Kayıp Anılar kitap kapağı

19. bölüm / 32

Kayıp Anılar

19. Özlenen Yakındayken Hicran Duyulamaz Mı?

Vaveyla Yazarı: Yüsra Bulut

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: 19. Özlenen Yakındayken Hicran Duyulamaz Mı?

(Kızıl Panda-Yeliz'in- anlatımıyla...)

Kasım ayının rüzgarlı günlerinden biriydi. Kurumuş yapraklar yerlere dökülmüş, hava adete sonbahardayız diyordu. Rüzgarın uğultusu evin içinden bile duyuluyordu. Beni rahatlatıp, sakinleştiren mevsimdeydik. Sonbahar her zaman en sevdiğim mevsim olmuştu.

Mutfağa kahvaltıya indiğimde ikiz abilerim ve annem çoktan yemek yemeye başlamıştı. "Günaydın." dedim. Annem "Günaydın kızım." dedi ve bana baktı. Kızıl saçlarımı yukarıdan dağınık topuz yapmış, dün gecenin yorgunluğundan göz altlarım morarmıştı.

"Ölü gibisin kızım." dedi annem.
"Dünün yorgunluğu anne."
"Dün neler yaptın?"
Ne mi yaptım....
"Hiç. Öyle arkadaşlarla takıldık işte baloda." Gizem ve Yiğit'i saymazsak balonun tamamını Tolga'yla geçirmiştim.
Doruk abim "Anne kızın elin adamlarıyla dans ediyor, dans dans!" dedi elini sallayarak.
"Ne!" dedi annem şaşkınlıkla bana bakarak.
"Anne, elin adamları dediği de sadece Tolga'yla dans ettim. Onu da biliyorsun zaten arkadaşım."
"Hee." dedi annem çatalını salatalığa uzatırken. "Ben o çocuğa güveniyorum zaten. Sempatik ve komik biri. Güldürüyor mu seni de hiç?" diye sordu.
"Hımhı." diye onayladım. "En şakacımız desem yeri. Boşboğaz ama komik." istemsizce güldüm.
Baran abim annemin kulağına eğilip "Anne kızın âşık olmuş belli." dedi fısıltıyla. Ama dediklerini duymuştum.
"Yok öyle bir şey! Gene saçmalıyorsunuz."
Doruk abim "Genellikle âşık olanların %90'ı senin dediğin gibi 'Yok öyle bir şey!' der." dedi.
"Kafandan atma. Babam öldükten sonra ailemden başka kimseyi sevmeyeceğime söz verdim."

Baban olsaydı anlardı, dedi iç sesim. Bu duygunun, neler hissettiğini bi' baban söyleyebilirdi sana Yeliz...

Haklısın iç ses, bu sefer gerçekten haklısın...

Hepsi, babamdan bahsedince sustu. Gözleri dolsa da bir şey demediler. Tabağımdakiler bitince "Eline sağlık anne." deyip odama çekildim. Belki biraz dışarı çıkıp hava almalıydım. Üzerime bej renginde pamuklu bir kazak altıma ise beyaz renginde kot pantolon giymiştim. Kızıl saçlarımı ensemde topuz yapıp odamdan çıktım.

Diğerlerine evden çıkacağımı haber vermek için salona baktım. Kimse yoktu. Abimlerin odasına gittim. Gördüklerimle duraksadım. Milyonda bir kez gerçekleşen bir olaya tanıklık ediyordum. Doruk abim ders çalışıyor, Baran abim ise kitap okuyordu. Gözlerimi kırpıştırdım.

"Siz gerçek misiniz?" diye sordum hayretler içerisinde.
"Farklı bir boyuttayız." dedi Doruk abim.
"Bir yere mi gidiyorsun?" diye sordu Baran abim.
"Evet, şuradaki parka çıkıp biraz hava alacağım. Çok durmam gelirim birazdan."
"Tamam, dikkatli ol." dedi Doruk abim.
"Çıkarken odanın kapısını kapatsana." dedi Baran abim.

Gün, intikam günüdür...

