41. bölüm / 44
Kül ve MühürGölge Takibi
Bölümler 44Şu an: Gölge Takibi
- 1 Rayların Ritmi520 kelime
- 2 Tozlu Kıvılcımlar638 kelime
- 3 Mirasın Seçimi398 kelime
- 4 Gümüş ve Yeşil Arasında481 kelime
- 5 Otorite ve İsyankar Kan507 kelime
- 6 Gece Yarısı Sırları428 kelime
- 7 Kaosun Kahkahası504 kelime
- 8 Gökyüzünde Dans424 kelime
- 9 Maskelerin Ardındaki Öfke436 kelime
- 10 Hayran Klüpleri474 kelime
- 11 Sınır İhlali489 kelime
- 12 Asaların Savaşı443 kelime
- 13 Revirin Sessizliği428 kelime
- 14 İstisnalar456 kelime
- 15 Seradaki Cam Duvarlar526 kelime
- 16 Sırdaşlar450 kelime
- 17 Kelimesiz Anlaşma477 kelime
- 18 Tahminler ve Gizli İksirler404 kelime
- 19 Görünmez Temas446 kelime
- 20 Cam Kırıkları503 kelime
- 21 Yatakhanedeki Sırlar ve Fısıltılar422 kelime
- 22 Üç süpürge ve Tehlikleli Oyunlar497 kelime
- 23 Kar ve Vişne Çürüğü420 kelime
- 24 Dağılan Renkler ve Sessiz Sorular446 kelime
- 25 Mürekkep ve Mesafe456 kelime
- 26 Kızlar İttifakı430 kelime
- 27 Kahvaltıdaki Fırtına433 kelime
- 28 Maskeler ve Gerçekler415 kelime
- 29 Plaklar ve Eski Ritimler339 kelime
- 30 Mirasın Gölgesinde Bir Sabah296 kelime
- 31 Başlamayan Şeyler359 kelime
- 32 Amortentia ve İlizyonlar451 kelime
- 33 Mühür ve İtiraf376 kelime
- 34 Zindanlardaki Koku458 kelime
- 35 Geceyi Bölen Sessizlik369 kelime
- 36 Sessiz Uyum343 kelime
- 37 Dışarıdan Bakan Gözler443 kelime
- 38 Yıldızların Altında ,Gölgelerin İçinde452 kelime
- 39 Sessizlik ve Kaçış271 kelime
- 40 Masadaki Yerimiz421 kelime
- 41 Gölge Takibi487 kelime · Okuduğun bölüm
- 42 Çözülemeyen Düğüm521 kelime
- 43 Zihin Oyunları ve Sessiz Savaş548 kelime
- 44 Zindanların Fısıltıları ve Dost Meclisi544 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kahvaltı bittiğinde Büyük Salon’dan çıkarken masadaki herkesin gözü bizim üzerimizdeydi. Draco’nun tedirgin bakışlarını arkamda hissedebiliyordum ama kafamı bile çevirmedim. Sırlar, zindanların koridorlarında yankılanıyordu sanki.
Gün boyunca dersler arasında koştururken, Tom’un o sabahki hamlesinin etkisinden çıkamamıştım. Sınıflarda yan yana oturmamıştık ama ne zaman başımı koridorda çevirsem, Tom ya karşı koridorun köşesinde duruyor ya da kalabalığın içinde gümüş rengi gözleriyle beni izliyor oluyordu. Bu bir takip değildi; bu, adeta bir gözetleme ve koruma kalkanıydı.
Akşamüstü, okulun kütüphanesinin en kuytu köşesinde, yasaklı büyülerin bulunduğu rafların arasında eski bir parşömen inceliyordum. Kütüphaneci Madam Pince’in ışıkları kıstığı saatlerdi ve etrafta neredeyse kimse yoktu.
Havadaki o hafif mürekkep ve kış rüzgârı kokusunu aldığımda, arkamı dönmeme bile gerek kalmadı.
"Kütüphanenin bu saatte bu kadar sessiz olması şaşırtıcı," dedi Tom. Sesi, rafların arasında yankılandı.
Başımı kaldırdım. Elini raflara yaslamış, üzerime doğru eğilmişti. Gözlerinde sabah kahvaltıdaki o sakinlikten eser yoktu; yerini, sabahki o şokun ve çözülemeyen gizemin getirdiği yoğun bir meraka bırakmıştı.
"Seni bekleyen birileri vardır Riddle, burası senin çalışma alanın değil," dedim, sesimi sabit tutmaya çalışarak.
Tom, bir adım daha yaklaştı. Aramızdaki mesafeyi öyle bir kapattı ki sırtım ahşap raflara yaslandı. Elini, yanı başımdaki rafa koydu; parmakları parşömenimin hemen kenarına değdi.
"Beni neyin beklediğini ben kendim seçerim Elera," dedi, fısıltıya benzer bir sesle. "Sabah o masaya oturduğumda, arkadaşların nefesini tuttu. Herkes ne yaptığımı anlamaya çalışıyor. Ama kimse... senin dün gece kulede ne sakladığını bilmiyor."
Tenim karıncalandı. Kalbim göğüs kafesimi dövüyordu ama ona bunu belli etmemeye kararlıydım.
"Bazı şeyler saklı kalmalıdır Tom," dedim, ilk defa ona adıyla hitap ederek. "Her sırrı çözemezsin. Bazı sırlar insanı yakar."
Tom’un göz bebekleri adeta büyüdü. Ona adımla seslenmemin üzerindeki etkisini yüzünden okuyabiliyordum. Parmak uçları yavaşça parşömenin kenarından kalktı, havada bir an süzüldü; sanki dün geceki gibi yine boynumdaki o izi bulmak ister gibi bir hareket yaptı ama son anda durdu. Kendini tuttu.
"Yakacaksa..." dedi, yüzü yüzüme tehlikeli bir şekilde yaklaşırken, nefesi dudaklarımın üzerinde hissettiğim o soğuk nane ve tütün kokusuna karıştığında, "...birlikte yanarız. Ama benden daha fazla saklayamazsın, Elera."
Gözlerimiz birbirine kilitlenmişti. Tom’un o son sözü, kütüphanenin loş rafları arasında bir yankı gibi havada asılı kaldı. Birlikte yanarız.
Sırtım ahşap rafa yaslıyken, onun o karanlık, kararlı bakışlarındaki ateşi net bir şekilde görebiliyordum. Bir saniye daha o mesafede kalırsak, aramızdaki tüm o ördüğümüz duvarların yerle bir olacağını ve geri dönüşü olmayan bir yola gireceğimizi ikimiz de biliyorduk.
"Fazla iddialısın, Riddle," dedim, sesimi olabildiğince sert tutmaya çalışarak ama kalbimin kulaklarımda attığını gizleyemiyordum. Elimi göğsüne koyup hafifçe ittim. Şaşırtıcı bir şekilde direnmedi; sadece o karanlık gülümsemesiyle geriye doğru yarım adım attı.
"İddialı değilim Elera," dedi, sesini alçaltarak. Arkasını dönmeden önce son bir kez gözlerimin içine baktı. "Sadece ne zaman gerçeği söyleyeceğini bekliyorum."
Arkasına bile bakmadan kütüphanenin karanlık koridoruna doğru yürüyüp gözden kayboldu. Nefesimi tuttuyum yerden bırakırken, ellerimin hafifçe titrediğini fark ettim. Tom Riddle, sadece bir sırkâr ya da rakip değildi artık; zihnime, tenime ve bu şatonun her köşesine sızmaya başlamıştı.
________________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💖 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🤍 ✨
Bölüm etkileşimi
