60. bölüm · KUSURSUZLARIN OKULU
59. Bölüm
DERİN İN AĞZINDAN...
Kampa gideceğimiz için herkes çok mutluydu ben hariç tabii ne kampa gitmek istiyor ne okula gitmek istiyor ne de Miranın yüzünü görmek istiyorum. Nedeni çok belli ama Miran asla ama asla suçunu kabul etmiyor. Kızların keyfi bozulmasın diye hiçbir şekilde ses etmedim akşam sessizce bavulumu hazırladıktan sonra yatağıma uzandım sabahın erken saatlerinde alarmın sesi ile uyandıktan sonra hepimize hazırlanıp evden çıktık biz okulun bahçesine geldiğimizde meşhur üçlü bizden önce gelmişlerdi. Lina kuzyein yaşadığı kazadan sonra aralarını düzeltmiş her an onunla birlikteydi Atlas ve Eylül'ün arasından zaten su sızmıyordu. Herkes mutluydu miran da yanıma gelmek iç bir adım attı ama benim geri çekilmemle birlikte o da attığı adımı geri çekti. Biraz daha otobüsün önünde durduktan sonra artık gitmek için hazırdık. Bir ara Lina ya yan yana oturalım dedim ama sonra Kuzey in ona daha çok ihtiyaç duyduğunu görünce bu kararımdan vazgeçtim.
Eylül de atlasın yanına oturunca bana da bir tek miran ın yanındaki yer kaldı. Cam tarafına geçip dışarıyı seyrettim o da hemen yanımda oturmuş kulaklık takmıştı.
"Hâlâ küs müyüz?"
Sorusuna cevap vermeyecek kadar kızgın ve kırgın olduğum için başımı yola çevirip arkamızda kalan manzarayı izledim.
"Tamam derin susalım böyle iletişim kurmadan sorunlarımızı nasıl çözeceksek"
Dedi isyan dolu sesiyle tekrar kulaklığını takıp ellerini önünde bağlayıp gözlerini kapattı ve yol boyunca da o pozisyonda kalıp tek kelime etmedi.
Geçen dakikalar saatlerle buluşurken biz yavaş yavaş şehirden uzaklaşıp ormanlık alana giriyorduk şehir yolları arkamızda kaldığında girdiğimiz orman yolları o kadar da konforlu değildi otobüsün birini bir çıkması her ne kadar biraz ürkütücü olsa da doğayla iç içe olmak bu demek oluyordu.
Ve nihayet zirve koleji doğa kampına geldik hiç de hayal ettiğim gibi bir yer değildi düşündüğümden çok daha güzeldi çadırların olduğu kısım çitlerle çevrilmiş tamamen güvenli bir alan oluşturulmuştu en güzeli de hiçbir ağaca zarar verilmemişti bu da bir artı puandı ağacı asılmış koskoca zirve koleji doğal kampı tabelası da nerede olduğumuzu iyice hatırlıyordu.
Otobüs yavaş yavaş boşalırken en son ben indim herkes ne kadar mutlu ve heyecanlı görünüyordu anlatamam ama ben oldukça sakin görünüyordum lina birkaç kere bir şeyler var mı diye sordu yok dedim zaten o da kuzey ile ilgilenmekten çok fazla bize vakit ayıramadı kıskanmıyorum sadece ikisi adına mutluyum umarım kuzey bir an önce iyileşir ve çok daha mutlu olurlar. Herkes yavaştan etrafı gezinmeye başlarken ben hiç vakit kaybetmeden bizim için ayrılan çadıra gidip çantanı bıraktım üzerimdeki uzun kollu tulumu çıkarıp askılı tulumu giydim altına da beyaz tişörtüm geçirdim çünkü hava oldukça sıcaktı ama burada her an hava değişebilir tur rehberimiz öyle söylemişti çünkü.