Odadan çıkarken kapıyı sonuna kadar çekip 1 santimlik boşluk bıraktım ve uzaklaştım. Arkamdan ikisinin de "Düzgün kapat lan şunu!" diyen sesleri geldi. Güldüm ve kapının önüne geldiğimde beyaz renkli mantomu da giydiğimde evden çıktım.

Her zamanki gibi esen rüzgar beni selamladı. Adımlarım alışkanlıkla büyük ve yeşilliklerin olduğu o parka gitti. Etraf sakindi. Pek kimse yoktu. Bir banka oturdum ve çantamdan kablosuz kulaklığı çıkarıp kulalığıma taktım. Reyhan Karaca'nın "Sevdik Sevdalandık" şarkısı çalmaya başladı.

Yine başım dönüyor garip hâllerde
Neden koşarsın hâlâ boş hayallerde?
Anladım bir şey eksik, bulamadım, ner'de?
Sorma hiçbir şey sorma, aklım başka yerlerde

Adımız çıkmışsa elalemin dilinde
Eski bir hikaye bu kimin umrunda
Sarılmışız biz bize, keyfimiz yerinde
Dünya dursa bile kimin umurunda

Sevdik, sevdalandık
Kör düğümle bağlandık
Böyle ayrı gayrı olmaz, olmaz

Duysa, alem duysa
Dert etme derdin buysa
Artık ayrı gayrı olmaz, olmaz

Şarkının sakinleştirici ve hoş bir tonu vardı. Dinlerken mırıldanıyor başımı hareket ettiriyordum. Bence bir insanı rahatlatan şeylerden biri de müzikti. Hoş ses, beyninizin içine girdikten sonra sanki tüm dertlerinizi unutuyordunuz. Geriye sadece sen ve müzik kalıyordu. Etrafındaki şeylerden soyutlanıyordun.

Gözümü kapatıp müzik dinleyerek düşüncelere dalmışken kulaklığımı biri çekti. Gözlerimi açtım ve karşımda Tolga'yı buldum. Kalbimi bir sıcaklık kapladı. Neden burada olduğunu sorgularcasına ona baktım.

O ise "Naber Kızıl Panda?" deyip yanıma oturdu. Kulaklığımı kendi kulağına taktı.

"Neden buradasın?" diye sordum.

"Bir arkadaşa bakıp çıkacaktım ki seni gördüm." diye cevapladı. Bir şey demedim. Öylece parkı izledim. O ise kulaklığımdan müzik dinliyordu. Umarım dinlediğim şarkılarla dalga geçmezdi...

Ben tam böyle düşünürken önce yüzünü buruşturdu -şarkının nasıl olduğunu anlamak ister gibi bir hali vardı- ve kahkahayı bastı. Neredeyse tüm park onun kahkaha sesiyle yankılandı.

"Cilveloy nanayda mı dinlerdin sen?" diye sordu. Ardından "İndim dere ırmağa hoy nanayda, cilveloy nanayda, zeytin dalı kırmaya hoy nanayda, cilveloy nanayda!" diye bağırmaya başladı.

"Salak mısın, ne bağırıyorsun!" diyerek omzuna vurdum.
"Doğru ya, sen Karadenizliydin. Bak, ben bu zevkini çok sevdim şimdiden söyleyeyim." dedi ve şarkıyı mırıldanmaya başladı.
"Gerizekalı!" dedim ve ardından somurttum. Gelip şurada kafa dinliyordum ve tüm zevkimin içine ediyordu.

Bir süre daha dinledi ve ardından kulaklığı bana uzattı. "Şarkı bitti." diyerek somurttu. "Sıradaki şarkıyı hiç beğenmedim, al sen dinle."

"Mal! Ne diye kafa dinlerken karşıma çıkıyorsun ki?"

"Beni özlemedin mi? Kesin özledin. O yüzden dışarı çıktın. Genellikle evde olursun sen, buraya geldin ki Tolgacığım da gelsin dedin. Bak, Tolgacığın da 'Kızıl Pandam beni bekliyordur' deyip geldi." dedi gülerek.

