57. bölüm · KUSURSUZLARIN OKULU
56. Bölüm
LİNA NIN AĞZINDAN...
Gece ilerliyor saatler geçiyor ama ikimizde uyumuyoruz bir kaç ay önce bir birimizi öldürecek durumda olan biz şimdi sarılmış uyumaya çalışıyoruz hayat gerçekten çok garip.
Kolunun altından çıkıp yatağın kenarına oturdum.
"Bir şey mi oldu?"
"Hayır da bir yerin acır"
"Yok böyle çok iyi asıl gidersen acır"
"Uykun yok mu?"
"Sen yanımdayken nasıl uyuyabilirim ki?"
"Madem uyumayacaksın o zaman soracaklar var"
"Elbette seni dinliyorum"
"Bursaya tatil için gelmemişsin"
"Onu da mı annem söyledi?"
"Evet annenle aran iyi sanırım"
"Çok hemde bu hayattaki en kıymetlimdir ve bir de sen varsın"
"Başka peki?"
"Yani miran Atlas"
"Son günlerde onların da kalbini çok kırdın"
"Farkındayım telafi edicem "
"Neyseki kimse sana kızgın değil bir an önce iyleşmeni bekliyoruz"
"Güzelliğine değil aslında kalbine aşık oldum çünkü hiç kimsede olmayacak kadar güzel bir kalbin var. Ve merak ediyorum o kalpte bana yer var mı?"
"Benim kalbim çok dardır ama öyle herkes giremez giren de bir daha kolay kolay çıkamaz"
" Çıkmak gibi bir niyetim yok zaten "
" O zaman sorun da yok"
Derin bir nefes alıp yaklaşıyor bana belimden tutarak iyice kendine çekip saçlarımı parmaklarına dolayıp bukle yapıp bırakıp tekrar yapıyor yanaklarımı nazikçe okşayıp baş parmağını dudaklarımın üzerinde gezdiriyor. Çok fazla temas seven biri değilim ama onun bana dokunması rahatsız etmiyor aksine hoşuma gidiyor. Yüzüme doğru eğilip nazikçe öpüyor dudaklarımı. Ve bu seferki çok uzun sürüyor her seferinde biraz daha kendine çekerek ama acıtmadan yapıyor bunu.
Dudaklarımdan ayrıldığında sıcacık gülümseyerek bakıyor yüzüme.
"Bu gece bu kadarına izin verdiğin için çok teşekkür ederim"
"Dua et bu haldesin yoksa izin vermezdim"
"İlk öpücüğün bu dimi?"
"Hayır değil"
"Nasıl ya kiminle ?"
"Kiminle olabilir aptal seninle tabi"
"Bu gece dışında öpmedim ki seni?"
"Beni zorla öpüp fotoğraf çeken kimdi?"
"Haa doğru ya tamam iyi tarafından bak ilk öpüştüğün kişi ile evleniceksin"
"Onu da nereden çıkardın"
"Öyle banane ya benimle ya benimle başka bir seçene yok "
"Ama onu bilemeyiz"
"Yoo biliriz sen ayrılmazsan ben ayrılmazsam ayrılamayız ve eğleniriz"
"Daha çok erken değil mi bunları konuşmak için"
"Değil şu an 16 yaşındayız iki yıl sonra 18 e 18 e gelince de evleniriz"
"Çüş deve iki çocuk evlilik mi yapıcak"
"Çocuk değiliz ki yetişkiniz o zaman"
"Sen unut o dediğini iki yıl sonra olmaz çünkü "
" Kaç yıl peki"
" Immm lise bitse üniversite bitse kaç yıl 6 sonra bir iki yıl da hayatımızı düzene koysak 8 yıl sonra falan "
" Oha 8 ne be çok olmaz"
" Ancak Kuzey ay bende sana uydum bunun hesabını yapıyorum"
" Haklısın bununla vakti kaybetmeyelim gel yanıma "
Diyerek beni bir çekiyor dirket kucağındayım zaten kollarını bana dolayıp sım sıkı sarılıyor.
Sabaha kadar öyle kalıyoruz sabahın erken saatlerinde uyandığımda henüz Kuzey uyanmamıştı. Onu uyandırmamak için sessizce kollarının arasından sıyrılıp önce lavaboya gidip elimi yüzümü yıkıyorum sonra da doktorunu bulup ne yiyebileceğini soruyorum. İlaçlardan dolayı hemen hemen her şeyi yiyemez bol bol sıvı tüketmesi gerekiyormuş kahvaltılık bir şeyler alıp odasına gittiğimde O da uyanmıştı.
