19. bölüm / 44
Kül ve MühürGörünmez Temas
Bölümler 44Şu an: Görünmez Temas
- 1 Rayların Ritmi520 kelime
- 2 Tozlu Kıvılcımlar638 kelime
- 3 Mirasın Seçimi398 kelime
- 4 Gümüş ve Yeşil Arasında481 kelime
- 5 Otorite ve İsyankar Kan507 kelime
- 6 Gece Yarısı Sırları428 kelime
- 7 Kaosun Kahkahası504 kelime
- 8 Gökyüzünde Dans424 kelime
- 9 Maskelerin Ardındaki Öfke436 kelime
- 10 Hayran Klüpleri474 kelime
- 11 Sınır İhlali489 kelime
- 12 Asaların Savaşı443 kelime
- 13 Revirin Sessizliği428 kelime
- 14 İstisnalar456 kelime
- 15 Seradaki Cam Duvarlar526 kelime
- 16 Sırdaşlar450 kelime
- 17 Kelimesiz Anlaşma477 kelime
- 18 Tahminler ve Gizli İksirler404 kelime
- 19 Görünmez Temas446 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 Cam Kırıkları503 kelime
- 21 Yatakhanedeki Sırlar ve Fısıltılar422 kelime
- 22 Üç süpürge ve Tehlikleli Oyunlar497 kelime
- 23 Kar ve Vişne Çürüğü420 kelime
- 24 Dağılan Renkler ve Sessiz Sorular446 kelime
- 25 Mürekkep ve Mesafe456 kelime
- 26 Kızlar İttifakı430 kelime
- 27 Kahvaltıdaki Fırtına433 kelime
- 28 Maskeler ve Gerçekler415 kelime
- 29 Plaklar ve Eski Ritimler339 kelime
- 30 Mirasın Gölgesinde Bir Sabah296 kelime
- 31 Başlamayan Şeyler359 kelime
- 32 Amortentia ve İlizyonlar451 kelime
- 33 Mühür ve İtiraf376 kelime
- 34 Zindanlardaki Koku458 kelime
- 35 Geceyi Bölen Sessizlik369 kelime
- 36 Sessiz Uyum343 kelime
- 37 Dışarıdan Bakan Gözler443 kelime
- 38 Yıldızların Altında ,Gölgelerin İçinde452 kelime
- 39 Sessizlik ve Kaçış271 kelime
- 40 Masadaki Yerimiz421 kelime
- 41 Gölge Takibi487 kelime
- 42 Çözülemeyen Düğüm521 kelime
- 43 Zihin Oyunları ve Sessiz Savaş548 kelime
- 44 Zindanların Fısıltıları ve Dost Meclisi544 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi sabah uyandığımda bileğimdeki morlukların renginin mucizevi bir şekilde açıldığını fark ettim. Tom’un "kedi dili özlü" karışımı, Madam Pomfrey’in standart iksirlerinden çok daha etkiliydi. Merhemi dikkatlice sürüp cübbemin kollarını düzelttim. Notundaki o "Bir anlam yükleme" uyarısı zihnimde yankılansa da, iksirin tenimdeki serinliği Tom’un varlığını her an hatırlatıyordu.
Tarih dersinde, Profesör Binns’in monoton sesi sınıfı uyuştururken, Tom ile yan yana düşmüştük. Aramızda sadece birkaç santim vardı. Tom her zamanki gibi dik oturuyor, tüy kalemini kağıdın üzerinde kusursuz bir ritimle oynatıyordu.
Bir ara masanın üzerindeki parşömeni düzeltmek için elimi uzattığımda, Tom aniden hareket etti. Hiç beklemediğim bir anda, sol elini masanın altından değil, tam tersine, herkesin görebileceği ama kimsenin dikkat etmediği o dar boşlukta bileğimin üzerine koydu.
Nefesim boğazımda düğümlendi. Kalbim göğüs kafesimi zorlamaya başladı.
Tom, sanki çok normal bir şey yapıyormuş, sadece önündeki kitaba odaklanıyormuş gibi görünüyordu. Ama parmakları, cübbemin kolunu hafifçe geriye iterek tam morlukların olduğu noktaya temas etti. Tenimin sıcaklığıyla onun parmaklarının serinliği çarpıştığında, tüm sınıfın bir anlığına karardığını hissettim.
"İyileşiyor," diye fısıldadı. Sesi o kadar alçaktı ki, Profesör Binns’in mırıltısı arasında kaybolup gidiyordu. Sadece benim duyabileceğim bir frekanstaydı.
Parmak uçlarıyla bileğimin iç kısmını, nabzımın hızla attığı o hassas noktayı hafifçe okşadı. Bu bir sevgi gösterisi değildi; bu bir tespit, bir kontrol ve belki de bir sahiplenme hamlesiydi. Nabzımın düzensizliğini hissettiğinden emindim ve bu durumun hoşuna gittiğini, çenesinin hafifçe yukarı kalkmasından anlıyordum.
"Bırak," diye mırıldandım, sesim titremesin diye büyük bir çaba sarf ederek.
Tom, bakışlarını hala önündeki parşömenden ayırmadan, parmaklarını bileğimden yavaşça çekti. Ama çekmeden hemen önce, baş parmağıyla bileğime hafif bir baskı uygulayarak orada görünmez bir imza bıraktı.
"Dozajı doğru ayarlamışım," dedi soğuk bir profesyonellikle. "Borcumun tamamen kapandığından emin olmak istedim Grindelwald. Artık birbirimize karşı hiçbir yükümlülüğümüz kalmadı."
"Öyle mi dersin Riddle?" dedim, masanın altından sıktığım yumruğumu gevşeterek. "Bazı izler iksirle geçmez, biliyorsun."
Tom bir an duraksadı. Tüy kalemi kağıdın üzerinde küçük bir mürekkep lekesi bıraktı; onun gibi biri için bu, büyük bir kontrol kaybı işaretiydi. Göz ucuyla bana baktı; o karanlık gözlerde ilk kez bir savunmasızlık kırıntısı yakaladım. Ama hemen ardından o buz gibi maskesini geri taktı.
Ders bittiğinde Mattheo yanımıza gelip kolunu omzuma attı. "Hey Elera! Hafta sonu Hogsmeade’e gidiyoruz, planlar yapıldı mı?"
Tom, kitaplarını sertçe çantasına yerleştirirken Mattheo’ya değil, doğrudan bana baktı. Bileğime dokunan o parmakların sıcaklığı hala tenimdeydi. "İyi eğlenceler Mattheo," dedi Tom, sesi her zamankinden daha mesafeliydi. "Tabii Elera, iyileşen bileğini bir yerlere çarpmamaya dikkat ederse."
Mattheo şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. "Bileği mi? Sen nereden biliyorsun iyileştiğini?"
Tom cevap vermedi, sadece yanımızdan rüzgar gibi geçip gitti. Mattheo bana dönüp sırıttı: "Bu adam kesinlikle seni takip ediyor. Yoksa senin kolunun altındaki sargıyı görecek kadar dikkatli değildir o buz kralı."
_________________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 🩶 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🤍
Bölüm etkileşimi
