22. bölüm · SON OYUN
Cehennem
Metal zincirin düşüşü hangarı sarsarken herkes birkaç saniyeliğine yönünü kaybetti.
Sonra cehennem yeniden başladı.
Silah sesleri varilleri parçaladı. Kıvılcımlar paslı duvarlarda dans ediyor, bağrışmalar yağmurun sesine karışıyordu. Şahin’in ekibi kapılardan içeri girmişti.
“İleri!” diye bağırdı Şahin.
Ben önümdeki adama çarpıp silahını savurdum. Yumruğum yüzüne indiğinde geriye sendeledi. Yerden düşen silahı kaptım ve siperin arkasına yuvarlandım.
Bulut, Yağmur’u yere çekmişti.
“Başını kaldırma!” diye bağırdı ona.
Yağmur’un yüzü korkuyla bembeyazdı. İlk kez gerçekten pişman görünüyordu.
Sahra gölgelerin arasında kayboluyor, adamlarına emir veriyordu.
“Geri çekilin! Kuzey kapısı!”
Tam o sırada hangarın yan kapısı sertçe açıldı.
Murathan içeri girdi.
Siyah montu yağmurdan sırılsıklamdı. Elindeki silah titriyordu.
“Murathan!” diye bağırdı Şahin.
Murathan bizi değil, Sahra’yı arıyordu. Gözleri karanlıkta onu buldu.
Sahra kısa bir an durdu.
“Vur onu!” diye bağırdı adamlarından biri.
Murathan silahını kaldırdı ama tetiğe basmadı.
Sonra her şey çok hızlı oldu.
Sahra, Yağmur’u kolundan çekip önüne aldı.
“Hayır!” diye bağırdı Bulut.
Yağmur kurtulmaya çalıştı.
Sahra onu bırakmadı.
Murathan’ın yüzü dondu.
Bir silah sesi duyuldu.
Zaman yavaşladı.
Yağmur’un bedeni geriye savruldu. Gözleri şaşkınlıkla büyüdü.
Bulut onu yakaladı.
“Yağmur!”
Murathan’ın elindeki silah yere düştü.
“Ben… ben istemedim…”
Sesi parçalanmıştı.
Hangardaki çatışma bir anlığına sustu sanki.
Ben koşarak yanlarına gittim. Yağmur nefes almakta zorlanıyordu. Parmakları Bulut’un koluna tutunmuştu.
Bulut'un gözünden yağmur mu gözyaşı mı aktığını ayırt edemiyordum.
“Dayan,” diyordu sesi çatlayarak tekrar tekrar. “Dayan, tamam mı?”
Yağmur güçlükle başını çevirdi. Gözleri beni buldu.
“Aras…”
Sesi neredeyse duyulmuyordu.
“Sahra…” dedi kesik kesik. “Kuzey… tüneli…”
Sahra.
Kaçıyordu.
Şahin bağırdı:
“Kuzey çıkışına! Hemen!”
Ekip koşarak hangarın arkasına yöneldi.
Ben birkaç saniye daha Yağmur’a baktım.
O ise Bulut’a bakıyordu.
Yıllarca sakladığı bütün yalanlar o bakışta eriyip gitmiş gibiydi.
“Özür dilerim,” diye fısıldadı.
Bulut’un omuzları titredi.
“Konuşma. Ambulans geliyor.”
Murathan birkaç adım geride dizlerinin üzerine çökmüştü. Ellerine bakıyor, nefes alamıyordu.
“Ben onu vurmak istemedim…”
Kimse cevap vermedi.
Uzakta siren sesleri yükselmeye başladı.
Ben ayağa kalktım. Yumruklarımı sıktım.
Sahra kaçıyordu.
Sarp kaybolmuştu.
Ve bu gece hepimiz yine bir şey kaybetmiştik.
Güven...
