55. bölüm / 69
KUSURSUZLARIN OKULU54. Bölüm
Bölümler 69Şu an: 54. Bölüm
- 1 Tanıtım551 kelime
- 2 1. Bölüm1.087 kelime
- 3 2. Bölüm639 kelime
- 4 3. Bölüm1.039 kelime
- 5 4. Bölüm858 kelime
- 6 5. Bölüm928 kelime
- 7 6. Bölüm949 kelime
- 8 7. Bölüm831 kelime
- 9 8. Bölüm926 kelime
- 10 9. Bölüm921 kelime
- 11 10. Bölüm1.227 kelime
- 12 11. Bölüm1.440 kelime
- 13 12. Bölüm1.707 kelime
- 14 13. Bölüm1.127 kelime
- 15 14. Bölüm1.208 kelime
- 16 15. Bölüm1.138 kelime
- 17 16. Bölüm1.476 kelime
- 18 17. Bölüm1.075 kelime
- 19 18. Bölüm1.008 kelime
- 20 19. Bölüm1.042 kelime
- 21 20. Bölüm974 kelime
- 22 21. Bölüm924 kelime
- 23 22. Bölüm2.066 kelime
- 24 23. Bölüm932 kelime
- 25 24. Bölüm1.518 kelime
- 26 25. Bölüm1.847 kelime
- 27 26. Bölüm765 kelime
- 28 27. Bölüm1.431 kelime
- 29 28. Bölüm1.078 kelime
- 30 29. Bölüm1.095 kelime
- 31 30. Bölüm788 kelime
- 32 31. Bölüm1.974 kelime
- 33 32. Bölüm1.220 kelime
- 34 33. Bölüm1.612 kelime
- 35 34. Bölüm1.274 kelime
- 36 35. Bölüm1.074 kelime
- 37 36. Bölüm1.953 kelime
- 38 37. Bölüm1.060 kelime
- 39 38. Bölüm950 kelime
- 40 39. Bölüm1.612 kelime
- 41 40. Bölüm2.336 kelime
- 42 41. Bölüm1.762 kelime
- 43 42. Bölüm2.547 kelime
- 44 43. Bölüm1.450 kelime
- 45 44. Bölüm1.257 kelime
- 46 45. Bölüm1.562 kelime
- 47 46. Bölüm1.126 kelime
- 48 47. Bölüm1.791 kelime
- 49 48. Bölüm1.143 kelime
- 50 49. Bölüm912 kelime
- 51 50. Bölüm877 kelime
- 52 51. Bölüm1.384 kelime
- 53 52. Bölüm1.566 kelime
- 54 53. Bölüm1.706 kelime
- 55 54. Bölüm2.094 kelime · Okuduğun bölüm
- 56 55. Bölüm2.384 kelime
- 57 56. Bölüm1.453 kelime
- 58 57. Bölüm1.049 kelime
- 59 58. Bölüm991 kelime
- 60 59. Bölüm1.806 kelime
- 61 60. Bölüm1.317 kelime
- 62 61. Bölüm1.068 kelime
- 63 62. Bölüm1.377 kelime
- 64 63. Bölüm2.018 kelime
- 65 64. Bölüm1.041 kelime
- 66 65. Bölüm1.355 kelime
- 67 66. Bölüm857 kelime
- 68 67. Bölüm1.440 kelime
- 69 68. Bölüm1.025 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KUZEY İN AĞZINDAN...
"En azından benim fiziki korkularım var senin gibi duygusal korkularım yok"
Bu cümle beynimin içinde defalarca kez yankılanırken odam olduğunu düşündüğüm bu dört duvarın içinde resmen kafayı yemek üzereydim sanki her şey üzerime üzerime geliyor O da her saniye 1 santim daha küçülüyordu. Gözlerim bulanıklaşıyor beynimin içindeki sesler susmuyor kaç gündür kim olduğunu bilmediğim bir yabancıyla aynı odada kalıyormuşum gibi hissediyorum çünkü bu ben değilim aynaya baktığımda kendimi tanıyamıyor yaptığım hareketlere davranışlara söylediğim sözleri anlam veremiyorum. Bir yanım gidip her şeyi anlatmak özür dilemek sarılmak koklamak tamamen onu kendime ait yapmak istiyor ama diğer yanım bunu asla izin vermiyor.
