1. bölüm · PERİ MASALI
GÖZLERDE SAKLI OLAN
Uzun zaman olmuştu, içindeki heyecanı—sabahları onu yataktan fırlarcasına uyandıran o duyguyu—hissetmeyeli. O kadar uzun zaman geçmişti ki, böyle bir duygunun varlığı bile aklından uçup gitmiş, belki dönmek üzere kaybolmuştu.
İçindeki sıkılma duygusu, zehir gibi bütün benliğini kaplamıştı. Bir süre sonra benliğini sorgulamaya başladı. Düşünceleri içini kemirmeye, daha sonra da onu içten içe tüketmeye başlamıştı. Biliyordu, böyle devam edemezdi. İçini ve aklını kemiren bu zehre bir panzehir bulması gerekiyordu... ama bu kolay olmayacaktı.
Kolay olsa, ne anlamı kalırdı?
Sanırım o an bunu düşünmeyecek ve sıkılmaya devam edecekti.Volkan o sabah apar topar evden çıkmak için hazırlanıyordu. Ders çoktan başlamıştı ama onun derdi ders değil, görmeyi beklediği kişiydi: Alina.
Üzerini aceleyle düzeltmeye çalışırken bir yandan çantasını koluna geçirmiş, ağzıyla kravatını düzeltip elleriyle gömleğinin kırışıklıklarını bastırarak sokağa atmıştı kendini.
Tam o sırada mahalleden tanıdık bir ses yükseldi:— Nereye böyle deli oğlan?Volkan sesi duymuş, ama ne dendiğini idrak edememişti. Yine de ayıp olmasın diye cevap verdi:— Ben de seni seviyorum Elif Teyze!Elif Teyze ne olduğunu anlayamadan, Volkan çoktan mahalleden uzaklaşmıştı bile.Dersin onuncu dakikasına girilirken kapı çaldı.— Gel!Volkan, bu sesle sınıfa girer girmez gözleri Alina’yı aradı. Tabii, o gözler Alina’yı ararken hocanın kendisine çevirdiği hoşnutsuz bakışları unutmuştu.— Neden geç geldiğinizi öğrenebilir miyim, Volkan Bey?O sırada Volkan’ın en yakın arkadaşı Cenk araya atladı:— Köpek kovalamış hocam, baksanıza haline!Sınıfta hafif bir kahkaha yankılandı. Ama Volkan sadece Alina’ya bakıyordu.
Tüm amacı buydu ve başarmıştı.
İçini kaplayan coşku, Alina’nın bakışlarını devirir gibi atmasıyla söndü.— Geç yerine!Volkan irkildi ve Cenk’in bir arka sırasına oturdu. Cenk ve Merve sevgililerdi. Bu, Volkan için bir fırsattı çünkü Merve ile Alina yakın arkadaştı.
