52. bölüm · KUSURSUZLARIN OKULU
51. Bölüm
LİNA NIN AĞZINDAN...
Hüseyin bu sabah herkesin tepesinde durarak yaptığı konuşmadan sonra gerçekten Şok olmuştum çünkü onun iyi anlamda değiştiğine inanmıştım ve bu iyi anlamda değişim ikimiz için de iyi olacaktı belki aramızda bir şeylerin olma imkanı vardı ama olmamasını tercih etti.
Hayatımda yaşadığım belki de en büyük hayal kırıklığıydı çünkü onun içindeki iyiliği görmüş iyi insanı ortaya çıkarmıştım ama o gene baştaki haline dönüp herkesin ona saygı duyduğu herkese tepeden baktığı zamanlara dönmek istedi.
İyi olan tek şey Kuzey tek başına Atlas ve Miran tamamen onu desteklemiyor arkasında durmuyor hatta yaptığının yanlış olduğunu savunup onunla bu kötü yola girmemeye kararlılar en azından onlar sorumluluklarının bilincinde ve kötü niyetli amaçlar peşinde değiller.
Bunu bilmek bile aslında biraz olsun huzur veriyor ama sanırım bu saatten sonra zirve kolejinde huzur bile olmayacak ve bu kuzey yüzünden olmayacak.
İnsanların yavaş yavaş kuzeye olan bakışları eskisi gibi olmaya başlıyordu yine herkes mesafeli ve korkuyordu ondan sınıftakiler bile bunun farkında olduğu için ona bir metreden fazla yaklaşmıyorlardı.
Kuzey sınıftan çıktığında Miran Atlas Eylül ve derin oturup neden bu hale geldi diye konuşmaya başladık.
"Gerçekten amacın ne bunun ne yapma peşinde"
Miran: bir anlayabilsem zaten
"Bana kızgın olduğu için öfkesini herkesten mi çıkarmak istiyor?"
Atlas: sanmam ama hoşuna da gitmedi orası kesin
"Çocukça davranıyor dünyanın sonu değil ya"
Atlas: bunu daha sonra konuşalım mı benim kuzeye bakmam gerekiyor
Cevap vermedim Miran ve Atlas kuzeye bakmak için sınıftan çıktılar ama onun bir sonraki hamlesini kimse tahmin edemiyor çünkü aklından neler geçiyor gerçekten bilmiyorum ve bu belirsizlik ilk defa beni korkutuyor çünkü onun nasıl bir insan olduğunu ve ne kadar ileriye gidebileceğini biliyorum O yüzden endişeliyim.
Yaklaşık 10 dakika sonra Miran ve Atlas geldi ama kuzeyi hiçbir yerde bulamadıklarını söylediler gerçekten neyin peşinde umarım kimseye rahatsızlık vermiyordur.
Biraz daha oturduktan sonra okulun giriş katından yükselen gitar sesini duyunca hepimiz merakla Demir parmaklıkların olduğu tarafa gittik buradan her yer görünüyordu. Aşağıya baktığımızda girişin oradaki oturma yerlerinde tek başına oturup gitar çalan kuzeyi gördük bunu birkaç kere daha yaptığını görmüştüm gitar çalıp kendi kendine şarkı söylüyordu ve bunda oldukça iyiydi her zamanki olduğu gibi etrafına birkaç kişi toplanmış bazıları videoya çekerken bazıları da onu izliyordu.
Bu sefer söylediği şarkı Ferhat Göçer yıllarım gitti şarkıyı ben gerçekten çok severim zaten sürekli dinlediğim bir şarkıydı acaba bilerek mi seçti bu şarkıyı.
🎶"Kimleri sevdik kimleri sildik. Kimlerin peşine düştük bu genç ömrümüzde" 🎶
Gitarı ustaca çalarak her notasını ayrı bir özenle seçip şarkıyı da en güzel tonlamalarıyla söylüyordu sanırım bu hayatta duyduğum en güzel erkek sesi kuzey'in sesiydi bu konuda yalan söyleyemezdim.
