PERİ MASALI kitap kapağı

24. bölüm / 24

"Herkes aynı geceyi yaşar ama herkesin karanlığı farklıdır."

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: "Herkes aynı geceyi yaşar ama herkesin karanlığı farklıdır."

Araba kendilerine doğru gelmeye başlayınca "Eğil!" dedi Merve. İkisi de tezgâhın altına eğildiklerinde, arabadaki her kimse bizi görmemesi iyi oldu dedi. Giden arabanın arkasından bakıyorlardı camdan. Belki arabayı tanırız umuduyla baksalar da tanımadılar. Ya da gecenin karanlığında seçemediler. İki duyguyu içlerine sığdırmaya çalışıyorlardı: korku ve belirsizlik. Camdan dışarıya bakarken aniden açılan ışık, korkularını bırak, içine sığdırmayı eve bile sığdıramayacakları şekilde açığa çıkardı.
"Sakin olun kızlar! Su almaya geldim, korkuttu mu?" diyen Alina'nın babasıydı. Derin bir "oh" çektiler. Karşılarındaki adam şimdide iki kızı süzüyordu.
"Siz neden camdan dışarı bakıyorsunuz? Biri mi var yoksa?"
"Hayır baba, kediler vardı da onlara dalmışız." Merve, Cenk'e attığı bakışlardan bir tanesini atıyordu Alina; daha iyi bir yalan bulamadın mı der gibi. Babası da pek inanmışa benzemiyordu zaten.
"Hani nerede kediler?"
Alina artık iyice batıyordu yalan konusunda: "Gittiler."
Geceyi nasıl sabah ettiler bilmiyorlardı ama baş başa verip uyuya kalmışlardı. İki saat ya uyudular ya uyumadılar. Uyandıklarında Alina armutlu yastığına sarılmış, Merve de Alina'nın omzunda uyuya kalmış vaziyetteydi. Uyku gözlerinden akıyordu resmen ama kalkmak zorundaydılar. Cenk o gün gelip kapıdan alacaktı. Neyse ki Alina'nın anne ve babası sabah erken iş için evden çıkıyorlardı, yoksa Cenk arabayla gelip alamazdı ikisini de. Yalan yanlış bir şekilde hazırlandıktan sonra makyaj bile yapamayacak kadar yorgun olduklarından çok uğraşmak istemediler. İlk ders etüttü ve genelde hoca gelmiyordu. O yüzden uyumak için harika bir fırsattı ikisi için de. Bir de sabah dersi olduğundan çoğu öğrenci üçüncü derse yani matematik dersine geliyordu. Sınıf sessiz olacağından uyumak daha kolay olacaktı ki yanlarında zaten Cenk ve Volkan da vardı.
Korna sesi geldiğinde ikisi de aşağı indiler. Kapıda kendilerini bekleyen Cenk ve Volkan'ı görünce, güvende hissetmenin verdiği rahatlıkla arabaya bindiler.
"Ne o, sabaha kadar at mı kovaladınız?" dedi Cenk.
"Sorma aşkım ya, Sherlock Holmes kitapları gibi bir geceydi," dedi uykulu sesiyle Merve.
"Ne oldu hayatım, kötü bir şey yok değil mi?" derken sesi telaş sarmıştı Cenk'in.
"Okula gidelim de anlatırız, burada çok durma, komşuların dikkatini çekeceğiz," dedi Alina. Onun da sesinden uyku akıyordu.
Okula vardıklarında tahmin ettikleri gibiydi, sınıf bomboş, iğne atsalar yere yankı yapacaktı. Hemen sıralarına geçip oturdular.
"Anlatın bakalım dün gece ne oldu?" diye lafa girdi Volkan.
Merve ise olanları bir bir anlattı. Önce kapıda gördüğü siyahlığı, daha sonra fark ettikleri arabayı.
"Neden bizi aramadınız?" diye kızdı Cenk.
Volkan da Cenk’e hak vermişti ve lafını tekrarladı:
"Evet! Madem böyle bir durum var, bizi neden çağırmıyorsunuz?"
"Sakin olsanıza ikiniz de!" dedi Merve yüksek bir sesle. "Az daha bağırın da bütün okul duysun!"
Bu sefer arka çıkma sırası Alina'daydı.
"Hem evde babam vardı, ne olabilir? Ayrıca gelseniz ne yapacaktınız, siz şu evi izliyor olabilirsiniz deyip adama mı saldıracaktınız? Bir emin olalım. Bu gece tekrar bakacağız, araba gelecek mi gelmeyecek mi. Eğer bu akşam da orada olursa biri bizi takip ediyor, bundan emin oluruz artık."
"Biz de orada olacağız," deyince Volkan:
"Çüş," dedi Merve. "Oldu olacak Alina'nın babasına söyleriz, size yer yatağı da hazırlar kendi elleriyle, ne dersiniz?" diye dalga geçmeyi de ihmal etmedi.
"Hayır, öyle değil. Biz de arabadan uzakta birileri var mı yok mu bakacağız," diye araya girdi Cenk.
"Aslında iyi fikir," dedi Merve.
Alina da konuşmaları dinlerken gelen mesajla telefonuna baktı. Mesaj babasındandı. Bu gece eve gelmeyeceklerini, amcasıgilde olacaklarını yazan bir mesajdı. Sonuna da "Merve'den rica etsen bu gece de kalabilir mi?" diye yazmıştı. Merve'ye sormasına bile gerek yoktu, zaten kafalarındaki plan hazırdı. Alina ailesinin evde olmayacağını söyleyince artık daha rahat plan yapabilecek konumdalardı.
"Tamam o zaman, beni iyi dinleyin," diye dikkatleri üzerine çekti Volkan. "Merve zaten Alina’da kalacak. Siz ikiniz sürekli mutfağa girip çıkın, arada bir ışığı açın. Böylelikle eğer o araba orada olursa, dikkatini size verecek mi vermeyecek mi anlamaya çalışacağız. Ayrıca sabaha kadar evi izliyor da olacağız. Eğer dünkü gibi kapıda birini gördüğünüzü zannederseniz ya da öyle bir şey olursa, biz hemen orada olacağız. Ve telefonlarınız bütün gece açık olacak."
Diğerleri de bu fikri onaylamıştı ama Merve ve Alina'nın içinde korku hâlâ yerini koruyordu. Belirsizlik de "acabalar" ile besleniyor, daha durdurulamaz bir hâl alıyordu. Acaba bu gece ne olacaktı?
Sınıfa giren iki kişiyle beraber konuyu değiştirdiler ama onları şok edecek bir gelişme yaşandı. Sınıflarından olan Harun, elinde bir kâğıtla Volkan’a doğru geldi.
"Volkan, bu kâğıdı müdür sana vermemi istedi. Kurye bırakmış, üzerinde adın yazıyor," deyince dikkatleri kâğıda yöneldi hepsinin. Birbirlerine telaşla bakarken Cenk cesaretlendirmek adına ilk adımı attı.
"Aç abi bakalım, bu sefer ne yazmış?"
Alina, Volkan’ın koluna sımsıkı sarılmıştı yine. Harun yanlarından uzaklaşınca kâğıdı açtılar. Son mektuplardan farklı, ilk mektuplar gibi olan kısa ama dalga geçtiği çok bariz ortada olan bir yazı vardı:
"Çok zekisiniz :)"
Artık sinirleri bozulmuştu dördünün de. Şaşkınlıkla birbirlerine baktıklarında anlam veremiyordu kimse. Bu ne demekti? Acaba biri gizlice onları mı dinliyordu? Düşüncelerini dışa vuran ilk Cenk oldu. Sinirle ayağa kalktı, etrafına bakınmaya başlayınca dikkatler artık onların üzerindeydi.
"Abi biri alay mı ediyor bizimle? Bana baksın herkes! Eğer o aradığımız içinizdeyse çıksın ortaya! Çıkmıyorsa ben bulmasını bilirim!" derken sinirden gözü dönmüş gibi etrafına bakıyordu.