Sanki benim kötü tarafım iyi tarafımı zincirlerle bağlamış gitmeme izin vermiyor. Bu takıntıdan kurtulmak istiyorum ama her gün kendimi bile daha çok şaşırtacak şeyler yapıyorum. Tıpkı bugün olduğu gibi ne olduğunu anlamadığım bir anda kendimi arka sırada buldum ve bunu kendi isteğimle yapmıştım arka sıraya gittiğimde bana olan bakışını gördüm resmen nefret ediyor gibi bakıyordu ama haklıydı şu an ben bile kendimden bu kadar nefret ediyorken birinin beni sevmesini bekleyemem.
Zaten arkamda duran kimse kalmamıştı Miran ve Atlas beni hiçbir konuda desteklemiyor yanımda durmuyor her an yaptığım şeyin yanlış olduğunu söylüyorlar farkındayım yanlışlarımın ama engel olamıyorum kontrol edemediğim bir güç beni bu imparatorluğun zirvesine taşınmak istiyor.
Her ne kadar yapma kuzeyi kendine gel sen bu değilsin insanların canını acıtmak senin seçtiğin bir şey değil bugünlere böyle gelmedin annen seni böyle yetiştirmedi dese de kendime hakim olamıyordum.
Yatağımın üzerine uzanmış karşıdaki şiir panosuna bakarken buraya geldiği günü anımsıyorum. Şiirlerime büyük bir hayranlıkla bakmış dikkatle incelemiş hepsini Teker teker okumuş büyük bir Özen göstermişti bu anıları içimde canlı tutarak bir sıcaklık yakalamaya çalışıyorum ama o sıcaklığı da kaybediyorum maalesef ki.
Bir anda gözlerimi açıp kapattığımda tamamen yabancısı olduğum bir dünya ve bu oda bana o kadar uzak geliyor ki sanki ben buraya ait değilmişim gibi.
Kalbim sıkışınca anlıyorum bir şeylerin ters gittiğini elimi kalbime götürdüğümde kapının çalma sesi geliyor hafifçe tıklatıp içeri giren kişi annem derin bir nefes alıp rahatlamaya çalışıyorum.
"Oğlum arkadaşların geldi"
"Arkadaşlarım mı kim geldi?"
"Miran ve Atlas başka kim olacak"
Şaşırdım onlar uzun zamandır beni ziyarete gelmiyor ne oldu da yanıma geldiler.
"Tamam anne müsaitim gelebilirler"
"Sen iyi misin bir tuhaf görünüyorsun?"
"Evet evet gayet iyiyim"
Annem gülümseyerek odamdan çıkıyor birkaç dakika sonra da Miran ve Atlas geliyor ve son günlerde takındıkları o yüz ifadesiyle yerimden belim kıpırdamayıp ikisine de sade bir hoş geldin diyorum.
"Sizi görmeyi beklemiyordum beni şaşırttınız"
"Seninle son kez konuşmaya geldik Kuzey artık bu yaptıklarına bir son vermen gerekiyor"
" Nedenmiş o ben gayet halimden memnunum"
" Bu halinden mi memnunsun kendine bir bak lütfen kalk aynadan kendine bir bak"
Dediği gibi yapıp kalkıp boy aynasından kendime bakıyorum evet farkındayım şu an karşımda tam bir enkaz var ama onlara güçlü görünmek zorundayım.
" Aynada gördüğüm şey tamamen kusursuz ve mükemmel bir genç adam"
" Gerçekten sana acıyorum bu hale tekrar dönmüş olman içler acısı"
" Öyle mi bana acıyacak en son kişi sensin Bir tane kız uğruna bütün benliğinizden kurtulup başka bir şeye dönüştünüz"
" Evet olabilir ama bu halimizden gayet memnunuz senin de iyi halinden gayet memnunduk ama sen bunu sürdüremedin"
" Demek ki benim özüm bu tamam mı yanımda veya arkamda olmanız umurumda değil size tek tavsiyem karşımda olmayın yeter"
" Çok geç çünkü artık tamamen karşındayız"
" Siz bilirsiniz canınızı acıtmaktan çekinmem"
" En azından o kıza bu kadar acı çektirme seni sevdiği halde neden acı çekiyor bu kadar"
" Hiç sevmiyor tamam mı hiçbir zaman da sevmedi ayrıca ben ona zarar vermiyorum"
" Görüyorum ona zarar vermek istemediğini görüyorum eğer öyle olmasaydı zaten havuza düştüğü an ilk önce sen atlamazdın saçının teline zarar gelsin istemiyorsun biliyorum ama yapma kardeşim bu sen değilsin"
Bu ben değilim evet beni bu kuyudan çekip çıkarım yardım edin bana karanlığıma bir aydınlık olun lütfen diye çığlık atmak geliyor içimden ama yapamıyorum yine izin vermiyor.