"Özlemedim seni, daha dün gece görüştük."
"Ben özledim seni, hasret duydum sana. Şuan da duyuyorum." deyince yanaklarımın kızardığını hissettim. Kendimi toparlayıp:
"Neden?" diye sordum.
"Hasret, özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?" dedi, Victor Hugo'nun şiirinden bir alıntısını söyleyerek.
"Tolga Şahinler, açık konuşamaz mı? İlla şiirle ya da dalga geçerek mi konuşmalı?" dedim bende cevap olarak.

Tolga söylediğime kahkaha attı. "Hayır, konuşamaz. İlla dalga geçmeli." dedi. Göz devirdim.
"Kızıl Panda?" dedi bana bakarak. Artık bana Kızıl Panda demesini sorgulamıyordum. Üstelik sorsam bile bana cevabı vermezdi.
"Hım?" diye mırıldandım.

Rüzgar biraz daha esti. Önden çıkan kızıl saç tutamlarım uçuşuyordu. Yüzüme gelince saç tutamlarımı geri atacaktım ki Tolga, eliyle saç tutamını kulağımın arkasına sıkıştırdı. Ardından "Senin bu başına buyruk kızıl saçların..." diye mırıldandı. Eli hâlâ saçımı tutuyordu. "Rüzgarda uçuşurken çok güzel oluyor. Sanki ateş gibi. Bende o ateşte yanıyorum."

Yutkundum. Gözlerine baktım. Ela gözleri daha önce hiç bakmadığı gibi bakıyordu. Gözlerini okuyunca tekrar yutkundum.
Aşkla, dedi iç sesim. Aşkla bakıyor Yeliz...
Evet iç ses, evet... Yine haklısın.

Hafifçe öksürdüm. Derin bir nefes aldım. Boğuluyor gibiydim. Yana kaydım. Bakışlarımı ondan çektim. Tam şuan da kaçıp gitsem ne olurdu acaba? Neyseki telefonu çaldı ve bakışlarını benden çekti. Telefonu açtı.

"Buyur Yiğit'im, beni mi özledin?"
"Hee seni özledim. O yüzden aradım." dedi telefondaki. Tolga'nın da dediğine göre Yiğit'ti. Tolga hapörlore aldığı için duyabiliyordum.
"Bazıları da beni özlememiş." dedi Tolga dertlenerek. Yandan bana bir bakış attı. Göz devirdim.
"Neyse onu bunu boşver," dedi Yiğit. "Birazdan Derin,ben ve İzmir'de ki arkadaşları bir kafeye gideceğiz. Derin, sizi de çağırmamı söyledi. Geliyor musunuz?"

Tolga düşünür gibi yaptı. "Hmm evet evet, Pelin ile mutlaka geliriz." dedi. Gözlerimi kocaman açarak ona baktım. "Pelin kim!" diye bağırdım. Tolga, bekle dercesine işaret parmağını kaldırdı. Yiğit "Hımhı. Siz Pelin ile gelin, ben konum atıyorum." dedi ve kapatmadan önce küçük bir gülme sesi geldi.

Telefon kapandığında sinirden çantamı Tolga'nın kafasına geçirdim. Ben varken ne demek Pelin diye biriyle gidiyorlardı? Üstelik İzmir'de ki arkadaşları bile vardı, ben mi yoktum? Telefonuma baktım, belki Gizem bana mesaj atıp çağırmıştır. Ama ne arayan ne de soran vardı.

Hayal kırıklığı ile Tolga'ya baktım. O ise kıs kıs gülüyordu. "Ne gülüyorsun be Dangalak!" diyerek yine çantamı ona geçirdim. Gözlerim doldu. "Nasıl benim yerime başkasıyla gidersiniz? Hiç mi değerim yok? Allah hepinizin belasını versin!" Hızlı adımlarla ordan uzaklaşıyordum ki kolumdan tuttu. Sol gözümden düşen bir yaşı gördü. Yutkundu. Kolumu çekip yine uzaklaşmaya çalışıyordum ki birden kollarını bana sardı ve sarıldı. Kaskatı kesildim.

