6. bölüm / 43
*İHANETİN AŞKI*(İHANET AŞKİ) 6- bölüm
Bölümler 43Şu an: (İHANET AŞKİ) 6- bölüm
- 1 (İHANETİN AŞKİ) 1- bölüm375 kelime
- 2 (İHANET AŞKI) 2- bölüm1.460 kelime
- 3 (İHANET AŞKI) 3- bölüm930 kelime
- 4 (İHANET AŞKİ) 4- bölüm1.047 kelime
- 5 (İHANET AŞKİ) 5- bölüm1.280 kelime
- 6 (İHANET AŞKİ) 6- bölüm903 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 (İHANET AŞKİ) 7- bölüm1.177 kelime
- 8 (İHANETİN AŞKİ) 8- bölüm503 kelime
- 9 (İHANET AŞKİ) 9- bölüm1.096 kelime
- 10 (İHANET AŞKİ) 10- bölüm1.420 kelime
- 11 (iHANET AŞKİ) 11- bölüm1.123 kelime
- 12 (İHANET AŞKİ) 12- bölüm561 kelime
- 13 (İHANET AŞKI) 13- bölüm826 kelime
- 14 (İHANETİN AŞKİ) 14- bölüm701 kelime
- 15 (İHANETİN AŞKİ) 15- bölüm484 kelime
- 16 (İHANETİN AŞKİ) 16- bölüm710 kelime
- 17 (İHANETİN AŞKİ) 17- bölüm1.636 kelime
- 18 (İHANETİN AŞKİ) 18- bölüm1.236 kelime
- 19 (İHANETİN AŞKİ) 19- bölüm1.134 kelime
- 20 (İHANETİN AŞKİ)20- bölüm1.101 kelime
- 21 (İHANETİN AŞKİ) 21- bölüm1.042 kelime
- 22 (İHANETİN AŞKİ) 22- bölüm854 kelime
- 23 (İHANETİN AŞKI) 23- bölüm1.157 kelime
- 24 (İHANETİN AŞKI) 24- bölüm1.048 kelime
- 25 (İHANETİN AŞKI) 25- bölüm1.100 kelime
- 26 (İHANETİN AŞKI) 26- bölüm1.231 kelime
- 27 (İHANETİN AŞKI) 27- bölüm859 kelime
- 28 (İHANETİN AŞKI) 28- bölüm1.214 kelime
- 29 (İHANETİN AŞKI) 29- bölüm1.419 kelime
- 30 (İHANETİN AŞKI) 30- bölüm942 kelime
- 31 (İHANETİN AŞKI) 31- bölüm893 kelime
- 32 (İHANETİN AŞKI)32- bölüm876 kelime
- 33 (İHANETİN AŞKI)33-bölüm1.092 kelime
- 34 (İHANETİN AŞKİ) 34- bölüm1.196 kelime
- 35 (İHANETİN AŞKI)35- bölüm981 kelime
- 36 (İHANETİN AŞKİ) 36- bölüm1.310 kelime
- 37 (İHANETİN AŞKİ) 37- bölüm1.369 kelime
- 38 (İHANETİN AŞKİ) 38-bölüm1.275 kelime
- 39 (İHANETİN AŞKİ) 39- bölüm1.041 kelime
- 40 (İHANETİN AŞKİ) 40-bölüm1.056 kelime
- 41 (İHANETİN AŞKİ) 41- bölüm993 kelime
- 42 (İHANETİN AŞKİ) 42- bölüm741 kelime
- 43 (İHANETİN AŞKİ) 43- bölüm889 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(Anlatıcı: sedef)
Ambulansın sirenleri bu kez orman yolunun ıssızlığında yankılanırken, Drew’u acilen şehir hastanesine yetiştirdik. Durumu o kadar kritikti ki, acil servise giriş yaptığımız an Doktor Aksa ekibiyle birlikte bizi kapıda bekliyordu. Drew’u doğrudan yoğun bakım ünitesine aldıklarında, kalbimin üzerindeki o devasa ağırlıkla koridorda öylece kalakaldım. Alex yanımda durmuş, bir yandan telefon trafiğini yönetiyor, bir yandan da çevre güvenliğini kontrol ediyordu.