" Bence yeterince konuştunuz"
İkisinin de surat ifadesinden anlıyorum ki çok büyük bir hayal kırıklığına uğradılar adımlarımı tersine çevirip balkona doğru yürüdüm cam kapıyı tamamen açtım ve dışarıyı seyretmeye başladım.
" Anlaşılan buraya boşuna geldik Miran gitsek iyi olur"
" Çıkarken kapıyı kapatırsanız sevinirim"
Onlar benim yüz ifademi görmüyor ama ben cama yansıyan ifadelerini görüyorum ve gerçekten benden tamamen ümidi kesmiş gibi görünüyorlar onlar gittiğinde ne kadar büyük bir hata yaptığının farkında oluyorum pişmanlık hissi bütün vücudumu kaplarken artık dayanamayacak hale geliyorum.
Yeni çöküp uzun zamandır içimde tuttuklarımı gözyaşı olarak olması gereken yere bırakıyorum saatlerce kendimi parçalarcasına ağlıyorum ama sessiz bir şekilde çünkü hıçkıra hıçkıra ağladığımı kimse duymamalı.
Bunu yaparken de bir yandan kendine zarar vermeyi ihmal etmiyorum ellerimi zemine sürttüğümde parmak uçlarım tamamen kanıyor bunu daha önce binlerce kez yapmıştım ama ilk defa bunun nedeni farklıydı. Odamın kapısı tekrar açıldığında birinin beni böyle görmemesi için dua ediyordum.
"Oğlum demin ne oldu arkadaşların hemen gitti?"
Annem benden cevap alamayınca yanıma geliyor o halimi görünce resmen gözleri yerinden fırlayacak gibi oluyor çünkü biz yine başa dönmüştük annem beni zar zor toparlamıştı o zor günleri beraber atlatmıştık ama yine başa döndük onun en büyük korkusuydu. Ellerimi yerden kaldırıp kanlı parmaklarımı tutuyor.
"Yapma anneciğim neden yapıyorsun bunu kendine biz seninle çok yol kat etmiştik neden şimdi tekrar başa döndük"
Boğazındaki son hıçkırıkları tutmaya çalışırken kızarmış gözlerimle ona bakıyorum.
"Olmuyor anne iyi kuzeye gelmiyor ben iyi kuzey olamıyorum herkes benden nefret ediyor"
" Anlat bana o kızla ilgili mi? "
Hayır anlamında başımı sallıyorum çünkü olanların hiçbir alakası yoktu onunla tamamen benim ile ilgili onun hiçbir suçu yoktu o tamamen beni kazanmak için uğraşırken ben onu kendimden uzaklaştırmak için elimden geleni yaptım.
" Ben ona zarar veriyorum anne ben herkese zarar veriyorum"
" Sen herkese değil kendine zarar veriyorsun dur artık"
Annem beni yere kaldırıp yatağıma yatırdığında şefkatle saçlarımı okşuyor bir yandan da beni sakinleştirmeye çalışıyordu çünkü bu ne zaman olsa her zaman aynı şeyi yapar ve ben kendimi biraz iyi hissederdim. Ama şimdi bile gözlerimi açıp kapattığımda annemi değil lina'yı görüyorum çünkü bütün bedenim ve ruhum onu istiyor onun saçlarımı okşamasını onun tenime dokunmasını ve onun yanımda olmasını istiyor.
Gözlerim yavaş yavaş kapandığında onun ismini sayıklıyorum anneme.
" Lina anne linayı getir bana"
Annem çaresiz kalıyor normalde olsa gider onu buraya getirir ama buna da izin vermiyorum. Yine beni sakinleştirici haplarla uyutuyor. Çünkü elinden gelen tek şey bu.
Sabahın ilk ışıkları odama vurduğunda annemin kollarında uyanıyorum beni dün akşam sakinleştirmek için belki de sabaha kadar uyumadı yorgun görünüyordu. Ben de hiç olmadığım kadar halsiz görünüyordum ama kalkıp okula gitmem gerekiyor en azından onu uzaktan görmek bana biraz olsun iyi gelecek.
"Özür dilerim anne böyle olsun istemezdim"
"Nereye gidiyorsun bu halde hiçbir yere gitmene izin veremem"
"Gitmek zorundayım anne en azından onu uzaktan görmek zorundayım"
"Yapma artık onu uzaktan da olsa görmek canını ne kadar acıtıyor farkında değil misin?"
