MECBURİYET

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: MECBURİYET

Rüzgar'la birbirimize bakıyorduk. İkimiz de ne diyeceğimizi bilemez hâlde, şaşkınlık içinde öylece duruyorduk.

Sessizliği Rüzgar bozdu.

"Baba—"

Ama devam edemedi.

Ahmet Ağa elini kaldırıp onu susturdu. Ardından babama döndü.

"Bir hafta sonra istemeye geliriz. Sizin aksinize biz adetlerimizi biliriz."

Sesi o kadar kesindi ki bunun bir teklif değil, çoktan verilmiş bir karar olduğunu anladım.

Ahmet Ağa, Sare'yi götürmek için ona doğru yöneldi.

Tam o sırada abim cebinden bir şey çıkardı.

Bir kâğıt değil…

Bir evlilik cüzdanı.

"Artık gerek yok," dedi abim.

Herkes ona döndü.

Abim evlilik cüzdanını kaldırıp sakince konuştu:

"Biz evlendik."

Bir anda evin içinde sessizlik oldu.

Ben dahil herkes ikinci şoku yaşıyordu.

Gözlerimi abimden Sare'ye, Sare'den tekrar abime çevirdim.

Bunlar ne ara evlendi?

Beynimin içi karmakarışıktı.

Daha birkaç dakika önce Rüzgar'la evlendirileceğimi öğrenmiştim. Şimdi de abimin karşı aşiretin kızıyla çoktan evlendiğini öğreniyordum.

Daha fazla dayanamadım.

Hiçbir şey söylemeden arkamı döndüm ve odama koştum.

Kapıyı kapatıp kilitledim.

Sırtımı kapıya yasladım. Bacaklarımın gücü tükenmiş gibi yere diz çöktüm.

Gözyaşlarım bir anda boşandı.

Ben evlenmek istemiyordum.

Hem de hiç tanımadığım bir adamla…

Üstelik iki aşiretin arasında yıllardır süren düşmanlığın ortasında.

Ellerimle yüzümü kapattım.

"Ben ne yapacağım?" diye fısıldadım.

Cevap yoktu.

Sadece odanın sessizliği vardı.

O gece ne kadar ağladığımı bilmiyorum.

Bir süre sonra gözlerim ağırlaştı ve olduğum yerde uyuya kaldım.

---

Ertesi sabah telefonumun sesiyle uyandım.

Ekrana baktım.

Rüzgar.

Mesajı açtım.

«"Aşağı in. 10 dk oradayım. Alışverişe çıkacağız."»

Kaşlarımı çattım.

Daha gözümü açar açmaz sinirlerimi bozmayı başarmıştı.

İsteksizce yataktan kalktım.

Dolabımı açtım. Elbiselerin arasından beyaz, askılı, çiçekli yazlık bir elbise seçtim.

Üzerimi giydim.

Saçlarımı arkadan sıkı bir at kuyruğu yaptım. Hafif bir makyaj yaptım.

Son olarak beyaz spor ayakkabılarımı giydim.

Aynada kendime baktım.

Dışarıdan sakin görünüyordum.

Ama içimde fırtınalar kopuyordu.

Derin bir nefes alıp odadan çıktım.

---

Tam otuz dakika dışarıda beklemiştim.

Sabır denen şey bende çoktan tükenmişti.

"Allah'ın belası, neredesin ya?" diye sesli şekilde söylendim. "Yarım saat oldu!"

Tam o sırada Rüzgar'ın arabasını gördüm.

Araba önümde durdu.

Rüzgar aşağı indi.

Bana doğru yürürken önce beni baştan aşağı süzdü.

Belli etmemeye çalışsa da dudağının kenarı hafifçe kıvrılmıştı.

Bunu fark edince kaşlarımı çattım.

"Allah'ın suratsızı! Nerede kaldın? Kök saldım buraya!"

Rüzgar tek kelime etmeden arabanın ön kapısını açtı.

Bir an kapıya baktım.

Sonra ona.

"Aman," dedim alaycı bir sesle. "Efendimiz de pek cömertmiş."

Arabaya bindim.

Kapıyı öyle bir kapattım ki araba hafifçe sarsıldı.

Rüzgar bir an bana baktı.

Sonra hiçbir şey söylemeden kendi tarafına geçip arabaya bindi.

Ben kollarımı göğsümde birleştirip camdan dışarı baktım.

Bu adamla aynı arabada on dakika bile duramayacağımı düşünüyordum.

Ama hayat bana çok daha uzun bir yol hazırlıyordu.

Hem de hiç istemediğim bir adamla…