"Kızıl Panda'm" diye mırıldandı. "Sence ben senin yerine bir başkasıyla gider miyim? Şaka yaptım. Benim için varsa yoksa senken niye o olmayan kişiyle gideyim ki?" Saçlarımı okşadı.

"Yiğit niye o zaman Pelin'den bahsetti?"

"Seni kıskandırmaya çalıştığımı anlayınca o da öyle dedi." Alnını alnıma yasladı. Gözümdeki yaşı sildi. "Görünüşe göre birileri gerçekten kıskanmış." deyip güldü. Elimle göğsüne vurdum. "Yiğit de, sen de malsınız!"
"Ben bi sana malım, Yiğit kime mal, orası beni ilgilendirmiyor." Kolunu omzuma attı. "Gidelim Kızıl Panda." deyip yürümeye başladık.

(Derin'in anlatımıyla...)

Kafeye geldiğimizde sekiz kişilik bir masaya oturmuştuk. Yeliz ve Tolga henüz gelmemişti ama Yiğit hepimizden önce buradaydı. Sağ yanımda oturuyordu. Hepimiz siparişleri vermek için ikisini bekliyorduk.

"Ee biz buraya geldik de," dedi Berk. "Öylece oturacak mıyız?"
"Hayır, zıkkımlanacağız." dedi Derya.
Deniz "Hani buraya geldiğimizde 'ben kimim?' oyununu oynuyorduk. Yarım kalmıştık bence ona devam edelim." dedi.

Ben kimim oyunu...
Onlar buraya geldiklerinde...

Küçük bir unutmadan sonra Yiğit'in bana iltifat ettiği gün oynadığımızı hatırladım. Gülümseyerek ona baktım. O da o günü hatırlamış olacak ki sırıttı. Diğerlerine dönerek:

"Yeliz ve Tolga da geldiğinde oynayalım." dedim. Tam o sırada ikisi kafeden içeri girdi. Bizi görünce boş iki sandalyeye oturdular.

"Selamün aleyküm." dedi Tolga.
"Aleyküm selam, hoşgeldiniz." dedi Hakan.
"Siz de öyle." dedi Yeliz. "Çok beklettik mi?" diye sordu.
"Sorun değil." diye mırıldandım. "Birileri size çok geç haber vermiş de..." dedim yandan yandan Yiğit'e bakarak.
Derya "Yelizler de geldiğine göre siparişi verelim o zaman?" dedi. Bir kahve ve tatlı sipariş ettiğimizde siparişlerimizin gelmesini bekledik.

"Deniz, bir önceki geldiklerinde oynadığımız 'ben kimim' oyununu oynayalım diyor. Ne dersiniz, oynayalım mı?" diye sordum.

İkisi de olumlu anlamda başını salladı. Birbirimizle bakıştık. Yiğit "Kim gözlerini kapatıy-" diyecekken elimle gözlerini kapattım ve "Sen. İlk konuşan gözlerini kapatır." dedim. Yiğit kulağını da gözlerini de kapattığında tekrar birbirimizle bakıştık.

Derya fısıltıyla "Yeliz, sen ol." dedi. Yeliz, ilk başta bilemedi ve tamam dercesine kafa salladı. Yiğit'in koluna dokundum ve "Açabilirsin." dedim. Yiğit gözlerini açtığında konuştum.

"Bir hastalığı var, ve bununla çok acı çektiği zamanlar oluyor." dedim migren ağrılarından bahsederek.

Derya "Nadir bulunan fiziksel bir özelliğe sahip." dedi. Sanırım kızıl saçlı olmasından bahsediyordu.

Tolga sırıtarak "Benim en sevdiğim hayvanı, ona diyorum." dedi. Yiğit, gülerek "Yeliz mi?" diye sordu. Yeliz, eliyle Tolga'nın kafasına vurdu. Tolga "Dııt, yanlış cevap. Cevap, Kızıl Panda olacaktı!"

