20. bölüm / 40
SON OYUNKanlı Sargı
Bölümler 40Şu an: Kanlı Sargı
- 1 Giriş ve Karakterler42 kelime
- 2 KIZIL485 kelime
- 3 Av ve Avcı526 kelime
- 4 Gizli Numara771 kelime
- 5 Şüphe (K)512 kelime
- 6 İhanet608 kelime
- 7 Gerçek Rüya933 kelime
- 8 Aslan ve Sürüsü807 kelime
- 9 O İçimizde1.219 kelime
- 10 Hain (K)561 kelime
- 11 Müsait Değil.549 kelime
- 12 Kardeşin Gölgesi (S)485 kelime
- 13 Soğuk Demir (Y)423 kelime
- 14 Pusu505 kelime
- 15 Bir Saniye486 kelime
- 16 Kurşun Kovanı435 kelime
- 17 Kaçan Gölge529 kelime
- 18 Kırık Yüzük (B)509 kelime
- 19 Çatlayan Güven504 kelime
- 20 Kanlı Sargı499 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 Son Bağ518 kelime
- 22 Cehennem319 kelime
- 23 Geri Dönüş412 kelime
- 24 Feniks Operasyonu571 kelime
- 25 Gizli Dosya538 kelime
- 26 Geç Kaldık406 kelime
- 27 Sahte Belge457 kelime
- 28 Gölgenin Sesi531 kelime
- 29 Yanmamıza Rağmen545 kelime
- 30 Flortöz Ajan525 kelime
- 31 Mezarlık463 kelime
- 32 Mezarlıktaki Yemin500 kelime
- 33 Tepsi (K)435 kelime
- 34 Komutan469 kelime
- 35 Dikiş Tutmaz397 kelime
- 36 Black Eyes278 kelime
- 37 Kırmızı Kadeh425 kelime
- 38 Karanlığın Sonu363 kelime
- 39 2070.717 kelime
- 40 TEŞEKKÜRLER511 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu cümle odada yankılandıktan sonra sessizlik çöktü.
Şahin öfkeyle masaya vurdu.
“Aras, aklını mı kaçırdın? Bu apaçık tuzak.”
“Biliyorum.”
“O zaman neden gidiyorsun?”
Cevap vermek kolay değildi.
Çünkü mesele artık sadece Saka değildi.
Sarp’tı.
Kardeşimdi.
Ve ben hâlâ onu karanlığın içinden çekip çıkarabileceğime inanmak istiyordum.
Bulut bana uzun süre baktı.
“Tek başına gitmene izin vermem.”
“İzin istemiyorum.”
Sözlerim sert çıktı. Bulut’un yüzü gerildi ama geri adım atmadı.
“Yağmur oradaysa ben de orada olacağım.”
Onun gözlerinde hâlâ kırık bir umut vardı. Bu beni daha çok korkutuyordu.
Şahin derin bir nefes aldı.
“Resmî olarak bu operasyona onay vermiyorum.”
Silahımı kontrol edip kılıfına yerleştirdim.
“Resmî olarak ben de emir dinlemiyorum.”
Kimse gülmedi.
Bir saat sonra üsten çıktım.
Gece yeniden çökmüştü. Yağmur ince ince yağıyor, sokak lambalarının ışığında gümüş çizgiler gibi parlıyordu. Arabayı eski tersaneye giden yola sürdüm.
Telsizi kapatmıştım.
Yalnız olmak istiyordum.
Direksiyonu sıkarken çocukluğum gözümün önünden geçti. Sarp’la ilk kez denize gittiğimiz gün… Aynı simiti paylaşmamız… Babamın bizi omuzlarına alışı…
O zamanlar hiçbir şey aramıza giremez sanırdım. Çünkü biz ikizdik 26 yaşındaydık ve aramıza sayılar bile giremez sanardık.
Şimdi aramızda kurşunlar vardı.
Telefonum titredi.
Şahin.
Açmadım.
Bir dakika sonra yine çaldı.
Yine açmadım.
Üçüncüde mesaj geldi.
“En azından konumunu açık bırak.”
Cevap yazmadım.
Tersane yoluna girdiğimde şehir ışıkları arkamda kaldı. Paslı vinçler karanlıkta dev gölgeler gibi yükseliyordu.
Motoru durdurdum.
Sessizlik.
Sadece yağmurun metal çatılara vuran sesi.
Arabadan indim. Silahım elimdeydi.
“Geldim!” diye bağırdım karanlığa.
Cevap yok.
Bir adım attım.
Sonra bir tane daha.
Paslı rayların arasından yürürken gölgeler hareket ediyor gibi görünüyordu. Her köşede nişancı olabileceğini biliyordum.
Ama geri dönmedim.
Tersanenin ana hangarına ulaştığımda büyük kapı yavaşça açıldı.
İçeriden sarı bir ışık sızdı.
Ve o ışığın içinde Sahra belirdi.
Siyah paltosu ıslanmıştı. Saçlarından yağmur damlıyordu.
“Dakiksin,” dedi.
Silahımı kaldırdım.
“Saka nerede?”
Sahra başını hafifçe eğdi.
“Hâlâ emir veriyorsun.”
“Cevap ver.”
Gülümsedi.
“Yaşıyor.”
“Görmeden inanmam.”
Sahra yana çekildi.
Hangarın derinliklerine baktım.
Bir sandalyeye bağlı bir siluet vardı.
Saka.
Başını güçlükle kaldırdı.
Öfkeyle ileri atıldım ama iki taraftan çıkan adamlar silahlarını bana doğrulttu.
Durmak zorunda kaldım.
Sahra sakin adımlarla yanıma geldi.
“Silahını indir.”
“Önce onu bırak.”
“Pazarlık yapacak durumda değilsin.”
Tetiği sıktım.
Klik.
Şarjör boştu.
Donup kaldım.
Sahra’nın gülümsemesi genişledi.
“Arabadan inerken değiştirmen gereken bir şey vardı sanırım.”
Kanım çekildi.
Birileri arabama dokunmuştu.
Demek yalnız değildim.
Sahra silahımı elimden aldı.
“Artık konuşabiliriz.”
Tam o sırada karanlıktan bir ses geldi.
“Yeter, Sahra.”
Sarp.
Gölgenin içinden çıktı. Omzundaki bandaj daha koyu renge dönmüştü.
Kalbim sertçe çarptı.
“Kardeşim…”
Gözleri bir an yumuşadı.
Sonra yeniden sertleşti.
“Bana o isimle seslenme.”
“Bunu bitirebiliriz.”
Sarp başını salladı.
“Hayır. Sen hâlâ anlamıyorsun.”
Bir adım attı.
“Ben senden nefret ederek başlamadım, Aras. Sadece bir gün olsun sen olmak istedim.”
Sözleri hangarın boşluğunda yankılandı.
“Ve bunun için herkesi sattın?”
“Beni zaten kimse seçmemişti.”
Saka zayıf bir sesle inledi.
Sarp gözlerini ondan kaçırdı.
İşte o an gördüm.
Pişmanlığı.
Küçük bir çatlak gibi.
Tam konuşacakken hangarın dışında fren sesi duyuldu.
Sahra aniden gerildi.
“Kim geldi?”
Cevabı ben de bilmiyordum.
Ardından bir silah sesi duyuldu.
Ve hangarın büyük kapısı tekmeyle açıldı.
İçeri giren kişi Bulut'tu.
Bölüm etkileşimi
