PERİ MASALI kitap kapağı

21. bölüm / 23

PERİ MASALI

GERÇEKLER

Vaveyla Yazarı: Çagaan Çakır

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: GERÇEKLER

Telefon kapandığında, Alina’ya mektuptan bahsedip bahsetmemek konusunda kararsızdım.

Bu kendimle ilgili bir mesele ise Alina’yı telaşa sokamazdım, sokmak istemiyordum.

Ama mektupta yazan "kız" kimdi?

Alina’dan başkası olamazdı.

Aden yalanı ortaya çıktıktan sonra böyle bir oyuna başvurmuş mudur diye de düşünmeden edemiyorum ama zannetmiyorum.

Alina’nın gizli telefon konuşmaları ve bu mektup birbirlerini çağrıştırıyorlardı.

İlk gün konuyu açmak istemiyordu Volkan. Çünkü Alina daha yeni yeni kendine geliyor ve bir şok yaratmak istemiyordu.

“Hafta sonu basket maçı izlemeye gidelim mi abi, ne diyorsun?” dedi Cenk. “Hatta Merve ve Alina da gelir. Ne dersiniz?”

“Sıkıcı,” dedi Merve. “Ne basket maçı ya, sinemaya gidelim.”

Alina da Merve’ye hak veriyordu.

“Cidden, bu hafta sonu bir şeyler yapalım ama basket maçına gitmek gibi bir aktivite değil,” dediğinde Cenk’in yüzü düşmüştü.

“Abi, sen de hiç yardımcı olmuyorsun,” diye Volkan’a serzenişte bulundu.

“Ben ne diyeyim ki, onların aksine bir şey dersem sonum kötü olacak hissediyorum.”

“Aferin Volkan!” dedi Alina.

Volkan’a hâlâ kızgındı ama içten içe affetmişti, ancak onu biraz süründürmek istiyordu. Bu yüzden arada Volkan’a yüzünü asmayı ihmal etmiyordu.

Zil çaldığında sınıfa çıkarken Cenk ve Merve önde giderken, Volkan usulca Alina’nın yanına yanaştı.

“Senin yüz devirmekten başka sevdiğin bir şey yok mu?”

“Var, olmaz olur mu? Ay’ı çok severim!”

Volkan kıkırdadı.

“Ay... Görebilene güzel, bakana sıradan bir uydu.”

“Sen sever misin ay’ı?”

“Şu andan itibaren evet.”

Alina gülümsüyordu.

“Neden? Küçükken sevmiyor muydun?”

“Hayır, bir keresinde ay beni takip ediyor diye sokak boyunca ağlaya ağlaya koşmuştum. Annem de benim peşimden tabii. O gece nasıl uyuduğumu hatırlamıyorum.”

Alina kendini tutamamış, gülmeye başlamıştı.

“Hadi ya! Sonra?”

“Sonra ay’ı rüyamda gördüm. Bir sokaktaydım ama daha önce görmediğim bir sokakta. Bir binanın kapısının önündeyim. Kapının önünde oturan insanlar var ama hiçbirini tanımıyorum. Kafamı kaldırdığımda ay’ı gördüm. Yine beni takip ediyordu ama bu sefer yüzü de vardı, bana bakıyordu donuk bir şekilde ve parıl parıl parlıyordu. Ama değişik bir ay’dı. Ay şeklinde değil ama işte... garipti. O da travmamdır, hâlâ hatırlarım. Hiç unutmam, ona çıkan merdiven vardı, ben de merdivene yakın olmayayım diye uzaklaşmıştım.”

Rüya, Alina’nın hoşuna gitmişti. Sınıfa geçip sıraya oturduklarında hâlâ dinlemek istiyordu.

“Eee devamı var mı?”

“Olmaz mı! Merdivenden uzaklaşayım diye koşmaya başlayınca yine ağlamaya başladım ‘ay beni takip ediyor’ diye. O gün bugündür ay’dan korkarım aslında. Çocukluk bilinci işte.”

Alina kıkırdamaya devam ediyordu.

“Bakıyorum da çok hoşuna gitti!”

“Hem de nasıl!”

Ciddi bir tavra büründü ve sordu:

“Volkan, demek ki ben ay olsam benden korkacaktın, öyle mi?”

Bunu sorduğu sırada hoca sınıfa girdiği için ayağa kalktılar ve Alina önüne dönmek zorunda kaldı.

