59. bölüm · KUSURSUZLARIN OKULU
58. Bölüm
LİNA NIN AĞZINDAN...
Cuma akşamı hepimiz kampa yazıldığımız için çantalarımızı hazırlıyorduk bir haftalık bir kamp sürecinde neler lazım olur bilmiyorum ama havanın kötü olma ihtimali yağmurlu olma ihtimaline karşı bütün her şeyi alıyorduk. Yağmurluk kısa kollu uzun kol tişört kazak ayakkabı çorap ne lazım olursa hepsini çantaya doldurduk resmen.
Bir de hepimizin kamp alanına giderken aynı görünmemiz için haki renkli askılı tulumlar verilmişti kamp alanına gittikten sonra istersek bunları çıkarabilirdik ama ben çok beğendim sanırım kamp sonuna kadar bunları giyeceğim.
Son bir kez çantaları da kontrol ettikten sonra artık yatmaya hazırdık tabii benim uykum olmadığı için direk kuzeye mesaj attım.
"Çantanı hazırladın mı konu nasıl?"
Aradan çok bir zaman geçmeden cevap geldi zaten.
"Kolum daha iyi Ağrı kesici almadım ama ağrısı yok bu da iyi bir şey olmalı herhalde çantamı da hazırladım"
"Dedim sana gelişme var boşu boşuna kendini strese koyuyorsun"
"Ya çünkü yaklaşık bir ay sonra okullar arası basketbol maçı var ve ben de takımda olmak istiyorum turnuvayı kazanmak istiyorum"
"O zamana kadar bence daha iyi olursun hem yüzme antrenmanlarına da başlayacağız kolunu yavaş yavaş gündelik hayatındaki işlere sokarsan bence daha çabuk iyileşecek"
"Haklısın ve bu durumda en büyük destekçim sensin gerçekten teşekkür ederim"
"Aynı durumda ben olsam sen de bana destek olurdun böyle kötü günler için varız zaten"
"Evet biliyorum ama iyi gününüz de kötü günümüzde hep birlikte geçsin artık kötü gün olmasın istiyorum"
" O zaman kötü düşünmeyi bırak tamam mı şimdi ilaçlarını al ve doğruca yatağına git yarın sabah erken uyanacağız"
" Tamam o zaman ama sen de uyuyacaksın birlikte"
" O zaman iyi geceler"
" İyi geceler seni seviyorum "
Telefonu şarja takıp yatağıma geçiyorum ve erkenden uyuyorum yarın sabah çünkü erkenden uyanıp okul bahçesine gideceğiz oradan da bizim için hazırlanmış otobüsle Zirve koleji'nin doğa kampına gideceğiz.
Yatağa geçtikten hemen sonra zaten uykuya dalıyorum sabah uyuya kalırız diye bir de alarm kurmuştuk ama hiçbirimiz uyuyakalmadık şansa hatta alarmdan önce uyandık hemen bize verilen tulumları üzerimize geçirip evden çıktık okula doğru ilerledik okulda sadece kampa gidecek olan 10. sınıf öğrencileri olduğu için çok fazla kişi değildik. Zaten çoğu kişi gelmemişti 20-30 kişi vardık yoktuk birkaçı Bizim sınıftan bir kaçı da yansımasılardan birileri sanırım pek kimse çadırda kalmak istemiyor.
Kuzey Miran ve Atlas bizden önce gelmişlerdi yanlarına gidip sohbet etmeye başladık sanırım Miran ve derin'in arası biraz bozuk nedenini bilmiyorum anlatmadı belki de öyle bir şey yoktur ama bana öyle geldi gerçi araları bozuk olmasa yan yana gelirlerdi şu an biraz mesafeli gibiler neyse çıkar yakında kokusu diyerekten çok üstelemedim.
Kamp rehberimiz de sınıf hocamız da geldiğine göre artık gidebiliriz teker teker otobüslere binip yan yana oturduk. Derin bir ara yan yana oturalım dedi ama Kuzey çok ısrar edince siz yan yana oturun dedi. Çok tuhaf neden Miran'ın yanına oturmak istemiyor ki ah Miran acaba yine ne yaptın.
Otobüs hareket etmeye başladığında Kuzey elimi tutup yol boyunca zaten hiç bırakmadı yolculuk biraz uzun süreceği için telefonundan bana eski tatil fotoğraflarını falan gösterdi.
