11. bölüm · PERİ MASALI

Sevilmenin güzel olduğu kadar...

Çagaan Çakır

Eskiden maç yaptığınız zamanlar geldi aklıma," dedi Merve.Alina şaşırmış bir şekilde Volkan ve Cenk’e bakıyordu. Merve söze devam etti:
"Volkan ve Cenk küçükken çok top oynardı."
Aklına, heyecanlandığını belli eden bir anı geldiği belliydi. Eklemeye devam etti:
"Bir keresinde birbirlerine şut çekiyorlardı. Ben ve 5 kişi daha izliyorduk."Durdu ve 5 kişinin adını hatırlamaya çalıştı. İlk yardım Volkan’dan geldi.
"Birisi Zeynep’ti."Merve aydınlanmış gibi yüzü değişti.
"Evet evet! Diğer dördünü hatırlayamadım. Sarışın bir çocuk vardı. Cenk’in çok yakın arkadaşıydı."Cenk de hatırlayamamanın verdiği acıyı çekiyordu o anda.
"Evet evet, sarışın kısa boylu bir çocuktu. Çok da iyi anlaşırdım. Neydi, neydi..."Volkan yine yardımlarına koştu. O da fark ettirmeden uzunca düşündükten sonra hatırladı.
"Arda!"Alina’nın birden yüz ifadesi değişti. Bu herkesin dikkatini çekse de kimse o an bir şey demedi. Alina da yorum yapmadı. Az önce anlatılanları keyifle dinleyen Alina’nın yüzü bir anda buz kesmişe döndü. Rengi soluyor gibiydi adeta ve bu Volkan, Cenk ve Merve’nin gözü önünde oluyordu. Diğerlerinin dikkatini çektiğini fark edince, çok da başarılı olmayan bir rol ile düzelmeye çalışsa da bir türlü büründüğü ruh hâlinden çıkamıyordu. Volkan, içini sıkan bir duygunun göğsünü kapladığını hissetse de rol yapma konusunda Alina’dan daha başarılıydı.Ortamın havasını dağıtan bir ses geldi. Alina’nın yüzü artık daha sinirli bir hâle bürünmüştü.
"Eee, geliyor musun Volkan?" diye sordu Aden.
Bir gözüyle Alina’ya bakıyordu. Volkan kabul ederse zafer bakışı atmaya hazırdı her an. Ancak planladığı gibi gitmeyecek cevap geldi Volkan’dan.
"Kusura bakma ama gelemeyeceğim. Bizimkilerle vakit geçireceğim."Aden duydukları karşısında oyuncağı elinden alınan bebek gibi kalmıştı. Alina sadece dik dik yüzüne bakıyordu ve Alina’ya karşı şansının olmadığının farkına varmıştı. Ancak bunu belli edecek değildi. Volkan reddetmek için bahane sunmuştu. Aden’e karşı bir şey hissetmiyordu. Alina dışında birisine karşı sevgi beslediğini bile düşünemiyordu ve insanların içinde onu kırmamak adına bu bahaneyi sundu. Aden’in üzüldüğünü görünce geçiştirmek için son hamlesini yaptı:
"Ama belki başka zaman olabilir. Çoğu kişiye sözüm var."Volkan bu cevabı aldığına memnundu.
"Tamam o zaman, başka bir zamana artık."
"Pekâlâ. Gitsem iyi olacak, ders çalışacağım."Aden uzaklaştığında Cenk şaşkınlığını gizleyemedi.
"Burada, şu anda ders mi çalışacak? Cidden mi?"Cenk, sorusunun cevabını beklerken Alina daha da sinirli bir şekilde Volkan’a bakıyordu. Tabii bunu ilk fark eden Merve oldu. Ortamı yumuşatmak adına başka bir konu açmaya karar verdiğinde top yine ortalarına düştü. Ancak bu sefer başka bir voleybol topuydu bu. Öyle bir düşmüştü ki, sanki koordinatları ayarlanmış gibi tam Volkan’ın önüne düştü. Topu geri atmak için ayağa kalktığında Merve’den bir teklif geldi:
"İzin alıp biz de onlara katılalım mı?"Bu fikir herkesin aklına yattıktan sonra diğerlerine katıldılar. Oynadıkları kişiler aynı okuldan, farklı sınıftan tanıdıklarıydı: Yaren, Betül, Ekrem ve Ali. Onlar bir takım; Merve, Alina, Volkan ve Cenk de bir takım olmuştu.Başta karşı taraf oyun üstünlüğünü ele almış olsa da sonradan, özellikle Alina’nın oyunuyla kazanmışlardı. Yarım saatlik bir oyalanmanın ardından soluklanmak için yeniden yerlerine geçtiklerinde müdür yoklama almak için herkesi bir araya topladı. Yoklama işini 1 saate bir yapıyordu.Yemek saati gelmiş, bu sefer de herkes yemek başında toplanmıştı. Herkes oturmak için yer ararken 6’lı boş yer vardı yanyana. Volkan ve diğerleri oturacakken Aden ve arkadaşı Büşra da geldi. Merve ve Cenk bilerek Volkan’ın yanını boş bırakıp bir sonraki yere oturdular. Alina direkt Volkan’ın yanına geçti. Volkan’ın diğer yanına ise Büşra oturacaktı ancak yerini Aden’e bıraktı. Bu durum Volkan’ın hiç hoşuna gitmemişti. Alina da saçlarını kulağının arkasına götürürken öksürür gibi sinirli bir ses çıkardı. Volkan bunun ne demek olduğunu biliyordu ancak ne de olsa o an onun bir suçu yoktu.Ramazan sofralarını andıran masada herkes fazlasıyla acıkmış olacak ki 1 saat dolmadan sofradaki yemeklerin yarısından çoğu bitti ama herkes hâlâ büyük bir iştahla yiyordu. Aden bir yandan yemeğini yiyor bir yandan da Volkan’a bakmadan Volkan ile sohbet etmeye çalışıyordu.
