21. bölüm · Kül ve Mühür

Yatakhanedeki Sırlar ve Fısıltılar

Black Night

Yatakhanenin ağır meşe kapısını itip içeri girdiğimde, bacaklarımın hala titrediğini hissedebiliyordum. Tom'un o karanlık koridordaki kokusu ve duvardaki sert duruşu hala üzerime sinmiş gibiydi. İçeride Pansy ve Astoria, yataklarının üzerine yayılmış, kıkırdayarak bir şeyler konuşuyorlardı. Ben girdiğimde ikisi de aniden sustu.
"Elera? Yüzün kireç gibi olmuş, ne oldu sana?" Pansy, elindeki tırnak törpüsünü bırakıp kaşlarını çattı.
"Sadece... merdivenleri hızlı çıktım," dedim, kendimi yatağıma bırakarak. Ama sesimdeki o titremeyi gizleyememişim.
Astoria yanıma gelip yatağımın kenarına oturdu. "Yalan söyleme, gözlerin parlıyor. Biriyle mi karşılaştın? Yoksa yine o Riddle kardeşlerden biriyle mi uğraşıyordun?"
Derin bir nefes aldım. "Bakın, anlatacağım ama bu odadan tek bir kelime çıkmayacak, anlaştık mı?" İkisi de heyecanla birbirine bakıp onayladılar. "Tom ile karşılaştım. O şişeyi iade ettim ama işler biraz... garipleşti."
Pansy ağzını eliyle kapattı. "Garipleşti derken? Seni öldürmeye mi çalıştı yoksa?"
"Hayır," dedim fısıltıyla. "Beni duvara yasladı Pansy. Nefret ettiğini söylüyor ama bakışları... Sanki kontrolünü kaybetmekten ödü kopuyor gibiydi."
Oda bir anda buz kesti, sonra ikisi birden aynı anda çığlık atar gibi bağırmaya başladı ama yastıklarıyla seslerini bastırdılar. "İnanamıyorum! Tom Riddle ve birini duvara yaslamak mı?" Astoria şaşkınlıktan şoka girmişti. "Elera, sen o adamın içinde neyi tetikledin böyle?"
"Bilmiyorum," dedim başımı yastığa gömerek. "Ama Draco duyarsa Tom'u düelloya davet eder, lütfen sessiz olun."
Pansy bir an duraksadı, Draco’nun adını duyunca yüzündeki ifade bir anlığına yumuşadı ama hemen ardından o sert maskesini taktı. "Draco seni korumaya çok meraklı zaten," dedi, sesindeki hafif kıskançlığı yakalamıştım.
Astoria kıkırdadı. "Pansy, sanki bilmiyormuşuz gibi davranma. Draco ne zaman odaya girse senin rengin değişiyor."
"Astoria, sus!" Pansy yastığını Astoria'ya fırlattı ama yanaklarının kızarmasına engel olamadı. Sonra bana döndü. "O senin çok yakın arkadaşın Elera. Yani... onun aklında başka biri var mı, biliyor musun? Belki de beni sadece 'arkadaşının arkadaşı' olarak görüyordur."
Pansy’nin bu savunmasız hali beni gülümsetti. "Pansy, Draco bazen bir kaya kadar kalın kafalı olabilir ama emin ol, seninleyken bakışları farklılaşıyor. Hatta geçen gün senin hakkında 'Pansy bu okulun en keskin zekalı kızı' dediğini duydum."
Pansy’nin yüzünde güller açarken, Astoria iç geçirdi. "En azından sizin bir umudunuz var. Ben ise gidip o zıpır Blaise’e aşık oldum. Adamın ciddiye aldığı tek şey kendi esprileri."
"Blaise mi?" diye sordum hayretle. "O her şeye gülen, yerinde duramayan Blaise?"
"Evet," dedi Astoria hüzünle. "Ama o beni sadece 'küçük Greengrass' olarak görüyor."
"Greceğiz bakalım," dedim ayağa kalkıp aynada saçlarımı düzelterek. "Yarın Hogsmeade günü. Hepimiz için yeni bir başlangıç olabilir. Pansy, sen Draco ile ilgileneceksin; Astoria, sen Blaise’i o şakalarından vuracaksın. Ben ise... Ben sadece Tom’un gölgesinden kaçmaya çalışacağım."

__________________

Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💓 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🫶