"Bir fotoğraflarda çok zayıfmışsın"
"Evet biraz öyle zaten o zamanlar çok fazla yemek yiyemiyordum sonra doktorumun tavsiyesiyle bazı ilaçlara başladım ondan sonra spor falan böyle oldu işte"
"İlginç o yaprak sarmaları iştahla yediğini görünce bir aralar hiç yemek yemediğini düşünmek tuhaf oluyor"
"Yani evet o halimi kim görse yemek yemediğine inanmaz ama o yaprak sarmalar da çok iyi şimdi. Hayatımda yediğim en güzel yaprak sarmadır"
"Ya bir şey soracağım sana Miran bir şeyler anlattı mı size derinle araları bozuk gibi"
"Yok anlatmadı da ben de fark ettim onu normalde gezi kamp gibi şeyler oldu mu çok heyecanlanırdı hatta birkaç gün öncesine kadar derin'le birlikte ilk kamp maceramız olacak diye çok heyecanlıyım falan demişti şu an ikisinin bu halini görünce şaşırdım"
" Allah Allah normalde bir şey olsa derin bize anlatır belki de gerçekten bir şey yoktur sadece bize öyle geliyordur"
" Ya sadece bana ya da sana öyle gelse olabilir ama ikimize birden öyle geldiği için biraz şaşırtıcı"
" Bakalım kamptaki durumların nasıl olacak o zaman anlarız"
" Doğru diyorsun"
Yavaştan şehir yollarından çıkıp orman yollarına sattığımızda biraz daha yavaşladık çünkü orman yolları şehir yolları kadar güzel değildi. Otobüsle yarım saatlik orman yolunu geçtikten sonra nihayet kamp alanına gelmiştik.
Burası düşündüğünden daha güzeldi hiç öyle hayal ettiğim gibi değildi etraf oldukça temiz kamp çadırlarının olduğu yerler ağaçların biraz daha az olduğu yerlerde yapılmıştı. Çadırların olduğu taraf çitlerle çevrilmişti tabii ki de ormanın içine girmek serbestti dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı yapılmıştı o çitler. Girişte de hemen kocaman bir tabela vardı Zirve koleji doğa kampı diye. Piknik masaları ahşap sandalyeler çadırlar gölün yanındaki küçük köprü tamamen doğayla iç içe bir yerdi ve burayı yaparken doğaya hiçbir şekilde zarar verilmemişti bu da çok hoşuma gitmişti.
Otobüsten inerek kampın içine ilerledik hepimiz hayran gözlerle etrafa bakarken derin sessiz bir şekilde bize verilen çadıra gitti tamam bu kadar neler olduğunu öğrenmeliyim.
"Derin iyi misin?"
"Evet evet"
"Neden yüzüme bakmıyorsun o zaman?"
"Yorgunum biliyorsun yol yoruyor beni"
"Miran ile sorun mu var?"
"Hayır bu da nerden çıktı ve ben sanırım biraz ormanda yürüyeceğim"
"Peki ben de gelicem"
"Sen Kuzey ile kal sana ihtiyacı var baksana toparlanmaya başlamışken ona iyi moral oluyorsun"
"Dikkat et kendine ve her zaman yanındayım"
Gülümseyerek teşekkür edip ağaçların olduğu yola ilerledi. Gidip miran ile konuşucaktım ki Kuzey kolumdan tutarak beni gölün o tarafa götürdü.
"Gölü görmen lazım harika"
Evet gerçekten de çok güzeldi güneş berrak suya değdiğinde ortaya muazzam bir görüntü çıkıyordu ama ben bu güzelliğe dalıp gidemicek kadar derin i düşünüyordum. Neyse ki Kuzey biraz olsun dikkatimi dağıtabildi. Kucağına yayılmışken bunun ne kadar huzur verici olduğunu düşüyordum. Birden elini cebine atıp süslü bir kutu çıkardı içinde çok güzel bir kolye vardı.
" Pahalı hediyelerden hoşlanmıyorsun biliyorum o yüzden bunu sıradan bir takı dükkanından aldım "
" İnan bana bu benim için paha biçilmez bir hediye "
" Biliyorum o yüzden aldım ve boynunda çok hoş duracağına eminim"
" O zaman takar mısın?"
"Tabii"
Saçlarımı geriye doğru itip kolye yi takmasında yardımcı oldum. Kolye yi taktıktan sonra boynuma küçük bir öpücük kondurarak bana sarılmaya devam etti.
