Kayıp Anılar kitap kapağı

13. bölüm / 32

Kayıp Anılar

13. Kızıl Panda

Vaveyla Yazarı: Yüsra Bulut

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: 13. Kızıl Panda

(Derin'in anlatımıyla...)

Bu hayatta herkesin bir imtihanı olurdu. Temizin pis ile, çalışkanın tembel ile, sessizin geveze ile, yani herkes ne ise onun tam tersiyle imtihan olurdu. Peki ben neydim de imtihanım unutkanlık olmuştu?

Belki de fazla hatırlayan biriydim. Belki de her şeyi çok derinden yaşayan, her anıyı kalbime işleyen biriydim. O yüzden imtihanım, en sevdiğim şeyi benden almak olmuştu: anılarımı.

Her sabah kalktığımda 'acaba bugün ne unutacağım?' diye düşünmekten sıkılmıştım. Hayatı sorgulamayı vazgeçip okula hazırlandım. Ormana gittiğimiz günden 2 gün geçmişti ve bugün pazartesiydi. Her zaman ki gibi hafta sonu çok kısa geçmişti. Söylenerek okul çantamı aldım ve alt kata gittim. Birkaç bir şeyler atıştırdım ve evden çıkmak için annemle babamı bekledim.

Bir süre sonra annem ve babam da kapının önüne geldiklerinde evden çıktık. Arabayla gidiyorduk. Annem:
"Son iki gündür mutlusun bayağı."
"Üzgün olarak bir şey kazanamam. En azından unutacağım anılarda da mutlu olayım."

Annem bir şey demedi. Okula vardığımızda İstiklal Marşı okuyup sınıfa çıktım. Yiğit gelmişti ama Tolga ve Yeliz henüz yoktu.

"Günaydın." dedim Yiğit'e.
"Günaydın."
"Tolga ve Yeliz yok mu?"
"Dağa kaçtılar." Ters ters ona baktım. "Ne bileyim ben?" dedi sitem ederek. "Gelirler birazdan. Tolga uyanamamıştır, Yeliz de bilmiyorum belki migreni vardır yine."
"Onun migrenleri de..." diyerek iç geçirdim. "Cidden nasıl baş edebiliyor ya?"
"Baş edebildiğini zannetmiyorum."

Derken sınıfa birden Tolga girdi. "Selam millet! Özlediniz mi beni?"
"Hıı" dedi Pembe Cadı. "Çok özledik seni!" dedi göz devirerek.
Tolga yüzünü buruşturdu. "Ben de sizi hiç özlemedim. Benim özlediğim başka ekibim var." diyerek bize doğru geliyordu ki durdu. "Kızıl panda nerde?"
"Kızıl Şeytan'dan Kızıl pandaya mı döndük?" diye sordum.
"Kızıl panda daha tatlı oluyor." dedi. "Sahi, niye yok?" dedi kaşlarını çatarak.
"Migreni tutduğu için gelmemiş olabilir. Ama belki gelir birazdan." dedim.
"Migreni geçmiştir onun." dedi Tolga.
"Nerden biliyorsun?" dedi Yiğit.
"Ormana gittiğimiz gün geçmişti ağrısı. Bir daha olmayacağından emindim."
"Tamam ya gelir birazdan."
"Bekleyin, şu telefonu vermeden arayayım şunu."

Tolga'nın telefonu çaldı...çaldı... Ama Yeliz açmadı. Tolga hayal kırıklığı içinde sırasına oturdu. "İki gündür haberleşmiyoruz zaten, bir şey olmamıştır değil mi?"
"Tolga mal mal konuşma. Ne olacak en fazla? Hem niye bu kadar endişeleniyorsun, hayırdır?" dedi Yiğit.
"Bilmiyormuş gibi yapma. Merak ediyorum işte."
Yiğit hafiften sırıttı ama Tolga ona bakınca ciddileşmek yerine daha çok sırıttı.
"Gülme lan!"
Yiğit kahkaha attı.
"Sus lan seni de biliyoruz. Tüm sınıfın içinde bağırırım bak sonra açıklamaya çalışırsın. Yaparım bilirsin." deyince Yiğit bu sefer ona ters ters baktı.

"Siz bilmediğim bir dilde falan mı konuşuyorsunuz? Niye anlamıyorum ben sizi?"
Tolga "Boşver. Anlatsak anlamazsın." dedi.
Bu sefer ben ona ters ters baktım. Üçümüz birbirimize ters ters bakarken hoca sınıfa girdi.

1. Ders bitti...
2. Ders bitti...
Son ders de bitti ama Yeliz okula hiç gelmedi...

Okul çıkışı Yelizlere gitmek için annemi ikna etmiştim ve üçümüz Yelizlerin eve gitmeye başladık.

