3. bölüm · KADİM CANAVARLAR- 1. KİTAP GÖLGE PENÇESİ
Bölüm 3
Gölgenin Sahibi
Kapının altından süzülen gölge hareketsizdi.Oğuzhan nefesini tuttu.Mehmet ise elindeki metal sopayı iki eliyle kavradı.“Ses çıkarma.”“Mehmet…”“Şşşt!”Gölge yavaşça hareket etti.Önce kapının altından geri çekildi.Sonra tekrar ortaya çıktı.Bu kez daha büyüktü.Oğuzhan bir adım geri attı.“Bu bir insan gölgesi.”Mehmet başını salladı.“Evet.”“Peki sahibi nerede?”Mehmet cevap vermedi.Çünkü o da bilmiyordu.Bir anda gölge duvara doğru uzadı.Duvarın üzerinde bir insan silueti oluştu.Başını yavaşça Oğuzhan’a çevirdi.Sonra eliyle bir şey işaret etti.Oğuzhan’ın elindeki taşa.Taş yeniden parladı.Oğuzhan’ın kulağında aynı fısıltı yankılandı.“Kaç.”“Ne?”Mehmet ona baktı.“Ne oldu?”“Taş bana kaçmamı söyledi.”Mehmet’in yüzü değişti.“Geç kaldık.”Pencere bir anda patladı.Cam parçaları odanın içine saçıldı.Oğuzhan yere eğildi.Mehmet sopasını savurdu.Pencerenin dışından içeri giren siyah yaratık, duvara çarparak geri düştü.Ama bu Gölge Pençesi değildi.Bu yaratık daha küçüktü.Yaklaşık iki metre boyundaydı.Vücudu insan şeklindeydi fakat kolları dizlerine kadar uzanıyordu. Yüzünde göz yoktu.Sadece alnının ortasında açılıp kapanan küçük bir ağız vardı.Mehmet fısıldadı:“Gölge Avcısı.”Yaratık başını Oğuzhan’a çevirdi.Alnındaki ağız açıldı.İçinden insan sesine benzeyen bir fısıltı çıktı:“Oğuzhan…”Oğuzhan dondu.Mehmet bağırdı:“KOŞ!”İkisi aynı anda kapıya yöneldi.Mehmet kapıyı tekmeleyerek açtı.Dışarı çıktıklarında ormanın karanlığı onları yuttu.Oğuzhan koşarken arkasına baktı.Yaratık evden çıkmıştı.Fakat onu takip etmiyordu.Yaratık, evin önünde durmuştu.Sanki bir şey bekliyordu.Sonra gökyüzünden korkunç bir ses geldi.HUUUAAAAA!Ağaçların tepeleri sallandı.Oğuzhan durdu.Mehmet de durdu.Ormanın derinliklerinden siyah bir sis yükselmeye başladı.Sis ağaçların arasında ilerledi.Ve içinden iki sarı göz ortaya çıktı.Gölge Pençesi.Ama bu kez saldırmadı.Yaratık başını kaldırdı.Gölge Avcısı’na baktı.Üçüncü gözü açıldı.Ormandaki bütün sesler bir anda kesildi.Gölge Avcısı geri çekildi.Oğuzhan şaşkınlıkla Mehmet’e baktı.“Bizi koruyor.”Mehmet yavaşça başını salladı.“Evet.”“Peki neden?”Mehmet cevap vermeden Oğuzhan’ın elindeki taşa baktı.Taşın üzerinde yeni bir yazı ortaya çıkmıştı.“KANINDAKİ MÜHRÜNÜ KORU.”Oğuzhan yazıyı okudu.“Benim kanımda ne var?”Mehmet’in yüzündeki ifade değişti.“Bunu sana anlatmam gerekiyordu.”“Ne anlatman gerekiyordu?”Mehmet derin bir nefes aldı.“Senin ailen…”Bir an sustu.“…bu canavarlarla daha önce karşılaştı.”Oğuzhan’ın kalbi hızlandı.“Ne demek istiyorsun?”Mehmet gözlerini ormana çevirdi.“Senin büyük deden bir canavar avcısıydı.”Oğuzhan’ın elindeki taş yeniden parladı.Fakat bu kez üzerinde tek bir kelime belirdi:“YALAN.”Oğuzhan Mehmet’e baktı.Mehmet’in yüzü bembeyaz oldu.Çünkü taşın yalan söylemediğini biliyordu.Ve eğer taş Mehmet’in söylediklerini yalan olarak işaretliyorsa…Oğuzhan’ın ailesi hakkında Mehmet’in bildiği şey, sandığından çok daha büyüktü.Gölge Pençesi bir kez daha uludu.Bu kez Oğuzhan onun sesinde öfke değil…korku duydu.