"Farkındayım ama kendi canımın yanması onun canının yanmasından daha önemli"
"Benim bir tek oğlum var ve onu da kaybedemem"
"Kaybetmeyeceksin tamam mı ben iyi olacağım"
"İyi değilsin kuzey hiç iyi değilsin"
"Gayet iyiyim anne ben ayağa tekrar kalkarım Yeter ki sen arkamda dur"
"İyi düşün oğlum doktorunla tekrar görüşebilirim "
"Buna gerek yok inan bana düzelticem"
Annem hiçbir şey demiyor sadece çaresizce bana bakmakla yetiniyor ben ise hiç vakit kaybetmeden üzerimi değiştirip evden çıkıyorum okula her zamankinden daha erken geliyorum ve bu sefer şarkı yok müzik yok dikkat çekme isteği yok etrafımda insanlar yok sadece ben ve benim içimdeki sessizlik var. Dün yaptığım yer değiştirme şeyi için her ne kadar pişman olsam da artık onun yanına oturamayacağımı biliyorum ve yine arka sıralardan birinde oturuyorum.
Kollarımı birbirine kenetleyip önümdeki sıranın bomboş duran yansımasına bakıyorum ve bu bakışma dakikalarca devam ediyor ta ki sınıf kalabalıklaşıncaya kadar ta ki o sınıftan içeriye girene kadar. Onu görünce istemsizce bakıyorum ama o bana bakmıyor bile hak ettim çünkü.
Dakikalar geçiyor saatle ilerliyor dersler bitiyor ve nihayet öğlen yemeği için zil çalıyor. Bütün gün oturup onu izlemekten yerimden milim bile kıpırdamadığım için hiçbir ihtiyacımı da gidermediğimi fark ettim Lina kafeterya'ya doğru giderken ben de hiç beklemeden arkasından gidiyorum oturduğum masada diğerleriyle beraber sohbet ederken ben de tam arkasındaki masaya oturuyorum bütün herkes konuşmaya dalmış yemek yerken ben sadece önümdeki su şişesine bakarak bir yandan da onu düşünüyorum su şişesinden sonra da gözlerimi ona dikip bir saniye bile gözlerimi üzerinden ayırmadan onu izliyorum.
Yardım et beni kurtar bu karanlıktan diyerek bağırmak istiyorum bütün yalnızlığımı dışa vurup herkesten yardım istemek istiyorum ama yaptığım tek şey tamamen susup güçlü görünmeye çalışmak. Öyle tenefüsü bitene kadar yerimden bir santim bile kıpırdamadan onu izliyorum nihayet Zil çaldığında o kalkıp gidince ben de arkasından gidiyorum. Onlar sınıfa ulaştığında ben de sınıf kapısının önünde duruyordum ama istemeden de olsa konuşmalarına kulak misafir oldum ve duyduklarım gerçekten benim en büyük yıkımım olabilirdi.
"Gerçekten kararında Emin misin önümüzdeki sene burada okumayacak mısın?"
"Eminim burası bana iyi gelmiyor Bursa'da olmam gerekiyor benim İstanbul'da değil"
"Yani bizi yalnız bırakacaksın öyle mi?"
"İnan bana benim için en doğrusu bu ne ben acı çekeyim ne de o acı çeksin"
Bunu duyunca resmen kalbime bir şey saplanıyor çünkü benim yüzümden gidiyor. Lütfen gitme beni burada bırakma ben bu karanlığa tek başıma katlanamam. Gözlerim bir yandan kapanırken bir yandan da elimle kalbimi tutup kendimi ayakta tutmaya çalışıyorum.
Ne ben acı çekeyim ne de o acı çeksin sadece kendini değil beni de düşünüyor bu kadar bencillik artık bana fazla. Gidip konuşmak istiyorum her şeyi anlatmak içimi dökmek ve kurtulmak istiyorum ama olmuyor. Nefes nefese kalmış bir şekilde sınıfa giriyorum benim bu halimi elbette ki görmezden gelmiyorlar.
Bir hışımla girip çantamı koluma takıyorum tam çıkmak isterken Miran bana sesleniyor ve atlasla birlikte kalkıp yanıma geliyorlar.
"Oğlum ne oldu sana iyi misin?"
Cevap vermiyorum ama hiç iyi değilim Bir an önce buradan gitmem gerekiyor.