" Neredeydin ya bir an bırakıp gittin sandım "
" Nereye gideceğim ya sana kahvaltılık almaya gittim"
" Ben sevdim ya bu işi en azından bana güzel bakıyorsun hep böyle hasta kalabilirim"
" Allah Allah bir an önce iyileşmenin içinden elimden geleni yapıyorum"
"Şey bana yardım eder misin bir elimi yüzümü yıkasam iyi olur"
"Tabii dur bakalım dikkatlice kalk"
Yanına gidip üzerindeki yorganı çekiyorum kolunu omzuma koyup destek oluyorum yürümesinde bir sorun yok sadece diğer kolu biraz incindiği için çok fazla yemek yiyemiyor veya başka bir şey yapamıyor. Lavaboya götürdüm elini yüzünü yıkamasına yardım ettim. Neyse ki annesi dün gece gitmeden önce kıyafet getirmişti üzerindekileri değiştirmesine yardım etmem gerekiyor çünkü tek başına yapamaz.
Üzerindeki hastane kıyafetini çıkarıp tişörtünü giymesi için yardımcı oldum her an gözleri benim üzerimde olduğu için biraz utanmış olabilirim. Üzerine de değiştirdikten sonra kahvaltısını yapmasına yardımcı oldum zaten kahvaltı bittikten hemen sonra kapı çalındı. Miran ve Atlas kuzeyi eve bırakmak için gelmişlerdi zaten taburcu işlemlerini yapmıştık çıkış belgesini de imzalamıştım sadece onların gelmesini bekliyordum.
"Oo çok iyi gördüm seni kardeşim. "
"Tabii refakatiniz bu kadar güzel ve duyarlı biri olursa sizi de çok iyi görünürsünüz"
"Acaba ben de mi bir kaza geçirsem?"
Şu an konuştukları konunun saçmalığına bak ilgi için kaza geçirmek mi daha neler.
"Neyse hadi oyalanmadan gidelim Selin teyze seni evde bekliyor seni de eve bırakalım lina olur mu?"
"Çok iyi olur ya"
"Yine gelirsin değil mi ziyarete beni böyle bırakmazsın?"
"Herhalde Kuzey seni bu halde bırakacak değilim ama önce bir eve gideyim"
"Oh çok şükür rahatladım"
Atlas ve Miran kuzeyi bıraktıktan sonra muhtemelen okula geçeceklerdi O yüzden bu kadar erken gelmişlerdi. Kuzey eve bıraktıktan sonra beni de Bizim oturduğumuz mahalleye kadar bıraktılar sağ olsun ben arabadan indiğimde kızlar da apartmandan çıktı.
"Nihayet sizi görebildik ne bir şey anlatıyorsunuz ve de telefonlara cevap veriyorsunuz"
" Haklısın ya ama o kadar çok şey oldu ki"
" Anlatın O zaman biz de bilelim"
" Çocuklar anlatsın yerden yorgunluktan ölüyorum"
" Evet kızlar biz de okula gidiyoruz hadi siz de binin arabaya da yolda anlatırım"
" İyi madem sen de kendine dikkat et lina görünmüyorsun"
"Ederim ederim bakalım belki ben de okula gelirim"
"Bu halde gelemezsin ya"
"Ben bir içeri geçeyim sonrasına bakacağız"
Çocuklarla vedalaşıp içeriye girdim kapıyı kapattığımda zaten araba sokağın köşesinden döndü. İçeri geçer geçmez kendimi kanepenin üzerine atıp biraz uzandım. Daha sonra da kalkıp üzerindekilerden kurtulup Güzel bir duş aldım biraz dinlendikten sonra güzel bir kahvaltı yaptım. Saat öğleden sonra 1 e geliyordu daha kızların gelmesine çok var.
Kanepede uzanmaya devam ederken telefonum çaldı havale uzun süre sonra kuzeyden bir telefon almak şaşırtıcıydı.
