15. bölüm · *İHANETİN AŞKI*
(İHANETİN AŞKİ) 15- bölüm
(Anlatıcı: drew)
Evin içinde yankılanan o ilk el silah sesi, zihnimdeki tüm yorgunluğu bir anda silip süpürdü. Kulakları sağır eden o keşmekeş ve bağırışların arasında, Sedef’i hızla arkama çekip koridorun köşesine siper aldım. Aşağıdan gelen çatışma sesleri duvarlarda yankılanırken, merdiven boşluğundan yukarı doğru yükselen o tanıdık, uğursuz adım seslerini duydum.
Toz dumanın içinden beliren karaltı, yıllardır hayatımızı bir kabusa çeviren o adamdan başkası değildi. Sonat, yüzünde o meşum ve kibirli gülümsemesiyle tam karşımızda duruyordu.
"Sonunda Drew," dedi Sonat, sesindeki o derin garez odadaki soğuk havayı daha da keskinleştirirken. "Hesaplaşma vaktimiz geldi."
Tam iyileşmemiş bedenim, yaralarımın sızısıyla bana ihanet etmek üzereydi; fakat içimdeki o öfke, fiziksel acının çok ötesindeydi. Sedef’in arkamdan elimi sımsıkı tuttuğunu hissettim. O an, bu
amansız dövüşün sadece benim değil, bizim geleceğimizin savaşı olduğunu anladım. Adımlarımı öne doğru attım, gözlerimi Sonat’ın gözlerine diktim. Kaçacak yer yoktu, artık ya tamamen özgür kalacaktık ya da bu karanlık bizi yutacaktı.
Yaralarımın sızısını, bedenimin zayıflığını o an tamamen unuttum. İçimde yıllardır biriken o öfke ve garez, tek bir saniyede muazzam bir güce dönüştü. Sonat daha silahını doğrultmaya fırsat bulamadan, tüm gücümle ileri atılıp onun üzerine çullandım.
İlk yumruğum tam çenesine indiğinde, çıkardığı o tok ses koridorda yankılandı. Sonat geriye doğru sendelerken, dengesini kurmasına izin vermeden yakasından yapıştım ve onu duvara çarptım. Yüzündeki o kibirli, meşum gülümseme bir anda yok olmuş, yerini derin bir şaşkınlığa ve korkuya bırakmıştı.
"Bu Sedef için," dedim ve adeta gözüm dönmüşçesine bir darbe daha indirdim.
Sonat acı içinde yere yığılırken, bu amansız hesaplaşmanın sonuna geldiğimizi biliyordum. Yıllarca bize çektirdiği tüm acıların, o karanlık deponun ve kurduğu tüm kirli tuzakların bedelini şimdi kendi ellerimle ödetiyordum. Sedef arkada nefesini tutmuş beni izlerken, Sonat'ı tamamen etkisiz hale getirip yere sabitledim. Merdivenlerden yukarı hızla çıkan Alex, yerdeki Sonat'ı ve başındaki beni görünce elindeki silahı indirip derin bir nefes aldı.
"Drew Bey, aşağısı tamamen temiz," dedi Alex, gözlerinde büyük bir gururla.
Sonat yerde çaresizce yatarken, onun bu acınası hali üzerimizdeki o kasvetli bulutları tamamen dağıtmıştı. Artık oyun bitmişti, kazanan bizdik.
Sonat yerde çaresizce yatarken, derin bir nefes alıp arkama döndüm ve Sedef'in gözlerindeki o rahatlamayı gördüm. Yıllardır üzerimize çöken o kasvetli gölge nihayet dağılıyor gibiydi.
"Sonat için yolun sonu," dedim, sesimdeki yorgunluğa rağmen dik bir duruşla. "Sonat bitti ama..."
Sözümü bitirmeme izin vermeden Alex araya girdi. Yüzündeki o ciddi ve gergin ifade, bu keşmekeşin henüz tamamen son bulmadığının habercisiydi.
"Ama daha büyük bir tehlike var Drew Bey," dedi Alex, sesini alçaltarak. "Sonat'ın arkasındaki asıl güç, abisi Okan. Örgütün başında
tamamen o var. Sonat bizimle çalışmaya başlamadan ve bize ihanet etmeden çok önce zaten Okan ile iş birliği içindeydi. Asıl büyük planı kuran, ipleri elinde tutan kişi Okan. Bu savaşı tamamen kazanmak istiyorsak, Okan'ı bitirmeliyiz."
Alex'in bu sözleri odada buz gibi bir hava estirdi. Tam her şey bitti derken, karşımıza çok daha amansız ve tehlikeli bir düşman çıkmıştı. Sedef ile göz göze geldik; bu hikaye sandığımızdan çok daha derindi.
(On beşinci bölümün sonu...)
(Az oldu ama kusura bakmayın🙄🤛🏻)