Merve, onun bu hâlinden korkmuş, sımsıkı sarılarak onu sakinleştirmeye çalışıyordu.
"Aşkım sakin ol, lütfen Cenk... beni duyuyorsun canım, sakin ol..."
Sesiyle Cenk’i yumuşatmıştı.
"Dışarı çıkalım mı? Burası iyice bunalttı beni," dedi Alina.
Diğerleri sanki bu teklifi bekliyormuş gibi kabul ettiklerinde nihayet hava alabilecekleri bir ortamdaydılar. Şimdi sırada oturup sakince düşünmek vardı.
Yine aynı geceden herkese merhaba, premium almamakta ısrar eden dinleyicilerim;
Yaptığınız işten sıkıldığınızı hissettiğiniz zaman sizi premium almanız konusunda neden ikna etmeye çalıştığımı düşünün. Ya da zaten düşünüyorsunuz, ben cevap vereyim: fazla mesai sevmiyorum. Bir psikolog kadar değerim yok. Ama bugün konumuz bu değil tabii ki. Fazla mesai sevmediğim için bugün siz de biraz daha erken uyuyabileceksiniz. Eğer radyoyu kapattıktan sonra uyuyorsanız tabii...
Unutmayalım ki herkes aynı geceyi yaşar ama herkesin karanlığı farklıdır. Kimileri bu karanlıkta kaybolmayı tercih eder, kimileri ise fener tutar. Ben mum dikmeyi seviyorum. Malum, havalar da güzelken eve daha romantik bir hava katıyor ama dikkat edin, "evi yakacağım" demeyin ha! Sonra romantik anınız oluverir size bela. Sonra ben dinleyici kaybederim...
Ne demişti radyocu: Herkes aynı geceyi yaşar ama herkesin karanlığı farklıdır.
Çok doğru bir sözdü. Kimileri şu an ikinci rüyasını görüyor, kimileri hayallere dalmış, kimileri müzik dinliyor, kimileri de takip edilip edilmediklerini öğrenmek için araba içinde sabahlamaya hazırlanıyor.
"Offf abi kapat şu radyoyu ya, içimi daralttı bu herif!" diye sızlandı Cenk. "Yok mu oyun havası falan?"
Oyun havası hayali kurarken boş gözlerle kendine bakan Volkan’ı fark etti.
"Ne?"
"Aynen kanka, gecenin bir yarısı sokakta incin top oynuyor, biz son ses açarız. Hatta istersen gel sokağın ortasında karşılıklı oynayalım ya da halay falan çekeriz. Hatta bak, daha iyi bir fikrim var: Halay çekerken bizi takip eden kişiyi bulursak onu da alırız aramıza, vereceği mektupları halay sırasında elden ele uzatır bize. Ne dersin?"
Cenk mantıklı bir fikir beklerken, Volkan’ın kendisiyle dalga geçtiğini anlayınca gözlerini devirdi.
"Tamam abi ya! Sen de çok sıkıcısın. Alina seninle nasıl bir ömür geçirecek merak ediyorum," dediğinde Volkan sırıtıyordu.
"Çok konuşma da etrafına iyi bak," derken kendisi de sürekli sağa sola bakıyordu.
Güldüler, eğlendiler... Şimdi ciddiyet vaktiydi. Arabanın bütün ışıklarını kapattılar, kendileri koltuğa yaslandılar, gelen giden var mı diye bakıyorlardı. Bunu yaparken de arabada çok hareket edip dikkat çekmemeye özen gösteriyorlardı.
"Bir şey görürsen haber ver," dedi Volkan.
Cenk ise o ara Merve ile mesajlaşıyor, iletişimi kesmiyordu. Onlar da bir şey fark ederse hemen haber verecekler, Volkan ve Cenk de hemen adamın dibinde biteceklerdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

59okunma 38beğeni 13yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…