38. bölüm · KUSURSUZLARIN OKULU

37. Bölüm

🌞 Teomanım 🌞

KUZENİN AĞZINDAN....

Sabah gözlerimi yavaşça araladığımda dün gece yediğim harika yemeyin tadı hala damağımdaydı resmen. Ve buna özel kılan şey yemeğin üçünün ellerinden çıkmış olması ve birlikte yapmış olmamız ilk defa kendimi aile içi bir etkinliğin içinde bulmuş İlk defa o aile sıcaklığını hissetmiştim doğru düzgün ailecek oturup yemek yediğimiz akşamlar bile olmamıştı çok nadir hatırlıyorumdur.

Benim genellikle akşam yemeği konuklarım Atlas ve miran'dan başkası olmaz zaten bana katlanabilecek başka insan olabileceğini de düşünmüyorum.

Son birkaç saatimiz Bursa'da geçireceğimiz son saatler ve son saniyeler çünkü İstanbul biletini kesmiştik normalde bir yerde bu kadar uzun süre kalmam hele ki Türkiye sınırları içerisinde ise yurt dışında ise gene kalabilirim ama normalde çok çabuk sıkılan bir insanım 2-3 gün daha fazlası yok hemen geri dönerim ama burası farklıydı havasıyla suyuyla insanıyla ve sıcaklığıyla resmen beni kendisine aşık etmişti tamam burada olma nedenim tamamen lina olabilir ama gerçekten bir yere ait hissettim kendimi uzun zaman sonra bir ilk olabilir bu.

Yataktan bir süre kalkmadım çünkü gerçekten gitmek istemiyordum bir şey bana burada kalmam gerektiğini söylüyordu ama artık bizim için dönme vakti gelmişti buradan ve onlardan ayrılmak istemiyorum tek teselliyim onların da bir hafta sonra tekrar İstanbul'da olacağım ve okul açıldığında yine onunla aynı sırayı paylaşacağım.

Ve hayatında ilk defa okulun açılmasını bu kadar çok istiyordum. Bir süre daha yatakta oyalandıktan sonra kalkıp üzerimi değiştirdim valizimi de topladım ve çocukların yanına gittim Miran toplanmakta biraz zorlandığı için hatta sana yardım etmişti ve ikisi de hazırdı kahvaltıdan sonra otelin önünde çağırdığımız taksiyi bekliyorduk.

Vay be kaderde buradan böyle gitmek varmış gerçekten gözlerim son bir kez onları aradı ve gördüm onları gördüğüm şey gerçek mi diye birkaç kere gözlerimi oluşturdum ama üçü de kanlı canlı bir şekilde karşımda duruyordu ve üstelik gülümsüyorlardı gerçekten şu an Rüya görüyorsan biraz daha geç uyanmak istiyorum ama gördüğüm şeyi tamamen gerçektir Rüya değildi.

Lina yanıma geldiğinde ne oluyor dercesine baktım yüzüne gerçekten buraya gelmesini beklemiyordum.

"Gerçekten bir vedayı hak ediyorsun"

"Seda demeyelim ya bir hafta sonra siz de istanbul'dasınız"

"Evet ama madem buraya kadar geldiniz en iyi şekilde uğurlanmayı yapmamız gerekiyor size"

"Gerçekten geleceğinizi hiç düşünmemiştim tamam bir ihtimal Eylül gelir diye düşündüm ama sen ve derin'i hiç beklemiyordum"

"Aslında ben giderim diye ısrar ettim"

"Gerçekten şaşırıyorum"

Şu an gerçekten ağzından çıkan cümleleri duyamıyorum bile çünkü aklım tamamen havaya karışmış sadece duygularını hareket ediyordum. O akılla nasıl hatırladım bilmiyorum ama buraya geldiğimiz ilk gün ondan aldığım kitap geldi aklıma hemen sırtımdaki çantayı indirip sarı çıkardım ve ona uzattım.

"Bu arada kitabım bitti gerçekten çok güzeldi dönmeden önce sana vermek istedim"

Tam kitabı uzanıp alıyordu ki vazgeçti ellerine arkada birleştirip yüzüme gülümseyerek baktı.

"Sende kalsın ya"

"Nasıl yani bu senin için çok önemli değil miydi?"

"Öyle ama iyi bakacağını düşünüyorum bir süreliğine sende kalsın"

"Ne kadar bir süre peki?"

"Zamanı gelince ben onu senden geri alacağım merak etme ama kaybetme"

"Gözüm gibi bakacağım emin olabilirsin"

Ve bundan sonraki dakikalar sadece birbirimizin suratına boş ama çok dolu bir şekilde bakmakla geçti.

MİRA'NIN AĞZINDAN....

Kusursuzların kraliçesi'ni beni uğurlamak için geldiğini görünce elbette ki şaşırmamak elde değildi. Bütün bu gördüklerim Bir Rüya mı değilmiş kendimi çimdiklemeden anladım.

