27. bölüm · KUSURSUZLARIN OKULU

26. Bölüm

🌞 Teomanım 🌞

KUZEY İN AĞZINDAN...

Ya şuna bak kızın kafasına top attığı yetmiyormuş gibi bir de kantinde oturmuş hepsine kahve ısmarlıyor şaka mı bu. Hayır yani Lina da neden bu çocuklar samimi anlamadım.

Sinirli bir şekilde sınıfa girdim masamın üzerindeki kitaba vurup yere düşürdüm hemen arkamdan Miran geldi O da sinirli görünüyordu ayağını sandalyeye vurup ittirdi.

"Hayırdır oğlum ne bu sinir?"

"Yok bir şey"

"Var var belli"

"Asıl sende bir şeyler var sabahtan beri saat bir bomba gibi geziyorsun"

"Şu merte sinir oldum ya Bir de utanmadan kahve ısmarlamış"

"Derin de orada mı?"

"Evet ya şu ders çalıştırdığı çocuk neydi ismi o da yanındaydı"

"Zaten eksik kalır mı hiç yapıştı kıza zaten"

Biz konuşurken Atlas geldi onun keyfi yerinde görünüyordu.

"Ne oluyor size ikiniz bir tuhafsınız?"

"Yok bir şey"

"Var var belli oluyor halinizden"

"Yok bir şey dedik ya Atlas uzatma"

"Eylül'ü gördünüz mü ya ders çalışacaktık onunla"

"Bilmem o da derin hanımefendi gibi kendine bir tane özel öğrenci bulmuş olabilir"

"Nasıl anlamadım?"

"Boş ver anlama da zaten"

Bize bakıp sırıttı sanki bir şeyler kafasına dank etmiş gibi.

"Bir şey diyeceğim siz bu kızları kıskanıyor musunuz hayırdır?"

Benden önce Miran karşı çıktı o tabii gururuna yediremez asla böyle bir şeyi.

"Mal mal konuşma oğlum ne alakası var?"

"Yani bilemiyorum Kuzey ne zaman Mert ile inan'ın yanında görse sinir oluyor aynı durum senin için de geçerli"

"Sanki sen eylül'ü başkasıyla görünce kıskanmıyorsun"

"Ne alakası var ben onunla sadece ders çalışıyorum olan şey bu"

"Kesin öyledir"

Diyerek dişlerimi gıcırdattım bu iş neden bu kadar benim sinirimi bozdu anlamadım. Atlas bize sırıtarak bakmaya devam ederken Eylül içeri girdi ve bilin bakalım yanında kim vardı ya sınıftan Emir.

Bize kıskanıyor musunuz diyen atlasın emir'i görünce iki surat ifadesini görmeniz gerekiyordu.

"Ben de seni bekliyordum Eylül ders çalışırız diye düşünmüştüm"

"A Atlas kusura bakma ben emir'le gideceğim birazdan demin müzik odasına gidip hocaya sesimi dinlettim beğendi. Emir de çok güzel gitar çalıyor birlikte prova yapın dedi "

Al işte bize diyene bak yüzü şekilden şekile girdi.

"Anladım tebrik ederim böyle bir yeteneğin olduğunu bilmiyordum biz ne zaman ders çalışabiliriz?"

"Gerçekten bilmiyorum ayarlayabilirsem sana haber vereceğim sonra görüşürüz"

Atlas daha ağzını açamadan Eylül sınıftan Emir ile birlikte çıktı nasıl oluyormuş Atlas efendi.

"Nereden çıktı ya şimdi bu?"

Diyerek dişlerini gıcırdatarak konuştu onun bu haline gülmemek için kendimi zor tuttum ben ve miran'la dalga geçene bak.

"Ne oldu Atlas kıskandın mı yoksa?'

"Ne alakası var Eylül benim arkadaşım bile sayılmaz"

"Yüzün öyle söylemiyor ama"

"Siz kendinize bakın be sinirden saldıracaksınız çocuklara az kaldı"

"Sen hala bizim tarafımızda durmamaya devam et Atlas"

"Kuzey sana daha önce de söyledim ben kimsenin tarafında değilim eğer öyle bir durum olsa da sizden yanayım sizi satacak değilim siz benim çocukluğumsunuz ama burada taraf tutacak bir şey bile yok"

Ben cevap vermeden sınıftan çıkıp gitti Miran da arkasından gitti tahminimce o gidip diğerlerinin huzurunu kaçıracak. Ben de boş durmam tabii hemen onunla beraber gittim.

Birlikte kafeterya'ya indik hala olmasa da oturuyorlar Bir de dörtlü daha neler. Miran tam gidiyordu ki kolundan tutup çekiştirdim.

"Ne yapıyorsun oğlum kendine gel rezil mi edeceksin kendini"

"Haklısın böyle küçük bir duruma düşemem"

"Gururumuzdan öleceğiz ya neyse gel oturalım şurada"

Çaprazlarında duran masaya geçip oturduk. Dik dik bakmasak aslında her şey daha güzel olacak ama. Biraz önce bize ağzına geleni söyleyen Atlas paşa paşa gelip yanımıza oturdu.

Ben tamamen onları unutup atmazsa dalga geçmeye başladım. Neşemizi kim bozabilir ki yan yana geldik mi bizden iyisi yok üçümüz birbirimizle dalga geçip gırgır şamata yapmaya başladık.

Ama hemen ilerimizde oluşan manzaraya karşı da sakin kalamıyorduk nedenini bilmiyorum ama o çocuğun onlara yaklaşmasını istemiyorum.

Kendine gel Kuzey basit bir kız için bu kadar tantana niye.

LİNA NIN AĞZINDAN...

Kızlarla kafeterya da oturuyorduk yanımıza geçen kafama top atan çocuk geldi Mert.

"Selam kızlar fazla kahve aldım da içermisiniz?"

"Teşekkür ederiz gerek yoktu aslında "

"Olsun ya içimden geldi "

Biz sohbet ederken derin in ders çalıştırdığı çocuk geldi.

"Derin hocam"

Aynı anda gülüştük bu çocuk harbi komik ya

"Eylül nerde derin?"

"Ha o mu müzik odasına gitmişti"

"Ha ben de diyorum nerde bu"

Kuzey in bu bakışları ne şimdi ne oluyor buna ikide bir de bulaşıyor merte sadece Kuzey de değil miran da bir tuhaf.

Bir süre daha oturduk sonra da sınıfa gittik bu sefer üçünün bakışları bir tuhaftı anlamadım gitti.

Akşam ders çalıştıktan sonra defterlerimi toplarken düşen kağıt parçasına takıldım bu gelen ikinci kağıt yine bir şiir ve el yazısı ile yazılmış.

"Söylesene bana peri kızı hem bu kadar yakın hem bu kadar uzak olmayı nasıl beceriyorsun. Sana bir adım daha yakın olamk için bütün servetimi vermeye de hazırım lakin buna iznin var mı onu da bilmek isterim"