56. bölüm · KUSURSUZLARIN OKULU
55. Bölüm
LİNA NIN AĞZINDAN...
Hoca ders anlatıyor ama ben tek Bir kelimesini bile anlamıyorum çünkü aklım hala kuzeyine son bakışında ve o son halinde burnu kanamış bir şekilde okuldan bir çıkışı vardı ki görmeniz gerekiyor yüzündeki ifade sanki birçok şey anlatıyordu sanki çığlık atıyor beni kurtarın diye yalvarıyor ama sesini duyuramıyor gibiydi.
Ya da bana mı öyle geldi bilmiyorum ki onun hakkında bir şeyler anlamak eğer kötü durumdaysa yardımcı olmak istiyorum ama ağzını açıp tek bir kelime etmiyor sadece olabildiğince bizden kaçıp uzaklaşıyor.
Ne olduğunu anlam veremedim ama içimde kötü bir his var sanki her an her şey olacakmış gibi kötü bir his sanki birine bir şey olacakmış gibi bir his.
Sanırım içinde kötü bir his dolaşan tek kişi ben değilmişim Atlas ve Miran da teneffüs zili çaldığından beridir kuzeye ulaşmaya çalışıyorlar ama ne olursa olsun Kuzey telefonunu açmıyordu daha doğrusu arama düşmüyordu.
"Yok ulaşılamıyor"
"Bu biraz tuhaf değil mi ne olursa olsun açardı telefonunu"
"Yani haklısın bu kadar habersiz bırakacak biri değil endişelenmeye başladım yüzü de çok kötü görünüyordu"
Ne yapacağız hiç bilmiyorum birkaç kere daha aradık ama bir türlü arama düşmedi en son Atlas annesini arayalım dedi.
"Doğru söyledin abla Selin teyze mutlaka biliyordur ben arayayım bir"
Nihayet birilerinin telefonu çaldı da birilerine ulaşabildik. Ama yine ortada tuhaf bir şeyler dönüyordu çünkü Miranın yüzü şekilden şekle giriyordu.
"Nasıl olur ya.... Selin teyze Emin misin... Peki şimdi nerede durumu nasıl... Tamam tamam bize konum gönder biz hemen geliyoruz"
" Ne oldu? "
Diye merakla baktık yüzüne ama bir tuhaflık vardı.
" Kuzey kaza yapmış "
" Ne "
Duyduğum an sanki görünmez bir el kalbimi sıkıp beni nefessiz bıraktı.
" Biz şimdi yanına gideceğiz durum hakkında sana bilgi vereceğiz tamam mı sen lütfen endişelenme "
Tam gideceklerken zar zor Miranın kolundan tuttum.
"Ben de geleyim lütfen"
Olmaz dercesine bakıyordu yüzüme ama beni bu halde de bırakamazdı.
"Tamam gel"
Üçümüz birlikte gittik kızlara doğru düzgün bir açıklama yapmadık Yolda mesaj attım onlara. Ve hayatımda ilk defa biri için o kadar endişeleniyordum ki hatta içten içe Allah'ım lütfen ona bir şey olmasın diye dua ediyordum şu an yaşadığım hisler çok tuhaftı.
Sanki o yarım saatlik yol birkaç günlük yolmuş gibi geldi bana trafik akmadı saniyeler geçmedi arabalar ilerlemedi gibi geldi hastaneye vardığımızda ise biraz nefes almak yerine daha da ağırlaştı içimdeki yük.
Nihayet hastanenin lobisine giriş yaptığımızda kaçıncı katta olduğunu öğrendik. Koskoca arasoy ailesi ve onların tek erkek evladı ama onun için koridorda bekleyen sadece bir kişi vardı annesi babası bile yoktu. O güzeller güzeli bakımlı güçlü görünen kadın çaresiz kolu kanadı kırılmış bir kuş gibi sandalyenin köşesine çekilmiş içine içine ağlıyor belki de oğlu için dua ediyordu.
Yanına gittiğimizde ben biraz uzakta durdum nedense içimden bir his bütün bunların benim yüzümden olduğunu söylüyordu ve sanki uzak durmak en iyi seçenek gibiydi.
Selin teyze kuzey'in annesi Miran ve Atlas onu teselli etmek için tek tek sarıldığında belki de oğlu zannedip bir anlığına acısını unutmuştu ama tekrar sandalyeye çöküp oturduğunda o acı yine bedenini sarıyordu.