Çadırdan çıktıktan sonra biraz bizimkilerle takıldım kuzey lina'yı alıp gölün o tarafa götürdü atlas ve eylül de atlasın çok sevdiği doğa ile iç içe olmaz seansını tamamlamak üzere ormanın içine doğru ilerlediler muhtemelen orada yeni açmış çiçekleri incelemek isteyecektir atlas eylül de bu isteğini kırmamıştır herkes gayet mutlu görünüyordu kendimi biraz dışlanmış gibi hissettim tabii benim yarım akıllı sevgilim bazı hatalar yapmasaydı biz de bu kampı çok güzel geçirebilirdik tek canımı sıkan şey kamp bir hafta olacaktı ve bir hafta bana çok uzun bir süre gibi geliyordu.
Miran sanki hiçbir şey olmamış gibi yan sınıftan arkadaşlarıyla takılıyor hayatına kaldığı yerden devam ediyordu gerçekten bu kadar mı körsün gidip kavga çıkarmamak için kendimi zor tuttum ama herkesin gözü önünde kendimi küçük düşüremem böyle basit şeyler bana yakışmaz biraz sakinleşmek için kitabımı telefonumu ve kulaklığımı da aldığım gibi ormanın içine daldım fazla uzaklaşmadan büyükçe bir ağacın altına gelip oturdum güneş yapraklarının arasından sızıp yüzüme değdiği için gölgelikte oturmak iyi bir fikirdi.
Kamp alanından biraz uzaklaştığım için öğrencilerin ve orada bulunanların uğultusu biraz olsun azalmıştı sanırım ben sakinliği ve yalnızlığı daha çok seviyorum. Şu an canım hiç kitap okumak istemediği için kulaklığı kulağıma takıp gözlerimi kapatıp bir süre hayal dünyasında mutlu olmak istiyorum en azından orada her şey yolunda.
Kulaklığımı taktığımda müzik listesinde hangi şarkıyı dinlemek istediğime karar vermeye çalışıyordum ama nedense elim hep miran ın benim için özel olarak seçip yüklediği şarkılara gidiyordu. Sanki ayrılmışız gibi bu tavırlar ne derin kendine gel onu hatırlatan hiçbir şeyin olmamasını istemek biraz tuhaf ne de olsa elinde sonunda konuşacak bir karara varacaktık.
Müzik listesinden rastgele bir şarkı seçip sesini biraz açıp gözlerimi kapattım kulaklıktan gelen ses beynimin içine dolaşırken tek düşündüğüm şey bir an önce bu kampın bitmesiydi. Şarkı bir kez bitip tekrar baştan başladığında birinin yanıma oturduğunu hissettim gözlerimi açıp açmamak konusunda kararsız kaldım ama en sonunda hafif gözlerimi arayarak kimin geldiğine baktım aslında çok tahmin etmiştim gelen kişinin miran olduğunu ama bu kadar erken gelmesini beklemiyordum.
Tam dibimde oturmuş kollarını dizlerinin üstüne koymuş ara ara bana bakıp tekrar yerdeki toprağa bakıyordu.
" kulaklığı çıkar da konuşalım"
Elbette duydum ve duyduğumu biliyordu o yüzden duymamazlıktan gelemezdim oldukça sakin bir tavırla kulaklığı çıkarıp telefonla birlikte yanıma indirdim.
" konuşacak bir şeyimiz var mı?"
" tabii ki de var nasıl yok biliyorum hatalıyım ama beni böyle görmezden gelmen uzak durman çok canımı acıtıyor"
" ben sana neyden rahatsız olduğumu ve ne istediğimi açık ve net bir şekilde söyledim"
" biliyorum ben de onun için yanına geldim"
" miran yine aynı şeyleri konuşacaksan benim vaktimden çalma tamam mı sosyal medya hesabında takip ettiğin kızlardan rahatsız olduğumu söyleyeyim onları çıkarmanı istedim sen de onları çıkaramayacağını söyledin"
" haklısın ve ne kadar büyük bir eşeklik yaptığımın farkına erken verdim ama ne zaman konuşmak istesem bana mesafeli davrandın ben de gururuma yenik düştüm"
" şu an konumuz o değil zaten"
" evet ve sana bir şey göstermek istiyorum"
Telefonunu eline alıp yıllardır kullandığı neredeyse 10.000 takipçisi olan hesabını gözlerimin önünde kapattı kapatmadan önce de bütün kızların hepsine engelledi.