Yeliz somurtarak ona bakıp "Çok komikmiş, hahaha gül gül öldüm vallahi." dedi daha da ters ters bakarak. Tekrar kimi seçeceğimizi bakarken Hakan "Gönüllü varsa söylesin." dedi. Berk "İlk konuşan gözlerini kapatıyordu salak, bu yüzden kimse konuşmadı. Ve ilk konuşan sen olduğuna göre Hakan, gözlerini kapat."

Hakan, söylenerek gözlerini kapattı. Yine bakışma sahnesi yaşadık. Berk "Lan Deniz, sen olsana." dedi.

"Niye ben?" dedi Deniz.
"İşte ol, hadi. Mızıkçılıl yapan da atılıyordu." diye ekledi Berk.
"Off, tamam." dedi Deniz.

Hakan gözlerini açtığında bize bi bakış attı. Kimse konuşmayınca "Oğlum söylesenize lan!" dedi.

Deniz "Öncelikle... Onu sinir edenleri parçalara bölebilecek biri." dedi.

"Biraz süslü. Bakıma önem veriyor." dedi Derya.

Berk "En küçük bir olayda kıyameti koparabilir." dedi.

Hakan "Deniz mi?" diye sordu.

Tolga "Nerden bildin?" dedi

"Küçük bir olayda kıyameti koparabilecek tek kişi var, o da Deniz. Bir önceki geldiğimizde ayağını burktu diye tüm ev halkını hastaneye götürmüştü!" dedi. Bu olay aklımıza geldiğinde kıkırdadık. Deniz ise somurttu.

"Ama gerçekten canım acımıştı. Üstelik onun sorumlusu da sendin Hakan." dedi Deniz.

"Öf tamam her şeyin sorumlusu benim. Tırnağım kırıldı, senin yüzünden Hakan. Kitabımın sayfası yırtılmış, sen mi yaptın Hakan? Hakan,Hakan,Hakan! Ne yapsın bu gariban Hakan?" diye hiddetlendi.

"Diğer şeyleri umursamayabilirim ama kitabımın sayfasını yırttığın için aynı kitabı almak zorundasın!"

"Lan ben yırtmadım ki!"

Tam bu sırada siparişlerimiz geldi ve ikisi de atışmalarına son verdi. Berk "Allah hiçbir kulunu siz ikinizin atışmasını dinlettirecek kadar ağır ceza vermesin." dedi.

Hakan "O yüzden mi gece gündüz bizi dinliyorsun Derya ile?" dedi.

Derya "Beni karıştırmayın." dedi ve kahvesinden bir yudum aldı. Berk "Lan önceden sarıyordu, artık iyice cıvıttınız. Bence bu kadar uzatmayın artık." dedi.

Deniz "Neyi uzatmayalım?" diye sordu.

Berk "Anlayan anladı." dedi ve kafe sessizleşti. Ve o an fark ettim ki tek konuşan bizmişiz. Kafede birkaç kişi vardı ama onlar da çok ses çıkarmıyordu. Sessiz sessiz tatlılarımızı yerken kafeden içeri girenlerle duraksadım.

İçeri Gamze,Pembe Cadı, Egemen ve ekibindeki birkaç kişi daha girdi. Hepsi bizi gördü ve tam yanımızdaki masaya oturdular. Tolga ve Yiğit yumruklarını sıktı. Yeliz ise ters ters onlara baktı. İzmir'de ki arkadaşlarım da ne olduğunu sorgular gibi baktı. Derya'nın kulağına eğilip "Size bahsettiğim, ilk gün geldiğimdeki o zorba grup." diye açıkladım. Derya kaşlarını çattı ve diğerlerine de söyledi. Yeliz;Tolga ve Yiğit'e "İsterseniz içeceklerimizi bitirip kalkalım." dedim.

Yeliz onların da duyabileceği bir sesle "Onlardan rahatsız olup da gidecek değilim, çok rahatsızlarsa kendileri gitsinler." dedi. Bunları duyan Gamze kaşlarını çattı.

"Bizden rahatsızsan Yeliz, tutmayalım seni. Kapıya da yakınsın hem." dedi Gamze.