"Bence pişman olacaksın."Volkan et yerken Aden’in neyden bahsettiğini anlamadı.
"Et yediğim için mi?"Aden hafif bir gülümsemeden sonra cevap verdi:
"Hayır, benimle ders çalışmadığın için. Sınavlar yaklaşıyor..."Alina’nın kendilerini dinlediğinin farkındaydı. Bilerek ses tonunu yükseltiyordu. Volkan bunu fark edince arka kalmak istemedi. En azından Alina için. Alina’nın yanlış bir şey düşünmesini istemiyordu çünkü.
"Ben olduğum yerden memnunum."Bunları derken ara ara Alina’nın tabağı bittikçe tabağına yemek koyduğunun farkında bile değildi. Alina da şaşkın ama etkilenmiş gözlerle Volkan’a bakıyordu. Üzerine Volkan son cümleyi de söyleyince Aden iyice bozulmuştu. Merve ile de göz göze gelen Aden, üzerindeki zafer kazanılmış bakışlarını hissediyordu.Yemeğin geri kalan kısmı boyunca Volkan yine farkında olmadan Alina’nın tabağını dolduruyor, büyük bir dikkatle ilgileniyordu. Bu ilgi Alina’nın hoşuna gittiği kadar Aden’in de hoşuna gitmiyordu. Bir adım da Alina’dan gelene kadar Aden’in hâlâ bir umudu vardı. Ancak o umutları bir rüzgar gibi alıp götüren adım geldi Alina’dan. Volkan’a bir et parçası uzatmıştı.
"Sen düzgün yemedin, al bakayım."En çok Merve ve Cenk buna sevinmişti. Aden köpürüyordu adeta ancak belli etmemek adına önündeki tabağa bakıyor, Büşra ile konu açmaya çalışıyordu.Alina uzun zaman sonra ilk defa bu kadar huzurlu hissettiğini fark etti. Uzun zaman sonra ilk defa birisi onu düşünmüştü. Belki basit bir şey gibi gözüküyordu ancak Volkan’ın eti ne kadar sevdiğini biliyordu ve o yemeden kendisine veriyordu. Buradaki konu kendisi için et yemek ya da yememek değildi. Volkan’ın bu kadar sevdiği bir şeyi umursamadan kendisine vermesiydi. Tıpkı sevilmenin güzel olduğu kadar başkasını sevmeyi tercih etmek gibi...O an, içinden geldiği için Volkan’ı besliyordu adeta. Ama bu Alina için sıradan bir yemek hissiyatı uyandırmıyordu artık. Kısa sürede olsa, hayallerden ya da hislerinden uyanıp piknik masasında olduğunu fark edene kadar sanki sıcak bir yuvada huzurlu bir aile tablosuna resmedilmiş de duygularını yaşıyor gibiydi...Yemek bitti, sofra toplandı. Herkes yeniden bir köşeye dağıldı. Sıra oynadıkları voleybolun kritiğini yapmaya gelmişti."Arkadaşlar, aramızda voleybolcu varmış ama haberimiz yok," diye tebrik edercesine konuştu Cenk."Evet ya! Harikaydın canım," diye destekledi Merve."Bence o kadar da iyi değildi, ben daha iyiydim," diye lafa devam etti Volkan."Hadi ya! Ben olmasam fark yemiştin," dedi Alina."Alina haklı Volkan. O olmasa yenilmiştik," diye Alina’ya destek çıktı Merve."Hayır kuzum, senle ben olsak yine kazanırdık. Ancak bu ikisi o kadar kötü oynuyor ki az kalsın kaybediyorduk," diye Cenk ve Volkan’ı hedef aldı Alina."Neee? Ben mi? Ben bir kere Volkan’dan daha iyi oynadım," diye şaşkınlıkla beraber kendini savundu Cenk.Merve ve Alina gülünce Volkan tek kötü oynayan olarak kabul edilmişti bile.
"Aferin sana abi! Senin bana destek çıkman lazımdı," diye sitem etti Volkan.Yine gülme sesleri yükselmişti. Ancak bu sefer dördü birden güldü.
"Tamam yeter bu kadar. En kötü oynayanımız Volkan, bu kabul edildi. Şimdi sütlaç zamanı," dedi Alina.Sahildeyken de sütlaç konusu geçmişti ancak herkesin aklından uçup gitmişti.
"Bu konuda harikasın Alina," dedi Merve. Eklemeye de devam etti:
"Sende bu kadar kötü oyuna rağmen sütlaç yediğin için şanslısın bence Volkan. Alina’ya gül hediye etmeye ne dersin?"Merve, ikisini de yakınlaştırmak istiyordu ve Alina da Volkan da bunun farkındaydı. Ancak Alina gül fikrine sıcak bakmadı. Hem de net bir dille reddetti.
"Ben gülleri sevmem!"Bu kadar sert söylemesi yine üçlü arasında şaşkınlık yaratmıştı. Bu bugün ikinci defa oluyordu. Alina yine pot kırmış gibi hissetti."Neden?""Anısı mı var?" diye sorunca Cenk, Alina yine kesin bir dille yanıt verdi.
"Saçmalama Cenk!"