 kelime
- 40 TEŞEKKÜRLER511 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Günün sonunda nihayet arabama ulaştığımda içimde tarif edemediğim bir ağırlık vardı. Kapıyı sertçe açıp sürücü koltuğuna oturdum. Elimdeki silahı öfkeyle yan koltuğa fırlattım. Metalin soğuk sesi arabanın içinde yankılandı. Derin bir nefes aldım ve telefonu elime alıp ikiz kardeşim Sarp’ı aradım.
Telefon birkaç kez çaldıktan sonra açıldı.
“Kızı öldürebildin mi?” diye sordu doğrudan.
Gözlerimi kapatıp başımı koltuğa yasladım.
“Önce üsse gitmem gerekiyor,” dedim yorgun bir sesle. “Kızıl hakkında topladığımız bilgileri almam lazım. Sonra eve geçeceğim.”
Karşı taraftan kısa bir sessizlik geldi. Ardından Sarp’ın sert ama tanıdık sesi duyuldu.
“Hay Aras… Nereden çıktı bu Kızıl? Nasıl girdi kalbine? On beş yıllık ajan hayatında sana ne öğretildiğini unuttun mu? Sen böyle yetiştirilmedin. Senin kalbin aşka uygun değil, bunu en iyi sen bilirsin. Kalbin zehir gibidir; içine giren herkes boğulur. Onları sen bile kurtaramazsın.”
Sarp’ın sözleri, başkanın tehdidinden bile daha fazla canımı acıtıyordu. Çünkü doğru olabileceklerinden korkuyordum. Daha adını bile doğru düzgün bilmediğim bir kıza karşı hisler besliyordum.
Normalde aşk bana göre değildi. Ben hep öyle söylerdim. Sarp’la bazen barlara gider, insanlarla vakit geçirir, hiçbir şeyi ciddiye almazdık. Ta ki iki yıl önce Elay Karahan’la tanışana kadar…
Elay’la geçirdiğim bir buçuk yıl hayatımdaki en sakin dönemlerden biriydi. Ama yaptığım meslek huzuru uzun süre yaşatmıyordu. Onu korumanın tek yolu uzaklaşmaktı ve ben de öyle yaptım. Sarp bana onu hatırlattığında içimde eski bir sızı uyanıyordu.
Elay varken nasıl başka birine karşı böyle hissedebilirdim?
Bilmiyordum.
Tek bildiğim, Kızıl’ı farklı kılan bir şey olduğuydu. Belki bakışları, belki sessizliği, belki de açıklayamadığım o enerji… Onu hâlâ tanımıyordum ama zihnimden çıkaramıyordum.
Motoru çalıştırdım ve eve gitmeden önce üsse doğru sürdüm.
STX üssü dışarıdan bakıldığında soğuk bir beton yığını gibiydi, fakat içine girince bambaşka bir dünya başlardı. Koridorlarda kahkahalar duyulur, mutfaktan kahve kokusu yayılırdı. İnsan bazen buranın bir örgüt değil de büyük bir aile olduğunu düşünürdü.
Ama o insanların ellerine bir silah verildiğinde, yüzlerindeki sıcaklığın yerini saniyeler içinde ölümcül bir soğukluk alırdı.
Kapıdan girer girmez Şahin yanıma geldi. Yoldayken ona mesaj atmış, Kızıl hakkında araştırma yapmasını istemiştim. Yüzündeki ifadeden bir şeyler bulduğu belliydi.
“Aferin sana, zeki çocuk…” diye geçirdim içimden.
Şahin vakit kaybetmeden konuşmaya başladı.
“Kızıl’ın gerçek adı Sahra Vera Keskin. Yirmi üç yaşında. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde cerrahi bölümünde okuyormuş. Geçen yıl ailesini trafik kazasında kaybetmiş. O olaydan sonra ağır bir depresyon geçirip okulunu bırakmış.”
Sözleri devam ederken içimde bir şey sıkıştı.
“Sonrası kayıtlarda çok net değil,” dedi. “Şu an yalnız yaşıyor. Ailesi öldükten sonra kendini dış dünyaya tamamen kapatmış gibi görünüyor. Kamera kayıtlarına göre belirli günlerde ve belirli saatlerde dışarı çıkıyor. Ayrıca her hafta aynı gün, aynı saatte evine bir adam geliyor. Kim olduğunu henüz tespit edemedik ama araştırıyoruz.”
Tam o sırada kapı açıldı ve Sarp içeri girdi. Her zamanki rahat tavrıyla omzuma yumruk attı.
“Ne oldu? Kimmiş bu kız?” diye sordu.
Şahin kısa bir özet geçti.
Sarp hafifçe ıslık çaldı çapkın.
“Demek adı Sahra Vera…” dedi. “Ne kadar güzel bir isim.”
Ben ise dalıp gitmiştim.
Sahra…
Çölü andıran adı, ormanı andıran gözleri…
O yeşil bakışlar yeniden zihnimde canlandı. Dürbünün ardından gördüğüm o kısa gülüş, sanki hâlâ karşımdaydı.
Bir an için dünyadaki bütün sesler sustu.
Sonra kendime sertçe döndüm.
Kendine gel Aras.
O av, sen avcısın.
Ve bizim kurallarımızda avcı, avına âşık olmaz, olamaz.
Bölüm etkileşimi