Deniz ellerini masaya vurdu. "Düzgün konuş arkadaşım hakkında, yoksa asıl kapıdan dışarı edilen sen olursun!" diye bağırdı. Tüm kafe sessizleşti, öyle ki garsonlar bile yerinde durup bizi izlemeye başladı.

Pembe Cadı, eliyle pembe saç tutamlarıyla oynarken Deniz'e küçümsercesine bir bakış attı. "Sen mi kapı dışarı edeceksin?" Güldü. "Benim dengim bile değilsin."

Deniz de aşağılayıcı bir şekilde güldü. "Haklısın, senin seviyende olmak için aşağı inmek gerekiyor."

Egemen, yani Ego dediğim şahsiyet "Ne bu? İlkokul kavgası falan mı?" diye güldü.

Hakan "Boşver şunları, Deniz. Ağzını yorduğuna değmez." dedi.

"İyi bi' döversem ellerime değer bence." dedi dişlerini sıkarak.

Ego kahkaha attı. Ayağa kalktı ve yavaş adımlarla Deniz'in tam karşısında durdu. Deniz, ise çenesi dik bir şekilde ona bakıyordu. Ego, aşağılayıcı bir şekilde Deniz'e baktı. "Demek sen döveceksin öyle mi? Hıh. Bak, tam karşındayım ve hiçbir şey yapmıyorum, dövsene!" diye meydan okudu. Deniz tam bir tepki verecekti ki Hakan, öyle hızlı atıldı ki masanın üstünden atlayıp Ego'nun ensesini tuttu ve Deniz'in tatlısına yüzünü geçirtti. "Sen kime meydan okuyorsun lan!" tatlıya daha çok kafasını gömdü.

Derken ortalık birden karıştı. Grubundaki başka bir erkek Hakan'a arkadan saldırdı, kızlar Derya,Deniz ve Yeliz'e atışmaya başladı. Berk,Yiğit,Tolga ve ben ise öylece bakıyorduk. Birden Gamze üzerime geldi ve sarı saçlarımı çekti. Ben acıyla inlerken o kulağıma "Şunu bil ki Gizem, Yiğit'i asla senin olmayacak!" diye tısladı.

Gözlerimi kocaman açtım. Hayır, hayır, hayır! Gamze, Yiğit'ten mi hoşlanıyordu? Yiğit'i asla Gamze'ye bırakmam! Ellerini saçlarımdan çektim ve bileğini tutarak ters çevirdim. Acı içinde inledi. Ayağına çelme taktım ve hızlıca onu itip yere düşmesine neden oldum. Kafasını yere çarpmıştı ve küt diye ses gelmişti. Bununla yetinmeyecektim, tüm yaptıkları yetmiyormuş gibi sevgilime yan gözle bakıyordu!

Bir dakika...
Gamze, Yiğit'in benim sevgilim olduğunu nerden biliyordu?
Okulda sevgili değildik ve tatilde sevgili olmuştuk, ayrıca hiç karşılaşmamıştık...

"Nerden biliyorsun?" diye eğildim ve bu sefer ben onun saçlarını tuttum. "Yiğit'in benim sevgilim olduğunu nerden biliyorsun?!"

Gamze kahkaha attı. "Ah Gizem... O kadar körsün ki. Bazen en masum sandıkların sen daha fark etmeden arkandan bıçaklar..."

Kaşlarımı çatarak ona baktım. "Ne demeye çalışıyorsun, konuş!" dedim ama o hiç konuşmadı. Kafa darbesinden dolayı mı bilmem ama hareket bile edemiyordu. Kafede ki herkes telefonlarını çıkarıp video çekiyorlardı. Biz ise kavga dövüştük. Baktığımda Berk,Yiğit ve Tolga da kavfaya karışmıştı. Gamze'nin saçlarını daha çok sıkarak ondan cevap bekledim ama yine bir şey demedi.

Derken bir ses duyuldu. "KESİN ŞUNU!" diye bağırdı tanıdık ses. Bakışlarım yukarı çıkan merdivenlere kaydı. Ablam, Erva'ydı... Yanındaki ise Yavuz Abi...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

57okunma 25beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18