34. bölüm / 44
Kül ve MühürZindanlardaki Koku
Bölümler 44Şu an: Zindanlardaki Koku
- 1 Rayların Ritmi520 kelime
- 2 Tozlu Kıvılcımlar638 kelime
- 3 Mirasın Seçimi398 kelime
- 4 Gümüş ve Yeşil Arasında481 kelime
- 5 Otorite ve İsyankar Kan507 kelime
- 6 Gece Yarısı Sırları428 kelime
- 7 Kaosun Kahkahası504 kelime
- 8 Gökyüzünde Dans424 kelime
- 9 Maskelerin Ardındaki Öfke436 kelime
- 10 Hayran Klüpleri474 kelime
- 11 Sınır İhlali489 kelime
- 12 Asaların Savaşı443 kelime
- 13 Revirin Sessizliği428 kelime
- 14 İstisnalar456 kelime
- 15 Seradaki Cam Duvarlar526 kelime
- 16 Sırdaşlar450 kelime
- 17 Kelimesiz Anlaşma477 kelime
- 18 Tahminler ve Gizli İksirler404 kelime
- 19 Görünmez Temas446 kelime
- 20 Cam Kırıkları503 kelime
- 21 Yatakhanedeki Sırlar ve Fısıltılar422 kelime
- 22 Üç süpürge ve Tehlikleli Oyunlar497 kelime
- 23 Kar ve Vişne Çürüğü420 kelime
- 24 Dağılan Renkler ve Sessiz Sorular446 kelime
- 25 Mürekkep ve Mesafe456 kelime
- 26 Kızlar İttifakı430 kelime
- 27 Kahvaltıdaki Fırtına433 kelime
- 28 Maskeler ve Gerçekler415 kelime
- 29 Plaklar ve Eski Ritimler339 kelime
- 30 Mirasın Gölgesinde Bir Sabah296 kelime
- 31 Başlamayan Şeyler359 kelime
- 32 Amortentia ve İlizyonlar451 kelime
- 33 Mühür ve İtiraf376 kelime
- 34 Zindanlardaki Koku458 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 Geceyi Bölen Sessizlik369 kelime
- 36 Sessiz Uyum343 kelime
- 37 Dışarıdan Bakan Gözler443 kelime
- 38 Yıldızların Altında ,Gölgelerin İçinde452 kelime
- 39 Sessizlik ve Kaçış271 kelime
- 40 Masadaki Yerimiz421 kelime
- 41 Gölge Takibi487 kelime
- 42 Çözülemeyen Düğüm521 kelime
- 43 Zihin Oyunları ve Sessiz Savaş548 kelime
- 44 Zindanların Fısıltıları ve Dost Meclisi544 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Büyük Salon’un gürültüsünü arkamda bırakıp hızla zindanlara giden karanlık ve soğuk merdivenleri indim. Kalbim göğüs kafesimi dövüyordu. Elim cübbemin cebindeki mektuba ve o kurutulmuş gece kraliçesi çiçeğine sımsıkı sarılmıştı. Amortentia’da kokladığı şeyin ben olduğumu anladığı an Tom'un gözlerinde gördüğüm o şok dalgası, zihnimde dönüp duruyordu.
Tenha bir koridorun köşesini döneceğim sırada, arkamdan gelen ani ve güçlü bir rüzgarla birlikte bir el kolumu kavradı. Beni hızla taş duvara doğru savurdu.
Karşımda Tom vardı. Göğsü hızla inip kalkıyordu, saçları hafifçe dağılmıştı ve o her zaman ruhsuz bakan gözlerinde bu sefer adeta bir yangın vardı. O aşılmaz sınıf başkanı gitmiş, yerine sırrı ifşa olmuş tehlikeli bir yırtıcı gelmişti.
"Bana oyun mu oynuyorsun Grindelwald?" diye fısıldadı. Sesi o kadar derinden ve öfkeli geliyordu ki koridordaki meşaleler bile hafifçe titredi.
"Ne oyunundan bahsediyorsun Riddle? Bırak kolumu," diyerek kendimi geriye çekmeye çalıştım ama beni duvara daha sert sabitledi. İki eliyle birden omuzlarımdan tutuyordu.
"O koku..." dedi, bakışları doğrudan cübbemin cebine kayarak. "Amortentia... Mühür mumu ve o lanet çiçek. Bilerek yaptın, değil mi? Zihnimi bulandırmak için o mektubu tam karşımda açtın!"
"Ben hiçbir şeyi bilerek yapmadım!" diye çıkıştım, ben de bir Grindelwald olarak geri adım atmayarak. "Mektup ailemden geldi! İçinde en sevdiğim çiçeğin olması benim suçum mu?"
Tom bir an duraksadı. Gözlerindeki öfkenin yerini derin, boğucu bir karmaşa aldı. Yavaşça elini cebime doğru uzattı. Parmakları cübbemin kumaşına sürünürken kalbimin ritmi tamamen bozulmuştu. Cebimden o kurutulmuş çiçeği çıkardı.
Çiçeği parmaklarının arasında tutarken ona bir aşk nesnesi gibi bakmadı; aksine, onu zihnini ele geçiren bir zehir, bir düşman gibi inceliyordu. Çiçeği yavaşça yüzüne doğru yaklaştırdı. Gözlerini kapatmadı; aksine gözlerini doğrudan benim gözlerime dikti. Karanlık, yakıcı bakışlarını benden bir saniye bile ayırmadan çiçeğin kokusunu derinlemesine içine çekti.
O an, Tom’un çenesinin kasıldığını, iradesinin bir kez daha un ufak olduğunu gördüm. Çiçeğin kokusu ve benim tenimin kokusu bu dar koridorda birbirine karışmıştı.
"Gece kraliçesi çiçeği..." diye mırıldandı, sesi adeta bir itiraf gibi boğuklaşmıştı. Çiçeği tutan parmakları hafifçe titredi. "Sınıftayken... zihnim bana oyun oynuyor sanmıştım. Bir Grindelwald’ın kokusunun beni cezbedebileceğine inanmak istemedim. Ama şimdi bu koku tam karşımda duruyor."
"Ne yapacaksın o zaman Riddle?" diye meydan okudum, nefesim onun dudaklarına çarparken. "Zihnini ele geçirmemden bu kadar korkuyorsan, o çiçeği de beni de yok et."
Tom çiçeği avucunun içinde sıktı, yaprakların çıtırtısı koridorda yankılandı. Başını hafifçe eğdi, dudakları kulağımın hemen dibine geldiğinde ürperdim.
"Seni yok etmek çok kolay olurdu Grindelwald," diye fısıldadı tehlikeli bir fısıltıyla. "Ama asıl zor olan ne biliyor musun? Seni yok saymaya çalıştıkça, her zerremle sana ait bu kokuyu arıyor olmak. Bu başlattığın şeyi bitiremeyeceksin, çünkü ben artık o kadehten bir kez içtim."
Avucundaki ezilmiş çiçeği parmaklarımın arasına bırakıp arkasını döndü ve zindanların karanlığında kayboldu. Avucumu açtığımda, ezilmiş yaprakların arasında Tom'un hırsının ve inkar edemediği arzusunun sıcaklığı kalmıştı.
___________________
Yeni bölüm sizlerle 💚 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🤎
Bölüm etkileşimi
