12. bölüm · PERİ MASALI
YALANIN İLK ADIMI
Alina’nın önce Arda ismini duyunca ki tepkisi, şimdi de ufak bir gül için bu kadar ciddi olması Volkan’ın aklını bulandırmaya yetti. Yemekten önceki sıkıntı yine göğsüne doğru ilerliyordu, bunu tüm benliğiyle hissedebiliyordu. Merve, Volkan’ın ne hissettiğini anladığından onları baş başa bırakmak istedi.
"Cenk yürüyüşe çıkalım mı az?"
"Olur hayatım."
İkisi kalktıklarında Volkan önce giden Cenk ve Merve’ye, sonrasında yanında oturmuş, bileğindeki bandana ile oynayan Alina’ya bakıyordu. Sonunda baş başa kalmışlardı ve Volkan için kendini affettirme adına harika bir fırsattı bu.
"Alina!"
"Volkan!"
İkisi de aynı anda seslenmişlerdi. Şimdi de aynı anda birbirlerine parlayan gözlerle, içten bir gülümsemeyle bakıyorlardı. İkisi de nasıl baktığının farkında değildi.
"Önce sen söyle," dedi Alina.
Volkan o an centilmenlik yapmakla uğraşmak istemedi çünkü konuyu bir an önce açıp Alina ile arayı düzeltmek istiyordu.
"Aden konusunda merak ediyor musun bilmiyorum ama ben yine de açıklama yapacağım."
Alina araya girdi:
"Dur! Sana bir soru sormak istiyorum, ondan sonra devam et. Aden ile aranızda bir şey var mı? Bana sadece bunu söylemeni istiyorum."
Volkan rahatlamıştı, bir an önce "hayır" demek istiyordu. Diyecekti de, ancak araya başka laf karışana kadar.
"Volkan, bakar mısın?"
İkisi birden kafasını sese doğru döndüğünde karşılarında Büşra vardı. İkisi de şaşırmıştı bu duruma çünkü ikisinin de Büşra ile samimiyeti yoktu. Ve tabii Büşra’nın da onlarla.
"Efendim?"
"Evet efendim? Hemen söyleyebilirsen güzel olur," diye sertçe çıkıştı Alina.
Samimiyetleri yoktu evet, ama Alina az çok neden geldiğini tahmin edebiliyordu. Aden göndermişti... Ancak bu sefer zafer kazanmış gibi bir ifade Büşra’nın yüzünde vardı.
"Evet Büşra, seni dinliyorum," diye acele et dercesine konuştu Volkan.
"Konuya hızlı gireceğim. Normalde sana yalnız söylemem gereken—"
"Yalnız falan değil, şimdi söyle ve bizi yalnız bırak," diye yeniden sert çıkıştı Alina.
Büşra, Alina’ya göz devirdikten sonra yeniden Volkan’a döndü. Volkan da konuşmanın bir an önce bitmesini istiyordu.
"Hadi Büşra!"
Büşra nihayet söylemeye karar verdiğinde Volkan ve Alina’yı şok edecek kelimeler ağzından dökülmeye başladı.
"Aden ile bu kadar yakınken neden soğuk yapıyorsun?"
İkisi de aynı anda dona kaldı. Şaşkın bakışlara karşı Büşra da onlara bakıyordu. Ortamda kısa süreli bir sessizlik hâkim olduktan sonra sessizliği yine konuyu açan Büşra bozdu.
"Normalde Alina’nın yanında söylemeyecektim, üzülmesin diye—"
"Neden üzülecekmişim acaba?" diye sert bir dille araya girdi Alina.
Büşra, Alina’ya aldırış etmeden sadece Volkan’a bakıyordu. Volkan ise Büşra’nın ne demek istediğini anlamakla meşguldü.
"Alina neden üzülsün Büşra, ayrıca Aden’le yakınlık derken?" Bunu sorarken bile hâlâ bir şeyleri anlamlandıramıyordu.