" Efendim"
" Ya aramadın ben de merak ettim eve gittin mi gitmedin mi iyi misin yorgun görünüyordun? "
" Eve gittim ya çoktandır çocuklar sağ olsun beni bıraktılar ben de daha seni arayacaktım"
" Güzel iyi olmana sevindim"
" Sen nasılsın peki? "
" İyiyim ya hala kolum biraz ağrıdığı için çok fazla bir şeyler yapamıyorum duş falan alacaktım da o da kaldı artık"
" Yanına gelebilir miyim? "
" Bu kadar yolu benim için mi geleceksin? "
" E herhalde yani hem seni görmeden olmaz"
"Vallahi hiç hayır demeyeceğim gelsen çok güzel olur"
"Tamam yarım saate oradayım"
"Araba göndereceğim senin için"
"Hayır hayır hiç gerek yok ben kendim gelirim"
"Olmaz ya"
"Olur dedim Kuzey uzatma hadi gelince görüşürüz"
"Tamam bekliyorum dört gözle"
Resimdeki sıcaklık telefonun ahizesinden geçip tenime yansıdı resmen. Tekrar üzerimi değiştirip evden çıktım trafikten dolayı yarım saatte değil ancak 45 dakikada orada olabildim. Kapıyı hizmetli yerine bu sefer kuzey'in annesi açtı ve gerçekten kocaman bir gülümsemeyle açtı.
"Ah linacığım hoş geldin. İyi ki geldin Kuzey seni gördüğünde çok sevinecek"
" Haberi var zaten moral olur diye geldim"
" Çok iyi yaptın gelmeseydin ben gelip seni alacaktım ah bu benim oğlum annesinin ne çabuk unuttu da"
Birlikte tatlı tatlı sohbet ederek kuzey'in odasına çıktık.
" Ay sen gitmeden şu çorbayı da sana vereyim ben götürecektim de kuzey'in yiyeceğini düşünmedim sen ona bir şekilde yedirirsin bu çorbayı"
" Olur da siz gelmiyor musunuz? "
" Yok canım ben demin kuzenin yanındaydım hem benim arkadaşlarım gelecek onlarla ilgileneceğim siz beraber takılın"
" Peki nasıl isterseniz"
Üzerinde bir kase çorba olan tepsiye alıp kuzenin odasının kapısını tıklattım içeriden gel sesini duyunca da kapıyı açıp içeri girdim bu odayı ikinci görüşüm.
Kuzey yatağında uzanmış sırtını da yatak başlığına vermişti beni görünce yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu. Elimdeki çorba kasesinin tepsiyle birlikte sehpanın üzerine indirip yanına oturdum.
" Bir an gelmeyeceksin zannettim"
" Trafik verdi ya ondan"
Bana sıkıca sarılıp saçlarımı okşayıp diplerine minik öpücükler bıraktı.
" Kullandığın şampuanın neli? '
"Kokusu rahatsız falan mı etti yoksa?"
"Hayır hayır aksine kokusu çok hoş aynısından alacağım"
"Kadın şampuanı kullanacak hale değilsin herhalde"
"Kullanmayacağım ki kapağını açıp odama indireceğim bütün her yer senin gibi koksun diye"
"Çılgın fikirlerin var yine"
"O değil de kolum ne zaman iyileşir acaba bir önce okula dönsem"
" Önce sağlığın okul çok önemli değil"
" Dersimiz benim zaten çok düşüktü daha da düşerlerse babamın elinden çekeceğim var"
" Ama şu an keyfi gitmiyorsun ki okula"
" Onun için fark etmez ki"
Söylerken bile sesin de bir kırıklık vardı daha fazla bu konuları konuşup onun canını sıkmak istemiyorum.
" Aşçınız çok güzel bir çorba yapmış kokusundan bile anladım eğer bir an önce iyileşmek istiyorsan bu çorbayı yemek zorundasın"
" Biliyorum ama tek elimle yemek biraz zor oluyor"
" Bunun için buradayım ben sana yardım edeceğim"
" Gerçekten mi yani sana bütün o kötülükleri yapan çocuğa şu an kendi ellerinle yemek mi yediriyorsun?"
" Hayat çok garip değil mi?"
" Çorbayı içirirken beni boğmazsın değil mi?"
" Biraz daha konuşmaya devam edersen öyle yapacağım aç bakalım ağzını"
Ben ona çorba içirirken O bir saniye olsun gözlerini benim üzerimden ayırmıyordu gözleriyle sevmek derler ya hani gerçekten de onu yapıyordu ve sanırım beni ilk defa birilerinin bakışında bu kadar huzurlu hissediyordum kendimi.