"Selin teyze Kuzey nasıl?"
"Daha doktorlar bir şey söylemedi bekliyoruz"
"Nasıl olmuş ki?"
"Babasıyla tartıştılar sonra bir anda evden çıktı üzerindeki gömleği bile değiştirmeden hem de"
"Okuldayken de burnu kanamıştı"
"Son günlerde zaten epey bir kötü görünüyordu hele ki dün akşam bu sabah yalvardım okula gitmemesi için ama dinlemedi olacağı buydu"
"Kötü düşünmeyelim Kuzey güçlüdür bunu da atlatır"
"Umarım"
Umarım sözünü söylerken bile içi hala yaralı gibiydi. Ben onlardan uzak durduğum gibi çaprazlarında duran sandalyeye oturdum. Ve beklemeye başladık ama hiçbir gelişme yoktu. Ne gelen vardı ne giden ne Doktorlar bir şey söylüyor ne hemşireler ne de bizim dışımızda Kuzey için beklemeye gelen başka birileri vardı. Bir anda onun kimsesiz olabileceği kadar kötü bir hisse kapıldım çünkü onu bekleyen sadece bizdik biz gelmeseydik sadece annesi.
Aradan ne kadar zaman geçiyor bilmiyorum ama bana yıllar geçmiş gibi geliyor en nihayetinde Atlas oturduğu yerden kalkıp yanıma geliyor bana destek olmak ister gibi.
"Nasılsın?"
"Berbat dağılmış gibi yıkılmış gibi"
"Sevdiğime bir şey olursa bana da bir şey olur gibi"
Hafif gülümsedim tam da anlattığı gibi bir şeydi aslında duygularımı kendime itiraf edemiyordum ama etrafımdakiler anlamıştı ve bugün anlıyorum onu ne kadar çok sevdiğimi.
"Ona bir şey olmayacak değil mi?"
"Olmayacak kuzeyi tanırsın hayatımda tanıdığım en inatçı adamdır O mutlaka aramıza geri dönecek"
Lütfen uyan Kuzey burada seni bekleyen o kadar çok kişi var ki bir an önce uyanmalısın. Aradan biraz daha zaman geçtiğinde Miran atlas'ın yanına gelip kafeterya'ya gidip Çay alalım diyor Atlas ve Miran gittiğinde ben de kendimi toparlayıp kuzey'in annesinin yanına gidiyorum.
"Geçmiş olsun"
Kafasını kaldırıp dolu gözleriyle bana bakıyor.
"Sağol"
Yanına oturduğumda bana dönüyor ama hiç konuşmuyor.
"Nasılsınız diye sormayacağım tek evladı hastanenin bir kapısının ardında olan bir anne nasılsa öylesinizdir"
"Dün gece Kuzey uyumadan önce senin adını sayıkladı seni getirmemi istedi sadece seni bu sefer beni de değil"
Bunları duyunca içim daha da bir acıdı ağlamak istemiyordum ama gözlerimden süzülen yaşlar benden habersiz sessizce yere değiyordu.
" Benim yüzümden"
Diyebildim sadece gerisini getiremedim ama böyle olmadığını iddia eden bir kişi daha vardı Selin teyze ellerimden tuttu sıcacıktı tıpkı bir anne gibi.
" Senin suçun değil ben kuzenin gözlerindeki o mutluluğu ilk defa gördüm uzun zaman sonra seninle bir ilişkisi olmamsa bile mutluydu seni düşününce mutluydu seni görünce mutluydu seninle ilgili hayal kurunca bile mutluydu"
" O kadar mı çok seviyordu beni?"
" O kadar çok seviyordu ama kaybetmekten de korktuğu için bu hale gelmişti"
" Tanıyamadım onu hele ki şu son günlerde"
" Biliyorum ama bugün olan olayın seninle bir alakası yok eve geldiğinde zaten berbat durumdaydı babasıyla da kavga edince tutamadım onu"
" Babası ile arasında ne var her zaman duyuyorum ama ne olup ne bittiği hakkında en ufak bir fikrim bile yok kimse anlatmıyor"
Derin bir nefes alıp gözlerini gözlerimin içine döküyor ve anlatmaya başlıyor.
