28. bölüm · Kül ve Mühür

Maskeler ve Gerçekler

Black Night

Akşam yemeğinden sonra ortak salonun en kuytu köşesindeki siyah deri koltuklara yayıldık. Şöminedeki yeşil alevler yüzümüze gölgeler düşürürken, Draco elindeki asasıyla dalgın dalgın oynuyor, Mattheo ise bacak bacak üstüne atmış, her zamanki muzip ama bu sefer biraz daha ciddi bakışlarıyla beni süzüyordu.
"O bardak sahnesi..." dedi Draco sessizliği bozarak. "Tom'un kontrolünü kaybettiğini daha önce sadece bir kez görmüştüm, o da çok daha büyük bir meseleydi. Elera, sen onun sinir uçlarıyla oynuyorsun."
"Ben bir şey yapmıyorum Draco," dedim yorgunca başımı arkaya yaslayarak. "Sadece... benden kaçmasına izin vermiyorum."
Mattheo hafifçe öne doğru eğildi, gözlerindeki o alaycı parıltı yerini sarsılmaz bir eminliğe bırakmıştı. "Elera, abim senden hoşlanıyor. Hatta hoşlanmanın da ötesinde, sana fena halde tutulmuş durumda."
Duyduğum şey kalbimin bir an durup sonra hızla çarpmasına neden oldu. "Bildiğin bir şey mi var Mattheo? Sana bir şey mi anlattı?"
Mattheo acı bir gülümsemeyle başını iki yana salladı. "Tom ve birine içini dökmek mi? Güldürme beni. Ama ben onunla aynı kanda büyüyorum. Onu daha önce hiçbir kız için dersin ortasında eşleşme değiştirdiğini, birinin ruj izinden kadehini çevirip içtiğini görmedim. O her zaman mükemmeldi, her zaman kusursuzdu. Ama senin yanındayken... o kusursuzluk çatlıyor. Az önce o bardakla birlikte abimin yıllardır ördüğü o duvar da çatladı."
"Peki ya sen?" dedi Draco, bakışlarını bana dikerek. "Sen ne hissediyorsun Elera? Bu sadece bir Grindelwald-Riddle savaşı mı, yoksa sen de o girdabın içine çekiliyor musun?"
Soru odadaki havayı daha da ağırlaştırdı. Kendi içime baktım; Tom’un o soğuk ama yakan bakışlarını, seradaki çaresizliğini, koridorda duvara yaslandığındaki o yoğun nefesini düşündüm.
"Bilmiyorum," diye itiraf ettim fısıltıyla. "Ondan nefret etmem gerektiğini biliyorum. Kibrinden, soğukluğundan, her şeyi yönetme arzusundan nefret ediyorum. Ama... o kulede veya o karanlık koridorda karşıma çıktığında, sanki dünyadaki tek gerçek oymuş gibi hissetmekten de kendimi alamıyorum. Bu bir savaşsa bile, ben bu savaşta teslim olmayı değil, onunla birlikte yanmayı istiyorum galiba."
Mattheo derin bir iç çekti. "Abim senden kaçıyor çünkü o hiç kaçmazdı Elera. Bugüne kadar her şeyi, her duyguyu fethetti. Ama sen feth edilemiyorsun, aksine onu esir alıyorsun. O yüzden o Penelope gibi 'güvenli' limanlara sığınıyor. Ama merak etme, abim fırtınayı sever. O liman onu çok uzun süre tutamaz."
"Yine de dikkatli ol," diye uyardı Draco, sesi her zamankinden daha korumacıydı. "Tom Riddle, elinden kaçan bir şeyi geri almak için dünyayı yakabilir. Ve şu an senin Mattheo ile bu kadar yakın olman, onun dünyasındaki en büyük yangını başlatıyor olabilir."
"Başlatsın," dedim, gözlerimi şöminedeki yeşil alevlere dikerek. "Zaten bu hikayenin sonunda birilerimiz yanacaktı."

________________

Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💙 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🤎