37. bölüm · Kül ve Mühür

Dışarıdan Bakan Gözler

Black Night

Hafta sonuna doğru şatodaki soğuk hava yerini puslu bir yağmura bırakmıştı. Ders çıkışı, Pansy ve Astoria’nın ısrarlarıyla kendimizi kütüphanenin göl manzaralı en arka masasında bulmuştuk. Üstelik bu sefer yalnız değildik; Hermione de elindeki kalın parşömen tomarlarıyla bize katılmıştı. Aramızdaki o ilk baştaki mesafeli hava, yerini tuhaf ama güvenli bir kızlar ittifakına bırakmıştı.
"İksir dersindeki o haliniz neydi öyle?" diye fısıldadı Pansy, tüy kaleminin arkasıyla çeneme vurarak. "Snape sizi yan yana oturttuğunda nefesimi tuttum. Ama ikiniz de o kadar... uyumluydunuz ki, sanki her gün birlikte dünyayı yönetiyormuşsunuz gibi bir hava vardı."
Astoria kıkırdadı. "Kesinlikle. Blaise bile şaşırdı. Tom’un Penelope’yi tamamen arkasında bırakıp seninle o sessiz ritmi yakalaması... Bu bir geri çekilme değil, Elera. Bu resmen bir kabul."
Bakışlarımı önümdeki kitaba diktim, parmaklarım gayriihtiyari boynumu kapatan saçlarıma gitti. "Sadece iksir yaptık kızlar. Tek bir kelime bile konuşmadık."
O ana kadar sessizce bizi dinleyen ve parşömenlerini düzenleyen Hermione kafasını kaldırdı. Gözlerindeki o analitik ve dikkatli bakış doğrudan bana kilitlendi.
"Konuşmanıza gerek yoktu zaten Elera," dedi Hermione, sesi her zamanki gibi net ve mantıklıydı. "Ben Gryffindor masasından ikinizi de çok net izleyebiliyordum. Tom Riddle’ı bu okulda herkes tanır; o kimseye alan tanımaz, kimsenin varlığına saygı duymaz. Ama bugün... bugün sana bakarken çok farklıydı."
"Nasıl yani?" diye sordum, içimdeki o tuhaf sızının yeniden uyandığını hissederek.
"Sanki bir düşmana, alt etmesi gereken bir rakibe bakar gibi değildi," diye devam etti Hermione, Pansy ve Astoria da nefeslerini tutmuş onu dinliyordu. "Bakışlarında o tanıdık kibir yoktu. Daha çok... sanki dünyadaki en değerli ve aynı zamanda en kırılgan şeyi keşfetmiş gibi, koruması gereken bir şeye bakar gibiydi. Sen kafanı her çevirdiğinde gözlerini senden alamadı. Riddle gibi bir adamın birini 'korumak' ister gibi bakması... İnan bana, bu onun zihnindeki tüm kuralların yıkıldığını gösterir."
Hermione’nin sözleri kütüphanenin sessizliğinde zihnime bir ok gibi saplandı. Koruması gereken bir şey... Tom Riddle ve koruma içgüdüsü. Bu iki kelime birbirine o kadar uzaktı ki, zihnim bunu anlamlandırmakta zorlanıyordu. O bir yırtıcıydı, bir fatihti. Ama içimdeki o Grindelwald sesleri, zindanlardaki o çiçeği koklayışını ve "her zerremle bu kokuyu arıyorum" derkenki o boğuk sesini hatırlatıp duruyordu.
"Erkekler..." diye iç çekti Pansy, ortamın ağırlığını dağıtmak ister gibi. "Önce dünyanı altüst ederler, sonra hiçbir şey olmamış gibi sadece bakarak senin aklını kaçırmana sebep olurlar."
"Katılıyorum," dedi Astoria, Hermione’ye hak verir bir şekilde kafasını sallayarak.
Kızlar kendi aralarında konuşmaya devam ederken, ben camdan dışarıdaki gri göle baktım. Tom’un o iksir dersindeki sakin, parmak uçlarıma değen dokunuşu ve Hermione’nin bu sözleri içimde öyle büyük bir belirsizlik dalgası yaratmıştı ki, şatonun duvarları üzerime çöker gibiydi. Kafam o kadar doluydu, kalbim o kadar büyük bir karmaşanın eşiğindeydi ki... Artık bu sessizlikle tek başıma yüzleşmem gerekiyordu.

_________________

Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💙 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum.🩷