17. bölüm · PERİ MASALI
"Ne yazıyordu o mesajda?"
Volkan aşağı indiğinde müdürün yanında birisi vardı ve bu 15 dakika bekleyeceği anlamına geliyordu. O hocayı beklerken müdür yardımcısı Volkan’ı gördü.“Bir şey mi oldu?”“Bilmiyorum hocam.”“Yardım edebileceğimiz bir şey mi?”“Ben de bilmiyorum.”Müdür yardımcısı ne olduğunu anlamamış gibiydi. Zaten 5 dakika sonra da müdür Volkan’ı çağırmıştı ancak bu sefer azarlandığı günkü yüz ifadesinin tam tersine gayet sevecen bir ifadesi vardı. Azarlandığı odaya ikinci girişiydi ama bu sefer de görevli vardı. Müdür isteklerini sıralamakla meşguldü:“Marketten birkaç şey alın, dursun.”Bunun gibi istekler uzayıp gidiyordu ancak Volkan’ın en dikkatini çeken “muzlu gofret” isteğiydi. Konu nihayet açılmıştı.“Nasılsın Volkan?”“İftiraya uğramış öğrenci siniri var üzerimde.” demeyi o kadar çok istese de yine saygısını bozmamaktan yanaydı.“İyiyim hocam, siz nasılsınız?”“Ben de iyiyim. Anlat bakayım Aden olayını, ne oldu?”“2 hafta sonra mı?” deyip gülmek geçiyordu içinden ancak yine mani oldu kendine.“İnanacaksanız anlatayım hocam. Kısacası şöyle diyeyim; Aden ne dediyse tam tersi oldu.”Hoca biraz Volkan’ı süzdükten sonra ciddi ciddi olayı en ince ayrıntısına kadar anlattı.“Ben senin böyle bir şey yapmayacağını zaten biliyorum. Benim kızdığım, derslerinle ilgilenmeyip bu tarz konularda yer alman.”Volkan’ın sinirleri iyice bozulmaya başlamıştı.“Beni dersle ilgili uyaran bir tavrınız yoktu hocam. Sizin uyaran bir tavrınız da yoktu. Tamamen bir tarafa inanılıp diğer tarafı suçlu çıkartmanın derdindeydiniz ki öyle de oldu. Aden ne dediyse tamam dendi. Benlik hiç problem değil.”“Ama kanıtlar var.”“Ne kanıtı?”Volkan bunu gerildiğinden değil, gerçekten merak ettiğinden soruyordu.“Çarpışma, piknikte konuşurken… Ben de gördüm sizi.”Artık duyduklarına hayret ediyordu.“Çarpışma; adı üstünde çarpışma hocam. Derslere son zamanlarda geç kalıyordum ve buna bir yenisini daha ekleyip hocaların gözünden daha düşmemek için acele ediyordum. Bir anda Aden ile karşılaşınca duramadım ve çarpıştık.”Hoca her ne kadar Volkan’a “suçsuzsun” dese de içinde bir yerde hâlâ Aden’i haklı çıkarma çabası vardı.“Piknikte konuşurken gördüm ama.”“Normal hocam. Kendisi bana onunla ders çalışıp çalışmayacağımı sordu, ben de bizimkilerle beraber olacağım dedim. Bu da bir konuşma ya! Ben size yapmadım hocam diyorum, siz bana ‘aklı başında kız yalan mı söyleyecek’ diyorsunuz. Ona gelmeden siz kendimi açıklamama bile izin vermediniz. Benim sizden beklentim; bana sorardınız, ben de açıklardım durumu. İnanmazsanız da yine öyle inanmazdınız ama buna bile müsaade etmediniz.”Müdürün bu konuyu hemen kapatmak istediği çok belliydi. Bu yüzden sona yaklaştırıyordu sürekli.“Bu konuyu kapatalım. Derslerine odaklan, bu konuyla da ilgilenme.”Konunun gidişatından belliydi; ne derse desin Aden’in yaptıkları yanına kalacaktı. Daha önce de benzer senaryoyu yaşadığından müdürü ikna etmekle uğraşmamanın daha mantıklı olduğuna karar vermişti.Diğerlerinin yanına çıktığında meraktan çatlamak üzere olan 3 kişi vardı karşısında. Soru yağmuruna hazırlamıştı kendini. İyi ki de hazırlamıştı, yoksa aniden gelse başa çıkamayabilirdi.“Sana inanıyormuştu demek!” diye konuya giren Merve’ydi. Cenk ise gülerek devam ettiriyordu. Alina da yorum yapacaktı ki telefonuna gelen bir mesajdan sonra “hemen geri geleceğim” diyerek masadan kalktı. Volkan için bir sorun kısmen de olsa çözülmüştü; ancak daha bu gizemli mesajlar ve telefonların sırrını çözecekti. Aden’in iftira oyunu kafasını çok dağıtmıştı.Alina’nın ne konuştuğunu çok merak ediyordu. Merve bu durumu yine her zamanki gibi anladı ve uzaktan da olsa Alina’yı duymaya çalıştı, ancak bir şey anlamadı. Volkan gizlice dinleyecekti. Bunu yapmaktan nefret ediyordu, ancak Alina’nın canını sıkan her neyse, bunu öğrenip ona yardımcı olmak istiyordu. İşin içinde polis vardı.Masadan kalkıp duvar arkasına saklandığında sesi net geliyordu:“Geçen seferki mesajınıza güvenmiştim ancak bir şey çıkmadı. Umudum tükeniyor artık.”