Hoca sınıfı selamladıktan sonra geri otururken Volkan kulağına fısıldadı:

“Senin ay olduğun hikâyede ben dünya olmak isterdim.”

Alina arkasını dönmedi ama bu söz çok hoşuna gitmişti. Söyleyen Volkan olunca daha da hoşuna gitti.

Ders coğrafyaydı. Haftada 1 saat görüyorlardı ve coğrafya hocaları çok neşeli, tatlı bir kadındı. Hemen hemen her öğrenci onu sever ve saygı duyardı.

Ayrıca anlattığı dersi eve gidince tekrar etmenize bile gerek kalmayacak şekilde akılda kalıcı anlatırdı. Bundan en çok memnun olan ise Cenk’ti.

“Uyduları işleyeceğiz çocuklar,” diye başladı konuya.

20 dakika geçmişti bile.

Herkes pür dikkat dersi dinlerken, hoca Alina’ya Volkan yerine ilan-ı aşk yapacak o cümleyi söyledi:

“Çocuklar, bildiğiniz üzere dünya, ay olmadan varlığını sürdüremez.”

Bu cümleyi duyunca Alina’nın kalp atışları hızlandı ve kendini arkasını dönmüş Volkan’ın gözlerinin içine bakıp gülümserken bulmuştu.

Öğleden önceki son derse girmeden önce koridorda yürürken müdür Alina’ya seslendi.

“Yok artık! Aden bu sefer Alina’ya iftira atmış,” dedi Cenk.

Müdür bunu duymamıştı ama Alina’ya mantıklı gelmişti bu.

Müdürün yanına giderken diğerlerine sınıfa geçmelerini söyledi. Cenk ve Merve geçerken Volkan bekledi.

Müdürün elindeki beyaz mektup kâğıdını gördüğünde kalbi sıkışmaya başlamıştı.

Cidden bu olabilir miydi?

Mektupları kim gönderiyorsa okuluna gönderecek kadar tanıyor muydu kendisini?

Alina gerildiğini çok hızlı belli edince müdürün gözünden kaçmadı.

“İyi misin?”

Müdüre de güvenmiyordu, o yüzden kendini hemen toparladı.

“Evet iyiyim, alabilir miyim mektubumu? Derse geç kaldım zaten.”

Mektubun ne olduğunu öğrenmeden dersten verim alamayacağını bildiğinden, kâğıdı kaptığı gibi koridorda oturacak bir yer aradı.

Volkan da hemen yanında bitince ödü koptu adeta.

“Ne işin var burada? Ödüm koptu, öyle aniden çıkılır mı?”

“Seni bekledim ve müdürün elindeki mektubu gördüm. Benden saklayamazsın Alina. Ben de bakacağım.”

“Nedenmiş?”

“Çünkü senin yanında olmak istiyorum. Canını sıkan bir şey var ve ben bunu bilmiyorum ama öğreneceğim. Bana anlatabilirsin, her zaman yanındayım,” derken Alina’nın ellerini sımsıkı tutuyordu.

Alina’nın gözünden akan damlayı görünce kalbi çığlık atmaya başlamıştı.

“Yapamam,” dedi ağlamaya hazırlanan sesiyle. “Seni buna çekemem. Tek başıma yürümem gereken bir yol bu.”

“Hayır,” anlamında kafa salladı Volkan. “Hayır hayır...”

Sesinde ağlayan bir bebeği sakinleştirmeye çalışan baba hali vardı.

“Öyle bir şey yok. Senin yolun, benim yolum. Ve ben seninle bu yolu yürümeye hazırım. İzin ver, seni yoran neyse ben taşıyayım, sen elimi tut yeter.”

Alina’nın ellerini sımsıkı tutuyordu.

Alina karşısında o kadar çaresiz duruyordu ki onu gördükçe içi parçalanıyor, parçalanan hisleri bir daha parçalanıyordu.

İstedi o an; Alina’nın omzunda ne kadar yük varsa hepsini almayı, alabilmeyi çok istediğinde birbirlerine sımsıkı sarılmışlar, Alina’nın gözyaşları Volkan’ın sırtını ıslatıyordu.

Neyin birikimiydi bu, basit bir mektubun değildi.

Bu gözyaşları, hasretin, yılların getirdiği özlemin somutlaşmış hâliydi.

Hani diyordu ya “ağlamak için gözden yaş mı akmalı?” diye...