Hocaya yakalanmadan arkasını dönen Merve’nin yüzünde hafif alaycı bir gülümseme vardı. Bir gözüyle hocayı kontrol ederken, diğer gözüyle dağınık haldeki Volkan’a baktı.— Cidden böyle etkileyebileceğine inanıyor musun?Volkan ne demek istediğini anlamıştı. Hafifçe gülümsedi, işi şakaya vurdu:— Merak etme, Cenk’i etkileme gibi bir isteğim yok zaten.Merve gözlerini devirdi.— Çok komik.Teneffüs zili çaldı. Cenk, “Geliyor musun?” dese de Volkan çoktan soluğu Alina’nın yanında almıştı bile.— Nasılsın?Alina’nın cevabından çok tavrı dikkatini çekti. Yüzündeki ifade “iyiyim” demiyordu ama söylediği kelime tam da oydu:— İyiyim.— Emin misin?— Neden?— Bana öyle gelmedi. Bahçeye çıkacaktım, benimle gelir misin?Alina, sohbet etmeye ihtiyacı varmış gibi bir tavır takındı. Bahçeye çıktıklarında Volkan’ın gözü ağaçların altındaki, güneşin fazla vurmadığı çardağa takıldı. Oraya geçtiklerinde Volkan gözlerini Alina’ya dikti.— Anlatmayacak mısın?Alina tek kaşını kaldırarak sorgulayıcı bir ifade takındı:— Neyi?Volkan gülümsedi. Kendini tutmasa, “Bu gülümseme sadece sana,” diyecekti ama zamanı değildi.— Biraz gülümsemekten zarar gelmez. Baksana, anlayabiliyorum.— Neyi anlayabiliyorsun?— Canın bir şeye sıkkın ve bunu benimle paylaşmıyorsun. Neden?Alina’nın gözleri dikkat kesilmişti.— Neden bunu takip ediyorsun?Volkan kızarmıştı, utanıyordu. Kendini toparlamalıydı.— Bunda fark edilmeyecek bir şey yok.Alina ifadesiz bir şekilde bakıyordu:— İnsan bakar ama sadece görmek istediğini görür. Şimdi söyle bana, neden dikkatini çekti?Volkan iyice strese girmişti. Acaba Alina onun duygularını anlamış mıydı?— Sanırım canı sıkkın olan sensin. Baksana, sana soru soruyorum ama cevaplamıyorsun bile.Volkan tam cevap verecekken Cenk ve Merve’nin sesi geldi:— Demek buradasınız, dedi Cenk.Alina memnun bir ifadeyle onları çardağa çağırdı. Merve Alina’nın, Cenk de Volkan’ın yanına oturdu.
Konu dağılmışken, Cenk bir anda fikir attı ortaya:— Dersi kırmaya ne dersiniz?Alina dâhil herkes bunu kabul etti. Volkan şaşkındı. Alina... dersi mi kırıyordu?“Ama neden? Sevdiği biri mi vardı? Belki de bahane olarak bu fikre sarılmıştı,” diye düşünürken, Cenk elini sallamaya başladı.— Sana diyorum sabahtan beri.— Bir daha der misin?Merve araya girdi:— Kafanın içinde nerelerdeysen, hat çekmiyor herhalde.Herkes gülerken, Volkan hâlâ dalgındı. Bu kez Alina konuştu:— Volkan’da siz gelmeden önce de bir şeyler vardı.Ardından içini titreten o cümleyi kurdu:— Aşık olmuş herhalde.Volkan kaşlarını çattı. “Nereden çıktı şimdi bu?” Cenk hemen konu değiştirdi:— Tamam, karar verdim. Deniz kenarına gidiyoruz. Filmlerdeki gibi pamuk şeker alıp güneşin batışını izliyoruz. Tamam mıdır?Herkes kabul etti. Diğer ders sonunda çay bahçesi için yola koyuldular. Ağaçlık yoldan geçerken Cenk, Volkan’ın kulağına eğildi:— İhtiyaç molası... Anlarsın ya!— İyi de bana niye diyorsun?— Bir yalan uydur, ben bulamam şimdi.— Ben neden günaha giriyorum?— Çünkü kardeşimsin.— Günahlar sayılırken kardeşliğe bakılmıyor ama.Alina gülerek araya girdi:— Neyi paylaşamıyorsunuz acaba?Cenk ağzından kaçırıverdi:— İhtiyaç molası, anlarsınız ya! Volkan’a yalan söylemesini rica ediyordum.Diğerleri boş boş bakarken, Cenk hâlâ ne olduğunu anlamamıştı:— Ne? Ne oldu? Ayı var gibi neden bakıyorsunuz?İlk kahkahayı Volkan ve Merve patlattı. Sonra Alina da katıldı. En sonunda da Cenk.
Kendi aralarında Volkan ve Cenk’in ihtiyaç molasına gideceğine, Alina ile Merve’nin ise ilerdeki yol kenarındaki banka geçeceğine karar verdiler.
