1. bölüm · KADİM CANAVARLAR- 1. KİTAP GÖLGE PENÇESİ
Bölüm 1
Ormandaki İzler
Oğuzhan, o gece ormana girmemesi gerektiğini biliyordu.Bunu daha sonra defalarca düşünecekti.Keşke girmeseydim.Ama o sırada aklında yalnızca kaybolan köpek vardı.Kasabanın dışındaki orman, hava karardıktan sonra kimsenin yaklaşmadığı bir yerdi. Gündüzleri bile ağaçların arasından gelen garip sesler yüzünden insanlar oraya fazla sokulmazdı. Son birkaç haftadır ise orman hakkında konuşulanlar daha da tuhaflaşmıştı.Önce bir oduncu kaybolmuştu.Sonra iki avcı.Üç gün önce de yaşlı bir adam, ormanın kenarında yürürken bir şey gördüğünü söylemişti.Kimse ona inanmamıştı.Adamın söylediği tek şey şuydu:“Ağaçların arasında gözleri vardı.”Oğuzhan, elindeki feneri sıkarak ilerledi.“Lanet olsun…”Fenerin ışığı birkaç metre ileriyi bile doğru düzgün aydınlatmıyordu.Arkasını döndü.Kasabanın ışıkları artık görünmüyordu.Bir an geri dönmeyi düşündü.Tam o sırada çalılıkların arasından bir ses geldi.Çıt.Oğuzhan dondu.Fenerini yavaşça sesin geldiği yere çevirdi.Hiçbir şey yoktu.“Yarasa falandır…”Kendi kendine söyledi ama sesi hiç de ikna edici çıkmamıştı.Bir adım attı.Sonra bir tane daha.Ve yerde bir şey gördü.Köpeğinin tasması.Oğuzhan’ın kalbi hızlandı.“Boncuk?”Cevap yoktu.Tasmanın yanında toprağın üzerinde derin çizikler vardı.Oğuzhan dizlerinin üzerine çöktü.Çiziklere baktı.Bunlar bir hayvana ait olabilirdi.Ama normal bir hayvanın pençeleri böyle olamazdı.Üç uzun çizgi, toprağın yaklaşık yarım metre boyunca yarılmış gibi görünmesine neden olmuştu.Oğuzhan’ın ensesinden soğuk bir ürperti geçti.Tam ayağa kalkacakken arkasından bir nefes sesi duydu.Hhhhhhh…Oğuzhan’ın gözleri büyüdü.Yavaşça döndü.Ağaçların arasında iki sarı göz parlıyordu.Fenerin ışığı gözlere ulaştığında yaratık bir adım öne çıktı.Oğuzhan nefesini tuttu.Yaratık bir kurda benziyordu.Ama değildi.Boyu neredeyse bir at kadardı.Sırtından aşağı simsiyah, duman gibi bir tüy tabakası uzanıyordu. Ağzından çıkan nefes soğuk havada gri bir sis oluşturuyordu.Ve ön pençeleri…İnsan eline benzeyecek kadar uzundu.Yaratık başını yana eğdi.Oğuzhan geriye doğru bir adım attı.Sonra bir adım daha.Yaratık hırladı.Oğuzhan koşmaya başladı.Ağaçların arasından hızla ilerlerken arkasından gelen sesleri duyabiliyordu.GÜM!Yaratık bir ağacın gövdesine çarpmıştı.Oğuzhan arkasına bakmadı.Bir dala takıldı ve yere yuvarlandı.Fener elinden fırlayıp birkaç metre uzağa düştü.Karanlık.Tamamen karanlık.Oğuzhan’ın nefesi kesilmişti.Yaratığın ayak sesleri yaklaşıyordu.Güm…Güm…Güm…Oğuzhan gözlerini kapattı.Sonra elini toprağa bastığında parmaklarının altında sert bir şey hissetti.Taş.Bir taşın üzerinde garip semboller vardı.Fenerin ışığı hâlâ birkaç metre ileride yanıp sönüyordu.Oğuzhan taşı kaldırdı.Semboller bir anda parlamaya başladı.Yaratık durdu.İlk kez korkmuş gibiydi.Oğuzhan şaşkınlıkla taşa baktı.Sembolün altında harfler belirmeye başladı.Önce bir harf.Sonra bir tane daha.OĞUZHANOğuzhan’ın kanı dondu.“Benim… adım?”Yaratık geriye doğru çekildi.Sonra ormanın içinden, Oğuzhan’ın daha önce hiç duymadığı kadar derin bir ses yükseldi:“Sonunda geldin.”Oğuzhan başını kaldırdı.Ağaçların arasındaki bütün gözler aynı anda açıldı.Bir değil.İki değil.Onlarca göz.Ve hepsi ona bakıyordu.Oğuzhan’ın elindeki taş daha da parlarken, yerdeki üç pençe izi siyah bir ışıkla parlamaya başladı.O gece Oğuzhan’ın eski hayatı sona erdi.Çünkü ormanda karşılaştığı şey yalnızca bir canavar değildi.O, Gölge Pençesi’nin uyanışına tanık olmuştu.Ve Gölge Pençesi’nin uyanması, dünyanın dört bir yanında uyuyan diğer canavarların da uyanacağı anlamına geliyordu.
Gölge Pençesi’nin en korkutucu yanı büyüklüğü değildi.Gölgesi olmayan tek canlı olmasıydı.Yaklaşık üç metre uzunluğundaydı. Dört ayağının üzerinde durduğunda bir attan daha yüksekti; fakat hareket ettiğinde bir hayvan gibi değil, sanki yerin üzerinde kayıyormuş gibi ilerliyordu.Vücudu siyah kürkle kaplı değildi.Kürkünün arasında, sürekli hareket eden duman parçaları dolaşıyordu. Bazı anlarda bedeni neredeyse saydamlaşıyor, arkasındaki ağaçlar görünüyordu.Başının iki yanında boynuz yerine, kırılmış ağaç köklerini andıran uzun çıkıntılar vardı.Ama en garip özelliği gözleriydi.İki gözü yoktu.Üç gözü vardı.İkisi yüzünün iki yanında, üçüncüsü ise alnının tam ortasındaydı.Ortadaki göz açıldığında çevredeki bütün ışık birkaç saniyeliğine sönerdi.
Gölge Pençesi aslında başlangıçta kötü değildi.Yüzyıllar önce insanlar tarafından koruyucu bir yaratık olarak uyandırılmıştı.Fakat onu uyandıran kişi, canavarın gücünü kullanmaya çalışmış ve Karanlık Çekirdek’i bozmuştu.Şimdi Gölge Pençesi yalnızca avlanmıyordu.Kendisini yeniden uyandıran kişiyi arıyordu.Ve Oğuzhan’ın elindeki taşın üzerinde onun adının yazmasının bir sebebi vardı.Çünkü Oğuzhan, Gölge Pençesi’nin seçtiği yeni avcı değildi.Gölge Pençesi’nin eski efendisinin soyundan gelen kişiydi.