"Kuzey burnun kanamış sen iyi misin?"
Atlas söyleyene kadar fark etmiyorum bile elimi burnuma götürdüğümde kırmızı kan bana ilk defa bu kadar Can yakıcı geliyor.
"İyiyim"
Diye biliyorum zar zor ama ayakta durabilecek halim bile yok.
"Nasıl iyisin ne oldu sana bu halin ne?"
"Yok bir şey çekil önümden gideceğim ben"
Diyerek yine yapmamam gereken büyük bir hata yapıp arkadaşlarımı ittirerek sınıftan çıkıyorum. Aferin Kuzey son saniyeye kadar çam devirmeyi ihmal etme. Kendimi okulun bahçesine attığımda zar zor nefes alıyorum bulduğum ilk taksiye atlayıp eve gidiyorum burnumdan akan kan gömleğime damladığı için gömleğim tamamen leke oluyor. Salondan girdiğim anda babamı ve annemin ikisini aynı anda evde görünce şaşırıyorum ama şu an ikisi ile de konuşacak halim yok tabii ki de annem benim bu halimi fark ediyor endişeyle yerinden kalkıp yanıma geliyor.
"Oğlum yine mi kanadı ne oldu biri bir şey mi yaptı?"
Hayır anlamında başımı iki yana sallayıp yukarı çıkmaya çalışıyorum ama izin vermiyor.
"Ne demek bir şey olmadı burnun kanamış yüzünün bu hali ne?"
"Bir şey yok anne lütfen izin verir misin?"
Tam çıkacakken babamın sesi kulaklarıma doluyor.
"Okulda karıştırdığın hatlardan sonra biri mi dövdü seni?"
"Okulda hiçbir şey yapmadım kimsede beni dövemez"
"Haberlerin kulağıma geliyor seni daha önce uyarmıştım her zamanki gibi beni hayal kırıklığına uğratıyorsun serseriliklerin bitmeyecek mi artık"
"Baba uzatma sana bir şey yapmadım diyorum"
"Sen benimle konuşmayı unutmuşsun herhalde yoksa kelimelerine dikkat ederdin"
"Yeter artık benim psikolojimle oynayıp durma zaten bütün her şey senin yüzünden"
Yüzündeki ifadeden de anlıyorum ki hiç olmadığı kadar sinirli annem olacaklardan korktuğu için aramıza girmeye çalışıyor ama ne olacaksa olsun artık nefes almak bile zor geliyor öldürün beni kurtulayım.
" Ne kadar terbiyesizsin doğduğun güne lanet olsun"
" Olsun o güne de lanet olsun bugüne de lanet olsun keşke hiç doğmasaydım keşke hiç doğurmasaydın beni anne"
" Sen sahip olduklarının farkında olmayan babanın parasını güç olarak kullanan aklı bir karış havada gereksiz insanın tekisin"
" Evet öyleyim tamam mı ben işe yaramaz biriyim. O yüzden kimse sevmiyor kimse istemiyor beni siz de istemiyorsunuz biliyorum "
" Oğlum ne diyorsun sen hiç öyle bir şey olur mu?"
" Öyle çekilin artık gitmek istiyorum"
" Cehennemin dibine kadar yolun var"
Zaten gitmek istediğim yerde orası yukarı bile çıkmadan çantamı salonun ortasına fırlatıp sehpanın üzerindeki anahtarı alıp arabaya biniyorum annem arkamdan ne kadar koşsa da onu dinleyecek halde değilim artık yeter bu dünyada daha fazla kalmak istemiyorum.
Arabayı sürerken gaza ne kadar bastığımın farkında değilim beynim tamamen başka bir yerde yola Bir de odaklanmış değilim. Cehennemin dibine kadar yolun var doğduğun güne lanet olsun. Bütün bu cümleler beynimin içinde dönüp dururken artık tamamen her şey kararmaya başlıyor.
Arabanın ne kadar hızlı gittiğinin farkındayım ama frene basmak bir kere olsun aklımın ucundan geçmiyor zaten bunu istemiyorum tamamen her şeyin bitmesini istiyorum gözlerim kararırken arabanın frenlerinin tutmadığını ve birazdan olacak büyük kazanın farkında olduğumu bildiğim halde hiçbir şey yapmıyorum sadece gözlerimi kapatıp azrail'in bir an önce canımı almasını bekliyorum ve işte o ses kulaklarıma dolaşıyor o kazağı sesi sonrası zaten yok tamamen karanlık.
Bölüm etkileşimi