" sorunu kökten çözmek istedim madem bu hesap yüzünden bu kadar tartışıyoruz o zaman hiç olmasın ve söz veriyorum sen izin verene kadar herhangi bir hesap açmayacağım eğer açarsam da şifresini sana vereceğim istediğin zaman girer bakarsın"
" vermene gerek yok şifresini ben zaten sana güveniyorum sadece rahatsız oluyorum çünkü geçmişin çok kabarık ne zaman bahçede kafeterya'da veya dışarıda buluşsak hiç tanımadığım bir kız gelip seninle aşırı bir şekilde samimi konuşmalar yapıyor"
" yani biliyorsun ben çok masum biri değildim etrafımda da her zaman kızlar vardı ama bu senin canını sıkabilecekleri anlamına gelmiyor hepsi ile arama mesafe koydum ve beni aramamalarını benimle iletişime geçmemelerini benimle görüşmemelerini söyledim"
" nasıl ikna ettin peki bunlara? "
" dünyalar güzeli canımdan bile çok sevdiğim bir sevgilim var onun rahatsız olmasını istemiyorum onun canını sıkacak herhangi bir şey olursa icabına bakarım ve baktım da dedim"
Tamam her ne kadar etkileyici bir şey olsa da ben şu an trip atmak zorundayım o yüzden yelkenleri hemen suya indiremem.
" ama ben sürekli böyle başını çevirirsen olmaz ki en azından bir yüzüne bak"
" kusura bakma kırıldığım insanlarla göz teması yapmayı sevmiyorum"
" peki beni ne zaman affedebilirsin? "
" ben bir daha aynı şeylerin olmayacağını nereden bilebilirim nasıl emin olabilirim? '
" sana söz veriyorum bir daha asla bir şey olmayacak ne kadar kıskanç olduğunu biliyorum"
" sanki sen değilsin bana gelince ben herhangi bir erkekle göz teması bile kuramam ama senin yaptıklarına bak"
" ya o başka bu başka beni biliyorsun öyle bir şey görsem o çocuğa mahvederim ama senin kimsenin canını acıtmayacağını da biliyorum kendi içinde kendini parçalayacaksın buna izin veremem"
Evet söylediği şey gerçekten doğruydu ben hiç kimseye bir şey demeyeceğim onu biliyor kendi içimde yaşayacağımı da biliyor ve bunun ne kadar zarar vereceğini de biliyor en azından beni bu kadar iyi tanıması da güzel bir şey. Bu sefer yüzümü ona çevirdiğimde yüzünde hafif de olsa bir gülümseme oluştu gözümün önüne düşen saçlarımı hafifçe çekip okşadı.
" barıştık mı beni görmezden geldiğin bir kampı düşünemiyorum bile eğer beni affetmeyeceksen söyle de ben eve döneyim"
" barıştık ama hala kızgınım"
" allah be buna da razıyım yeter ki bana öyle bakma"
" hala eve geri dönmek istiyor musun? "
" he deneyim de senin yanına böyle lavuklar dallamalar gelsin değil mi yok öyle bir dünya"
Işte bu çok hoşuma gidiyordu beni bu kadar kıskanması aşırı güzel bir şeydi.