🎶 Yüz göz olduk yar seninle sözümüzü de esirgemez olduk yüz göz olduk yar seninle sözümüzü de esirgemez olduk. Gençliğimi geri verseler bu kez en çok kendimi severim. Veririm o yari de kimi sevdirirse sevdirsin 🎶
Hepimizin meraklı bakışları arasında o iyice ustalaşarak daha güzel söylüyor şarkıyı notaları öyle güzel birleştirerek sesini öyle güzel dengeleyerek söylüyordu ki sanki kendimi bir klip çekimindeymiş gibi hissettim ve sanki bütün sözler banaymış gibi söyleniyordu.
Ama şarkı bitene kadar sadece bir kez göz göze geldik ve o göz göze gelmemizde gülümsüyordu hatta gözlerinin içi parlıyordu.
Şarkı bittikten sonra birçok kişi alkışlamıştı bu hoşuna gitmiş olacaktı ki şarkıyı bir kere daha baştan aşağı söyledi ama bu sefer tuhaf olan şey şuydu ki gözlerindeki ifade değişmişti şarkıyı birdenbire yarıda kesip gitarını koluna taktığı gibi oradan ayrıldı ne olduğunu bile anlamamıştık.
"Ne oldu şimdi ya"
Atlas: bilmiyorum ama bir tuhaflık var
Gerçekten derdin ne Kuzey neden sana yakın olmamı istemiyorsun neden seninle konuşmama izin vermiyorsun ve neden bu kadar uzaksın cevabını duymaktan mı korkuyorsun yoksa kendi kafanda kurduğun cevaplardan da korkuyorsun kafanın içinde ne deniyor bilmiyorum ama bir şeylerin sonucunun olması gerekiyor.
Ders zili çaldı ama etraftaki pek kimse bunu önemsemedi biz de sınıfa doğru ilerlerken kuzeyin geldiğini gördük. Tabii eski haline yavaş yavaş döndüğü için artık kendine yeni köleler bulmak istiyordu bunun 1. göstergesi olarak da gitarını ve okul çantasını bulduğu zavallı 2 öğrenci ye taşıtıyordu.
Yürürken insanlara tepeden bakışları zarar verecekmiş saldıracakmış gibi her an tetikte olması gerçekten çok rahatsız edici bir durumdu.
Aynı sınıftayız aynı sırayı paylaşıyoruz ama sanki bana kilometrelerce uzak hatta başka bir dünyadan geliyormuş gibi ama ne olursa olsun konuşup yaptığının ne kadar saçma bir şey olduğunu söyleyeceğim ona.
Ders zili çaldığında mecburen yerine yani yanıma oturmak zorunda kaldı ama sanki ben yokmuşum gibi davranıyor benim olduğum tarafa bile bakmıyor beni duymazdan görmemezlikten geliyordu normalde bu benim için sorun olmazdı ama ben onu tanıyorum onun içindeki iyiliği gördüm ve böyle bir çocuk olmadığına eminim.
Edebiyat dersinden bir sonraki dersimiz bedendi beden dersi için aşağıdaki spor salonuna indiğimizde daha beden hocamız gelmediği için erkekler kendi aralarında basketbol oynuyorlardı basketbol takımının kaptanı Kuzey idi okuldaki herkesten daha iyi oynadı bir gerçekti normalde basketbol oynarken kurallara uygun ve herkese saygı göstererek oynardı ama bugün gözüme çarpan şey özellikle birilerinin canını yakmak için herkesi itip kalktı en ufak hata da bağırıp çağırarak herkesin üzerine küfrediyi en sonunda da bardağı taşıran bir damla olarak takım arkadaşının suratına bilerek topu atıp burnunu kanattığıydı.
Onu görünce artık dayanamadım çünkü buna birinin dur demesi gerekiyordu. Normalde gidip kuzeyle kavga eder bunu neden yaptın diye sorardım ama şu an yerde olan çocuk daha önemli.
Yanına gidip elimi uzattım burnu kanadığı için bir eliyle de kanın damlamasını engellemek için önüne koymuştu.
"İyi misin?"
"Evet sayılır"
"Gel seni lavaboya götüreyim"
Çocuğu yerden kaldırırken her saniye bakışları üzerimdeydi.
"Vay be iyilik meleğimiz şimdi seni iyileştirecek merak etme"
"Bir dur artık Kuzey ne hale geldin ya farkında mısın"
"Ben hep böyleydim kızıl beni tanımamış olman şaşırtıcı bunca zaman aynı sınıftaydık sonuçta"
"Bu kadar dibe batabileceğini düşünmemiştim gerçekten değiştiğine inanmıştım"
Bakışları karardığında daha da ileriye gideceğini anlamıştım.