Bu, ağlamaktan da fazlasıydı.

Yıllarca gözyaşsız ağlamanın bedeliydi bu gözyaşları.

Şimdi Volkan’ın omzunda ağlayan Alina ve onun gözyaşları...

O sahnede ağlamanın iki türlüsü de yaşanıyordu: Yılların birikiminin gözyaşı ile somutlaşması ve sevdiğini bu hâlde gören Volkan’ın gözyaşsız ağlaması.

Başını kaldırdı Volkan, Alina’nın.

Elleri arasında ağlamaktan yüzü gözü kıpkırmızı olmuş sevdiğinin, Alina’sının yüzü vardı.

Ağlamak ve sevdiğinin kendini daha da savunmasız hissetmesini istemiyordu.

“Anlat bana her şeyi,” dedi ağlamaya direnen sesiyle.

Alina doğruldu ve etrafı kontrol etti. Kimsenin olmadığından emin olunca anlatmaya, geçmişindeki yaraları gün yüzüne çıkartmaya başladı.

“Ben kaç kardeşim Volkan?” diye sordu gözünü silerek.

“Bir,” dedi Volkan.

“Hayır, ben iki kardeşim.”

Volkan bunu daha önce bilmemesine şaşırıyordu ve diğerlerinin de bunu bildiğini zannetmiyordu.

Alina devam etti anlatmaya:

“Arda, küçük kardeşim. Bana ablalık duygusunu tattıran kardeşim. Paylaşmayı öğreten, kızdıktan sonra gidip gönlünü aldığım kardeşim. Üç yaşındayken kayboldu.”

Anlatırken yere odaklanmış, ağlamaktan kıpkırmızı olan gözlerini yerden ayırmıyordu.

“Pikniğe gittik bir gün. Bir pazar sabahı, güneş insanlara yine kızmış ama nereden bilebilirim ki gelecek 12 senemize de kızacağını. Ağaçlarla dolu göl kenarına gittik. Öyle güzel bir yerdi ki, sanki güneş orada hiç batmıyor, karanlık ormanın üzerine çökmüyordu.

Göldeki balıklar dikkatimi çekti, annemden izin istedim gidip bakmak için ama annem başta izin vermedi. Anneler her şeyi bilir derler ya, içine doğmuş demek ki!

Arda da o zamanlar yerinde durmayan, oradan oraya koşturan bir çocuk. Sürekli peşimde. Ben nereye gidersem gideyim. Bazen kızıyordum ona ‘beni rahat bırak’ diye ama sonra gidip öpüyordum, barışıyorduk. Dedim ya az önce de, kızdıktan sonra gidip gönlünü aldığım kardeşim...

Annemi dinlemedim tabii, koştum göle doğru, balıkları göreceğim diye. Arda da peşimden koşmuş ama kimse fark etmemiş.

Annem daha sonra masanın yanındaki voleybol topunun olmadığını fark edince anlamış Arda’nın da peşimden geldiğini. Hemen apar topar babamla aramaya çıkmışlar.

Ben, her şeyden habersizim tabii; balıkları göremedim diye sızlanıp duruyorum, hayal kırıklığına uğruyorum.

Annem beni kendine çekince ne olduğunu anlamadım başta.

‘Kızım, kardeşini gördün mü?’ dedi telaşla.

Babam da ‘Arda!’ diye sesleniyordu ama ses yok. Duyan, gören de yok...”

Buraya kadar iyi anlatmıştı ancak sesi yeniden titremeye, az da olsa kuruyan gözyaşları yeniden ıslaklıkla kavuşmaya hazırlanıyordu.

Derin bir iç çekti ve anlatmaya devam etti:

“Çevredekilerden biri seslendi. ‘Burada bir şey var,’ diye. O an yüreğimiz ağzımızda gittik oraya. Gül çalılıklarının dibine...”

Burada tam anlamıyla kopmuş, ağlamaya başlamıştı artık.

Ağlamaya teslim olan sesiyle devam etti:

“Sadece peşimden koşarken eline aldığı voleybol topu vardı ondan geriye kalan... Ama o yoktu...”

Derken hıçkırıklara boğulmuştu yine.

“Tamam canım ama söz, bulacağız kardeşini.”

Alina, ağlayan gözleriyle Volkan’a baktı.

“Söz mü?”

Burnunu çekiyordu.

Volkan ise Alina’ya sımsıkı sarılıyordu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

36okunma 16beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18