" gülme derin ayrıca beni kıskandırmak için bilerek o çocuğa ders verdiğini de unutmadım daha"
" öyle bir şey yok tamam mı ben o zamanlar senden nefret ediyordum ve benden uzak durman için kendime oyalayacak bir şeyler arıyordum"
" ya kaç hafta kütüphanenin en son sırasında oturup sizi gizli gizli izlemekten mahvoldum senin haberin var mı? "
" aslında çok da gizli gizli sayılmazdı ben her geldiğinde görüyordum seni"
" ciddi olamazsın şaka yapıyorsun"
" çok ciddiyim bir daha insanları gözetleyeceksen iyice gizlendiğinden emin ol"
" bir daha öyle bir şey olmayacağı için düşünmeme gerek yok"
Dudaklarını ısırıp kolunu omzuma atıp iyice sarılıyor bana ne yalan söyleyeyim onun hoş parfümünün kokusunu ben bile özlemiştim. Başımı göğsüne yaslayıp bir süre öyle kaldım. Daha sonra yerde duran telefonuma ve kulaklığımı aldı kulaklığım bir tarafını kendi kulağına takıp diğer tarafında benim kulağıma taktı.
" yeni bir şarkı buldum bayılacaksın ama henüz dinlemedim seninle birlikte dinlemek istedim"
" iyi aç bakalım hangi şarkıymış"
Şarkının sözleri kulağıma dolduğunda gerçekten ne kadar güzel bir şarkı olduğunu fark ettim müzik zevkinin iyi olduğu tartışılmaz bir konuydu biraz daha orada sarmaş dolaş oturup şarkı dinledikten sonra güneşin yavaş yavaş batmasıyla birlikte kampa geri dönmemiz gerektiğini anladık.
" ya bir de sen niye bu kadar kamptan uzaklaşıyorsun ya ben gelmesem arkandan"
" ay ne olabilir ki en fazla"
" her şey olabilir hadi gidelim ayrıca"
"Geliyorum çekiştirme "
Ayağa kalkıp üzerimi sirkeledikten sonra yürümeye başlıyorum ama arkada kaldı o niye gelmiyor peşimden.
" e hadi gelsene"
Yanıma yaklaşıp anlamsızca gülümsüyor. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum ben. Daha sonra hiç konuşmadan sadece dudaklarımdan öpüyor bu kadar şaşırmam normal çünkü biz ilk defa öpüştük.
" Sen ne yapıyorsun ya"
" Sevgilimi öpüyorum ne var bunda"
" Kafayı yedin herhalde "
" hiç de bile kaç aydır sevgiliyiz bu kuzey ve lina yeni sevgili oldu kuzey bile öpmüş lina'yı"
" Ya bize ne onlardan ayrıca sen neden benden izin almıyorsun? "
" izin vereceksin sanki o yüzden ben de izin alma gereği duymadım ama iyi ki de izin almadım"
"Ben sana sorucam bunun hesabını"
"Aşkın seni çok seviyorum ve öpmek istedim tamamen doğal bir istek bu"
Elinden tutup kamp alanına doğru götürmeye çalışırken ben de onu ne kadar öpmek istediğimi düşünüyordum.
Ve sonunda zaten dayanamadım ona dönüp kollarımı boynuna dolayıp dudaklarımız birleştirdim. Benden hiç beklemediği bir harekat olduğu için ilk başta şaşırdığı için karşılık veremedi neyse ki şoku atlatması birkaç saniye sürdü o da kollarını belime dolayıp iyice benim kendine çekip ağaca yasladı.
Bir kaç dakikalık güzel bir öpüşmenin ardından resmen sevinçten deliye dönmüştü.
" Oha bu kadarını beklemiyordum "
" Sus ve kimseye anlatma "
" Atlas ve Kuzey de mi? "
" Hele onlara asla"
" Tamam ama beni boş bırakma ben hep isterim bundan "
" Sen delisin"
" Senin delinim"
Burada kalıp onunla daha fazla vakit geçirmek isterdim ama akşam yemeği için kamp alanına dönmemiz gerekiyordu elinden tutup koştur koştur kampa doğru ilerlemeye başladık allah'ım çok tuhaf hayatımdaki ilk öpücüktü ve sanırım en özeli buydu.