"Sen iyilik meleği pozlarıyla herkese yardım etmeye devam etsene beni boş ver"
Daha fazla konuşmadı bile her zaman olduğu gibi beni görmezden gelerek eline basketbol topunu alıp oynamaya devam etti.
Çocuğu lavaboya götürüp burnuna koyması için buz verdim neden böyle davrandığını gayet iyi biliyorum tamamen kıskançlık gerçekten bu kadar da olmaz ya.
Beden dersinden sonra artık gerçekten ciddi bir şekilde konuşma yapmamız gerektiğini anlamıştım o yüzden erkenden üstündeki kıyafetlerden kurtulup erkek soyunma odasının biraz çaprazına gittim. Miran ve Atlas soyunma odasına girmeden önce Kuzey ile konuşmam gerektiğini söyledim bizim için soyunma odasını boşaltıp kuzenin yalnız kalmasını sağlayacaklarmış.
En son Atlas ve Mira'nın çıktığında Miran bana göz kırptı o an an anladım kuzeyin tek başına kaldığını. Soyunma odası duşlarla birlikteydi en sondaki duştan su sesi geldiğinde anlamıştım kuzey'in orada olduğunu kapıyı kapattım umarım kimse gelmez.
Yaklaşık 5 dakika sonra duşun kapısı açıldı kuzenin üzerinde sadece havlu vardı havluyu beline dolamıştı beni erkek soyunma odasında görmeyi beklemiyordu zaten yüzündeki sırıtıştan da anlamıştım bunu.
"Ne o erkek soyunma odalarına mı dadandın yaptığın çok sapıkça"
"Ne yapsaydım beni görmezden geldiğin için artık son çare olarak buna başvurdum"
"Neden beni rahat bırakmıyorsun ki eskiden hepsini rahat bırakmamı isterdin al işte istediğin oldu şimdi de sen beni rahat bırakmıyorsun ama"
"Bunu neden yapıyorsun Kuzey neden herkese zarar vermek istiyorsun?"
"Bir nedeni yok ben zaten böyle biriydim"
"Sen böyle biri değilsin lütfen kendine gel artık"
"Ben tam da böyle biriyim"
"Neden benimle ilgili olan durumlarının öfkesini herkesten çıkarıyorsun birine ceza vereceksen bana ver insanları rahat bırak"
Bana adım adım yaklaştığında ben de geri çekilmiştim çünkü artık korkmaya başlamıştım dip dibe geldiğimizde aramızda sadece bir adımlık mesafe vardı.
"Çünkü benim bu hayatta zarar veremeyeceğim tek kişi sensin sana zarar veremem"
"Bana vermek yerine başkalarına veriyorsun ama"
"10 aralık'ın merak etme zaten 2 yıl içinde benden kurtulacaklar"
"Keşke kendini görebilsen ne halde olduğunu görebilsen sana vereceğim cevaptan o kadar korkuyorsun ki kendi kendine zaman kazanıyorsun"
"Ben hiçbir şeyden korkmam tamam mı Kendi kafanda hayal kurma"
"Şu an burada boşa vakit kaybediyorum biliyor musun"
"Bence de gitsen iyi olur zaten bir erkek seni burada görürse yanlış anlar hele ki bu halimizi görürse daha çok yanlış anlar"
Gerçekten boşa vakit kaybediyordum hiçbir şey anlamayacaktı çünkü bomboş kafasının içinde yaşadığı hayal dünyasında mutlu olmaya devam etsin. Ama yine de tam çıkarken söylemek istediklerim dilimin ucuna geliyor ve farkında olmadan cümleler halinde dökülüyorlar.
"Sana vereceğim cevap aslında korktuğun bir cevap değildi ben sadece ne hissettiğimin farkında değildim o yüzden senden biraz zaman istedim ama sen bunu yanlış algıladın ve buna dönüştün üzgünüm ama ben böyle birini kabul edemem"
Hiçbir şey demedi arkası dönüktü ama yüzünün aldığı ifadeyi az çok tahmin edebiliyorum üzgünüm Kuzey arasoy benim aşık olduğum melez prens olabilirdin ama sen Kuzey arasoy olmayı seçtin.
