12. bölüm · KADİM CANAVARLAR- 1. KİTAP GÖLGE PENÇESİ
Bölüm 12
UNUTULAN
Karanlık.Oğuzhan gözlerini açtı.Nerede olduğunu bilmiyordu.Önünde taş duvarlar vardı.Yanında bir çocuk duruyordu.Çocuk ona bakıyordu.— İyi misin?Oğuzhan geri çekildi.— Sen kimsin?Çocuğun yüzü değişti.— Ben…Bir an durdu.— Nevzat.Oğuzhan başını salladı.— Seni tanımıyorum.Nevzat’ın gözleri doldu.— Beni hatırlamıyorsun.Oğuzhan etrafına baktı.Bir şeyler eksikti.Sanki zihninin içinde kocaman bir boşluk vardı.— Ben kimim?Nevzat cevap vermeden önce yere baktı.— Oğuzhan.İsim Oğuzhan’ın içinde hiçbir şey uyandırmadı.— Oğuzhan…Kelimeyi tekrar etti.Tam o sırada uzaktan bir ses geldi.— Oğuzhan!Oğuzhan irkildi.Bu sesi tanıyordu.Ama kime ait olduğunu hatırlayamıyordu.— Kim bu?Nevzat hemen cevap verdi:— Mehmet.Oğuzhan’ın kafası ağrımaya başladı.Mehmet.Bir görüntü geldi.Birlikte yürüdükleri orman…Siyah taş…Mağara…Gölge Pençesi…Sonra görüntü kayboldu.Oğuzhan dizlerinin üzerine çöktü.— Hatırlayamıyorum.Nevzat yanına oturdu.— Unutulan seni silmeye başladı.— Onu nasıl durduracağız?Nevzat cevap vermedi.Oğuzhan başını kaldırdı.— Biliyorsun.Nevzat sessiz kaldı.— Nevzat!Çocuk derin bir nefes aldı.— Onu öldüremeyiz.— O zaman?— Hatırlaman gerekiyor.— Neyi?Nevzat, Oğuzhan’ın bileğini tuttu.Mühür hâlâ sönüktü.— Seni.— Kendimi zaten biliyorum.Nevzat başını salladı.— Hayır.— Ne demek istiyorsun?— Sen sadece Oğuzhan değilsin.Oğuzhan’ın gözleri büyüdü.— Sen taşıyıcısın.Bir anda mağaranın duvarları titredi.Karanlığın içinden uzun bir kol uzandı.Nevzat Oğuzhan’ı çekti.— Koş!İkisi mağaranın derinliklerine doğru koşmaya başladı.Arkalarından hiçbir ayak sesi gelmiyordu.Bu daha korkunçtu.Unutulan yürümüyordu.Karanlığın içinde kayıyordu.Oğuzhan bir anda durdu.— Mehmet!Nevzat ona baktı.— Ne oldu?— Onu hatırladım.Uzakta bir bağırış duyuldu.— OĞUZHAN!Oğuzhan karanlığın içine doğru koştu.Bir taş odanın içinde Mehmet yerdeydi.Etrafını siyah gölgeler sarmıştı.Mehmet ayağa kalkmaya çalışıyordu.— Oğuzhan…Oğuzhan’ın gözleri doldu.— Mehmet.Mehmet şaşkınlıkla ona baktı.— Beni hatırlıyor musun?— Evet.Mehmet gülümsedi.Ama o anda Oğuzhan bir şey fark etti.Mehmet’in arkasında…bir gölge vardı.Oğuzhan bağırdı:— Mehmet, arkanda!Mehmet döndü.Hiçbir şey yoktu.— Ne?Oğuzhan’ın nefesi hızlandı.— Bir şey vardı.Nevzat yavaşça konuştu:— O seni kandırıyor.Oğuzhan ona döndü.— Kim?Nevzat mağaranın karanlığına baktı.— Unutulan.Bir anda Mehmet’in sesi değişti.— Hayır.Oğuzhan dondu.Mehmet’in yüzü hareketsizdi.Sonra gülümsedi.— Ben değilim.Oğuzhan geriye çekildi.Mehmet’in gölgesi yerden ayrıldı.Ve Mehmet’in arkasında başka bir Mehmet ortaya çıktı.İki tane Mehmet.Biri gerçekti.Diğeri ise tamamen siyahtı.Siyah olan konuştu:— Hangisini hatırlıyorsun?Oğuzhan cevap veremedi.İki Mehmet aynı anda konuşmaya başladı.— Ben Mehmet’im.— Hayır, ben Mehmet’im.Nevzat bağırdı:— OĞUZHAN! MÜHRÜNÜ KULLAN!Oğuzhan bileğine baktı.Mühür hâlâ karanlıktı.— Çalışmıyor!Nevzat bağırdı:— Çünkü kendini hatırlamıyorsun!Oğuzhan gözlerini kapattı.Bir şey düşünmeye çalıştı.Boncuk.Orman.Siyah taş.Gölge Pençesi.Mehmet.Ailesi.Mühür.Hepsi birbiri ardına zihninden geçti.Sonra bir görüntü geldi.Henüz görmediği bir yer.Devasa bir taş kapı.Kapının önünde dört kişi.Dört mühür.Ve ortalarında…kendisi.Ama daha yaşlı.Elinde siyah taş vardı.Oğuzhan gözlerini açtı.Mührü bir anda parladı.BOOM!Siyah enerji mağaranın tamamına yayıldı.Unutulan geriye savruldu.İki Mehmet’ten biri kayboldu.Gerçek Mehmet yere düştü.Oğuzhan ona doğru koştu.— İyi misin?Mehmet ayağa kalktı.— İyiyim.Oğuzhan derin bir nefes aldı.— Onu yendik mi?Mehmet başını iki yana salladı.— Hayır.— Neden?Mehmet karanlığa baktı.— Çünkü Unutulan kaçmadı.— Nerede?Mehmet’in yüzü korkuyla değişti.— Senin içinde.Oğuzhan cevap veremeden bileğindeki mühür yeniden parladı.Fakat bu kez siyah değil…kırmızıydı.Ve taşın üzerinde tek bir cümle belirdi:“DÖRDÜNCÜ TAŞIYICI SENİ BULDU.”Oğuzhan başını kaldırdı.Nevzat yoktu.Mehmet de şaşkındı.Mağaranın girişinde ise küçük bir çocuk duruyordu.Oğuzhan onu daha önce hiç görmemişti.Çocuk elini kaldırdı.Bileğinde…dördüncü mühür vardı.Ve çocuk gülümsedi.— Sonunda geldin, Oğuzhan.
