14. bölüm · KADİM CANAVARLAR- 1. KİTAP GÖLGE PENÇESİ

Bölüm 14

Oğuzhan Beydilli

YERALTİNDAKİ ORDU
Mağaranın derinliklerinde yüzlerce göz açılmıştı.Oğuzhan olduğu yerde kaldı.Gözler karanlığın içinde hareket ediyordu.Bir tanesi yukarıdaydı.Bir diğeri yerde.Sonra onlarcası aynı anda Oğuzhan’a çevrildi.Mehmet kılıcını kaldırdı.— Bunlar ne?Halil Efe cevap vermedi.Geriye doğru bir adım attı.Oğuzhan bunu fark etti.— Korkuyor musun?Halil Efe başını salladı.— Korkmamız gerekiyor.Tam o anda ilk yaratık karanlıktan çıktı.Dört ayaklıydı.Ama hiçbir hayvana benzemiyordu.Vücudu taşla kaplıydı.Başında göz yoktu.Ağzının içinde ise küçük, mavi ışıklar yanıp sönüyordu.Mehmet kılıcını savurdu.ÇAAAT!Kılıç yaratığın taş derisine çarptı.Hiçbir şey olmadı.Yaratık Mehmet’e doğru saldırdı.Gölge Pençesi araya girdi.GÜMMM!İki yaratık birbirine çarptı.Gölge Pençesi onu yere savurdu.Ama karanlıktan bir tane daha çıktı.Sonra bir tane daha.Sonra beş tane.Oğuzhan geri çekildi.— Kaç tane bunlardan?Halil Efe fısıldadı:— Sayma.— Neden?— Çünkü gördüğün her yaratık…Halil Efe karanlığa baktı.— Sadece ön safta olanlar.Oğuzhan’ın yüzü gerildi.Karanlığın içinden yüzlerce yaratık hareket etmeye başladı.Mağaranın zemini titriyordu.Mehmet:— Buradan çıkmalıyız.Oğuzhan başını salladı.— Çıkamayız.— Neden?Oğuzhan mağaranın girişine baktı.Orası çoktan taşlarla kapanmıştı.Halil Efe yere çömeldi.Elini toprağa koydu.Mührü parladı.Bir anda mağaranın tamamında kırmızı çizgiler oluştu.Çizgiler yaratıkların üzerinden geçiyordu.Oğuzhan şaşkınlıkla baktı.— Ne yapıyorsun?— Onları görüyorum.— Neyi?Halil Efe başını kaldırdı.— Hangilerinin gerçekten uyandığını.Oğuzhan yaklaşarak sordu:— Kaç tane?Halil Efe’nin yüzü değişti.— Binlerce.Mehmet:— Binlerce mi?Halil Efe başını salladı.— Ve bunların hepsi Kül Ejderi’ne bağlı.Oğuzhan gökyüzündeki ejderhayı düşündü.— O zaman neden bize saldırıyorlar?Halil Efe cevap verdi:— Çünkü Kül Ejderi artık onları kontrol etmiyor.Oğuzhan’ın gözleri büyüdü.— Kim kontrol ediyor?Halil Efe karanlığa baktı.— Hiç kimse.Bir anda bütün yaratıklar aynı anda kükredi.ROOOOOAR!Ses mağarayı sarstı.Gölge Pençesi geri çekildi.Oğuzhan onun yanına geldi.— Ne oldu?Gölge Pençesi cevap vermedi.Ama üçüncü gözü açıldı.Oğuzhan yaratığın gördüğü şeyi gördü.Mağaranın en altında devasa bir kapı vardı.Kapının üzerinde dört mühür bulunuyordu.Üçü kırılmıştı.Sadece biri sağlamdı.Oğuzhan fısıldadı:— O kapı…Halil Efe arkasından konuştu.— Açılmak üzere.Mehmet kapıya baktı.— İçeride ne var?Halil Efe:— Bilmiyorum.Oğuzhan ona döndü.— Sen dördüncü taşıyıcısın. Nasıl bilmiyorsun?Halil Efe başını eğdi.— Çünkü daha önce buraya hiç gelmedim.Mehmet hemen itiraz etti.— Yalan söylüyorsun.Halil Efe ona baktı.— Sen biliyorsun.Mehmet sustu.Oğuzhan:— Mehmet?Mehmet derin bir nefes aldı.— Ben buraya geldim.Oğuzhan şaşkınlıkla baktı.— Ne zaman?— Yıllar önce.— Kiminle?Mehmet cevap vermedi.Halil Efe söyledi:— Nevzat’la.Oğuzhan’ın yüzü gerildi.— Çocuk Nevzat mı?Mehmet başını salladı.— Evet.— Ve burada ne oldu?Mehmet’in gözleri kapıya çevrildi.— Onu burada kaybettim.Oğuzhan’ın sesi sertleşti.— Sen onu bırakmadın mı?Mehmet cevap vermedi.Bu sessizlik her şeyi anlatıyordu.Tam o anda kapının üzerindeki sağlam mühür parladı.GÜM.Sonra bir kez daha.GÜM.Yaratıkların tamamı bir anda sustu.Oğuzhan nefesini tuttu.Kapının arkasından bir ses geliyordu.Bir kalp atışı gibi.GÜM.GÜM.GÜM.Halil Efe geri çekildi.— Hayır…Oğuzhan:— Ne?— Bu olmamalı.Kapının üzerindeki son mühür çatladı.ÇAT!Oğuzhan bileğindeki mührün yandığını hissetti.Siyah taşın kırık parçası havaya yükseldi.Kırmızı ışık kapıya doğru ilerledi.Oğuzhan bağırdı:— Dur!Taş havada durdu.Kapıdaki mühür yeniden parlamaya başladı.Mehmet şaşkınlıkla baktı.— Oğuzhan…— Ne?— Sen onu durdurdun.Oğuzhan eline baktı.İlk kez mührünün sadece canavarları değil…mühürleri de kontrol edebildiğini fark etti.Halil Efe ona baktı.— Bunu daha önce yapabiliyor muydun?Oğuzhan başını salladı.— Hayır.Halil Efe’nin yüzünde korku belirdi.— O zaman artık başladı.— Ne başladı?Halil Efe cevap vermeden önce kapının arkasından bir ses geldi.Bu kez herkes duydu.— Taşıyıcı…Oğuzhan’ın kanı dondu.Ses devam etti:— Beni neden tekrar mühürledin?Oğuzhan geri çekildi.— Ben seni mühürlemedim.Kapının arkasındaki varlık güldü.— Henüz.Bir anda mağaranın tavanı parçalandı.Yukarıdan mavi ışık süzüldü.Kül Ejderi aşağı doğru iniyordu.Dev yaratık mağaranın içine baktı.Oğuzhan onun gözlerinde korkuyu gördü.Kül Ejderi başını kapıya çevirdi.Sonra Oğuzhan’a baktı.Ve ilk kez insan diline benzeyen bir ses çıkardı:— Onu uyandırma.Oğuzhan dondu.— Sen konuşabiliyor musun?Kül Ejderi tekrar kükredi.Ama bu kez söylediği kelime çok açıktı:— KAÇ.Kapının arkasındaki mühür tamamen kırıldı.BOOOOM!Mağaranın tamamı karanlığa gömüldü.Ve kapının ardından devasa bir el dışarı uzandı.Halil Efe çığlık attı:— Oğuzhan!Oğuzhan elini kaldırdı.Mührü sonuna kadar parladı.Fakat bu kez taşta hiçbir uyarı yoktu.Sadece tek bir kelime vardı:“UYANDI.”