BİR SIR

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: BİR SIR

Gecenin soğuğuyla uyanmıştım. Bugün ev ayrı bir kasvetliydi. Su içmek için yanımdaki komodinin üzerine baktım. Suyum bitmişti.

Yataktan kalktım. Bu arada, ben kim miydim?

Ben Asel Barlas. Barlas Aşireti'nin abimden sonraki veliahtıydım.

Neyse…

Bardağımı ve sürahimi aldım, merdivenlerden iniyordum ki bir de ne göreyim?

Karşı aşiret, Karahan Aşireti'nin kızı Sare Karahan!

Gözlerimi ovuşturdum.

Hayır, bu gerçekti.

"Senin ne işin var burada?" diyerek bağırdım.

Sare ise korkuyla, "Kaçtım," dedi. "Abinle kaçtım."

İçimden, Ahh, o hödük abim! Allah aşkına, kim karşı aşiretten kız kaçırıp bir de evine getirirdi? Git başka yere kaçır yani. Bizi niye zan altında bırakıyorsun ki? diye düşünürken abim geldi.

Hemen onu itip, "Allah'ın belası, kızı niye kaçırdın?" diye bağırdım.

Eğer Karahanlılar duyarsa bu, kan davası demekti.

Abimse, "Dur Asel," dedi. "Sare hamile."

"Ne?"

Şok geçiriyordum.

Abimin Sare'yle olan gizli birlikteliğini öğrenmiştim. Bir dakika… Hamile mi demişti?

"O hamile mi?" diye döküldü dudaklarımdan.

Tam o anda evin kapısı kırılacak derecede çalınmıştı.

Babam ve annem aşağı indi. Sare'yi gördüler.

Abim anlatırken, "Anne," dedim. "Kız hamileymiş."

Annem ve babam şok geçirdiler.

Abim Sare'yi odaya götürüp geldi. Annem kapıyı açtı.

Sare'nin babası, abisi ve aşiretin adamları evimizi basmıştı.

Sare'nin babası, yani Ahmet Ağa, bağırarak abimin yakasına yapıştı.

Ben ise yanlarında şok içinde izliyordum.

Ahmet Ağa, "Kızımı sen mi kaçırdın lan, şerefsiz?" diyerek bağırdı.

Abimse, "Kaçırdıysam ne yaparsın?" dedi.

Ahmet Ağa silahını çıkarıp bana doğrulttu.

"Kısasa kısas yaparım," dedi.

Bir dakika… Ben ne yaptım ya? Ben kurban gidecektim. Ölmek için çok gencim, dedim içimden.

Babam da hemen Ahmet Ağa'ya dönüp, "Bak, gel evlensinler. Biz de tatlıya bağlayalım," dedi.

Ahmet Ağa ise bana bakıp, "Bir şartım var," dedi.

Ben ise korkuyla o şartı bekliyordum.

Abi, buradan sağ çıkarsam var ya… dedim kendi kendime.

Ahmet Ağa söze girdi:

"Asel'i oğlum Rüzgar'la evlendireceğiz."

Ben şok içindeydim.

Rüzgar'a dönmüştüm. Onun da şaşırdığı belliydi.

"Bir dakika… Bir dakika! Beni istiyordu adam."

Babama baktım, yalvarırcasına. Beni onlara vermeyecekti, değil mi?

Babamsa zorla kabul etti.

Gözlerim doldu.

Bana sorulmamıştı.

Bu evliliği istemiyordum.

Rüzgar'a baktım.

O da bana bakıyordu.

İkimizin de gözlerinde aynı şey vardı: şaşkınlık.

Ama onun gözlerindeki o soğuk bakış, içimdeki öfkeyi daha da büyüttü.

Demek kaderim sendin, Rüzgar Karahan…

Peki ya ben seni istemiyorsam?

O an henüz bilmiyordum.

Bu evlilik, sadece iki insanın hayatını değil…

iki aşiretin kaderini de değiştirecekti.