"Belin nasıl oldu?"

"Daha iyiyim"

"Güzel bundan sonrakine dikkat et olur mu Zaten ucuz yırtmış gibi görünüyorsun"

"Sanırım bundan sonra beni her zaman yataktan düşen ve belini sakatlayan Miran Koral olarak hatırlayacaksın"

Güldür ilk defa benim sayemde yüzü gülmüştü bu bir ilerleme miydi bence öyleydi.

"Evet bundan sonra seni böyle hatırlayacağım ve böyle tanıtacağım"

"Senin elinden çekeceğim var desene"

Birbirimize karşılıklı bakıp güldük bir ara gözlerim kuzey ve Lina ardından da Atlas ve eylül'e kaydı her biri kendi dünyalarında kaybolmuş gitmiştir sanki varlığımızdan dahi haberdar değillerdi neyse çünkü ben de onlara vardıklarımdan haberdar değildim.

Uzun uzun bakıştık konuşacak pek bir şeyimiz yoktu ama sessizliğimiz bile bana göre çok şey anlatıyordu. Ona bakarken bir yandan da sürekli yıllardır benim kolumda olan maNga bilekliği ile oynuyordum.

Benimle her yeri görmüştü bu bileklik yaklaşık 5-6 yıldır benim yanımda. Ve bir anlık kararla hiç düşünmeden bilekliği kolundan çıkarıp ona uzattım bakınca tabii ki de şaşırdı.

"Bu sende kalsın sana vermek istiyorum"

"Sanırım bu senin için çok değerliydi ve galiba özel olarak almıştın bunu alamam"

"Evet alabilirsin ayrıca bende bir tane daha var bu da sende kalsın '

"Ama senin için değerli"

"Evet değerli ama dediğim gibi bir tane daha var ve ben bunu sana vermek istiyorum sonuçta sen de O grubun hayranısın benim gibi"

"Evet öyleyim ama senin kadar değil"

"Bu bilekliği alıyorsun şimdi itiraz kabul etmiyorum"

"Peki madem teşekkür ederim."

"Bileklik uzun zamandır kolumda olduğu için ve biraz yıprandığı için takıp çıkarmak zor oluyordu.

"Takmama yardım eder misin"

"Tabii ki de"

Bileğini uzattığında bilekliği narince koluna getirip elimden geldiğince en sıkı şekilde taktım umarım düşmez.

"Merak etme bana iyi bakacağım hiç kaybolmayacak senin için çok değerli olduğunu biliyorum"

Söylemek istediklerimi dışa vurmadan içimden söyledim sen de benim için çok değerlisin ve bu benim için çok değerli olan bileklik senin bileğine geçince artık paha biçilemez olacak. Evet bütün bunları içimden söylemiştim keşke yüzüne karşı da söyleyebilseydim ama sanırım henüz zamanı gelmedi.

ATLASI IN AĞZINDAN...

bütün o kalabalığın gürültünün arasında sanki bir birimizle anlaşmak için susuyorduk.

"Gelmeni beklemiyordum"

"Ben de beklemiyordum her şey bir anda gelişti"

"İyi ki de geldin ilk defa bir yerden ayrılırken eksik hissetmiyorum"

"Memleketime kadar gelmişsin uğurlamadan olmazdı"

"Siz ne zaman gelirsiniz bu arada"

"Cumartesi sabahı yola çıkarız"

"Çok bir şey kalmamış Zaten"

"Evet evet"

"Bu arada Manolya hala sen de öyle değil mi?"

"Evet kitabının arasında sanırım benimle çok uzun yıllar geçirdi çünkü gerçekten benim için değerli"

Başka bir şey söylemesine gerek yoktu aslında benim için değerli demişti ve bu gerçekten benim için çok şey ifade ediyordu.

"Peki madem siz daha fazla tutmayalım yolunuz açık olsun"

Daha fazla konuşmak isterdim ama kuzenin seslenmesi ile artık bu mükemmel an bitmişti çünkü araç gelmişti ve biz artık havaalanına gitmek zorundaydık.

En azından gitmeden son bir kez onu görmüş olmak beni mutlu ediyordu.

Arabaya binip hareket etmeye başladık arabanın içindeki tuhaf sessizlik beni camdan bakıp onları izlemekten alıkoyamıyordu diğerlerinin de benden farklı yanı yoktu normalde üçümüz bir araya geldiğimizde asla sessizlik olmazdı ama bugün Derin Bir sessizlik ve üzerimize çöken bir hüzün vardı.

Araba havaalanına gidene kadar tek kelime konuşmadık ve sanırım Bursa'da ben gerçekten bir şeyler bırakmıştım yarım kalan bir şey vardı devam etmek zorundaydı.

Öğlene yakın İstanbul'a vardığımızda da içimdeki boşluk hala devam ediyordu kendimi yatağıma atıp ilk defa toplu olan odamda bu sefer kafamın dağınık olmasıyla uykuya dalıyorum.