“Geçen seferki mesaj” ne olabilir diye düşününce biraz, geçen gün gördüğü mesaj olabileceğini düşündü. Tam da Alina’nın bahsettiğine benzerdi. “Ne yazıyordu o mesajda?” diye kafa patlattıktan sonra nihayet hatırlayabildi.“Gelişme var.”Kısmen hatırladı, ancak bu kesin yazıyordu. Demek ki komiserin bahsettiği gelişme her neyse, bir sonuç çıkmamıştı.Volkan için duygular, düşünceler iyice karışıp yüreğine hançer gibi oturuyordu. İçinde, kalbinde beslediği bu duygu her geçen saniyede daha da artıyor, daha da ruhunu sıkıyordu. Bunlar yetmiyormuş gibi pişmanlık ve utanç duyguları da yüreğinin kapısını çalıyordu. O gün mesaj geldiğinde mesajları detaylı okumamanın verdiği pişmanlık ve bunu düşünüyor olmanın verdiği utanç…“Ne konuşuyor abi?” sorusuyla irkildi.“Niye sessiz sessiz geliyorsun oğlum?”“Daha heyecan verici bir sahne olsun diye.”“Aman ne güzel! Senin yüzünden konuşulanları duyamadım.”“Zaten kafan başka yerdeydi.”Cenk ve Volkan bu tartışmayı yaparken Alina çoktan masaya dönmüş, kendilerini soruyordu. Apar topar şüphe çekmemek için peşinden gittiklerinde Alina, kendilerine bakıyordu.“Ee almadınız mı?”İkisinin de “neyi” demesine fırsat vermeden Merve araya girdi.“Hani su?”“Su kalmamış aşkım.”Merve, Cenk’e daha iyi bir yalan bulamadın mı der gibi baksada ortamı bozmadı.“Şu kantinden ne beklersin ki zaten!”Su konusunu iyi kurtarmışlardı. Alina’nın aklı konuşmadaydı. Bu her hâlinden belliydi. Onu böyle gördükçe Volkan’ın kafasında yeni düşünceler birbirini doğuruyordu, düşünceler ise belirsizliği. Olaya el atan Merve’nin dikkati Alina’nın mor bilekliğini çekti.“Bilekliğin ne kadar güzel canım, bayıldım!”Alina, bilekliğe gülümseyerek baktı.“Öyledir.”“Nereden aldın canım, biz de Cenk ile ortak bileklik bakıyoruz.”“Artık satılmıyor.” dedi, önceki gülümsemesinin yanında şimdi hasret dolu bakışlar vardı.Akşam vakti herkesi eve bırakma görevi yine Cenk’e aitti; ancak bırakma sırası bu kez farklıydı. Volkan’dan habersiz planını yapmıştı bile. Volkan’ın ise az sonra haberi olacaktı.“Hanımlar, bugün sizi daha erken bırakacağım.”Merve’nin de haberi olmadığı ortaya çıktı.“Neden?”Cenk bir şey demedi, sadece Merve’nin gözünün içine bakıp kafa salladı. Alina ve Volkan “ne oluyor” der gibi onları izliyordu. Aralarında nasıl bir iletişim var bilinmiyor ama Merve, Cenk’i anlamıştı.“Tamam hayatım.” dedi ve yanağına bir öpücük kondurdu.“Ne oldu? Dumanla falan haberleştiniz de bizim mi haberimiz yok?” dedi Volkan.“Sen anlamazsın, senin yerini aldım diye kıskanma.” dedi Merve. Bu birbirlerine hep yaptıkları bir şeydi ne de olsa!2 saniyelik bakışma esnasında ne konuda anlaştılarsa, Merve oldukça mutluydu. Alina da Volkan kadar şaşkındı ancak o izlemeyi seçiyordu.“Hadi Alina biz inelim, zaten az bir yol kaldı yürürüz.” dedi Merve.“Ben de sizinle geleyim—” derken Cenk araya girdi.“Sen benimle geliyorsun abi. Bir kız var, ona açılmam gerek.”Bu, Cenk’in Merve ile sevgili olmadan önce 1 ay boyunca her gün Volkan’a dediği şeydi. Merve bunu iyi ki biliyordu, yoksa olacakları tahmin etmek çok korkunç olurdu.Ön koltuktan kalkıp sağ koltuğa geçtiğinde Cenk dalga geçmeye dünden hazırdı.“Sağ koltuk prensesim hazırsa yola çıkabiliriz.”“Nereye gidiyoruz oğlum, bir şey de demedin bana.”“Eee abi sen de ne meraklısın! Alina’ya sabır diliyorum, seninle ömür mü geçer!”“Sen neredeyse 20 yıldır benimlesin, bunu sen mi diyorsun?”“Kabul ediyorsun yani dayanılmaz biri olduğunu.”“Evet, beni gören bana dayanamıyor.”“Hadi hadi, tanımasak inanacağız!”Kendi kendilerindeyken bu tarz atışmaları hep yaparlardı ve bundan da sürekli zevk alırlardı. Cenk hâlâ nereye gittikleri hakkında bir şey dememişti.