Büşra, daha da hayrete sokan cümleyi kurdu:
"Alina aranıza girmek istiyor, sen öyle demişsin mesajda. Aden de bundan dolayı sana olan ilgisini daha da belli etti ancak sen hep uzak durdun. Yemekte de sürekli Alina ile ilgilendin. Bu ne demek oluyor Volkan? Ne istediğini bilmiyorsan arkadaşımdan uzak dur!"
Son cümleyi kurarken oldukça emin ve kararlı konuştu. Bu kararlı cümleden ziyade Volkan mesaj konusunu düşünüyordu. Öyle bir mesaj atmadığından, daha da doğrusu Aden ile konuşmasında Alina’nın adının geçmediğinden emindi.
"Ben öyle bir şey demedim. Ne mesajından bahsediyorsun sen?"
Alina, birazdan Volkan’ı sorguya çekeceği cümlelerini düşünürken Büşra da durumu toparlamaya çalışıyordu.
"Ben mesaj görmedim ancak Aden’in bana dediği. Ayrıca geçen gün çarpışmanız da—"
"Ne olmuş çarpıştıysak? Bilerek olmadı ya!"
"Bence bilerek oldu ama sen bence hâlâ Alina’dan çekiniyorsun."
Volkan iyice gerilmeye başlamış, bir an önce bu saçmalığa son vermek istiyordu.
"Büşra, ne düşündüğün beni ilgilendirmiyor. Aden nasıl yorumladı onu da bilmiyorum. Ben kimseye mesaj da atmadım ayrıca o günkü çarpışmadan sonra Aden’den de özür diledim. Ama yanlış anlaşılmış demek ki. Ben konuşurum onunla."
Alina ilk defa Volkan’ı böyle görmüştü. Bu halinden sonra sorgulama işinden az da olsa vazgeçmişti çünkü Volkan’ın ne zaman yalan söyleyip ne zaman söylemeyeceğini iyi biliyordu. Büşra tek kelime etmeden arkasını dönmüş giderken Volkan Alina’ya açıklama yapmaya hazırlanıyordu.
"Öyle—"
"Açıklama yapmana gerek yok."
Volkan, Alina’nın siniri üzerine bu olaydan sonra bu tepkisine şaşırmıştı.
"Gerek yok mu?"
"Senin Aden’le bilerek çarpışmadığını biliyorum."
Volkan, Alina’nın kendisine bu denli güvenmesinden hoşnut olmuştu ancak sorgudan yırtamadığını biliyordu. Öyle de oldu...
"Ancak, mesaj konusu nedir?"
"Tamamen saçmalık, ben Aden’e böyle bir şey demedim."
Alina, hafif gülümsemeyle sorgulayıcı bakışlarını Volkan’ın yüzünde gezdirmeye devam etti. Volkan, bu bakışlar altında suçlu olmasa da suçluymuş gibi hissediyordu.
"Ama konuştunuz yani..."
"Evet. Bugün dediklerini dedi."
Alina "devam et" der gibi başını çevirdi.
"Ne dedi?"
"Yanımdaydın Alina, biliyorsun ya!"
"Hayır bilmiyorum."
"Ders çalışalım falan dedi işte, bu kadar."
"Falan mı dedi yani?"
Alina’nın merak etmesi Volkan’ın hoşuna gidiyordu.
"Evet, sadece bu kadar."
Alina, ikna olmamış gibi gözükse de daha fazla soru sormadı. Normal konuşma yapacaklardı ancak Büşra’nın gelip anlattıklarından sonra kısa bir sorguya çekilen Volkan, bu açıklamalardan sonra arayı düzelttiklerini düşünüyordu. Alina’nın yüzündeki hafif gülümsemeler de bunu kanıtlar nitelikteydi.
Pikniğin devamında çok bir şey olmadı. Eve dönüş saati geldiğinde herkes otobüste yerini almış, müdür de yoklama alıyordu. Yoklama faslı da geçtikten sonra yol başlamıştı. Yaklaşık 1 saatlik bir yol vardı ve herkes çok yorgun olduğundan çoğu kişi uyuya kalmıştı. Uyuya kalan kişilerden birisi de Alina’ydı ve Volkan’ın omzunda uyuduğunun farkında bile değildi. O gün voleybol oynarken omzunu inciten Volkan da acısına merhem bulmuş gibiydi... Kulaklığını taktı, başını geriye yasladı ve radyocuyu dinlemeye koyuldu.