" Babası baştan beridir bir kızının olmasını istedi ama Kuzey doğdu. Ben tabii dünyanın en mutlu insanıyım hem bir çocuğum olmuş hem de bir oğlum olmuş babası bunu umursamaz kız da olsa erkek de olsa bağrına basar diye düşündüm ama olmadı kuzeyi hiçbir zaman kabul edemedi sevemedi onu bu halde gördükçe çok özledim ama Kuzey daha çok küçüktü onun sevgisiz bir dünyada büyümesine izin veremezdim babasının eksikliğini her ne kadar belli etmemeye çalışsam da baba yokluğu her şeyden önce geliyordu tabii."
" Sonra peki?"
" Bu eksiklik kuzeye önce kıskançlık sonra da kontrol edilemez bir öfke olarak gelmeye başladı ortaokula kadar normal bir çocuktu ama liseye geçince o güç onu zehirledi onun her tarafa saldırması ve herkese üstünlük kurması aslında çok büyük bir eksiklikten kaynaklanıyordu belki de babası ile arası iyi olsaydı bunlar olmayacaktı"
" Ben onu çok yanlış tanımışım"
" Yarıyıl tatilinde Bursa'ya seni görmek için gelmiş sadece. Daha önce de Bursa'ya gittik ve burayı hiç beğenmediğini söylemişti bursa'yı hiç beğenmeyen oğlum tatil olur olmaz bulduğu ilk uçakla Bursa'ya gidiyor hem de seni görmeye"
" O zamanlar iyiydi yani Kuzey iyiydi"
" Babasından sonra seni de kaybettiğini düşündü baksana babası kaza yaptığını duyduğunda bile gelmedi"
" Kuzey iyi olsun ben başka bir şey istemem"
" İyi olacak ama lütfen gitme buradan uyandığında ilk görmek istediği kişi sen olacaksın"
" Nasıl gidebilirim ki onu sağ salim bir şekilde görmeden buradan ayrılmayacağım"
Biz konuşmaya devam ederken polisler geldi olay yeri tutanağı tutmuşlar ve önemli bir detay varmış.
" Selin hanım bunu size açıklamak zorunda kalacağım nasıl söyleyeceğimi de bilemiyorum ama"
" Ne oldu memur bey bir sorun mu varmış arabada?"
" Sorundan çok olay yerinde herhangi bir fren izine rastlamadı"
" Yani ne demek oluyor bu?"
" Yani Kuzey bey frene hiç basmamış intihar girişimi olarak düşünüyoruz"
Bunu duyduğu an Selin teyze resmen yere yollayacak gibi oluyor bana tutunmazsa kesin yere düşecekti sakinleştirmeye çalıştım ama olmadı.
" Kuzey bunu nasıl yapabildi her şeyi geçtim annesine nasıl böyle bir acı yaşatabilmeyi göze aldı"
" Eminim bir yanlışlık vardır Kuzey intihar edecek biri değil"
Zar zor sakinleştirdim kuzey annesine nasıl böyle bir şey yapar herşeyi geçtim intahar düzeyine nasıl geldi mutlaka konuşmamız gerekiyor.
Atlas ve miran geldiğinde biraz öteye götürdüm bakalım onlar ne diyecek bu konuya.
" Kuzey intahar etmiş olabilir "
" Ne?"
" Biraz daha bağır miran tüm hastane duysun"
" Nasıl ya?"
" Bilmiyorum polis fren izi yok intahar girişimi olabilir dedi"
" Yok ya olamz yapmaz öyle bir şey "
" Yapmış işte neden yapar bu noktaya onu ne getirdi"
" Ne bileyim aklıma bir şey gelmiyor ki"
" Düşün bir kaç yıllık arkadaşın"
" İntahar edecek en son insandır kuzey"
Biz kafa yorarken atlas oldukça sakin bir şekilde konuşmaya başladı.
" Bu gün Bursa'ya gidicem İstanbul da okumicam dediğini duymuş olabilir mi?"
Bir anda dank etti zaten biz o konuyu konuşurken içeri girip bir hışımla çıktı.
" Bunun için intahar edecek değil ya"
Söylerken bile dudaklarım titriyordu.