(Tolga'nın anlatımıyla...)

İçimde anlamdıramadığım bir huzursuzluk vardı. Endişe... Tek hissedebildiğim endişeydi. Yeliz, okula gelmeyeceğini önceden bildirirdi ve bu sefer bildirmemişti. Ya çok kötü bir migren ağrısı vardı ya da...

Aklıma kötü düşünceler getirmek istemiyordum ama saçma bir şekilde endişeliydim. Motora atladım ve sürmeye başladım. Yiğit ve Gizem ise Yiğit'in motoruyla geliyordu. Motoru hızlı sürüyordum ama şu an yavaş gidecek durumda değildim. Yan taraftan Gizem seslendi:
"Tolga biraz yavaş mı gitsen? Allah korusun kaza yapacaksın. Bu önümdeki salak da sana yetişmeye çalışıyor. Sizin yüzünüzden her an canımdan olabilirim!"
"Bir de bayıl istiyorsan Feriha." dedi Yiğit. Gizem güldü ama ben gülmedim. Gülmediğimi gören Gizem, kaşlarını çattı.

Eminim, Gizem ilk defa beni böyle ciddi ve gergin görüyordur. Sonuçta hep şakacı ve komik biriydim. Kimse ciddi veya gergin kelimelerini benim yanımda düşünemezdi.

En sonunda Yelizlerin evinin önüne geldiğimizde hemen kapıyı çaldım. İçeriden abilerinden birinin:
"Kal kapıda Yeliz!" diye bağırma sesi geldi.

Yeliz evde değil miydi?

"Biziz!" diye bağırdım. "Yeliz'in arkadaşları." dediğim gibi kapı hemen açıldı. Karşımızda ikiz abilerinden biri vardı ama hangisiydi bilmiyorum çünkü ikisi de birbirine çok benziyordu.

"Yeliz nerede?" diye sordu abisi.
"Bilmiyoruz." dedi Gizem. "Okula da gelmedi, o yüzden buraya geldik."

Daha da çok endişeleniyordum. Abisi "Okula mı gelmedi?" diye sordu düşünerek. Onu onayladık. Derken bahçeden annesi geldi. Bizi görünce:
"Hayırdır çocuklar? Yeliz'e mi baktınız?"
"Yeliz okula gelmedi." dedi Yiğit.
Annesi biliyorum dercesine başını salladı. Ardından bana baktı. "Bugün 1 Ekim." dedi. "Onun nerede olacağını biliyorsun. Şimdi yanından geldim ama üzgündü. Onu bir tek sen mutlu edebilirsin." dedi ve omuza vurdu hafifçe.

1 Ekim...
Nerede olabilirdi?

Aklıma gelenlerle hemen başımı salladım ve bahçeden çıktım. Arkamdan Yiğit ve Gizem seslendi:
"Nereye?"
"Nerde olduğunu biliyorum. Siz eve dönün. Onu bulacağım."
"Biz de geliyoruz." dedi Yiğit.
"Yiğit, siz eve dönün. Ben onu bulup size haber veririm."

Yiğit, halimi anlamış gibi tamam anlamında başını salladı. Omzuma vurdu ve "Peki. Bulursan haberdar et."

Bahçeden çıktım ve hemen motora atlayıp uzaklaştım. Gideceğim yeri biliyordum, çünkü Yeliz de oradaydı.

Mezarlıkta...

1 Ekim, babasının şehit düştüğü gündü ve Yeliz arada mezarlığa babasını ziyarete giderdi. Bugün gitmesinin nedeni ise bu tarihte şehit olmasıydı. Babasının memleketi diye buraya defnetmişlerdi ve burada bir ev alıp buraya taşınmışlardı. Yeliz, geldiği gün babasının acısıyla bir hüzün içindeydi ve Gamzelerin sevgisine inanmış daha sonrasında onu zorbalayınca bir bocalama yaşamıştı. Ve sevildim zannederek tekrar bir acıyla karşı karşıya gelmişti. Her ne kadar güler yüzlü olsa da içindeki acı beni bile kahrediyordu...

Bir süre motoru sürdükten sonra mezarlığın önünde durdum. Motoru kenara park ettim ve kaskımı kafamdan çıkarıp mezarlığa girdim. Yeliz beni babasının mezarına daha önceden getirmişti bu yüzden mezarın nerde olduğunu biliyordum. Adımlarımı hızlandırdım ve onu gördüm.

Mezarlığın başında oturmuş düşünceler içinde ağlayarak babasının mezarına bakıyordu. Kızıl saçları dağılmış, gözleri ise kıpkırmızı olmuştu. Yanına doğru yürüdüm. Beni fark edince hemen gözyaşlarını sildi.

