3. bölüm / 44
Kül ve MühürMirasın Seçimi
Bölümler 44Şu an: Mirasın Seçimi
- 1 Rayların Ritmi520 kelime
- 2 Tozlu Kıvılcımlar638 kelime
- 3 Mirasın Seçimi398 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Gümüş ve Yeşil Arasında481 kelime
- 5 Otorite ve İsyankar Kan507 kelime
- 6 Gece Yarısı Sırları428 kelime
- 7 Kaosun Kahkahası504 kelime
- 8 Gökyüzünde Dans424 kelime
- 9 Maskelerin Ardındaki Öfke436 kelime
- 10 Hayran Klüpleri474 kelime
- 11 Sınır İhlali489 kelime
- 12 Asaların Savaşı443 kelime
- 13 Revirin Sessizliği428 kelime
- 14 İstisnalar456 kelime
- 15 Seradaki Cam Duvarlar526 kelime
- 16 Sırdaşlar450 kelime
- 17 Kelimesiz Anlaşma477 kelime
- 18 Tahminler ve Gizli İksirler404 kelime
- 19 Görünmez Temas446 kelime
- 20 Cam Kırıkları503 kelime
- 21 Yatakhanedeki Sırlar ve Fısıltılar422 kelime
- 22 Üç süpürge ve Tehlikleli Oyunlar497 kelime
- 23 Kar ve Vişne Çürüğü420 kelime
- 24 Dağılan Renkler ve Sessiz Sorular446 kelime
- 25 Mürekkep ve Mesafe456 kelime
- 26 Kızlar İttifakı430 kelime
- 27 Kahvaltıdaki Fırtına433 kelime
- 28 Maskeler ve Gerçekler415 kelime
- 29 Plaklar ve Eski Ritimler339 kelime
- 30 Mirasın Gölgesinde Bir Sabah296 kelime
- 31 Başlamayan Şeyler359 kelime
- 32 Amortentia ve İlizyonlar451 kelime
- 33 Mühür ve İtiraf376 kelime
- 34 Zindanlardaki Koku458 kelime
- 35 Geceyi Bölen Sessizlik369 kelime
- 36 Sessiz Uyum343 kelime
- 37 Dışarıdan Bakan Gözler443 kelime
- 38 Yıldızların Altında ,Gölgelerin İçinde452 kelime
- 39 Sessizlik ve Kaçış271 kelime
- 40 Masadaki Yerimiz421 kelime
- 41 Gölge Takibi487 kelime
- 42 Çözülemeyen Düğüm521 kelime
- 43 Zihin Oyunları ve Sessiz Savaş548 kelime
- 44 Zindanların Fısıltıları ve Dost Meclisi544 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Büyük Salon’un devasa meşelerini andıran kapılarının önünde beklemek, Durmstrang’ın o devasa kalesindeki sınavlardan bile daha stresliydi. Yanımdaki birinci sınıflar korkudan titrerken, ben sadece dik durmaya çalışıyordum.
Draco, Slytherin kafilesiyle içeri girmeden hemen önce yanımda duraksadı. Omzuma hafifçe dokunup, o her zamanki kendine güvenen tavrıyla göz kırptı. "Yerin çoktan hazır Elera, sakın başka bir binaya gitmeyi aklından bile geçirme," diye fısıldadı ve gümüş işlemeli peleriniyle içeri süzüldü.
Birinci sınıfların seçimleri bittiğinde, içeriden Profesör Dumbledore’un gür sesi yükseldi:
"Bugün, aramıza çok özel bir misafir katılıyor. Durmstrang’dan yatay geçiş yapan ve eğitimine altıncı yılından devam edecek olan bir öğrenci... Elera Grindelwald!"
İsmim salonda yankılandığı an, o devasa odadaki binlerce kişinin nefesini aynı anda tuttuğunu duydum. Kapılar açıldı. Başım dik, buz mavisi gözlerimi bir an bile kırpmadan koridorun ortasından yürümeye başladım. Binlerce meraklı, korku dolu ve şüpheci bakış üzerimdeydi. Altın Üçlü’nün olduğu masadan Harry’nin bana destek verircesine baktığını gördüm ama bakışlarım gayriihtiyari Slytherin masasına kaydı. Tom Riddle, ellerini masanın üzerinde birleştirmiş, hiçbir ifade barındırmayan o karanlık gözleriyle beni izliyordu.
Tabureye oturduğumda Profesör McGonagall Seçmen Şapka’yı yavaşça başıma bıraktı. Şapka, kafama değer değmez sanki zihnimin içinde bir fırtına koptu.
"Hımm," diye mırıldandı Şapka, sesi tüm salonda yankılanıyordu. "Çok derin... Çok karanlık ama bir o kadar da aydınlık bir zihin. Büyükbabasının dehası damarlarında akıyor, görüyorum. Ama o mirası bir pranga gibi değil, bir pelerin gibi taşıyor."
Salonda çıt çıkmıyordu. Şapka aniden kıkırdamaya başladı, bu ses herkesin tüylerini ürpertmişti.
"Merak etmeyin evlatlarım! Bu kızın Hogwarts’ı ele geçirmek gibi bir planı yok... En azından şimdilik!"
Bu söz üzerine salonda hafif bir gülüşme ve rahatlama dalgası yayıldı. Ben de kendimi tutamayarak hafifçe sırıttım; Şapka'nın bu alaycı tavrı tam benim tarzımdı. Ama Şapka’nın sesi tekrar ciddileşti:
"Zeka var, hem de en tehlikelilerinden... Cesaret var, ölüme meydan okuyacak kadar... Sadakat var ama sadece kendi seçtiklerine. Ancak senin için asıl meydan okuma, senin gibi olanların arasında başlayacak."
Şapka birkaç saniye daha zihnimi kurcaladı, sanki en gizli köşelerimi, o gümüşümsü yara izinin bıraktığı izleri bile görüyordu. En sonunda kararını verdi ve tüm şatoyu sarsacak o kelimeyi haykırdı:
"SLYTHERIN!"
Slytherin masası bir anda ayaklanırken, Draco’nun alkışları en yüksek olanıydı. Şapka başımdan alınırken ayağa kalktım. Tom Riddle ile göz göze geldik. O hala alkışlamıyordu; sadece soğuk bir merakla, sanki karşısında çözülmesi gereken en karmaşık denklemi görüyormuş gibi bakıyordu.
Dudağımda o alaycı gülümsemeyle yeşil-gümüşlü masaya doğru yürümeye başladım. Gerçek oyun şimdi başlıyordu.
___________________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💚 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum ✨
Bölüm etkileşimi
