8. bölüm · PERİ MASALI

GİZEMLERİN SÜRÜKLEDİĞİ YERDEYİM

Çagaan Çakır

“Ne diyorum ben,” diye düşündü. Radyocu arada 70’lerden fırlama gibi konuşuyordu ve artık kendisi de! Ama haklıydı radyocu. Yağmur sevip şemsiye açmak gibi bir şeydi bu.
“Madem seviyorsun neden dert ediyorsun aptal Volkan!” diye kızıyordu kendi kendine.Alina'nın bir sorunu olduğunu adı gibi biliyordu ama kendisine söylemiyordu. Volkan bunu öğrenip onun yanında olacaktı. O an kafasından geçen tek şey buydu.Yağmurun cama vurma sesleri arasına telefonuna gelen mesaj sesi karıştı. Alina'dan olma umuduyla baktığında, Merve'nin mesajını gördü.“Alina ile konuştum. Biraz hasta hissediyormuştu kendini, ondan dolayı gelmemiş. Bilmek istersin diye düşündüm.”“Teşekkür ederim :) Cenk senden ilk hoşlandığında onaylamak konusunda ne kadar doğru bir karar vermişim :D”“Hah! Asıl ben seni onayladım da Cenk’in yanındasın :)”Arada gelin görümce atışmaları oluyordu böyle. Bunu kenara bırakıp uyumaya karar verdi. Alina’yı sabah göreceği için heyecanlı olmanın etkisiyle...—Yağmur yağıyordu. Bence bulutlar onsuzluğa ağlıyordu.—Sabah, dünyanın en güzel şarkısıyla uyandı: “Alarm.”
Ama ona bile huysuzlanmıyordu.
“Durum o kadar vahim demek,” diye geçirdi içinden.Gerçekten böyle mi oluyordu? En sevmediğin şeyler bile gözüne güzel mi geliyordu?
Sadece onu seviyorsun ama onun sevgisinden alarm sesine bile kızmıyorsun...
Buna inanmadı işte. Alarm sesini sevemezdi. Ama o sabah buna tepki vermedi. Yol boyu “acaba premium alsam mı?” diye düşündü. Gerçekten bunu düşündü.
Ne de olsa dikkatini dağıtmayacaktı.Günler, tavada bir sağa bir sola çarpan omlet gibi geçti gitti.
Omleti de sevmezdi. Gökkuşağı açtığından beri onu da seviyordu.Sabah sınıfa girdiğinde gözü yine Alina'nın sırasındaydı ancak Alina yine yoktu. Volkan’ın yüreği yine yerinde durmaksızın hareket ederken, hareketi daha da artıracak ama yüzüne gülümseme konduracak o sesi duydu:“Günaydın!”Bu doğrudan Volkan’a söylenen bir şeydi. Hemen arkalarından hoca geldiği için çok konuşamasalar da teneffüste bunun için fırsatları olacaktı.
Teneffüsler Volkan’ın beklediği gibi geçmedi aslında.
Alina geçiştirir cevaplar verdi.
“Sadece nezle,” deyip geçiştiriyordu ama hâlâ gözleri şişti. Belli ki uyumamıştı.“Lavaboya gidiyorum ben, makyajımı tazeleyeceğim,” diyen Merve, Alina’ya da davet eder bakış attı.İkisi beraber giderken, Cenk uykusunu alamamış bir şekilde masada yatıyordu.
Merve belli ki Alina'nın ağzını arayacaktı ve kendini rahat hissetmesi için yanına çağırmıştı.Onlar konuşmasını devam ettirirken, masada bir telefon titredi.“Cenk, telefonun!”Cenk kafasını kaldırmadan cebini yokladı ve onun olmadığını söyledi.“Belki Merve’nindir.”“Merve titreşimde bırakmaz telefonu.”Geriye Alina kalmıştı. Volkan bakmadı, ancak biraz sonra yine bildirim geldi.
Onu da es geçmeyi düşünürken arkasına bir bildirim daha gelince dayanamadı, baktı.KOMİSER SELÇUK:
İz üzerindeyiz. Sıcak bir gelişme var, hemen dönmen gerek.Volkan mesajı anlayamamıştı ki, bu durumu gidermek adına mesajı 5-6 kere tekrar tekrar okudu.
Az ilerde Merve ve Alina'nın seslerini duyunca telefonu apar topar nasıl aldığına bakmadan yerine koydu.Beti benzi atmış olacaktı ki, Alina ve Merve'nin dikkatini çekti bu durum.“İyi misin?”“Evet!”Hemen arkasına çalan zil sesi Volkan’ı kurtarmıştı. Öğle arasına kadar bunu düşündü.
Alina'nın başı mı dertteydi?
Komiser ne demek istedi?
Ne arıyorlardı?
