11. bölüm · KADİM CANAVARLAR- 1. KİTAP GÖLGE PENÇESİ

Bölüm 11

Oğuzhan Beydilli

DÖRDÜNCÜ TAŞIYICI
“Şimdi asıl oyun başlıyor.”Yaşlı Nevzat’ın sözleri ormanda yankılandı.Oğuzhan elindeki kırılmış taşa baktı.Taşın içindeki kırmızı ışık giderek güçleniyordu.— Dördüncü taşıyıcı kim? diye sordu.Yaşlı Nevzat cevap vermedi.Sadece gülümsedi.Mehmet ise bir anda Oğuzhan’ın önüne geçti.— Onu burada bulamayacak.Yaşlı Nevzat’ın gözleri Mehmet’e çevrildi.— Hâlâ koruyucu rolü oynuyorsun.— Benim ne olduğumu sen bilemezsin.— Biliyorum.Adamın yüzündeki ifade sertleşti.— Çünkü seni ben seçtim.Oğuzhan şaşkınlıkla Mehmet’e baktı.— Seni mi seçti?Mehmet başını eğdi.— Oğuzhan…— Bana gerçeği söyle.Mehmet sustu.Yaşlı Nevzat güldü.— Söylemeyecek.— O zaman ben söylerim.Oğuzhan’ın sesi kararlıydı.Yaşlı Nevzat bir adım attı.— Mehmet, yıllar önce mühür taşıyıcılarını bulmak için gönderildi.Oğuzhan’ın gözleri büyüdü.— Sen…Mehmet başını kaldırdı.— Evet.— Sen beni bulmak için mi geldin?Mehmet cevap vermedi.— Beni başından beri tanıyor muydun?— Hayır.— Yalan.Oğuzhan’ın mührü parladı.Mehmet’in yüzündeki mühür de bir anda ortaya çıktı.Oğuzhan şaşkınlıkla baktı.— Senin de mi mührün var?Mehmet kolunu sıvadı.Bileğinde küçük, gri bir sembol vardı.Ama Oğuzhan’ın mühründen farklıydı.Siyah değil…gümüş rengindeydi.Yaşlı Nevzat konuştu:— Dört taşıyıcıdan biri değildi.Oğuzhan Mehmet’e baktı.— O zaman nesin?Mehmet yavaşça cevap verdi:— Koruyucu.Tam o anda ormanın içinden korkunç bir çığlık yükseldi.Siyah gölgeler hareketlendi.Yaşlı Nevzat elini kaldırdı.— Bul onu.Yüzlerce gölge bir anda ağaçların arasına dağıldı.Mehmet bağırdı:— KOŞUN!Oğuzhan, çocuk Nevzat ve Gölge Pençesi birlikte ormana doğru ilerledi.Arkalarından gölgelerin ayak sesleri geliyordu.Bir süre sonra Mehmet bağırdı:— Buradan!Dar bir kaya geçidine girdiler.Gölge Pençesi arkalarında durdu.Pençelerini toprağa geçirdi.Karanlık bir duvar yükseldi.Gölge yaratıklar duvara çarpmaya başladı.GÜM!GÜM!GÜM!Oğuzhan nefes nefese kaldı.— Burada ne yapacağız?Çocuk Nevzat başını kaldırdı.— Bekleyeceğiz.— Neyi?Nevzat Oğuzhan’ın elindeki kırık taşa baktı.— Onu.Kırık taşın içindeki kırmızı ışık aniden yere yansıdı.Bir yol oluştu.Kaya duvarının üzerinde eski bir sembol belirdi.Oğuzhan elini sembole dokundurdu.TAK.Kaya duvarı açıldı.İçerisi tamamen karanlıktı.Mehmet fısıldadı:— Burası olmamalıydı.— Neden?— Çünkü burayı yüzlerce yıl önce mühürlediler.Oğuzhan içeri girdi.Duvarlarda resimler vardı.İlk resimde dört kişi duruyordu.İkinci resimde dört mühür vardı.Üçüncü resimde ise dört dev canavar.Gölge Pençesi…Kül Ejderi…Derinlik Kralı…Ve Oğuzhan’ın daha önce hiç görmediği bir yaratık.Devasa, uzun kollu, yüzü olmayan bir varlık.Altında tek bir kelime yazıyordu:UNUTULAN.Oğuzhan resme yaklaştı.— Bu da mı kadim canavar?Mehmet başını salladı.— Evet.— Gücü ne?Çocuk Nevzat cevap verdi:— Seni gördüğünde…Bir an durdu.— Sen onu hatırlamazsın.Oğuzhan ürperdi.Tam o anda mağaranın derinliklerinden bir ses geldi.Çok hafifti.— Oğuzhan…Oğuzhan arkasını döndü.Kimse yoktu.Sonra ses tekrar geldi.— Oğuzhan…Bu kez Mehmet duydu.— Sen de duydun mu?Mehmet başını salladı.— Evet.Gölge Pençesi hırlamaya başladı.Çocuk Nevzat’ın yüzü bembeyaz oldu.— Hayır…— Ne oldu?Nevzat geri çekildi.— O çoktan burada.Mağaranın ışıkları birer birer söndü.Karanlık çöktü.Oğuzhan elini kaldırdı.Mührü parladı.Ama ışık sadece birkaç metreyi aydınlatıyordu.Karşı duvarda bir gölge belirdi.Uzun kollar…Çarpık bir beden…Ama yüz yoktu.Oğuzhan gözlerini kıstı.— Orada biri var.Mehmet bağırdı:— SAKIN ONA BAKMA!Çok geçti.Oğuzhan yaratığın yüzünün olması gereken yere baktı.Bir saniye…İki saniye…Sonra Oğuzhan’ın zihni boşaldı.Bir şey unutuyordu.Önce mağaranın nerede olduğunu unuttu.Sonra Mehmet’in adını.Sonra…kendi adını.— Ben…Oğuzhan’ın sesi titredi.— Ben kimim?Mehmet ona doğru koştu.— Oğuzhan!Oğuzhan geriye çekildi.— Oğuzhan kim?Mehmet’in yüzüne korku yerleşti.Çocuk Nevzat bağırdı:— MÜHRÜNÜ KULLAN!Oğuzhan bileğine baktı.Ama mühür artık parlamıyordu.Karanlığın içindeki yaratık yaklaşmaya başladı.Bir adım.Bir adım daha.Ve ilk kez konuştu.— Beni unutursan…Yaratık Oğuzhan’ın tam karşısında durdu.— Seni de herkes unutacak.Oğuzhan’ın gözleri boşaldı.Son hatırladığı şey…Gölge Pençesi’nin kükremesiydi.Sonra karanlık.Ve mağaranın duvarında tek bir cümle belirdi:“DÖRDÜNCÜ TAŞIYICIYI BULMAK İÇİN…”Altındaki yazı yavaşça tamamlandı:“ÖNCE ONU HATIRLAMAN GEREKİYOR.”