"Ne işin var burada?"
Yanına geldim ve mezarlığın diğer tarafına da ben oturdum. "Sen okula gelmeyince merak ettim, ve buraya geldim."
"Gelmene gerek yoktu."
"Vardı." dedim.

Mezar taşına baktım.

Şehit Binbaşı Onur Arslan.

Yeliz, benim yanımda kendini tutmaya çalışsa da hâlâ omuzları sarsılıyordu. Sessizce ağlıyordu. Bu haline dayanamadım ve yanına gidip sarıldım.

"Ağlama be Kızıl Panda. Sen ağlayınca ben de dayanamıyorum. Ağlarım eğer sende ağlarsan."

Normal biri, bu sözlediklerime daha çok ağlayıp üzülmesi gerekiyordu. Ama işte bunu normal birileri yapıyordu. Yeliz değil. Söylediklerimle hafifçe güldü. Başı omzuma yaslıydı.

"Kızıl Panda mı?"
"Hımhı." diye mırıldandım.
"Kızıl Şeytan diyecektin galiba."
"Hayır, onu o... Neyse küfretmeyeceğim. O anladığın kişiler diyor. Sen şeytan değilsin ki. Bir kızıl panda kadar tatlısın."
Söylediklerimle yutkundu. "Gizem bana demişti ki 'Tolga kızıl pandaları çok sever' dedi."
"Eee?"
"Of Tolga. Niye burdasın ki sen? Ben babamla yalnız kalmak istiyorum, git."
"Kaç saattir babanla yalnızsın sorabilir miyim?"
"Hayır soramazsın."
"Ben söyleyeyim: okul saatinden beri değil mi? Yeliz," dedim ve derin bir nefes verdim. "Ben anlayamam belki şehit olmuş bir babanın yokluğunu ama zamanında babamdan ayrı olduğum zamanlar da oldu. Senin acınla bir olmaz tabii de... Benim öyle arkamda duracak biri yoktu. Ne annem yanımdaydı ne de yanımda olacak bir abim,ablam veya kardeşim... Neyse, demek istediğim sen babandan ayrı olsan bile hâlâ yanında olan kişiler var. Annen var, abin, biz... Yalnız değilsin ve en azından buna şükret. Ayrıca... Baban ölmüş olsa bile bir şehit unutulmamışsa ölmez. Hem, can bedenden ayrılsa bile sevgisi ayrılmazmış."

"Kim demiş bunu?"

"Tolga Şahin diye biri."

Yeliz söylediklerime güldü ama bu çok kısaydı. "Tolga..." diye mırıldandı. "Hım?"
"Nasıl oluyor da en üzücü anım da bile güldürebiliyorsun?"
"İşte mükemmel bir insanım derken şaka yapmıyordum. Hadi, eve gidelim artık."

Yeliz başını salladı ve ayağa kalktı. "Mezarlığın çıkışında motorum var, sen oraya git. Bende geliyorum." Yeliz bir şey demeden başıyla onayladı ve yürümeye başladı.

İçimden bir Fatiha suresi okudum ve mırıldandım. "Onur amca... Gözün arkada kalmasın. Ben kızına bakarım. Ben güldürürüm onu. Bana kızmazsın değil mi? Kızını sevdim diye... Benim babamda bir zamanlar olmadı yanımda. O yüzden… Yeliz’in acısını biraz olsun anlıyorum. Onu güldürmeye çalışıyorum. Bazen başarıyorum, bazen başaramıyorum. Ama deniyorum. Söz veriyorum, onu yalnız bırakmayacağım. Senin bıraktığın yerden devam edeceğim. Kızını… çok seviyorum amca. Gerçekten seviyorum. İtiraf etmesi zor ama... Öyle işte...”

Rüzgâr mezar taşlarının arasından hafifçe esti. Birkaç yaprak ayaklarımın dibine düştü. Gözlerim doldu.
“Sen rahat uyu amca. Kızını ben korurum. Senin gibi güçlü olmaya çalışırım. Kızın bana emanet. Nur içinde yat..." dedim ve mezarlıktan çıktım.

Yazar Notu: Son bölümler biraz kısa farkındayım. Önceki bölümler daha uzundu çünkü defterden geçirmiştim. Ama bu son bölümleri kendim buradan yazıyorum ve bu biraz sürüyor. Son iki bölümde de Yeliz ve Tolga'ya ağırlık verdim ama diğer bölümlerde de başka karakterlerden bahsedeceğim. Şimdilik bölüm bu kadardı sağlıcakla kalın...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

58okunma 28beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18