" Babasıyla da kavga etmiş belkide kafası karışıktı frene basacak zaman olamdı her şey bir anda olmuştur"
" Umarım öyledir de intahar falan değildir"
Kuzey uyan artık uyan da hepimizin içini rahatlat. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama hava yavaştan kararmaya başlamıştı derinle konuştum bir kere onlar da çok endişeli görünüyordu. Tam bütün umudumuzu kaybetmişken doktor gülümseyerek çıktı.
" Öncelikle geçmiş olsun kuzey bey gayet iyi kolunda biraz hasar var onun dışında bir sorun yok önlem amaçlı bu gece hastanede tutucaz"
Hepimiz derin bir nefes alıyoruz .
"Görebilir miyiz peki?"
"Çok yormamak şartıyla geçmiş olsun"
Atlas ve miran içeri girerken selin teyze benim arkada durduğumu fark edip yanıma geliyor "
" Hadi sende seni görünce mutlu olur"
" Siz gidin benden bahsetmeyin ben sonra görürüm onu"
" Peki kızım yanlız bırakmadığın için teşekkür ederim "
" Ne demek ne yaptım sanki hadi bekletmeyin "
Gülümseyerek içeri giriyor kapı Aralık olduğu için seslerini duyabiliyorum.
Kuzey miran ve atlası görünce çok mutlu oluyor gelmenizi beklemiyordum diyor aralarındaki arkadaşlık diyaloğu gerçekten çok hoş. Annesi de sevgiyle saçlarını okşuyor. İyi olduğunu görünce içim rahatlıyor.
Bir iki saatin ardından odadan çıkıyorlar.
"Gayet iyi görünüyor selin teyzeyi eve bırakıcaz seni de bırakalım istersen "
" Yok ben kalıcam hatta siz de gelmeyin yoruldunuz ben kalırım onunla"
" Olmaz kızım ben gelicem yine"
Ellerinden tutup destek oluyorum ama bu gece Kuzey ile baş başa kalmamız gerekiyor.
" Gerçekten ben çok iyi bakıcam ona sizin aklınız bizde kalmasın hem beni görünce sevinecektir"
"Ama olmaz ki böyle"
"Biliyorum oğlunuzu yanlız bırakmak içinize sinmeyecek ama o da böyle olmasını ister"
"Söyledi zaten yorgunsun ben bakarım başımın çaresine dedi ama"
"Ben burdayım bir şey olursa ararım merak etmeyin"
En sonunda ikna edebiliyorum gitmeden vedalaşıyoruz gözleriyle teşekkür ediyor bize.
"Atlas kızlara da bir uğrarmısınız yanlız kaldılar"
" Tabii tabii selin teyzeyi bıraktıtan sonra oraya geçicez bir ihtiyaç olursa ara bizi tamam mı? "
" Tamam görüşürüz "
" Görüşürüz dikkat edin"
Nihayet herkesi eve gönderdikten sonra düğümün çözüleceği yere geldik bu gece her şeyi açığa çıkacak artık kimse kimseden bir şey saklamayacak. Kuzeyin yanına gitmeden önce lavaboya gidip elimi yüzümü yıkıyorum kendime çeki düzen verip tekrar odanın önüne geliyorum.
Kapıyı yavaşça açıp içeriye girdiğimde ilk önce gözüme çarpan şey yatakta uzanan kuzeyde kafasını dışarıya çevirmiş camdan dışarıyı izliyordu kapının açılması içine duyunca olduğum tarafa baktı elbette ki beni beklemediği için yüzünü şaşkın bir ifade aldı. Sessizce yanına yaklaştım O da hiç konuşmadı ama sanki burada olduğum için minnettar gibiydi yüzü solmuş gözaltları hafif morlaşmıştı.
" İyi misin? "
Yerinden doğrulmaya çalışırken yorgun sesi ile cevap veriyor.
"Evet iyi sayılırım"
"Dur dur rahatsız olma ben geliyorum yanına"
Sandalyeyi çekip yanına gittim oturdum ve hiç konuşmadık aynı odanın içinde sessizlik birbirini paylaşırken sadece gözlerimiz ara ara denk geliyordu.
"Anlatmayacak mısın?"
"Neyi?"
"Kazayı"
"Hatırlatma ya "
"Peki"
"Buraya geleceğini düşünmedim hele son olaylardan sonra"
Söylerken bile mahçuptu. Elini tuttum tabii şaşırdı beklemiyordu.