"Sedef Hanım, Drew Bey güvende," dedi Alex yanıma yaklaşarak. "Aksa içeride. Ama Sonat'ın ne yapacağı belli olmaz, her an her şeyi göze alabilir. Artık tamamen köşeye sıkıştı."
"Sonat bitti, Alex," dedim, sesim buz gibi sert ve kararlı çıkmıştı. "O parmağımdaki yüzüğü attığım an, onunla olan geçmişimi de geleceğimi de o ambarın zeminine gömdüm. Şimdi tek bir amacım var: Drew’un ayağa kalkması ve bu adaletsizliği kendi ellerimizle bitirmek."
Saatler sonra yoğun bakım odasının kapısı yavaşça aralandı. Aksa, yorgun gözlerle dışarı çıktı. Maskesini indirip doğrudan bana baktı.
"Hayati tehlikeyi atlattı," dedi Aksa, derin bir nefes alarak. "Çok güçlü bir bünyesi var. Ama tamamen toparlanması zaman alacak. Seni görmek istiyor, Sedef."
Beklemeden odaya daldım. Cihazların ritmik sesleri arasında, yatakta beyaz çarşafların içinde yatan Drew’a baktım. Yüzündeki morluklar ve yaralar hâlâ tazeydi ama gözlerini açıp beni gördüğü an, o karanlık bakışlarında tanıdık bir parıltı belirdi. Yatağının kenarına oturdum, solgun ve sargılı elini ellerimin arasına aldım.
"Gelmeyeceğimi mi sandın?" diye fısıldadım, gözlerim dolarken.
Drew, zorlukla da olsa dudaklarının kenarıyla hafifçe tebessüm etti. Ses telleri hırpalanmıştı ama kelimeleri her zamanki gibi nettir. "Geleceğini biliyordum avukat," dedi, parmaklarımı güçsüzce sıkarak. "Çünkü bizim hikayemiz henüz bitmedi."
Tam o sırada dışarıdan ani bir kargaşa sesi yükseldi. Alex’in birilerine bağırdığını, ayak seslerinin koridorda yankılandığını duydum. Drew’un gözleri aniden kısıldı, elleri kasıldı. Sonat’ın bu hastaneye, son kozunu oynamak için gelebilecek kadar gözünün döndüğünü ikimiz de çok iyi biliyorduk. Av, avcının ayağına kadar gelmişti.
Koridordaki kargaşa sesleri odanın kapısına kadar dayandığında kalbimin hızlandığını hissettim. Kapı aniden sertçe açıldı ve içeriye üstü başı dağılmış, gözlerinden delilik okunan Sonat daldı. Alex arkasından yetişmeye çalışsa da Sonat çoktan yatağın ayak ucuna kadar gelmişti. Bakışları önce yatakta bitkin halde yatan Drew’a, ardından sımsıkı tuttuğum ellerimize kaydı.
"Sedef..." dedi, sesi hem öfkeli hem de tamamen yıkılmış gibi çıkıyordu. "Hâlâ bu adamın yanındasın."
Daha fazla konuşmasına izin vermedim. İçimde günlerdir biriken o korku, öfke ve Drew’a yaşattığı eziyetlerin hırsıyla yerimden fırladım. Sonat’ın tam karşısına dikildiğim an, sağ elim büyük bir hızla havada kavis çizdi ve yüzünde patladı. Attığım tokatın sesi odanın içinde yankılanırken Sonat'ın başı yana düştü.
Oda bir anlığına ölüm sessizliğine büründü. Sonat elini yavaşça yanağına götürdü, gözlerini yeniden bana çevirdiğinde içindeki o hastalıklı kırgınlığı gördüm.
"Onu seviyor musun gerçekten?" diye sordu, sesi fısıltı gibiydi ama odadaki her bir cihaz sesini bastıracak kadar ağırdı. "Bütün bunlardan sonra... Benimle olan geçmişini bir kalemde silip o katili sevebiliyor musun?"
Gözlerinin içine hiç kırpmadan, dimdik baktım. Parmağımdan o yüzüğü çıkardığım an ne kadar kararlıysam, şu an ondan daha kararlıydım.
Gözlerinin içine hiç kırpmadan, dimdik baktım. Parmağımdan o yüzüğü çıkardığım an ne kadar kararlıysam, şu an ondan daha kararlıydım.