Neyin izini bulmuşlardı?Kafasındaki türlü türlü soruları hocanın sesi böldü.“VOLKAN! Sana bir soru sordum.”Gerginlikle etrafına baktıktan sonra hocaya döndüğünde, hocanın yüzünde hiç de hoşuna gitmeyen bir ifade vardı.“Volkan, dersleri boşluyorsun, haberin olsun.”Ve zil sesi...“Hoca haklıydı Volkan,” diyen Merve belli ki öğle arası boyunca Volkan’ın kafasını şişirecekti.“Alina nerede?” diye soran Cenk, Volkan’ı kurtarmış olsa da, Volkan’ın aklı bu sefer de yine Alina’ya kaydı.“Telefonla konuşuyor,” dedi Merve.Volkan’ın aklına mesaj geldi yeniden.
Asıl düşünmesi gerekenin o olduğuna karar verdi.
Merve ve Cenk’e durumdan bahsetmemişti, şu anlık da düşünmüyordu.“Ciddi bir şey konuşuyor gibi,” dedi Cenk.Gerçekten de öyleydi. Çok telaştı, mimiklerinden belli oluyordu bu durum ama bir yandan da göz ucuyla kendilerine bakıp, izleyip izlemediklerini kontrol ediyordu.
Kısaca telaşlı değilmiş gibi gözükmeye çalışsa da belliydi her şey.Nihayetinde konuşma bittikten sonra Alina yüzüne sahte olduğu çok belli olan bir gülümseme yerleştirdi ve yanlarına geldi.“Benim gitmem gerek. Eve kurye gelmiş, babamın siparişi. Önemliymiş. Öğleden sonra dersler çok da önemli değil zaten.”Yalan olduğu o kadar belliydi ki... Diğerleri inansa da Volkan inanmamıştı.
Alina’yı takip edecekti. Yanlıştı evet bu yapacağı, ancak onun yanında olmak istiyordu.Alina çantasını topladıktan sonra giderken, Volkan Merve’ye durumu en basit şekilde anlatmaya karar verdi.“Alina'nın sakladığı bir şeyler var. Kurye konusu yalan. Onu takip edeceğim.”Oldukça şaşırmış gözüken Merve, olayları anlamaya çalışır şekilde Volkan’ı izliyordu.“Anlamadım?”“Sen dediklerime kulak ver, ben daha sonra açıklayacağım sana. Çantamı alır mısın ders sonunda? Cenk’in arabasında dursun, ben alırım.”Merve'nin vereceği cevabı bile beklemeden telaşlı bir şekilde gitti.
Alina yürürken sürekli telefonuna bakıyordu. Bir şeyler vardı kesin. Komiserden, diye düşündü Volkan.15 dakikalık takibin sonunda Volkan, o kadar dikkatini mesajlarda ne olabileceğine vermişti ki, Alina’nın evinin bulunduğu sokağa geldiğini fark etmemişti bile.Cidden de kurye kapıda bekliyordu.
Alina hemen gidip paketi teslim aldıktan sonra eve girdi.
Buraya kadar belki her şey normaldi, ancak eve girerken son bir kez dışarıyı kolaçan etmesi Volkan’ın dikkatini çekmişti.Çalılıkların dibine oturup olanları düşünmeye koyulmuştu ki, Alina'dan mesaj geldi:“Ders nasıl gidiyor? Hoca beni sordu mu?”Durumu bozmadan cevap vermeye çalıştı.“Evet :) Yokluğunu fark eden tek kişi hoca değil ne de olsa!”Derin bir iç çektikten sonra hâlâ mesajları düşünüyordu.
Alina’nın bir kurye teslimatı için dersi bırakıp eve gelmesi düşünülecek bir şey değildi.Derken yeni mesaj geldi:“Biliyorum, sen de fark etmemişsin :).”Bu mesaj Volkan’ın kalp ritmini hızlandıracak türdendi. Ancak güzel ya da flörtöz bir mesaj olmasından ziyade bir ima var gibiydi.
Volkan, çalılığın arkasından eve baktı. Alina camdan bakıyor mu diye kontrol ediyordu, ancak görünen bir şey yoktu.Cevap yazmak zorundaydı ama ne olacağını bilmiyordu. Hem de ilk defa.“:).”Mesaja baktıktan sonra kendine kızdı.“Gayet yaratıcı.”Arkasından bir mesaj daha geldi:“Ne de olsa her mesajımı okuyorsun, değil mi?”Volkan ter dökmeye başlamıştı artık.
Utanma duygusu kapladı benliğini, bir yandan da Alina'nın güvenini kaybetme korkusu.
Arkasına gelen bir mesajla daha Alina’ya cevap yazmayı unuttuğunu fark etmişti ki, gelen mesajın Merve'den olduğunu gördü:“Bir şey öğrenebildin mi?”“Çok karışık, geldiğimde anlatacağım.”Sonra Alina’ya ne yazacağını düşünme sırası gelmişti ki, yolun karşısından bir kapı sesi duydu.
Alina taksiye biniyordu. Mesajlara bakarken taksinin ne zaman geldiğini bile fark etmemişti.Arabanın giderken bıraktığı ses, Volkan’ın bir şeyleri öğrenmeyi kaçırdığının sesiydi.
Etrafta yakın bir taksi var mı diye bakarken, onun da olmadığını görünce hayal kırıklığıyla eve gidiyordu.Yolda en yakın dostundan yardım almayı da ihmal etmedi.