"Bu gün okulda çok kötü görünüyordun kazaydı da duyunca geldim iyi ki de geldim annenle konuştuk babanı anlattı"
"Acıdın yani bana"
"Hayır sen acınacak durumda değilsin aksine bütün bunlarla baş edebildiğin için çok güçlüsün"
"Bunu senin ağzından duyucağımı hiç düşünmemiştim"
Oda elimi tuttu hemde sım sıkı.
"Okuldan çıktıktan sonra ne oldu Kuzey"
Gözlerini kacırarak cevap veriyor daha doğrusu cevap vermiyor geçiştiriyor beni.
"Hatırlamıyorum ki"
"Kuzey hatırlıyorsun ne oldu da bir hışımla çıktın sınıftan"
"Sen Bursa'ya mı gidiceksin bir daha buraya dönmeyecek misin?"
Söylerken sesi bile titriyordu sanki evet desem bir daha toplanmayacak kadar dağılacak gibi.
"Hayır gitmicem"
"Duydum ama ne ben ne de onun canı acısın dedin"
"Kuzey bunları konuşmayalım "
"Konuşalım gidersen ben de gelirim arkadan İstanbulmuş kolejmiş babamış umrumda olmaz hiç düşünmem gelirim ben nefes alamam sensiz"
" Ya bir sakin olur musun bir yere gitmicem hele ki sevdiğim çocuk burdayken"
Sözledim bitince gözleri fak taşı gibi açılıyor bu sefer sevinçten ama.
" Sevdiğin çocuk mu?"
" Evet aptal senden bahsediyorum seni burda bırakıp da nereye gidebilirim ki söylesene bu gün sen uyanana kadar neler yaşadım haberin var mı?"
" Ben ölürsem sorun kalmaz diye düşündüm "
Kafasını hafifçe ittiriyorum.
" Salak bir daha öyle bir şey yapma bak"
İyixe yaklaşmışken saçlarımı okşuyor gözlerimiz birleştiğinde ilk defa bundan rahatsızlık duymuyorum. Anlını anlma dayıyor ve nazikçe anlımdan öpüyor.
" Beni bırakıp gitme olur mu yaşayamam sensiz şu son bir kaç gün nasıl geçti inan bilemezsin"
" Seni tanıyamadım bile Kuzey neler yaptın"
" Biliyorum biliyorum çok pişmanım özür dilerim "
" Geçit artık boşverelim bunları istediğin bir şey var mı ya da ağrın var mı bu akşam refakatçin benim"
" İstediğim her şeyi yapacak mısın?"
" Yani evet "
Sırıtıp yutkunuyor.
" Beni bir kere öper misin?"
" Of Kuzey şaka nın sırası değil "
" Şaka değil zaten gerçekten ihtiyacım var ben hastayım bak ağrım var iyi gelir "
" Çok şımarıksın"
Sen de çok güzelsin"
Gülümseyerek baktığımda iyice yaklaşıyor bana sıcak nefesi yüzüme değdiğinde geçen sefer olduğu gibi zorla değil isteğim varken öpüyor beni.
Eli ile yanağımı okşayıp nazikçe dudaklarımızı birleştiriyor. Alt dudağımı iki dudağının arasına alıp dakikalarca öpüyor beni. Bundan duyduğum zevk o kadar yüksek ki ben de karşılık veriyorum. Dudaklarımız ayrıldığında sırıtarak alt dudağını ısırıyor.
"Az önce beni öptün farkında mısın"
"Evet olamaz mı?"
"Sana ne oldu bilmiyorum ama lütfen bir süre böyle kal"
"Sen de hep bu kuzey olarak kal"
"Söz veriyorum hep böyle kalıcam"
"Sana inanıyorum"
"Sen çok yorgun görünüyorsun yatağım ikimzi için yeterli yanıma gelsene."
"Olmaz Kuzey canın acır"
"Ya ne acıması aslı gelmezsen acır hadi lütfen lütfen"
"Tamam tamam yeter ki mızmızlanma"
Kolunu kaldırıp bana yer açıyor yanına uzanıp başımü göğsüne yaslıyorum canı acımasın diye ekstra özen gösterek hemde. Saçlarımı okşayıp tekrar tekrar öpüyor.
Bu sessizlik uzun zaman sonra huzur vericek kadar güzel kalp atışlarını duyunca daha da rahatlıyorum.