"Merhaba düşünceleri ağır gelen dinleyicilerim;
Bence siz âşık olması gereken insanlarsınız. Bu devirde hâlâ radyoya bağlı kaldıysanız, yeniliklerin büyüsüne kapılıp gitmediyseniz sadık kalmayı da başarabilirsiniz. Ne de olsa âşık olursunuz; insanlar gelir geçer ama `aşk` hâlâ oradadır..."
Volkan’ın aşkı yanındaydı, omzundaydı ve o an dursun, hep öyle kalsınlar istiyordu. Hareket etmeden, Alina’yı uyandırmadan durmaya çalışıyordu. Uyanıp uykusunu bölmesine kıyamazdı oysa...
İki gün sonra gece Volkan’ın telefonu çaldığında masa başında ders çalışıyordu. Telefonun ekranında Aden’in ismini görünce açıp açmamak arasında kaldı, ancak açtı. Karşıdan üzgün gibi, ancak daha çok mahcup bir ses tonu geldi:
"Nasılsın Volkan?"
"İyiyim, sen nasılsın?"
Aden iki saniye düşünüp cevap verdikten sonra "kötü" demek yerine yalan söylemeyi tercih ettiği belliydi.
"İyi sayılır. Müsait miydin?"
Volkan, masada duran kitaplara baktıktan sonra ders çalışmaktan sıkıldığını fark etti.
"Evet, sayılır. Kötü bir şey mi oldu?"
Mahcup sesiyle cümlesini kurdu.
"Seninle duydukların hakkında konuşmak istiyordum."
"Açıklama yapmak zorunda değilsin."
Mahcup seste bu sefer az da olsa kararlılık vardı.
"Olsun, ben yine de anlatmak istiyorum. Duydukların doğru, ancak ben cevabımı almış kadar oldum."
"Seni kırmak istemem," diyen Volkan gerçekten de bu durumdan Aden’i kırmadan sıyrılmaya çalışıyordu.
"Hayır, sen çok iyi birisin. Sadece bu duydukların yüzünden benimle konuşmayı kesmeni istemem. Benimle konuşmaya devam edersin, değil mi? Seni kaybetmek istemiyorum çünkü."
Volkan, konunun kapanmak üzere olduğunu anlayınca rahatladı.
"Hayır, elbette öyle bir şey olmaz. Duygularına saygı duyuyorum."
Aden, rahatlamış bir ses tonuyla konuştu son kez:
"Peki o zaman. İyi akşamlar tekrardan."
Telefon kapandığında Volkan, konunun uzamamasına sevinmişti ancak atladığı bir kısım vardı. Konu henüz kapanmamış, bir dahaki sefere daha sıkıntılı bir şekilde açılacaktı...
Ertesi gün Volkan yine okula Alina’yı görme umuduyla gidiyordu. Uzun zamandır böyleydi durum. Sadece Alina’yı görmeye gidiyordu, onun sesini duymak için 8-9 saatlik okula katlanıyordu ama uzun zamandır Alina’nın varlığı her şeyi unutturuyordu.
Ne diyordu şarkıda:
"Oysa düşlerim başkaydı
Birden bire yarım kaldı
Yaşanacak çok şey vardı"
Volkan için düş sadece okula gelip bir an önce bitmesini beklemekti. Ancak şu an zaman dursun, gerekirse okul hiç bitmesin ama Alina’yı görmediği tek bir gün bile olmasın istiyordu.
"Yaşanacak çok şey vardı" belki ama bunların hepsini Alina ile yaşamak istiyordu. "Birden bire yarım kaldı" derken Volkan tam anlamıyla hayatının anlamını bulmuştu. Şarkıyla zıt düşmüşlerdi adeta, ancak zıt düşmedikleri bir kısım vardı:
"Anlamı yok tüm sözlerin
Sensiz geçen gecelerin
Yaşanacak senelerin"
Şarkı da böyle düşünüyordu, Volkan da...
