9. bölüm / 22
KADERİME YAZILAN ADAMTUZLU KAHVE
Bölümler 22Şu an: TUZLU KAHVE
- 1 BİR SIR372 kelime
- 2 MECBURİYET426 kelime
- 3 İLK KISKANMA363 kelime
- 4 SADECE BİR ŞARKIMIY DI ?225 kelime
- 5 KARICIĞIM265 kelime
- 6 MAVİ YAŞAM AĞACI182 kelime
- 7 HUZUR145 kelime
- 8 ECE216 kelime
- 9 TUZLU KAHVE241 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 YÜZÜK195 kelime
- 11 ENDİŞE179 kelime
- 12 AĞLAMA176 kelime
- 13 ÖZÜR DİLERİM292 kelime
- 14 UYAN164 kelime
- 15 GİTME312 kelime
- 16 BENİ BIRAKMA170 kelime
- 17 KORKMA213 kelime
- 18 PLAN372 kelime
- 19 EVET335 kelime
- 20 BEKLERİM147 kelime
- 21 İMDATTT210 kelime
- 22 BUL BENİ203 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Leyla Abla yanıma gelip gülümsedi.
“Nasılsın canım?”
“İyiyim Leyla Abla.”
Tam o sırada küçük Ece, annesinin eteğini çekiştirmeye başladı.
Ben de eteğimin izin verdiği kadar diz çöktüm.
“Merhaba Ece.”
Ece utangaç gözlerle bana baktı, sonra hemen annesinin ayaklarının arkasına saklandı.
Gülümseyerek,
“Ececim, çikolata ister misin? Bir tane daha?” dedim.
Başını hafifçe salladı.
Ben de kimse fark etmeden eline bir çikolata sıkıştırdım.
Ece çikolatayı alınca bir anda bana sarıldı, ardından yanağımdan öptü.
İçim eridi resmen.
“Çok tatlısın sen,” dedim gülerek.
Tam o sırada halamın sesi geldi.
“Asel! Kalk kız, kahveleri yap.”
Bir anda yüzüm düştü.
“Ben ne anlarım kahveden? Siz yapın, ben yapamam.”
Şimdi bu titreyen ellerimle bir de köpüksüz kahve yapıp herkesin diline düşemem.
Halam kaşlarını kaldırdı.
“Kızım, sana anlattım. Dinlemedin mi?”
“Dinledim de...”
Daha cümlemi tamamlayamadan Leyla Abla araya girdi.
“Ben yapayım.”
Sonra bana dönüp göz kırptı.
“Yalnız söyle bakalım... Nişanlının kahvesine tuz atacak mısın?”
Ben hiç düşünmeden cevap verdim.
“Abla, çamaşır suyu falan dökemiyor muyuz?”
Leyla Abla kahkahayı bastı.
Ben de gülmeye başladım.
Sonra elime tuzu aldım.
Fincanın yarısına kadar tuz doldurdum.
Leyla Abla'nın gözleri büyüdü.
“Asel... Bu fazla değil mi?”
“Zıkkım içsin.”
Leyla Abla yine güldü.
Ben de kahveyi hazırlamaya devam ettim.
Sonra tepsiyi elime aldım.
İlk kahveyi babama, ardından Ahmet Ağa'ya uzattım.
En son Rüzgar'ın karşısına geldim.
Mecburen yanına oturdum ve fincanı önüne bıraktım.
Rüzgar fincana baktı.
Sonra bana.
Ben de masum bir ifadeyle ona baktım.
“İç bakalım...” dedim içimden.
Sen o kahveyi iç de hele bir...