"Seviyorum," dedim, sesim tek bir an bile titremedi. "Hem de çok. Senin hiçbir zaman anlayamayacağın, hiçbir canavarlıkla yok edemeyeceğin kadar çok seviyorum Sonat. Şimdi defol git buradan."
(Anlatıcı: sedef)
Sonat, yüzüne inen o sert tokatın ve arkasından gelen "Seviyorum, hem de çok" itirafının ağırlığı altında resmen ezildi. Gözlerindeki o hastalıklı, her şeyi yakıp yıkmak isteyen delilik aniden söndü; yerini derin, karanlık bir çaresizliğe bıraktı. Yanağındaki elini yavaşça indirdi, bana ve hemen arkamda yatakta yatan Drew’a son bir kez nefret dolu ama mağlup bir bakış fırlattı.
"Bu burada bitmeyecek Sedef," diye fısıldadı, sesi bu defa bir tehditten ziyade, yenilgiyi kabul edemeyen bir adamın son çırpınışı gibiydi. "Onu benden seçmenin bedelini ikiniz de ödeyeceksiniz."
Alex ve hastane güvenliği odaya tam anlamıyla hakim olduğunda, Sonat arkasını dönüp hızla koridorda gözden kayboldu. Onun gitmesiyle odadaki o boğucu hava biraz olsun dağılmıştı ama içimdeki huzursuzluk zerre azalmadı. Çünkü Sonat'ın elindeki en büyük kozun fiziksel şiddet değil, hukuk olduğunu çok iyi biliyordum.
Aradan çok değil, sadece birkaç saat geçmişti. Drew’un narkozun etkisinden tamamen çıkıp kendine gelmesini beklerken, cep telefonuma adliyeden bir meslektaşımdan acil bir mesaj düştü. Mesajı okuduğum an başımdan aşağı kaynar sular döküldü.
Sonat hastaneden çıkar çıkmaz, aylardır üzerinde çalıştığı ve Drew’un "Gölge" örgütünün lideri olduğunu kesin olarak kanıtlayan tüm gizli dosyaları, ses kayıtlarını ve finansal belgeleri başsavcılığa teslim etmişti. Üstelik işin içine beni de karıştırmış, Drew’u ve örgütü savunmak için mesleğimi kötüye kullandığıma dair asılsız iddiaları dosyaya ekletmişti.
Adliyede Drew hakkında acil yakalama kararı çıkarılmak üzereydi.
Yatağın kenarına, Drew’un yanına döndüm. Gözleri açıktı, durumun ciddiyetini yüzümdeki ifadeden hemen anlamıştı. Sargılı elini uzatıp titreyen parmaklarıyla elimi tuttu.
"Ne oldu avukat?" diye sordu, sesi hâlâ pürüzlüydü. "Sonat ne yaptı?"
"Her şeyi adliyeye teslim etmiş Drew," dedim, gözlerimden bir damla yaş süzülürken sesimi güçlü tutmaya çalıştım. "Hakkında tutuklama kararı çıkıyor. Eğer polisler buraya gelirse, seni bu yaralı halinle o hücreye kapatırlar. Buna izin veremem."
Drew derin bir nefes aldı, gözlerindeki o bükülmez lider ifadesi yeniden canlandı. "O zaman gitme vakti geldi," dedi. "Aksa ve Alex beni buradan çıkaracak. Ama sen benimle gelemezsin Sedef. Senin adını temize çıkarman, o adliyede kalıp hukuki olarak bu savaşı yönetmen lazım. Ben yeraltına çekileceğim, sen ise yukarıda adaletle savaşacaksın."
Birbirimizi daha yeni bulmuşken, kader araya sarsıcı bir duvar daha örüyordu. Drew hastaneden gizlice kaçırılıp bilinmez bir karanlığa doğru yola çıkarken, ben onun özgürlüğü ve aramızdaki o geleceği kurtarmak için adliye koridorlarında tek başıma büyük bir hukuk savaşına girmek zorundaydım. Kavuşmamız, bu sarsıcı davanın ve Sonat’ın kurduğu bu tuzakların gölgesinde bir kez daha ertelenmişti.
(Altıncı bölümün sonu)
Bölüm etkileşimi
